Please follow and like us:

Sağlıklı ilişkilerin hüküm sürdüğü huzurlu aile geleceğin teminatıdır. Eğer gelecekte güçlü bir toplum olmak istiyorsak aile kurumunun sorunlarını masaya yatırmak ve çözüm üretmek zorundayız. Modern toplumun bireyleri hızla aile kavramından uzaklaşmakta ve bu sorumluluğu taşıyamayacak halde yetişmektedir. Geleneksel toplum da ise eskinin hastalıkları devam etmekte günümüzdeki saldırılardan korunma adına kendini ideal aile modeline taşıyamamaktadır. Bu sebeple bugün aile ortamına bulaşmış virüsleri temizlemek için üreteceğimiz bir reçetemiz olacaksa dünün yanlışları ve günün saldırılarını birlikte değerlendirmeliyiz. Dünün ve bugünün hastalıklarını değerlendirirken iç ve dış tehditler ayrı ayrı göz önüne alınmalıdır.

Önce geçmişin hastalıklarını iyi tahlil etmemiz gerekmektedir. Çünkü bugün ki bir kısım sorunlar düzeltilememiş yanlış geleneksel inançlardan kaynaklanmaktadır. Ve birçok zaman kafalarda ki bu bozuk düşünceler sanki İslam dini yaşantısında varmış gibi algılanmakta ve bu bahaneler üzerinden dinimize saldırılmaktadır. Bugün birilerinin örf ve adetlerin yanlışlıklarını İslam’dan kaynaklanıyor gibi gösterme derdinde olması da düşündürücüdür. Kadını zirveye taşıyan onun tüm haklarını koruyan dinimize yapılacak en büyük haksızlık kendi eksiklerimizi gizlemek için hatalı bakış açılarımızı İslam dininde varmış gibi göstermektir. Kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek yerine eskiden miras kalmış bütün aile anlayışımızı Kur’an ve Sünnet süzgecinden geçirmeliyiz. Mesela kız evladı olduğunda yüzünü ekşiteni ilk Rabbimiz kınamıştır. Namus değerlendirmesinde erkeği ve kadını eşit tutmuş, bir ceza söz konusu ise her iki tarafta kınanmıştır. Kadın üzerinden namus anlayışı geliştiren geleneksel toplum erkeğe büyük serbestlik alanı sağlamıştır. Namus korunması hem erkeğe hem de kadına gereklidir. Namus olaylarına baktığımızda namussuzluk yapan erkeği kınayan aile pek görülmemektedir. Hakiki İslam toplumunda böyle tek taraf üzerinden adaletsiz anlayış olması düşünülemez. Günümüzde boşanma sebepleri çeşitlenmiş, oranları da artmıştır. Bu eskiden problem olmadığı her şeyin güllük gülistanlık olduğu anlamına gelmez. Şimdi ki kadınların elinde olan bazı imkânlar eski zamanlarda olsa acaba o günün oranları da aynı kalır mıydı? Ataerkil aile fikri içerisinde kadın duygularını çoğu zaman bastırmış; çünkü kadın ailesine geri dönse en iyi ihtimalle kapının önüne konulacak, toplumun içine dul olarak karışmaya kalksa hem maddi hem de ruhsal baskılarla karşı karşıya kalacak olduğunun bilincindeydi. Burada en ufak olayda kendi evinin yolunu tutan kişi ve onu şımartan ailesinden bahsetmiyoruz. Çok zor şartlara maruz kalan hatta ruhsal dengesini kaybedecek hale gelen kişinin durumunu ortaya koymaya çalışıyoruz. Örnekleri daha da çoğaltılabiliriz; fakat sözü uzatmak yerine şunu ifade edebiliriz, hakiki ölçüye vurduğumuzda boşa çıkacak bütün eski anlayışlar temizlenmelidir. Biz geleneksel aile yapımızın iyi yönlerini yeşertmek, köhneleşmiş adalet ölçüsüne uymayan kısımlarını kurutmak durumundayız ki aile yuvası gül bahçesine dönebilsin.

Günümüzde öne çıkan sorunları beş başlık altında toplayabiliriz:
1-Maddi sıkıntılar.
2-Aldatma.
3-Kaynana-gelin çatışması.
4- Kötü alışkanlıklar.
5- Sonradan belirginleşen uyuşmazlık.

Maddenin tapınılacak makama çıkarıldığı bir zaman diliminde en büyük geçimsizlik nedeninin bu olması kaçınılmaz bir sondur. Her gün yeni ihtiyaçların üretildiği sonsuz tüketim bilincinin pompalandığı dünyamızda iki yakayı bir araya getirmek zorlaşmaktadır. Kredi kartları üzerinden kurulan saadette pek uzun sürmemektedir. Günümüzde kadının çalışma hayatına yoğun bir şekilde katılması anneliği ikinci plana atmış. Önce kariyer sonra eş, çocuk diyenlerin oranı da her geçen gün artmaktadır. Ailede karı ve kocanın çalışması iki ayrı kasanın olması veya tek kasanın anahtarının erkek veya kadında bulunması da ayrı ayrı sorunlar oluşturmaktadır. Öncelikle iki ayrı kasa bereketsizlik ve çatışmadır. Tek elde toplanan kasa sorumlu ve dengeli kullanılmadığında yine sorun olmaktadır. Kasanın yönetiminde karşılıklı anlayış ve istişare dengeli yaşama kapı aralayabilir. Sadece erkeğin çalıştığı evde de aynı anlayış ve istişare olmalıdır. Erkek getirdiği ekmeği bir baskı unsuru olarak kullanmamalıdır, zaten evin geçimini sağlamak erkeğin en ulvi görevidir. Ev hanımı eğer sorumluluklarını biliyorsa yaptığı iş en kutsal meslektir. Topluma ve insanlığa faydalı bir insan yetiştirmenin ve sağlıklı bir aile yuvasını oluşturmanın maddesel karşılığını belirlemek zordur. Neden büyükler; “Yuvayı dişi kuş yapar.” demişler? Bunu anlamanız için bir bekâr evine bakmanız yeterlidir. İstisnalar hiçbir zaman genel kaideyi bozmaz. Ev hanımlığı bulunması gereken yüksek makama çıkarıldığında cazibe merkezi olacaktır.

