Please follow and like us:

 

sultan selim idi yüzün
cami çıkışı yürüdük
aşk sırladığın bürona

Mevlana Hazretleri’nin komşusu Sultan Selim Camisini Konya’dan yolu geçen herkes bilir. Fakat oralardan geçerken fark edemediğimiz bir çok güzellik var. Cami girişi revaklarında üzerine hadis yazılan bir tahta bulunurdu. Geçmiş zaman eki kullanıyorum; çünkü şimdilerde tahta yerinde yok. Tahtanın yazıcısı da üçler mezarlığına sırlandı. Geçen gün oradan geçerken hem tahtayı hem de hattatı aradı gözlerim. Hız çağında fark edememek normal karşılanıyor, hatta farkında olmak için yavaşlamak zamandan uzaklaşmak olarak görülüyor. Aslında insan yavaşladığında zamanın deruni zevkine varabilir. Biz yavaşladığımızda güzel insanları ziyaret ederdik ve etmeye çalışıyoruz. Dünyadan biraz nasiplendiysek bunu kalbimizin ritmini yerine getiren iyi adamlara borçluyuz. Yavaşla kalbim yavaşla biraz.

Alim, Esnaf, Sanatkar elbiseleri bir kişinin üzerine birlikte olur mu? Veya bir elbise üste giyildiğinde diğerlerini örter mi? Belki üstte olan elbise baskın olacaktır; fakat dış elbisenin tonunu bu üç elbise birlikte oluşturacaktır. Biz bu üçlemeyi Cami, Medrese, Bedesten olarak da kullanıyoruz. İyi yetişmiş güzel adamlara baktığımızda karşımıza bu üçlemelerden nasiplenmiş adamlar çıkıyor. Bu sözü edilen unsurların dengesini en güzel şekilde kuranlar topluma da büyük hizmetler etmişler. Çarşıyı, sanatı bilmeyen alim hayal dünyasında yaşar. Sanatı, ilmi bilmeyen esnaf katılaşır. Çarşıyı, İlmi bilmeyen sanatkar toplumdan uzaklaşır. Arife fazla söz gerekmez. Siz bunları hayatınızda çoğaltın. Külliye kuruluşu öyle rastgele seçilmiş bir düzen değildir. Eğer kendimizi, çocuğumuzu yetiştirmek, başkalarına vesile olmak istiyorsak üzerine giydirdiğimiz elbiselere dikkat edeceğiz. Hatta biraz daha ileri/geri gideyim; “Osmanlı şundan yıkıldı bundan yıkıldı tartışmaları var veya Müslümanlar neden geri kaldı?” Sorularına pratik anlamda; üzerine fransızın biçtiği elbise giydirildiği için genç subayın şaftı kaydı veya müslümanlar çocuklarına tek taraflı eğitim elbisesi giydirmeye başladıktan sonra insanın mayası bozuldu, diyebiliriz.

Nuri Baş Hoca Efendi bizim eğitim geleneğimizin son temsilcilerindendi. Bize özüyle, sözüyle çok şey öğretti ve öğretmeye devam ediyor. Onu tanımamış olsaydık, Ahi Evran’ı anlarken daha çok zorlanacaktık.

Nuri Baş Ağabey kimdir sorusunu buradan okuyabilirsiniz.
O’nun tasavvuf ve eylemi birleştiren bakış açısını yeni nesil derviş-mücahit Selman Maltaş’ın tasavvuf ve eylem yazısından anlamaya çalışabilirsiniz.
O’nun muhabbetini ve derdini, O’nun kiracısı ve ilgilendiği talebesi olma şerifine ulaşmış Cüneyd kardeşimizden okuyabilirsiniz: derdi muhabbet.
Ardından en çok hüzünlenenlerden biri olan; kalbine sevmeyi, ağlamayı öğretmiş Ahmed’in yazısı da geride bıraktığı derin izleri bize öğretecektir: ardından

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial

Enjoy this blog? Please spread the word :)