DÜNYA

December 10, 2009 HABERLER

islam dünyası haritası
büyük osmanlı devleti haritası

Dünyayı kucaklayan makalelerimiziburadan okuyabilirsiniz.
Balkanlar’dan Patani’ye
Tataristan’dan Yemen’e
Filipinler’den Nijerya’ya

Farklı enlem ve boylamlarda, farklı kıtalarda ortak bir değer var: İSLAM

Zulme karşı mazlumdan ve adaletten yanayız.

Filistin
Gazze
Kudüs
Afganistan
Irak
Çeçenistan
Dağıstan
Keşmir
Patani
Filipinler
Açe
Somali
Kosava
Bosna
Tataristan
Nijer
Husiler

Dünya Haber

Kosova Haber
Bosna Haber
Srebrenitsa

Azerbeycan Haber
Kafkas Haber

Doğu Türkistan Haber Merkezi
Doğu Türkistan Platformu

Filistin Haber
Müslüman Kardeşler

Türkçe-Farsça Haber
Mehr Haber
Fars Haber

Pakistan

Dünya Bülteni
Yakın Doğu Haber

İHH Haberler
Açaum Afrika Bülteni
TİKA

YAZAN:

Yorumlar (12)

 

  1. DOĞU TÜRKİSTAN'I UNUTMADIK says:

    IHH hatırlamaya ve hatırlatmaya devam ediyor.
    En kısa zamanda PATANİ sempozyumu da bekliyoruz.

    20-21 Mart 2010
    Ayrıntılı bilgi için:
    http://www.doguturkistansempozyumu.com/

  2. Batı battı. Sömürge imparatorluklarının sonu. Şimdi safları sıklaştırma zamanı. says:

    YÜKSEK ENFLASYON BATIYA YAYILACAK

    Özellikle ABD ve İngiltere’de yüksek enflasyon sorununun baş göstereceğini belirten Hennecke, Asya’da benzer bir sıkıntının görülmeyeceğini dile getirdi ve “Şu anda Yunanistan’da yeni bir devlet tahvili krizi baş gösterdi. Yakın bir sürede bu sorunun İspanya’ya yayıldığını göreceğiz” dedi.

    Devlet tahvili krizinin birçok Avrupa ülkesinde yüksek enflasyona neden olacağına dikkat çeken uzman, tüketici ürünlerinin fiyatlarının da yükseleceğini belirtti.

    Müşterilerini Avrupa borsalarından çok Asya borsalarında yatırım yapmaya yönlendirdiklerini söyleyen Henneck, “Asya ekonomisinin daha sağlam temellere sahip. Çin Merkez Bankası’nın aldığı sıkılaştırma önlemlerinin oldukça gerekli olduğuna inanıyoruz” dedi.

    http://www.timeturk.com/Bat%C4%B1da-yeni-kriz-ve-en-ak%C4%B1ll%C4%B1-yat%C4%B1r%C4%B1m_114411-haberi.html

    Not: altına, asyaya yatırım önerisinde bulunulmuş biz de insana yatırım yapan kazanır diyoruz.

  3. Artık eski kadar Kafkasya'dan konuşmuyoruz. 17 Şubat Kafkas Kartalı Şeyh Şamil'in vefat günü. says:

    Kriz bölgelerinde bile nereleri konuşturmak isterlerse oraları konuşturuyorlar. Her daim Filistin gündem de; çünkü israil düşmanlığı prim yapıyor. Filisti’nin konuşulmasına karşı değiliz ve bizde elden geldiğince bu konuyu dillendiriyoruz.

    Fakat bunlarda konuşlamalı:

    Çin zulmü altındaki Doğu Türkistan gündemde yok.
    Rus zulmü altındaki Kafkasya gündemde yok.
    ABD zulmü altındaki IRAK, Afganistan ve diğer bölgeler gündemde yok.
    Hindistan zulmü altındaki Keşmir gündemde yok.
    Tayland zulmü altındaki Patani gündemde yok.

    Daha çok sivil toplum örgütüne ihtiyaç var hepsi bir bölgeye seferler düzenlemeli.

    Rabbim sammimiyet versin. Yolunda mücadele nasip etsin.

