<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KAİNATA MEKTUP &#187; CÜNEYDİ</title>
	<atom:link href="http://kainatamektup.com/index.php/tag/cuneydi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kainatamektup.com</link>
	<description>yenileniyoruz... &#124; &#124; bitmeyen bir aşk yürüyüşü...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 May 2012 16:15:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>DERDİ MUHABBET OLAN NURİ BAŞ HOCAM</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/derdi-muhabbet-olan-nuri-bas-hocam/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/derdi-muhabbet-olan-nuri-bas-hocam/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 19:10:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Baş Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[CÜNEYDİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1241</guid>
		<description><![CDATA[Bir şehri şehir yapan altında yatanlar olduğu kadar üstünde yaşayanlardır da. Güzellik,gören göze göre değişir. Memleket dediğin yer, seni bırakmayan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1242" title="nuribas2" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/02/nuribas2.jpg" alt="nuribas2" width="330" height="441" />Bir şehri şehir yapan altında yatanlar olduğu kadar üstünde yaşayanlardır da. Güzellik,gören göze göre değişir. <strong>Memleket dediğin yer, seni bırakmayan coğrafyadır.</strong> Ayrılışı canını acıtan, üzerinde yürüdüğünde hem yerin altındakilerle hem de yerin üstündekilerle irtibatta olduğun ortam, mekan&#8230; İşte yerin üstündekilerden biriydi Nuri Hoca. Kendine has yaşam tarzıyla eski ve yeni arasında köprü olma derdindeydi. Eskimeyen geçmişi günümüz yapmacık-taklitsel yaşam tarzlarına inat, yaşantısıyla ayakta tutan bir çınar.</p>
<p>Osmanlıca, Musiki, Hat sanatının gayrı resmi (olayın güzelliği bundan kaynaklanıyordu birazda) temsilcisiydi. Mevlana yolu üzerindeki mekanı küçükte olsa içinde birçok duygu ve düşünceyi barındırırdı. <strong>Kısacası bir derdi vardı. Bildiklerini bugüne kadar öğrendiklerini yaşamaya ve çevresindekilere aktarma derdindeydi.</strong> Yaşlansa da dik durma derdindeydi. Hayat yaşamları yıpratmaya çalıştıkça, o yıpranan sayfaları onarma çabasındaydı. Aslında bu bir çaba da değildi. Bu bir hayat tarzıydı. Hayat felsefesiydi. <strong>Yani hayatta nasıl rahat edecekse öyle yaşıyordu.</strong> Hepsi bu. Gerisi teferruat.</p>
<p>Önemli olan ne biliyor musunuz, <strong>Dünya üzerinde birilerinin yaşantısını etkiledi, belki akıp giden hayatın az yada çok akış yönünü değiştirdi.</strong> Önemli olan işte bu. <strong>Her zamanda ve mekanda güzel insanlar vardır</strong>, ben buna inanıyorum. Yok diyen insan ya aramamıştır ya da hak etmemiştir.</p>
<p>Ayakta durmak zor bayım. <strong>Birbirimize tutunmazsak daha da zorlaşacak.</strong> Havada uçan insanlar aramaya gerek yok. Hemen yan masada çalışan ve samimi olan insanın farkında mıyız, mesele birazda bu sanırım.</p>
<p>Selamlar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/derdi-muhabbet-olan-nuri-bas-hocam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cemaatlar Arası Diyalog</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/12/cemaatlar-arasi-diyalog/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/12/cemaatlar-arasi-diyalog/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Dec 2009 05:11:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYATIN İÇİ-NDEN]]></category>
		<category><![CDATA[CÜNEYDİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/index.php/2009/12/cemaatlar-arasi-diyalog/</guid>
