<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KAİNATA MEKTUP &#187; YERLİ</title>
	<atom:link href="http://kainatamektup.com/index.php/category/yerli-ve-yerel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kainatamektup.com</link>
	<description>yenileniyoruz... &#124; &#124; bitmeyen bir aşk yürüyüşü...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 16:09:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>&#8220;ER&#8221;BAKAN HOCAMIZ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2012/02/erbakan-hocamiz/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2012/02/erbakan-hocamiz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2012 11:07:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[BEYAZ SİYASET]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Adamlar Defteri]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[YERLİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=3024</guid>
		<description><![CDATA[Dün bugün &#8220;Er&#8221;bakan Hocamızla ilgili haber izlerken duygulandım, kalbim yumuşadı, hüzünlendim, hatta dişimi sıkmasam ağlayabilirdim. Rabbimiz mekanını cennet eylesin. O...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/10/erbakan.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/10/erbakan.jpg" alt="" title="erbakan" width="510" height="350" class="alignright size-full wp-image-2266" /></a><br />
Dün bugün &#8220;Er&#8221;bakan Hocamızla ilgili haber izlerken duygulandım, kalbim yumuşadı, hüzünlendim, hatta dişimi sıkmasam ağlayabilirdim.<br />
Rabbimiz mekanını cennet eylesin. O kendi üslubunca mücadelesini verdi, beğenelim veya beğenmeyelim bir derdi vardı ve hayatını bu hassasiyete göre yaşama gayretinde oldu. Bugün bazı insan yetiştirmiş, farklı alanlarda hizmet eden kurum ve kuruluş ismi sayabiliyorsak, bu kuruluşların marş motoru hocamızdır. Teşekkürler.</p>
<p>Bu bile tek başına yeterlidir. Ben marş yaptım sizde yaşatın deseydi bile bu fani alemde görevi yerine getirmiş olabilirdi. Bazı kurumlara birileri oturmuş yelkenleriyle oynamış olabilir; fakat her şey aslına döner.</p>
<p>Bu işler ufuk/bakış açısı işidir. Bu milletin en çok ihtiyaç duyduğu şey ufuk açacak, yeni hedefler koyacak liderlerdir.</p>
<p>Yerli ve evrensel anlamda adil bir düzen kurulacaksa bu yolda çalışanların emekleri köşe taşlarına yazılacaktır. Hocamız ismini silinemeyecek şekilde bu yola yazdırmıştır.</p>
<p>Selametle geldin, Saadetle uğurlandın.</p>
<p>daha önceki yazılar: http://kainatamektup.com/index.php/category/iyiadamlar/bir-insan/necmettin-erbakan/</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2012/02/erbakan-hocamiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AHİLİK ve KURUMSALLAŞMA</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2012/01/ahilik-ve-kurumsallasma/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2012/01/ahilik-ve-kurumsallasma/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 10:08:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[AHİ]]></category>
		<category><![CDATA[AHİ EVRAN]]></category>
		<category><![CDATA[AHİLER]]></category>
		<category><![CDATA[BEYAZ SİYASET]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞRU TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[HAYAT]]></category>
		<category><![CDATA[TEFEKKÜR]]></category>
		<category><![CDATA[YERLİ]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=2983</guid>
		<description><![CDATA[Not:Sununun üzerine tıkladığınızda ilerleyecektir. Kendi öz değerlerine kör kalan milletler genlerinin sunduğu imkanları da yok saymış olurlar. Bugün insan genleri...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Not:Sununun üzerine tıkladığınızda ilerleyecektir.</p>
<p><embed src="http://www.erpuzmani.com/ahilik_erpuzmani.swf"  autostart="1" showstatusbar="1" playcount="12" height="450" width="600"></p>
<p><embed src="http://www.erpuzmani.com/ney.mp3"  autostart="1" showstatusbar="1" playcount="12" height="69" width="600"></p>