    —————————0———————————

    İMAM ŞAMİL’ İN HAYAT HİKAYESİ

    Rusların, Kafkasya’da ortadan kaldırmak istediği İslâmiyeti, tekrar ihyâ etmek, yaymak için uğraşan, Kafkas-Rus mücâdelesinin en unutulmaz simâsı ve düzenli Rus ordularını dize getiren büyük mücâhid , Kafkas kahramânı, âlim ve velîdir . 1797 (H.1212) senesinde Dağıstan’ın Gimri köyünde doğdu. Babası Muhammed, ona Ali ismini verdi. Küçük yaşta ağır bir hastalığa yakalanan Ali’ye, âdetlerine uyarak, Şâmil ismini de verdiler ve o isimle çağırmaya başladılar.

    Küçük yaşından îtibâren ilim tahsîl edip âlim olması için, zamanın ulemâsından okudu. Şâmil, otuz yaşına kadar; tefsîr, hadîs, fıkıh ilimlerini, edebiyât, târih ve fen bilgilerini öğrenerek, büyük bir âlim, gönül sâhibi bir velî oldu. Rusların, Kafkasya’daki müslüman Türkleri esâret altına almak, kalblerindeki îmânı söküp atmak ve İslâmiyeti yok etmek için maddî ve mânevî bütün güçleri ile uğraştığını görünce, gönlündeki îmânın tezâhürü olarak cihâd aşkıyla ortaya atıldı. Kafkasya’da yaşayan Türkler, onu başlarına imâm, rehber seçtiler. İmâm Şâmil, daha önce Rusların esâretini kabûl etmiş kabîleleri de saflarına katarak, düzenli küçük bir ordu kurdu. Bu küçük ordusuyla yirmi beş sene, İslâmiyeti yok etmek, müslümanları ortadan kaldırmak isteyen Ruslara kan kusturdu. Nice generallerini harp meydanlarında öldürüp, nicelerini de çarlarına karşı küçük düşürdü, onları âciz bıraktı. Eşsiz bir mücâdele ile hayâtını geçiren Şeyh Şâmil, 1870 (H.1287) senesinde Medîne-i münevverede vefât etti.

    “Ben, Kafkas müslümanlarının hürriyete kavuşmaları için silaha sarılan gâzilerin en aşağısı Şâmil! Allahü teâlânın himâyesini, Çar’ın efendiliğine fedâ etmemeye yemin eden, özü sözü doğru bir müslümanım. Daha önce Çar Birinci Nikola’yı tanımadığımı, emirlerinin bu dağlarda geçersiz olduğunu General Klugenav’a anlayacağı şekilde tekrar tekrar söylemiştim. Bu sözleri sanki taşa söylemişim gibi, Çar, hâlâ görüşmek için beni Tiflis’e dâvet ediyor. Bu dâvete icâbet etmeyeceğimi bu mektubumla son defâ size bildiriyorum. Bu yüzen fânî vücûdumun parça parça kıyılacağını ve sırtımı verdiğim şu vatan topraklarında taş üstünde taş bırakılmayacağını bilsem, bu kesin karârımı hiçbir zaman değiştirmeyeceğim. Cevâbım bundan ibârettir. Nikola’ya ve onun kölelerine böylece mâlûm ola!”

    Şeyh Şâmil, teşkilâtlandırdığı yiğitleri hem din bilgilerinde yetiştirir, hem de askerî eğitimden geçirirdi. Köylerde bulunan bütün çocukların Kur’ân-ı kerîm okumasını sağlar, büyüklerin; tefsîr, hadîs, fıkıh gibi dînî ilimlerin yanısıra, zamânın fen bilgilerinde de yetişmesi için uğraşırdı. Din bilgisi olmayan câhillerin Ruslara aldanacağını, vatanını koruyamayacağını, böylece hem dünyâda esâret altında kalacağını, hem de âhirette acı azâblara dûçâr olacağını buyururdu. Bu sebeple, emri altındaki her köy, kasaba ve şehirde medreseler açtırır, hem din, hem de fen ilimlerinin okutulması için uğraşırdı. Kendisi bizzat bu derslere katılır, talebelerine ders verirdi. Başarılı talebelerine mükâfâtlar dağıtırdı. Medresede okutulan dersler yanında, silâh kullanmak, kılıç çekmek, ok atmak, ata binmek gibi konularda eğitimler yaptırır, savaş ânında herbiri birer komutan olacak şekilde yetiştirirdi. Bundan dolayı Şeyh Şâmil, hem milletinin, askerinin devlet reîsi, kumandanı, hem de hocası, imâmı idi. Bu sebeple Kafkasyalı müslümanlar, onu canları gibi çok severler, her emrine şartsız itâat ederlerdi. Vatanlarını Ruslara karşı müdâfaa etmek ve bu uğurda şehîd olup Allahü teâlânın rızâsını kazanmak, her Kafkasyalı müminin yegâne arzusu idi. Çocuklarını, Allahü teâlânın dostlarını sevecek, düşmanlarından da nefret edecek şekilde yetiştirirlerdi. Onlar için Rusları sevmek, onlara boyun eğip emirlerine girmek kadar tehlikeli bir şey olamazdı. Her çocuğa, İmâm Şâmil’in ve diğer âlimlerin muhabbeti, Ruslara olan düşmanlık anlatılırdı. “Hubb-i fillah ve buğd-ı fillah”ın (Allahü teâlânın dostlarını sevmek, düşmanlarından nefret etmek), îmânın asıl sebebi, şartı olduğu, bu olmadıkça hiçbir ibadetin cenâb-ı Hakk’ın katında makbûl olmadığı öğretilirdi.