		<description><![CDATA[Bazı insanlar vardır ki belli şablonlara sığmazlar. Bu yüzden hiçbir cemaatin içinde yer alamazlar. Ama her insanda veya her cemaatta...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/12/gunce.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2642" title="gunce" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/12/gunce.jpg" alt="" width="640" height="250" /></a>Bazı insanlar vardır ki belli şablonlara sığmazlar. Bu yüzden hiçbir cemaatin içinde yer alamazlar. Ama her insanda veya her cemaatta bir güzellik bulurlar ve onu yaşamak isterler. Dolayısıyla hem her cemaatin içindedirler hem de dışında. İşin acı tarafıysa çok zaman iki yada üç dört cemaat arasında kalırlar. Her topluluk kendi üstünlüğünü kanıtlayabilmek adına diğer topluluğun yada toplulukların yanlışlarını gösterme gayretine girer ki bu aslında kendi yanlışı ve acziyetidir. Başkalarının yanlışları üzerine basarak daha üstün olma ve yukarılara çıkma telaşıdır. Bu sorunların üst kademelerde(yönetici kısmında) değilde  alt kademelerde(halk arasında) yaşandığına çoğu zaman bizzat şahit olmuşumdur. Mesele alt tebaaya indikçe bir hizipleşme, saflaşma halini almaktadır. Bu yüzden ben dinler arası diyaloğdan ziyade cemaatlar arası diyaloğa önem veriyorum. Kendi aramızda diyaloğumuz güçlü olduğu müddetçe ekstradan bir çabaya gerek kalmayacaktır. Ve de insanların veya cemaatlarin dikkatlerini birbirlerinin güzel yönlerine, hatalarına değil doğrularına yöneltmediği sürece böyle bir diyaloğ söz konusu olmayacaktır. Gerçek Hayat dergisindeki bir yazısında İdris Özyol ‘din kimsenin tekelinde değildir’ demişti. En doğru yol benim yolumdur demek tek kelimeyle bencilliktir. Bir gün bir birlik ve beraberlik durumu mevzubahis olacaksa bu birbirimizin güzel yönleri referans almamızla gerçekleşecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/12/cemaatlar-arasi-diyalog/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GEZİ Mİ SEYAHAT Mİ? BURSA ORHAN GAZİ CAMİİ VE BALIKESİR ZAĞNOS PAŞA CAMİİ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/10/gezi-mi-seyahat-mi-bursa-orhan-gazi-camii-ve-balikesir-zagnos-pasa-camii/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/10/gezi-mi-seyahat-mi-bursa-orhan-gazi-camii-ve-balikesir-zagnos-pasa-camii/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 05:41:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Balıkesir]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[YOL HİKAYELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[CÜNEYDİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=658</guid>
		<description><![CDATA[Bursa gezimizden sonra bu haftada bir vesileyle balıkesire gitmek nasip oldu.Her gezide yeni bir şeylerin farkına varıyorum.Ve bundan sonra gezi,yolculuk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/07/seyyah.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2517" title="seyyah" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/07/seyyah.jpg" alt="" width="640" height="250" /></a>Bursa gezimizden sonra bu haftada bir vesileyle balıkesire gitmek nasip oldu.Her gezide yeni bir şeylerin farkına varıyorum.Ve bundan sonra gezi,yolculuk gibi sığ anlamlı kelimeler kullanmıyorum.Yaptığımız eylemi en güzel izah eden kelimenin ‘Seyahat’ olduğunun farkına vardım.Anlamını araştırdığımda Seyahat kelimesinin aslında “siyahat” kelimesinden geldiğini zamanla Türkçe içerisinde “seyahat” halini aldığını ve Arapça siyahat kelimesinin “ibret, Allah’a kulluk etmek ve ibadet için yeryüzünde gezip dolaşmak” anlamına geldiğini gördüm.Yaşantımızın temelini Allah rızası oluşturduğuna göre doğru kelimeyi kullanmak ve yapılan hareketi eylemi doğru tanımlamak önemlidir diye düşünüyorum.<br />