<p>Kendi öz değerlerine kör kalan milletler genlerinin sunduğu imkanları da yok saymış olurlar. Bugün insan genleri üzerinde yapılan araştırmalarda bir çok duygunun ve özelliğin gen yoluyla taşındığı ve zamanla mutasyona uğradığı bilinen bir gerçektir. Biz çok mu mutasyona uğradık ki bizi biz yapan değerlerden bu kadar uzaklaştık. Kendimize dair kelimeleri kullanmaktan uzak durmamızın sebebi bilgisizlik mi, yoksa birileri ne der çekincesi mi?</p>
<p>Ahilik kavramı 13.yy itibariyle teşkilat olarak gün yüzüne çıkmış olsa da kökü derinlerdedir. Türk geleneğinin asil kavramları alperenlik ve cömertlik orta asyadan at sırtında anadoluya taşınmış, Mekke&#8217;den doğan fütüvvet (İslam değerleri) geleneğiyle bu topraklarda kucaklaşmıştır. Bu sebeple teşkilat isminin arapça “Ahi” yani kardeş kelimesinden mi Türkçe “Akı” yani cömert kelimesinden mi geldiği bizce çokta önemli değildir. </p>
<p>Ahilik kültürünün bugün hala konuşuluyor olması, hatta günün ekonomik sisteminin tıkanan noktalarına çözüm olarak gösterilmesi karşımızda köklü bir kurumsal yapının mevcut olduğunu gösterir. Mesleki Eğitim konuşulurken veya Kurumsallaşma kavramı konuşulurken bu geleneğin ıskalanması bilerek veya bilmeyerek yapılan büyük bir hatadır. </p>
<p>Ahilik geleneği yüz yıllar boyunca hem mesleki eğitim sorununu hem de işletmelerin yenileşme sorununu kendi üslubunca çözmüş; kendisini yenileyemediği için ve kasıtlı engellemeler sonucu süreç içinde problem çözemez hale gelmiştir. </p>
<p>Ahilik Kültürü yakından incelendiğinde; insana önem veren, bireyin bütün olarak yetişmesine özen gösteren bir sistem karşımıza çıkmaktadır. Ahilik hayat felsefesi derinden incelendiğinde “önce insan sonra kurum” tabiri rahatlıkla söylenebilir. Bugün çağdaş yönetim sistemide gönüllü veya gönülsüz önce insan demeye başlamıştır. Kurumlar insanlara rağmen yaşayamazlar, bugün rahatlıkla söyleyebileceğimiz bir cümle “İnsani değerlere karşı olan bir kurum sonunda çökmeye mahkumdur.” İyi adamlar yetiştirmiş kurum bir şekilde hayatını sürdürecektir. İyi değerlerin göstermelik yönetim kalite el kitaplarında değilde insanların akıl ve gönüllerinde yaşatılarak usta-çırak ilişkisiyle yeni nesillere aktarılması en önemli öncelik olmalıdır. Evet bir şeyler tanımlanmalı, yol haritaları belirlenmeli. Bu eskidende yapılmıştır, fütüvvetnameler bugünün rehber yönetim el kitaplarıdır. Ancak belirlenen yol haritaları kurumun tüm hücrelerine sirayet etmelidir. Örnek olarak siz giriş kapınızdaki görevliye veya bahçenizdeki bahçıvanınıza bu kültürü aşılamazsanız daha ilk adımda dışarıdan gelen biri sizin ne kadar kurumsal(!) olduğunuzu anlar.</p>
<p>Kurum kültürü ahlak, kalite, süreklilik kelimeleriyle özetlenecek olursa ahilik kültürüyle ne kadar örtüştüğü daha iyi anlaşılır.</p>
<p>Ahilik ve Kurumsallaşma üzerine söylenecek daha çok söz var. Bizde elimizden geldiği ölçüde bu konuda yeni şeyler söyleme gayretinde olacağız. Daha önce Anadolu Yönetim sistemi olarak tanımladığımız A-Kalite Yönetim Sistemi bu geleneğe yaslanan ve çağın ortak aklından da azami ölçüde faydalanan özgün bir yönetim sistemidir. En büyük farkı insan üzerinden hareketle tezlerini ortaya koyması ve paylaşımı esas almasıdır. Ticari ahlak tekrar ön plana çıkacaksa belli değerler üzere yükselmesi gerekmektedir. Bu noktada esnaf derneklerine, tüketici derneklerine, işveren ve işçi derneklerine çok iş düşmektedir. Tüm bu kurumsal yapılar iyiliği esas alıp onu ön plana çıkarırsa ve yapılan yanlışlıklar ortaya konulursa hayatımızda baş tacı olması gereken güven yeniden kazanılabilir. Öncelikli olarak yanlış yapan ifşa edilmelidir ki bir daha yanlış yapmasın. Kısaca en büyük kurumsal yapı devletten başlayarak hem son hem de başlangıç noktamız insana kadar ahlak ve kalitenin esas alındığı hesap verebilir kurumsal bir kültür oluşturulmalı ve sürekli kendini yenileyerek çağlara miras bırakılmalıdır.</p>
<p>kaynak: <a href="http://www.erpuzmani.com/2011/12/30/ahilik-ve-kurumsallasma-i/" target="_blank">ERPUZMANI.com</a></p>