Aileyi etkileye iç ve dış tehditler de dikkatle incelenmelidir. Çevremizden gözlemlediğimiz kadarıyla aile kendi haline bırakılsa düşe kalka kendini toplayacak ve aileyi kuran bireyler arasındaki sorunların çoğuna çözüm üretilecektir. Ancak gereksiz dış müdahaleler fayda yerine zarar oluşturmaktadır. Aile yürüyüşü uzun bir yolculuktur ki bu yol esnasında sorunlar oluşacaktır. Önemli olan içeride bu problemlerin halledilmesidir. Eşler bir gün sonra sorunu unutur fakat iki tarafın ailelerine yansıyan sorunların unutulması yani dışarı taşan yaranın kapatılması kolay olmaz. Şunu da not etmeliyiz içerideki bastırılan ve çözülmeyen yara kansere dönüşebilir bu dıştaki yaradan daha da tehlikeli olabilir. Çözümlenemeyen sorunlarda aklıselim insanlardan yararlanılmalı. En güzel yöntemde uzun sürmüş sağlıklı ailelerle iletişimdir. Onlar birçok sorunu yaşayarak çözüm yollarını öğrenmişlerdir. Sabırla konuşarak sorunlara çözümler getirilmelidir.

Atalarımız güzel söylemiştir; “Davul dengi dengine vurur.” Bu söz aile kurulmada göz önüne alınmalı. Mesela kalabalık bir aile ortamına çekirdek ailede yetişmiş bir kızı gelin alırsanız veya tam tersi çekirdek ailede yetişmiş bir erkek kalabalık bir ailede yetişen kız ile evlenirse çatışma kaçınılmazdır. Bu zıtlıkları çoğaltabiliriz; Zengin- Fakir, Şehir- Köy, Üniversite- İlkokul… Tabi her bireyde bu yaklaşımlar aynı sonuçları vermeyecektir. Burada kişiliğin oluşumunu bulunan çevre ne kadar etkilemiş ona bakmak gerekir. İlkokul mezunu kendini geliştirmiş farklı kaynaklardan beslenmiş eğitim seviyesini yükseltmiş kişi ayrı değerlendirilebilir. Veya çekirdek ailede yetişip sosyal bir kişilik geliştirmiş bireyde kalabalık ailede zorluk çekmeyebilir. O zaman öncelik çevrenin kişi üzerinde ne kadar etkili olduğunu tespit etmektir.

Aileyi oluşturacak bireyler fıtrat olarak birbirlerini tamamlamalılar. İkisi birbirlerine örtü olabilmelidir. Yabancı iki kişi bir anda en yakın iki insan oluyor ki bu hemen gerçekleşecek bir durum değildir. Evlenecek kişilerin birbirlerini ve nasıl bir çevrede yaşayacaklarını tanımaları en önemli unsurdur. Nişanlılık dönemi güzel bir şekilde işletilse hem flörtün önüne geçilebilecek hem de gençlerin aile kontrolünde sağlıklı zeminde tanışmaları sağlanacaktır. Araştırmalarda ailesine karşı gelerek evlenen kızlara yönelik şiddetin daha çok olduğu tespit edilmektedir.
Fıtrat olarak bayanlar daha ayrıntıcı ve hassastır; erkekler ise her konuda yeterli inceliği gösteremezler. Ve çoğu zaman anlaşılmayan kadın anlamayan erkek profili karşımıza çıkar. Öncelikle iki tarafta karşısındakinin fıtrat özelliğini bilmeli ona göre davranmalıdır. “Eşim neden böyle düşünüyor.” demek yerine; “Onu anlayabiliyorum, onun bakış açısına göre bu olay ancak böyle anlaşılır.” diyebilmelidir. Kendimizi tanıyabilirsek karşımızdakini de tanıyabiliriz. Konuşarak karşılıklı anlayışla çözülmeyecek sorun yoktur; fakat uygun zaman kollanmalı. Hem sinirliyken hem de sorun çözmek zordur. Keskin sirke her zaman küpüne de eve de zarar verir.

İslam her konuda olduğu gibi bu konuda da bize yaşanacak en güzel aile modelini sunmuştur. Hakikat ölçüsünde kurulan ve kitap sünnet ışığında onarılan aile ahirette de yaşamayı hak edecektir. İslam’ın aile modeline ulaşmak için geleneksel aile modeline sinmiş yanlış fikirler temizlenmelidir. Çağın hastalıkları tespit edilerek panzehirler geliştirilmeli. Örnek huzurlu aile modelleri topluma sunulmalıdır. Kur’an-ı Kerim ve Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) örnek yaşamı bize ideal aile hayatında rehber olacaktır. Kur’an ve Sünnet ışığında hazırlanan İSLAMDA AİLE VE ÖNEMİ yazısının okunması bazı ipuçları verecektir.

Not: ilk yayınlandığı tarih : 14 – 11 – 2007

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial

Enjoy this blog? Please spread the word :)