Bursa gezisinden önce şunu fark ettim ki,  fotoğraf makinesiyle fotoğraf çekmeye uğraşmak içinde bulunduğun zamandan ve mekandan alınan zevki en aza indiriyor.Oysa seyahatin esası bulunduğun mekanı tanımak ve o ana kadar o mekanda yaşanmış olan her şeyi hissedebilmektir.Ulu Camiye girdiğinde Yıldırım Bayezid’i,Emir Sultanı ve ilk hutbeyi veren Somuncu Babayı düşüneceksin.Bu zatların aralarında geçen diyalogları hatırlayıp o zamanları ruhen ve bedenen tekrar yaşayacaksın.Baktın kalabalıktan rahatsız oluyorsun hemen yan taraftaki Orhan Gazi camiine geçeceksin ve Orhan Bey dönemine yolculuk edeceksin.Ankara Savaşından sonra karışıklık dönemlerinde Karamanoğulları beyliğinin Bursaya girip Orhan Gazi camiini tahrip ettiğini okuyacak ve şaşıracaksın.İçinden alçak herifler demek geçecek ama tarihi olayların arkasındaki meseleleri bilmeden konuşmanın doğru olmayacağını düşünerek susacaksın.Tophaneye çıkıp eski Bursa ve yeni Bursa arasındaki farkı görecek,Emir Sultanda bir su içecek ve yeşil türbede yatsı namazını kılacaksın.Geriye döndüğünde bu mekanları gördüklerinle değil yaşadıklarınla hatırlayacaksın.<br />
Balıkesirin Zağnos paşa camii ise ayrı bir yazı konusu.Bu arada Zağnos Paşa II.Muradın damadı ve Fatihinde kayınpederidir.<br />
9 Ekimde Uzak İhtimal isimli bir film gösterime giriyor.Senaryo ve yapımda Tarık Tufanında ismi geçiyor.Bu adamın güzel işlerin altına imza atacağını düşündüğümden filmi sinemada izlemeyi düşünüyorum.Tavsiye ederim.</p>
<div class="wp-caption aligncenter" style="width: 410px"><a href="http://picasaweb.google.com/kainatamektup/OrhangaziCamiiBursa#" target="_blank"><img title="zağnos paşa" src="http://lh6.ggpht.com/_7kefLd_arfw/StQPy5z2JbI/AAAAAAAAALU/CIvY23iDrQM/s400/HPIM5482.jpg" alt="zağnos paşa" width="400" height="304" /></a><p class="wp-caption-text">zağnos paşa</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/10/gezi-mi-seyahat-mi-bursa-orhan-gazi-camii-ve-balikesir-zagnos-pasa-camii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sokrates Müslüman mıydı? / Edremit&#8217;te Ramazan Muhabbeti</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/08/sokrates-musluman-miydi-edremitte-ramazan-muhabbeti/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/08/sokrates-musluman-miydi-edremitte-ramazan-muhabbeti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2009 03:29:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[MUHABBET]]></category>
		<category><![CDATA[RAMAZAN]]></category>
		<category><![CDATA[CÜNEYDİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=524</guid>
		<description><![CDATA[Sokrates okuyorsun. Sokrates nasıl biri ? Valla iyi biri gibi görünüyor buradan. Müslüman mıymış? (üçüncü bir şahıs) yok yok kafirmiş....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/12/gunce.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2642" title="gunce" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/12/gunce.jpg" alt="" width="640" height="250" /></a>Sokrates okuyorsun. Sokrates nasıl biri ?<br />
Valla iyi biri gibi görünüyor buradan.<br />
Müslüman mıymış?<br />
(üçüncü bir şahıs) yok yok kafirmiş.<br />
Yani bilmiyorum Müslüman mıydı ama adam hayatını doğruları bulmaya adamış. Doğruların çevresinde dolaşmış ama gerçek doğruyu bulmuş mu bilmiyorum.</p>