<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/12/kainat_medeniyet.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/12/kainat_medeniyet.jpg" alt="" title="kainat_medeniyet" width="640" height="250" class="alignright size-full wp-image-2969" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2012/01/ahilik-ve-kurumsallasma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.erpuzmani.com/ney.mp3" length="5806264" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Çocuktan Olur İnsan</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2011/04/cocuk-olur-insan/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2011/04/cocuk-olur-insan/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 19:10:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[HAYATIN İÇİ-NDEN]]></category>
		<category><![CDATA[YERLİ]]></category>
		<category><![CDATA[BARIŞ İNCEPINAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=2563</guid>
		<description><![CDATA[23 Nisan a dair… Yıllar önceydi az çok hatırlıyorum&#8230; O günler 84-85’li yıllardı köydü elektriği yoktu gaz lambalarıyla evlerimizin aydınlandığı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/04/yirmiucnisan_cocuk.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/04/yirmiucnisan_cocuk.jpg" alt="" title="yirmiucnisan_cocuk" width="640" height="250" class="alignright size-full wp-image-2564" /></a><br />
<strong>23 Nisan a dair…</strong></p>
<p>Yıllar önceydi az çok hatırlıyorum&#8230; O günler 84-85’li yıllardı köydü elektriği yoktu gaz lambalarıyla evlerimizin aydınlandığı zamanlardı. Şimdilerde eskiye dair konformizm arttı ama alınan tatlar azaldı. Masalımız vardı, babamdan dinlediğim masallar, kurt (canavar) masalları; (Kurt Wannegut masalları J ) annemden dinlediğimiz  kuzularını, oğlaklarını yiyen kurt hikayeleri, karlı günlere dair hikayeler. Şimdilerde bendeniz de çocuğuma anlatıyorum. Yılın belli zamanı birkaç gün,  o günlere hasret gaz lambasının aydınlatmasında yaşıyorum. En azından aile içi iletişim açısından önemli. Pilli radyomuz vardı. Kısa dalga uzun dalga&#8230; nerede şimdi onlar. Eşimin köyüne gittiğimde artık trt&#8217;nin  o bantları tarihe karışmış, bu seneden sonra çekmez oldu. “Arkası Yarınlı”  hikayeler vardı o radyo istasyonlarında.</p>
<p>Gelelim 23 Nisan a o gün hiç uyuyamadım. Nedeni ise çuval yarışı yumurta yarışı&#8230; Babamın öğretmen olması sebebiyle çocukluğum Acıpayam da (DENİZLİ) geçti. O 23 Nisan yarışlarını özledim. Nerede kaybettik . Ben onları özledim, o doğallığı özledim. Uzun uzun anlatmak istiyorum ama becerebilirim mi bilmiyorum. Ne kadar çok şey bilmiyoruz . Ah elektrik ah tv&#8217;ler şimdilerde çizgi filmler bile değişik. Bir çok kanal var, reklam var. Gündemde kafayı yoracak bir sürü ıvır zıvır var. Bunları izlerken midem bulanıyor. Nasıl mı Ramazan ayı geldiğinde bu kanallarda yemek, içmek müstehcenliği pompalanır. Ya kuzine sobalarındaki  düz tepsili kekleri, çörekleri özledik. Kalıp , kalıba soktular. Şekle giremezsen şebeğe çevirirler. Onun için dostlarım şekil yapmamız lazım. Fiyakalı duruşlarımız olmalı. Bir pastaneden , fırından geçerken  eskiye dair durumlar gözümüzü önünden geçivermeli. Hissetmeliyiz neyi mi nereyi mi?</p>
<p>Köyümüzü, kentimizi, coğrafyamızı, Gazzeyi, Filistini, Balkanları, çocuklarımızı&#8230; Çocuklar masum yüzler. Kır çiçekleri. Siyah önlükler, beyaz yakalıklar, beslenme çantaları, yakar toplar, mendil almalar, saklambaçlar&#8230;</p>
<p>Şimdilerin “ ben ten “ var ise bizim Pazar günleri pazardan pazara programı içinde ne “ ten ten “ vardı. Ten ten ve kaptanın maceralarını özledim. Ben kara şimşeği nadir izleyenlerdenim. Tekrar koysalarda izlesem.</p>
<p>Günleri günlere ekleyerek</p>
<p>Sevdayı hasrete yükleyerek</p>
<p>Yolları gözleyerek gel diyerek</p>
<p>Varsın olsun yalan olsun sen aslında biliyorsun ( şarkı)</p>