    Şeyh Şamil’in hayatının tamamını okumak için: http://www.sufism.20m.com/samil.htm

  4. USA silahları bırak len diyen gençlik grubu says:

    İran gmaile de yasak koymuş. Muhalifler oradan eylem organize ediyormuş. Yani sosyal ağların pek çok faydası var.

    Benim aklıma şu geldi:

    Artık anarşistin mekanı da değişti.
    Eskiden dağlar sığınaktı şimdilerde ise sanal ortam.
    Şu sanal ortamdan İran muhalefeti kadar USA ve AB muhalefetide (Tabi ki varsa.) faydalansa güzel olacak.

    Mesela “USA silahları bırak len diyen gençlik grubu.” (Len USA disarm the youth group at.)
    vb.

    Evet onlar demokrat ya böyle gruplar üçüncü dünyaya yakışır. Bizim mongolları bile uyandıra mıyoruz ki sayın gelişmiş ülkeler sizin mongollara hiç gücümüz yetmez.

  5. Bosna'da İslamcıların kalesine operasyon says:

    Haberi nasıl okumalı.
    Yarın yine sırplar ve hırvatlar sizi keserse operasyon yaptığınız mücahitler bir daha gelecek mi?
    Birileri sizi keserken ABD nerede idi?

    İşte Düşündüren Haber:
    Bosna polisi, ülkeyi istikrarsızlaştırmayı amaçladıklarını belirttiği radikal Vahabilere karşı büyük bir operasyon başlattı.
    1992-95 savaşından bu yana yapılan bu en büyük operasyona 600 kadar polisin katıldığı kaydediliyor.

    Yetkililer, ülkenin toprak bütünlüğünü ve anayasal düzenini zayıflatmayı; etnik, ırksal ve dini nefreti ve hoşgörüsüzlüğü kışkırtmayı amaçlayan unsurların tespit edilip kovuşturmaya uğraması için operasyonun yapıldığını söyledi.

    Savaş sırasında Sırplara ve Hırvatlara karşı Boşnaklarla omuz omuza çarpışan bazı yabancı mücahitler, savaşın ardından operasyonun düzenlendiği köyde kendi cemaatlerini oluşturmuştu. Bunlara, bazı yerel Vahabiler de katılmıştı.

    ABD’nin baskısıyla birçok yabancı savaşçı ülkeyi terk ederken, Vahabiler, son yıllarda çok sayıda genç Bosnalıyı yanlarına çekmeyi başardı.

    Gorniya Maoça köyüyle kuzey Briçko bölgesinde düzenlenen operasyona “Işık” adı verildi.

    http://www.bosnasancak.net/balkanlar/844.html

  6. Türkiye buluşturuyor, barıştırıyor. says:

    Davutoğlu şöyle konuştu:

    “Bugün mutlulukla söyleyebilirim ki, gerçekten bu beş ay içinde Türkiye-Bosna Hersek-Sırbistan arasındaki bu mekanizma Balkanlar’ın imajında ciddi bir yenilenmeye yol açmıştır. Ben değerli arkadaşlarıma, dostlarıma, bu dönem içinde gösterdikleri anlayış, açık görüşlülük ve vizyon dolayısıyla teşekkür ediyorum. Gerçekten bu başlı başına bölgemiz için yeni ve güzel bir gelişmedir.”

    Türkiye olarak bu gelişmeden büyük mutluluk duyduklarını belirten Davutoğlu, “Balkanlar’daki her dostluk, bizim için geleceği aydınlatan bir adımdır” dedi.