<p>Kütüphanemde  hasbelkader kıyıda köşede kalmış sokratesin hayatını anlatan bir kitabın misafirin objektifine takılmasından doğan bu sohbet bütün teravih boyunca aklıma takıldı. Sokrates nasıl biriydi?..</p>
<p>Namazdan sonra bir cemaatin Edremit sorumlusuyla tanıştırılıyorum.</p>
<p>Allah kabul etsin<br />
Allah razı olsun<br />
Nerelisin<br />
Bigalıyım<br />
X hocayı tanıyor musun<br />
Evet tanıyorum<br />
Y hocayı tanıyor musun<br />
Hayır tanımıyorum<br />
Nasıl tanımazsın. Tanımıyor musun?<br />
(kardeşim tanımıyorum. Neden anlamak istemiyorsun. Tanımama hakkımı kullanıyorum. Şu saniyeden itibarende tanımak istemiyorum. Gelme üstüme kardeşim. Ama anlıyorum ki bunun sonu yok.) tanıyorum evet<br />
Hımm nerde çalışıyorsun<br />
Z dairesinde<br />
Durumlar nasıl<br />
(şimdi bu soruya nasıl bir cevap verilebilir. Hangi durum maddi mi, manevi mi? İşhayatı mı, sosyal hayat mı? Bu sorunun cevabı yok. Neyse diyip işi kurtarmak adına cevap veriyorum) iyi Allaha şükür idare ediyoruz işte.<br />
Hizmet nasıl ?<br />
( ne hizmeti baba. Sen kimsin , ben kimim, burası neresi, ahret sorusu gibi sorular.) iyi Allaha şükür. Kendi çapımızda hizmet etmeye çalışıyoruz.</p>
<p>Bu esnada imam yanımıza geliyor. Konuştuğumuz zat imamın ensesine bir şamar patlatıyor. Ben şaşırıyorum. İmam efendi de ne yapsın gariban tebessüm ederek ortamı geçiştiriyor. Camiden çıkıyorum. Aklımda hep aynı soru Sokrates Müslüman mıydı ?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/08/sokrates-musluman-miydi-edremitte-ramazan-muhabbeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖLÜM BİZE DOKUNDU</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/olum-bize-dokundu/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/olum-bize-dokundu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2009 19:58:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYATIN İÇİ-NDEN]]></category>
		<category><![CDATA[CÜNEYDİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=386</guid>
		<description><![CDATA[Ölüm bu aralar kendini çok hissettiriyor. Her ne kadar tanışmıyor olsak da Faruk Yücel’in Hakka yürüyüşü beni derinden etkiledi. Belki...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/12/gunce.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2642" title="gunce" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/12/gunce.jpg" alt="" width="640" height="250" /></a>Ölüm bu aralar kendini çok hissettiriyor. Her ne kadar tanışmıyor olsak da Faruk Yücel’in Hakka yürüyüşü beni derinden etkiledi. Belki aynı yaşlarda olmamız belki de aynı topluluğun içinde bulunmamız&#8230; Hayata bir anlam katanların aramızdan çekilmesi biraz acı oluyor. En son bir yakınımın ölümüyle uyandım hayata. Ben yaşamayı kalbin atışı zannederdim. Oysa tek başına yeterli değilmiş. Beyin ölümü  gerçekleşen bir insanın vücudu ne kadar yaşar ki? Bir otobüsün büyüklüğünü görebilmek için kafidir. Ama göz görmeyince o kütleye gözün açık gidiyorsun. Ölüm kamaştırıyor gözlerini. Ve ölüm bu aralar canımı acıtıyor.</p>
