TASAVVUF VE EYLEMİN İÇİNDE BİR DERVİŞ: NURİ BAŞ

Please follow and like us:

Nuri AmcaMehmet Akif İnan, “Her eylem yeniden diriltir beni” diyerek, eylemin önemine atıf yaptı. Bu mısra dilden dile söylenip, duruşu sağlam Müslümanlar için bir işaret fişeği oldu. Bunu her duyduğumda işte benim de kanım kaynar. Heyecan katsayım artar. Fakat hiçbir şey yaşlı bir tasavvuf erbabının gözlerinde gördüğüm heyecan kadar beni heyecanlandırmamıştır.

Nuri Baş Hoca’yı ömrünün son bir yılında tanımış ve onunla hemhal olmuş biri olmak ne denli önemlidir anlatamam. Hele cenazesinde gördüğüm yüzlerce insanın aynı duygu yoğunluğuyla o’nun tabutuna el vermesi. Sonra o insan seli arasında kabrine toprak atamamanın verdiği hüzünle uzak bir köşede kalmam.

Torunu, Nuri Baş’ın vefatından sonra şöyle demişti: “Hayatı hep bir aceleyle yaşadı. Gidişe de öyle oldu.” Evet. Nuri Baş’ı tanıyanlar, o yaşlı kalıbına sığdıramadığı aceleciliğe, heyecana bizzat şahit olmuştur. Aklı hep bir adım ötesindeydi. Duaya verdiği önem kadar eyleme de önem veriyordu. Bir hayır işimi var, en ön safta dururdu. Gençlere yakinen ilgilenirdi. Tasavvufun ehemmiyetinden her bahis açtığında gözleri parlar, nefsi terbiye etmemin mümtaz sırlarını ifşa ederdi.

Bir genç olarak, kendimi o yaşlı muhteremin yanında daha bi genç hissederdim. Bize “efendim” diyerek hitap etmesi beni mahcup eder, o latif diline her seferinde bir kez daha hayran olurdum. Onunla her buluştuğumda, dilin insanın hayatını güzelleştiren ana unsur olduğunu bir kez daha hatırlar, bu konuda kendime çeki düzen vermeye gayret ederdim.

O’nunla tanışmama vesile olan Süleyman Gökmen’le bir fabrikanın metruk mescidinde karşılaşmıştım ilk kez. Ertesi hafta beni ona götürmüştü. Nuri Baş Hoca’ya gidiş gelişlerimiz Süleyman Gökmen gibi sıkı bir dostu bizatihi tanımama da vesile oldu. Bu açıdan o benim hayatıma dost bereketi de katmıştı. Ağabeyim Cihad Meriç’le her buluşmamızda birbirimize o’nu anlatır, örnek bir şahsiyetin peşinde olmanın alamet-i farikasını hatırlardık. Cihad Meriç Nuri Baş Hocamızın şahsiyetinin yanı sıra, onun tüccar tarafına da atıf yapar her zaman olduğu gibi konuyu ahiliğe getirirdi. O, Cihad Meriç’in birnevi Ahi Babasıydı.

Vefat ettiği gün, kendimi o’na bağlanmış biri olarak gördüm. Yaşarken dünya telaşesinden dolayı bunu fark edememişim. O’nun kimi zaman mütebessim, kimi zaman hoş sohbet, kimi zaman sıkı bir düzen eleştirmeni, kimi zaman esaslı bir şair olan tarafları beni kendinde bende etmiş meğer. Her aklıma geldiğinde işte bu yüzden kendime bir kez daha çeki düzen vermeye çalışıyorum. Ümmetin sohbet meclisleriyle dirileceğine tekrar inanıyorum.

Selman Maltaş / İstanbul / 15  Şubat 2010

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial

Enjoy this blog? Please spread the word :)