    Davutoğlu, aldıkları karar çerçevesinde her ay buluşmaya devam edeceklerini, gelecek ay Saraybosna’da ve Nisan ayında Belgrad’da bir araya geleceklerini belirtti. Davutoğlu, “Sizlere güzel haberler vermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    http://www.timeturk.com/Bosna-ve-S%C4%B1rbistan%C4%B1-T%C3%BCrkiye-bar%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1rd%C4%B1_112412-haberi.html

  7. Gazze'ye bu sefer nuh'un gemisiyle... says:

    Filistin’e Özgürlük Konvoyu katılımcıları vakfımızın genel merkezinde bir araya geldi. İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım tarafından katılımcılara teşekkür beratı verirlirken Nisan ayında düzenlenmesi planlanan gemi konvoyunun müjdesini verdi. Yıldırım, ambargoyu anlamsız hale getirene kadar konvoy düzenlemeye devam edeceklerini belirtti.

    http://www.ihh.org.tr/13572/

  8. milliyet abbas koyun koyuna biz de hamasla omuz omuza says:

    [kainatın notu: ah! canım abbas milliyetle de pek bi yakışmışsınız.
    bizim çiçek abbasa benzemişsin.

    mısır sınıra duvar örüyor, heralde o da bahçe duvarı.]

    Batı Şeria ile Gazze arasında bir “laik-şeriatçı” bölünmesinin bulunduğunu reddeden Abbas, bu konuda kendisiyle Hamas lideri Halid Meşal arasında bir fark olmadığını söyledi.
    “Biz de onun gibi Allah’a ibadet ediyoruz. Ama Hamas Allah’ı, mescitleri istismar ediyor. İsrail gibi mescit yıkıyor” diye konuştu.
    Abbas, Refah sınır kapısını zorlayan yardım konvoyunun Hamas’tan yana propaganda yapmayı amaçlamış olabileceğine dair bir soruyu da, bunun doğru olabileceğini belirterek yanıtladı.

    tamamını merak eden varsa: http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&Date=08.01.2010&ArticleID=1183236&AuthorID=76&b=Filistin%20lideri%20Abbas:%20Suclu%20Misir%20degil,%20Hamas&a=Semih%20%C4%B0diz&ver=29

  9. İşte Büyük Sultanın Dünya Siyaseti says:

    II. Abdülhamid, Çin’de kendi adına bir üniversite dahi kurmuş: ‘Dâru’l-Ulûmi’l-Hamidîyye’.

    İŞTE ÇİN’DEKİ OSMANLI ÜNİVERSİTESİNİN HİKAYESİ

    28 Nisan 1901′de İstanbul’dan sesiz sedasız yola çıkan, İzmir ve İskenderiye’ye uğrayıp Kızıldeniz’i aşarak Uzak Doğu’ya yönelen Nemçe (Avusturya) vapuru Batı’nın bölgedeki ajan ve diplomatlarını hareketlendirmişti. Vapur henüz Çin’e ulaşmadan Pekin’deki Batılı sefaretler başkentlerine kriptolu mesajlar gönderir: “İstanbul’daki ‘kurnaz Sultan’ Çinli Müslümanları kendine çekmek üzere yeni hamlelere girişti. 9 kişilik temsil heyeti Çin’e geliyor.” Osmanlı temsil heyeti uzun ve meşakkatli bir yolculuğun ardından Çin’e ulaştığında, bölgede âdeta bayram havası eser. Şanghay Limanı’na gelen vapuru görmek isteyen Çinli Müslümanlar izdihama yol açar. Sadece Batılı gazeteler değil, tüm dünya basını bu kritik ziyarete geniş yer verir o tarihlerde.


    Osmanlı’nın, sömürgeci Batı güçleri karşısında, İslam ülkelerinden alacağı destekle ayakta kalabileceğini hesaplayan Halife II. Abdülhamid, heyetin ardından Çinli Müslümanlarla kurulan bağları geliştirmekten geri durmaz. Bu amaçla Enver Paşa’nın ardından, en gözde adamı Muhammed Ali’yi (bazı kaynaklara göre en iyi hafiyesi) 1902 yılında gizlice Çin’e gönderir. Molla giyinişli, ‘turist âlim’ imajını kullanarak Çin’in iç kısımlarında gezen Muhammed Ali, Müslümanlarla ciddi bağlantılar kurar. Arapça ve İngilizce bilmesi bu noktada çok etkili olur. İkna ettiği Müslüman ailelerin çocuklarını İstanbul’a eğitime gönderir. Muhammed Ali, bir taraftan ihtiyaç sahibi Çinli Müslümanlara İstanbul’dan gelen maddi yardımları dağıtırken, diğer yandan bölgedeki gelişmeleri sık sık yolladığı raporlarla Yıldız’a aktarır. Muhammed Ali, o dönemde Çinli Müslümanların itibar ettiği İmam Wang Haoren ile temasa geçer. İmam Haoren’e Osmanlıyı ve Sultan Abdülhamid’in İslam dünyasında hayata geçirmek istediği projeleri anlatır.