<p>Okuyacak bir kitap olsa diyordum geçen gün. Ağız tadıyla okunacak bir kitap. Darendeli Osman Hulusi Efendinin hayatını okumak ayrı bir zevk vermişti. Hani diyordum, bir muhterem daha lutfetse de şu garip hayatımıza,can gelse damarlarımıza. Kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş. Kalpten isteyince Mevla zuhur edermiş. İbn-i Arabinin kaleminden Zunnun-i Mısri düştü hayatımıza. İbn-i Arabi için ‘Tasavvufa ait ancak keşif ve ilham yoluyla bilinebilecek ve ehli olmayana saklı olan ‘mükaşefe’ ilmini ortaya koyduğunu söylerler.Böyle bir zattan,başka bir muhteremin hayatını okumak ister istemez heyecanlandırıyor insanı. Kitabın ilk sayfasını açarken ayrı bir ihtimamla açıyorsun. Ayrı bir edep var ayrı bir hürmet var ortada. Yazılanlar yazanı temsil ediyorsa (ki öyle) kimin karşısında durduğuna dikkat edeceksin. Her heyecan hayatı derinden hissetmeye bir vesiledir. Allah heyecanlarımızı mübarek kılsın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/olum-bize-dokundu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAYATA KISA BİR MOLA: MUHABBET</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/06/hayata-kisa-bir-mola-muhabbet/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/06/hayata-kisa-bir-mola-muhabbet/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2009 12:53:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[MUHABBET]]></category>
		<category><![CDATA[CÜNEYDİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=267</guid>
		<description><![CDATA[Unutulmuşluğun ortasında ve farkında olmadan da olsa hayatın kıyısında yaşıyor olduğunu görebilmek,fark edebilmek için bir ses gerekiyor bazen. Büyüyü bozacak...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/06/hpim4844.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-268" title="hpim4844" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/06/hpim4844-300x228.jpg" alt="" width="300" height="228" /></a>Unutulmuşluğun ortasında ve farkında olmadan da olsa hayatın kıyısında yaşıyor olduğunu görebilmek,fark edebilmek için bir ses gerekiyor bazen. Büyüyü bozacak elinden tutup kaldıracak ve seni kendine getirecek.<br />
Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var diyorsun, evet. Ama bizi bir arada tutacak insanlara da ihtiyacımız var. Tam yargılanmayı beklerken bütün yargılardan sıyrılmış bir muhabbet her şeyin ötesindedir. Seni olduğun gibi kabul etmeyen ama seni yargılamayan kaç insan vardır ki aramızda. İşte muhabbet bu şekilde doğar. Bunun dışındakiler laf-ı güzaftır. Ben diyeyim diyalog kurma siz deyin entellektüel konuşma. Hiçbiri muhabbetin yerini tutmaz, tutamaz. Çünkü bu durum kişilerle alakalı değildir. Bir üst perdedir. Aklın kalple buluşup dilde vücut bulmasıdır.<br />
Gündelik meşguliyetlerle yıprandığımız doğru. Önemli olan bu yıpranmışlığın bir karşılığının olması. Temsil ettiğin hayat anlayışını çevrene yansıtma çabasındayken yıpranıyorsan ne ala. Çünkü bu tip yıpranmalar kendini bir şekilde tamir eder. Anka kuşunun küllerinden doğması gibi en yıpranmış halinde iken bir filiz belirir ve canlanırsın. Rahmet kimseyi yarı yolda bırakmaz. Önemli olan Allahın sıfatlarının tecellisini üzerinde sözlerinde ve hareketlerinde barındırmandır. Bir zat ‘ sen Allah’ın yeryüzündeki halifesisin’ demişti bir zamanlar. Çok ağır bir cümleydi ve ben bunun altında ezildim. Ama doğruydu. Müslüman kendini hissettirmeli. Bunun derdiyle yıpranmak yeniden doğmaya vesiledir. Ne mutlu çevresine ışık olan, hem kendine hem de çevresine hayrı dokunanlara.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/06/hayata-kisa-bir-mola-muhabbet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZAMANA VE MEKANA SEYAHAT (Balıkkesir, Bursa, Afyon, Konya)</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2008/11/zamana-ve-mekana-seyahat-balikkesir-bursa-afyon-konya/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2008/11/zamana-ve-mekana-seyahat-balikkesir-bursa-afyon-konya/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:08:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afyon]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[CÜNEYDİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=254</guid>
