KONYA İÇİN İFTAR VAKTİ

Please follow and like us:

Evvel-i iftar:
Şehrin meydanlarından birindeyiz. Halkalara eklenen zaman, uzayıp giden insan zinciri, akşamın gelmekte olduğunun en açık delili. Acıkan cüsseleri taşıyan ayaklar, daha takatsiz ve daha yorgun. Çocuklar yine her şeyden oyun çıkarmada, kalabalığın içinde halkaların arasında küçük halkalar ve sürekli tebdil-i mekan yapmadalar…
Sıra ilerliyor. Medeniyetin rüyasını kabus olarak gören, uykusu kaçan ve uykusu kaçtıkça etrafa dalan malum vahşi kabilenin terbiye bilmez yeni yetmeleri dışında herkes sırada. İşinden geç çıktığından eve yetişememiş beyler, alış verişe dalıp ipin ve zamanın ucunu kaçırmış hanımlar, daha ilk haftasında şehrin tanımını arayan yeni ve genç üniversiteliler, meczuplar, deliler, fazla akıllılar, toplumun birçok kesiminden yüzler ve siluetler. Yüzlere dikkat ediyoruz Allah için acıkıyor olmanın solgun güzelliği içindeler. Yüz yüze, yan yana, arka arkaya sıramız ilerliyor…

Ân-ı iftar:
Yemeklerin tabak ve bardaklara servis yapıldığı yer ile çadırın girişi aynı noktada kesiştiği için çadıra girenler aynı zamanda yemeği alan ve yiyenler oluyor. Sıranın sonuna doğru kalan ve gecikenler ise yalnızca bir bardak çorba ve ekmekle kifayet etmedeler. Orkestra sazını ve sözünü bitirip sahneden inerken sahneye çocuklar çıkıyor. On küsur çocuğun sahneye hücum etmesi için bir çocuğun sahneye çıkılabilirliği ispat etmesi yeterli oluyor. Çadırın girişindeki telaşe dinginleşmeden patlayan top ve ardından duyulan ezan orucun nihayetini haber veriyor. Mütelaşi eller, dudaklar, dualar…
Büyük pet bardaklarda domates çorbası ve tavuk etli pilav. Masalarda her dört kişinin ortasına denk düşecek şekilde ayarlanmış tulumba tatlısı dolu tabaklar insanların nefsine ayna tutuyor. Yer seçimi için etrafına başka insanların konuşlanmadığı bir tatlı tabağının önünde sırtı dönük oturmak aynı zamanda ağzının tadıyla iftarı nihayete erdirmek için iyi bir yöntem oluyor. Tabi malum kabilenin yeni yetmelerinin saldırıları için ganimet teşkil eden tatlılardan kalmışsa. Her şeye rağmen hayır ve hasenat yerini buluyor. Topallayarak ve çocuğunu sürüyerek gelen anne, üstü başı toprak içinde yaşlı dede, sanayiden gelen yüzü yağlı delikanlı, kız yurduna bavulunu bırakarak yol yorgunluğuyla sıraya kendini ekleyen genç kız, ağacın altında önce hayalinden ardından pilavın içinden geçen etlerle doyan kediler, rızıklanıyor ve şükrediyor. Allah kullarını sevi(ndiri)yor.

Ahir-i İftar:
Büyük kazanların başında duran, kâh çorba, kâh pilav dolduran görevlilerin yanındayız. “Kaç kişilik bu yemek?” diyoruz. “1500” diye cevap alıyoruz. Ardından “bazıları istismar ediyor 300-400 kişiye ancak yetiyor” diyor. Ekliyor: “Fazla müdahale edince yukarıya şikayet gidiyor.” “Yukarısı neden burada değil?” diye soramıyoruz. Cevabı sükut olacak soruyu unutuyoruz. Selçuklu Belediyesi ve Ribat Aşevi tabelalı çadırın hemen yanında günde 600-700 kişiye iftar yemeği veren bir başka çadır dikkatimizi çekiyor. Bir siyasi partinin artık gelenek haline getirdiği bu hizmet darısı seçimde hizmetkâr görünüp kendi kendine hizmet-i kâr eden diğerlerinin başına diyoruz. Seçim olmadan çadır olmaz atasözünü geleceğe bırakmak istemesekte bir kenara not ediyoruz. Belediyenin iftar çadırında çıkan yemek ve diğer giderlerinin hayırseverler, bazı şirketler ve adı daha açılmadan “yahudi marketi” ne çıkan bir alışveriş merkezi tarafından desteklendiğini öğreniyoruz. Gurbetçi söğüşleyerek holdingleşen, holdingleşerek makrobakkallaşan teşekküllerin işlerinin iyi gitmediğini zannediyoruz, hak etmedikleri halde hüsn-ü zan ediyoruz!

Elde kalan fotograf:
Milyonları geçen insan sayısıyla Konya bir ramazana daha merhaba dedi. Çadırlara kadar gelemeyecek birçok insan orucundan, imanından ve sadakatinden taviz vermeyecek kadar güzel. Yokluk, fakirlik, unutulmuşluk kadar acıtmıyor birçoğunun içini. Seçimlerde mahallelerine mekik dokuyan otobüs ve minibüsler onları çoktan unuttu. İsmi ve cismi bu kadar büyük olan şehirde kurulan çadır sayısının bir elin parmakları kadar olamadığının şaşkınlığı kadar çadırların yalnızca iftar için kurulup neden sahurda kurulmadığına da şaşırıyorlar. Konya Büyükşehir Belediyesi Ramazanın ilk on gününde yurt dışında etkinliklerde bulunduğundan meydan bir kaç mütevazı cemaat ve hayırsevere bırakılmış durumda. Popülizmi yol haritası olarak belirlemiş Büyükşehrin belediyesi Mevlana’nın gölgesinde aydınlık pozlar verirken O’ nun aç kedi ve köpeklerin bile derdinde olduğunu hatırlayamıyor. Yoğunlaştırılmış konsantre etkinlikler için yine Ramazanın son günleri bekleniyor.

Sonsözümüz niyetine: Çadıra bir uğrayın, aç vakitlerinizin tok zekatı olsun ve domates çorbasının ne kadar büyük bir mucize olduğunu görün.

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial

Enjoy this blog? Please spread the word :)