    Çin’de o dönemin önemli Müslüman âlimlerinden biri olarak gösterilen İmam Wang Haoren (1848-1919), medresedeki eğitim ve öğretimin geliştirilmesi fikrini savunuyordu. Daha önce sadece Arapça eğitim veren Çin’deki Müslüman medreselere Çin kültürü ve Çince derslerini ilk dâhil eden de İmam Haoren oluyor. Haoren’nun adı Çin tarihinde ‘köprüleri birleştiren eğitmen’, ’sosyal aktivist’ sıfatlarıyla anılıyor.

    Okulun açılmasının ardından Çin’de değişen atmosferi Paris’e şöyle bildiriyordu Fransa’nın Pekin Büyükelçisi: “1908′de II. Abdülhamid adına açılan ve kapısında Osmanlı bayrağı dalgalanan eğitim müessesesinin ardından Çin’de yaşayan Müslümanlar yalnız Abdülhamid’den bahsetmekte ve ona övgülerde bulunmaktadır. Şüphe yoktur ki bu neticeler İslam dininin öğrettiği erdem ve faziletin bir neticesidir.”

    tamamı: http://www.islammedya.com/haberdetay.asp?haberid=5851

  10. Çeçenistan bize bir şeyler hatırlatıyor mu? says:

    Çeçen vicdanı
    Meşruiyet arayışındaki Rus yanlısı Çeçen lider Ramzan Kadirov, Türkiye kamuoyunun kalbine girmek için kendine iki kanal buldu; Sufiler ve Türk milliyetçileri.

    Birkaç milyon dolarlık bir PR hamlesi; Arafta duranları kolayca savuracak güçte halkla ilişkiler manevrası… Kremlin güdümlü Çeçen başkan Ramzan Kadirov, Türkiye kamuoyunda kendine yer açmaya çalışıyor. 120 kişilik bir sanat gurubuyla İstanbul’a çıkarma yaptı, Çeçenya’dan Türkiye’ye 15 yıl sonra gelen ilk uçakla. 25 Aralık’ta Grand Cevahir Oteli’nin devasa konser salonu emre amade. En âlâsından kokteyl ve gecenin derinliklerine uzanan şaşalı bir şov.

    Fehim Taştekin

    devamı: http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=100166

  11. Kamboçya hükümeti 20 Uygur Türkü’nü Çin’e iade etti says:

    Çin, Kamboçya ile 1 milyar dolar değerinde 14 yardım anlaşması imzaladı. Yardım anlaşmalarının imzalanmasından iki gün önce Pekin’in talebi üzerine Kamboçya hükümeti 20 Uygur Türkü’nü Çin’e iade etmişti. Anlaşmalar, halen Kamboçya’ya üç günlük ziyaretde bulunan Çin Başkan Yardımcısı Xi Jinping tarafından imzalandı.

    http://www.uygur.org/turkish/pekinin-talebi-uzerine-kambocya-hukumeti-20-uygur-turkunu-cine-iade-etti-haber,88.html

  12. Davutoğlu'ndan Avrupa'ya vize resti says:

    Davud’un oğluna selam…

    Ankara, üyelik müzakerelerine dahi başlamamış olan Sırbistan, Makedonya ve Karadağ’a geçen hafta vize muafiyeti getirilirken 12. faslı müzakerelere açan Türkiye’ye hâlâ çok ağır vize şartları uygulayan AB’ye, Brüksel’de patladı. Davutoğlu, gerekli bütün mevzuat değişikliklerinin ardından Avrupa’nın yine de Türk vatandaşlarına vizeyi kaldırmakta direnmesi durumunda çifte standart uygulamış olacağı uyarısı yaparken, AB’nin bahanesinin de kalmayacağını vurguladı. Kıbrıs meselesinde de sert açıklamalar yapan Davutoğlu,

    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=930388&title=davutoglundan-avrupaya-vize-resti

Yazıyı Yorumla

You must be giriş yap bu yazıyı yorumla