		<description><![CDATA[1. Bölüm Yolculuk kendini bulma çabasıdır. Farklı mekanlarda farklı zamanlarda eksik kalmış yönlerini tamamlama gayreti bir nevi. Bazen tarihe,bazen denize...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. Bölüm</p>
<p>Yolculuk kendini bulma çabasıdır. Farklı mekanlarda farklı zamanlarda eksik kalmış yönlerini tamamlama gayreti bir nevi. Bazen tarihe,bazen denize ve güneşe,bazen de dağların gizemine bir kaçış. Bu düşüncelerle çıktık Edremit’ten yola. Ne zaman nereye gideceğimiz konusunda yüzeysel fikirlerimiz vardı. Plan yapmanın insanı hapsettiğine inandığım için plansız programsız  bir yolculuk olacak bu. Yol insana nerede ne yapması gerektiğini gösteriyor aslında. Yeter ki ona kulak verilsin. İlle de bir plan yapılacaksa oda bir merkez seçimi olmalı bence. Yani yolculuğun üzerine oturtulacağı bir temel. Bırak yolculuğun onun çevresinde kendiliğinden gelişsin. Benim için merkez nokta Konya’ydı.Bunun dışında seyahatin nasıl ilerleyeceği konusunda benimde bir fikrim yoktu.<br />
     Her şeyden önce Besmeleyle çıkacaksın yola. Geride bıraktıklarını dualarla Allah’a emanet edeceksin. Ve Allah’tan bu yolculuğun hayırlara vesile olmasını dileyeceksin. Yol seni tüm varlığınla kabul edecek. Vücudunla ve ruhunla ilerleyeceksin. Ruhun geriden gelmesi veya önden gitmesi sıkıntıya sebep olur çoğu zaman.Ruhun önden gitmesi farklı beklentilere işarettir. Yolculuk esnasında bu beklentilerin şu veya bu sebeple tatmin edilememesi hayal kırıklığı oluşturur.<br />
     Bir Çarşamba gününün sabah namazı sonrası bulduk kendimizi yollarda. Heyecanlıydık.Bu ikinci uzun yol deneyimimiz olacak. Tarihler 19 Kasımı gösteriyor.Hava kapalı.Bursa üzerinden Afyon’a gitmeyi hedefliyoruz.Sabahın dinginliği yolumuzu açıyor.Ve üç saat sonra Bursa’ya varıyoruz. Mümkün olduğunca içine girmeden çevre yolundan güzergahımızı belirlemeye çalışıyoruz. Neyse ki mesai saatleri içinde olmamız Bursa trafiğinin hengamesine uğramadan sessiz ve sakin bir şekilde Bursa’dan ayrılmamızı sağlıyor. Ardından gelen İnegöl- Bozüyük yolu tabiatın renk cümbüşüne sahne oluyor. Ağaçların kırmızımsı parlak renkleri yolculuğa ayrı bir güzellik katıyor. Daha önceki otobüs yolculuklarımdan hatırladığım kadarıyla özellikle gün batımı esnasında güneşin ışıklarıyla buluşan bu güzellik daha bir canlılık kazanıyor. Altı saat süren yolculuktan sonra Afyon sınırlarına girmiş bulunuyoruz. Bastıran uyku ve yol yorgunluğu iyice dikkatimi dağıtıyor. Direksiyon hakimiyetimi kaybetmeye başladığımı fark ediyorum. Kalan yarım saatlik yolu riske etmeden bir kenarda dinlenme molası veriyoruz. Çeşitli egzersiz hareketleri ve derin nefes çekişler vücudumu bir nebzede olsa rahatlatıyor. Artık yola devam edebiliriz.</p>
<p>2. Bölüm</p>
<p>Afyon benim için karanlık bir şehir. Konya-Ç.kale arası yolculuklarda otobüs saatlerinin uygunsuzluğu bu şehrin gece karanlığı gibi üstüme çökmesine sebep olurdu. İnsan görmediği, tanımadığı şeyin düşmanıdır derler. Bu yüzden olsa gerek Afyon bana karartılarda belirir.<br />
Bu defa Afyon gülen yüzüyle karşılıyor bizi. Geçirdiğimiz yağmurlu saatlerden sonra güneş tüm parlaklığıyla yolumuzu aydınlatıyor.Şehrin girişinde beş yıldızlı termal oteller ve estetikten nasibini almamış dinlenme tesisleri bulunuyor.Bir gecelik konaklama ücreti 120 ytl’den başlayan fiyatlarla bu ne idüğü belirsiz taş yığınları ülkenin üst gelir seviyesindeki zevatına hitap ediyor olsa gerek. Merkeze doğru ilerlediğimizde şehrin ucube yüksek binalara sahip olmadığını görüyoruz.<br />
Yolları biraz dar olsa da trafik bir şekilde akıyor. Ve siz ilerlerken karşınıza şehre imzasını atmış eski camilerinden imaret camii çıkıyor.Camiyi daha yakından incelemek için arabamızı bir yan sokağa park ediyoruz. Halk arasında her ne kadar imaret camii şeklinde anılsa da caminin esas ismi Gedikli Ahmet Paşa camii.Yapılış tarihi 1472 lere uzanıyor.Geniş bir avluya sahip.<br />
Avluda gezinirken hemen yanındaki imaret hamamı dikkatimi çekiyor. Üstü ufak kubbelerle bezenmiş görsel bir şölen. Caminin ve hamamın bu kadar yakın olması hemen aklıma medreseyi getiriyor. Burası eskiden camisi hamamı ve medresesi olan bir külliye olsa gerek. Caminin hemen arkasındaki taş medrese bu düşüncemizi haklı çıkartıyor.<br />
Afyon’a gelipte Karahisar kalesine gitmemek olmaz.Biraz yüksekte olduğu için bazı arkadaşlar yukarıya kadar çıkmaya gerek olmadığını düşünüyor.Oysa eski medeniyetler bu yokuşları kaleyi alma uğruna savaşarak katetmişler.Sırf bu düşüncelerle o yokuşa tırmanmak bile insanı heyecanlandırıyor. Kale bir kayalık dağın tepesine kondurulmuş çevresi uçurum olan bir yapı.<br />
İlk olarak sanırım Hititler zamanında yapılmış. Daha sonraları her medeniyetin katkısıyla bu güne kadar gelmiş. Kaleye çıkan yolda restore edilmiş eski evler görüyoruz. Estetik olarak Osmanlı evlerini andıran bu renk renk evler Afyon’un ayrı bir zenginliği. Bu evlerin arasında bir mezar görüyoruz. Ahmet Turani Türbesi. Battal gazinin en yakın arkadaşlarındanBirlikte kalenin kuşatılmasına katılırlar ve şehit olurlar. Mezarın karşısında Ulu Cami. Minareyi fark edemeyenler ilk etapta buranın bir han olduğunu zannedebilir. Dikdörtgen şeklinde yapılmış oldukça büyük bir ibadethane. 1277 tarihinde inşa edilen bu caminin içine girdiğimizde yapının Konya-Alaattin tepesindeki Alaattin caminin yapısıyla örtüştüğünü fark ediyorum. Tavanı ve kolonları ahşaptan yapılan caminin gizemli bir havası var. Planlarımız arasında arkeoloji müzesini de gezmek vardı ama havanın kararmaya başlaması zamanımızı kısıtladığı için burayı bir sonraki gezimize bırakıyoruz. Geceyi Gazlıgöl’de geçirmeyi karar veriyoruz. Gazlıgöl Afyon merkeze 20 km uzaklıkta termal suları olan köy görünümünde bir yerleşim yeri. Ne alt yapısı ne de düzgün bir tesisi olmayan enteresan bir yer. İnternetten bakarsanız ‘ünlü’ kelimesi kullanır. Biz ünlü herhangi bir özelliğini bulamadık.Ve şunu gördük ki,apartman olarak kullanılan bir binanın üzerine Termal Otel tabelası konulmuş olması orayı termal otel yapmıyor. Neyse ki Belediyenin iyi-kötü apart tarzında yapılmış bir tesisi var.Bir gece burada kalıyoruz. Ve sabahında Konya yolundayız… </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2008/11/zamana-ve-mekana-seyahat-balikkesir-bursa-afyon-konya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MALATYA&#8217;DA BİR ASK-ER</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2006/08/malatyada-bir-ask-er/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2006/08/malatyada-bir-ask-er/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2006 06:43:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Şehir Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[CÜNEYDİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[20 Saatlik bir yolculuktan sonra Malatyadayım.Genel olarak güzel bir yolculuktu.İlk on saati Ankaraya kadar gündüz,ikinci on saati malatyaya kadar geceydi.Yolculuklar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>20 Saatlik bir yolculuktan sonra Malatyadayım.Genel olarak güzel bir yolculuktu.İlk on saati Ankaraya kadar gündüz,ikinci on saati malatyaya kadar geceydi.Yolculuklar hep bir kalp kırgınlığı bırakıyor arkada kalanlara dair.Sonra gideceğin yere varıyorsun.Yeni bir heyecan.Bu duygu ve düşüncelerdeydim Malatyaya indiğimde.Saat sabah 7:30 civarı.Kısa saçlarımla 100 metreden asker olduğum anlaşılıyor olacak ki,asker malzemeleri satan arkadaşlar hemen çevremi kuşatıyorlar.Bir karşı saldırıyla bu kuşatmayı yarmayı başarıyorum.Fazla muhatab olmadan ayrılıyorum mekandan.Güvensizlik ne kadar kötü.Ve bir camii aramaya başlıyorum.Saptığım ilk sokakta bir camii karşıma çıkıyor.Söğütlü camii.Konyanın kapu camiine benziyor.Çevresinde tek katlı küçük kuyumcular ve elbise dükkanları.Bu camiyi mekan olarak Kapu camiinden ayıran tek özellik camiinin söz konusu dükkanların üzerine inşa edilmesi,Kocatepe camii gibi.Geniş bir bahçe ve geniş bir ön giriş.Abdest alıyorum.Bir rahatlama.Su beden üzerinde geçtiği yerleri rahatlatıyor.Ama abdest sadece bir başlangıç.Devamında namaz.Huzura varmak-huzura ermek için namaz.Ardından Tevbe-i İstiğfar,hayırlı bir askerlik için dua.Hayatımın Malatya sayfası namaz ve dua ile açılıyor.Allah devamına erdirir inşa&#8217;allah.Görelim Mevla neyler,neylerse güzel eyler diyerek kayısı şehri malatyayı gezmeye başlıyorum.Ancak çantanın ağır oluşu sıkıntı oluşturuyor.Bir çay bahçesi olsa diyorum.Bir dört yol ağzında bir çay bahçesi denk geliyor.Bir çay olsa diyorum.Çay geliyor.Bir kalem olsa diyorum.Kalem geliyor.Ve yazıyorum.Önümde bir fıskıye.Su sanki büyük bir heyecanla fışkırıyor yukarıya doğru.Sonra annesine kavuşmak isteyen bir çocuk gibi tekrar aşağıya düşüyor.Köpükler bu heyecanın surete dönüşmüş halleri.Bir Malatyalıyla konuşsam diyorum,güvenilir bir malatyalıyla.Sonra önümden elinde Vakit gazetesi taşıyan birisi geçiyor.O kişiye karşı içimde bir güven oluşuyor.Bir gazetenin bir insan hakkında bu kadar bilgi vermesine şaşırıyorum.Biraz başım ağrıyor.Birazda uykusuzluk var.Uykuyla alakalı bir sorun olduğunda sinirlerim gergin oluyor.Askeriyeye gergin sinirlerle girmek istemiyorum.Aksi taktirde hayırlı bir başlangıç olmayabilir.Malatya konusunda aslında ilk zaamanlarda biraz sıkıntı yaşadım.Bu da tamamen beklentilerden kaynaklandı.Şu ana kadar bütün arkadaşlarım Ege ve çevresinde askerlik yaptılar.Bende buna binaen Konyaya kadar olan herhangibir yer bekliyordum.Hatta Konyayı bekliyordum.Malatya ve kısa dönem çıkması hiç beklediğim bir şey değildi.Bir iki gün bunun etkisinde kaldım.Ancak bir müslüman tevekkül inancı sayesinde en kötü şartların psikolojisinden dahi sıyrılabiliyor.Biz ki,hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığına inanan insanlar olarak zamanda ve mekanda hayrı ararız.Malatyayıda böyle düşünmek gerekiyor.İlk bakışta sıcak bir şehir görüntüsü oluşturuyor.Hem iklim bakımından hemde insana yakınlığı bakımından.Her caddede bire veya iki camii var.Ve burada camiilerin minareleri Arap diyarlarındaki camiilerin minarelerine benziyor.Belki de Ankarayı soğuk yapan etkenlerden biride bu.Camisizlik.Bu şehirde camii sayısı olabildiğince az tutulmaya çalışılmış.Yani ibedet etmek istediğinizde bazen sıkıntı yaşayabiliyorsunuz.Oysa camiiler bir yerleşim yerinin atan kalbidir.Kalbini çıkardığınızda şehir soğur ve nihayetinde ölür.Ankara benim için ölü bir şehir.Ah birde Hacı Bayram Veli olmasa&#8230; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2006/08/malatyada-bir-ask-er/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