<p>İmdi! Ülkemin kanun koyucularına, karar verici üst mercilerine, yerel yönetim yetkililerine, bürokratlarına, armalı ceket  giyenlere,  boynuna fular bağlayan beylere, captain black pipo içenlere, jeepe binen gözlüklü ablalara&#8230; Minyatüre yaşamsal alanları oluşturulsa , doğal köyler oluşturulsa şehirden uzak elektriği olmasın suyu kuyudan çıksın ya da köyün ortasında olsun suyu, yaz sinemaları, tiyatroları olsun, bir an olsun yıllar öncesine gidelim.  Çok korkarım bir şey isterken istemediğin duruma dair o dili kullanmaktan. Kafa yapısı çap meselesi. Şimdilerde yapılanlara bakın dostlarım gittiğiniz alanlar yeme içme duman çöplüğüne dönüşüveriyor. Olmadık birkaç alet. (Denilebilir ki daha düne kadar o da yoktu.) Evet insanımızın , köylümüzün çiftçimizin önemsenme durumudur bunlar. Ankara&#8217;nın Çayyolu&#8217;na Konya&#8217;nın Meram&#8217;ına bakın bir de Ankara demetevlerine Konya Tatlıcak taraflarına bakın… demek istediğim odur ki  seni asgari ücret adı altında sömürüye karşı çocuğun çoluğun için sana sunulan fırsata hangi çocuk istemez ışıldaklı ayakkabı, çikolata, yüzme , buz pateni , et , süt . İçim sızlıyor. Demagoji, ajitasyonda yapmak değil niyetim. Vatandaşlık görevi diye oy kullan diye dayatılanlardan seç birini&#8230; Ustanın  bir kitabında  okumuştum “filmin bir sahnesinde-karesinde İrlandalı uyuşturucu mübdelası bir genç hayatı seçmemeyi seçiyorum demişti.  O hesap; önümüze sunulanları, gösterilenleri seçmeme hakkımızda olduğumuz bir gerçek,  oy kullanmama hakkı, oy verme/me  hakkı olduğumuzda, isteyelim rabbimizden. Vatandaşlık görevine gelinceye kadar ne görevlerimiz var bizlerin. Bir ilkbahar sabahı güneşle uyanıp çılgın gibi koşarak kırlara uzanma görevimizde var. Bir his dolup içimize uçuyor olmak gibi bir görevimiz var . Geçen KPSS, OSS, OYS, SBS, OKS, UDS, KPDS, TOIEC, TOEFL sınavlara, yazık yazık ettik. Hiç sevip sevmediğimize bakamadık.  Mazideki günlere kalbimizi bağlamamız lazım unutmayıp Rabbimizi günbegün anmalıyız Dua etmeliyiz.</p>
<p>Bugün 23 Nisan<br />
Çocuk olur insan</p>
<p><a href="http://www.barisince.com">www.barisince.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2011/04/cocuk-olur-insan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>E R B A K A N S I Z   D E V R İ M   O L U R   M U ?</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2011/02/e-r-b-a-k-a-n-s-i-z-d-e-v-r-i-m-o-l-u-r-m-u/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2011/02/e-r-b-a-k-a-n-s-i-z-d-e-v-r-i-m-o-l-u-r-m-u/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Feb 2011 05:47:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Necmettin Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[YERLİ]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1423</guid>
		<description><![CDATA[16 Haziran 1961. Cumhurbaşkanlığı konutunda verilen davette işadamları, gazeteciler ve bürokratlar ülke kalkınmasını tartışırlar. Bir ara Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel sinirlenip...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1424" title="devrim" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/04/devrim-300x225.jpg" alt="devrim" width="300" height="225" />16 Haziran 1961. Cumhurbaşkanlığı konutunda verilen davette işadamları, gazeteciler ve bürokratlar ülke kalkınmasını tartışırlar. Bir ara Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel sinirlenip bu ülkenin otomobil bile üretebileceğini söyler. Bu iddia giderek bir ciddiyet kazanır. Gürsel, emrini verir. “Yaklaşmakta olan Cumhuriyet Bayramı’na ilk yerli otomobil yetiştirilecektir” der. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in bu hızlı çıkışının ardında yatan isim ise, Teknik Üniversitesi Motorlar kürsüsü Doçenti Necmettin Erbakan’dan başkası değildi. Erbakan o dönemde, konferans salonlarında boy göstererek, çivi ve toplu iğne üretmekten dahi mahrum olan yapıyı eleştirerek bunun son bulması gerektiğini aksi takdirde dışa bağımlı olan durumun devam edeceğini ve ülke ekonomisinin de düzeltilemez boyuta geleceğini vurguluyordu. İşte Erbakan, o süreçten itibaren konuşmalarında “yerli otomobil” vurgusunu sürekli belirtti. Cumhurbaşkanı Cemal Gürselin bu çıkışında da, Erbakan’ın Cumhurbaşkanına bu yönde ifade ettiği bilgilendirmeler yer alıyordu. Projeyle başka bir kuruluşun değil de TCDD’nin görevlendirilmiş olması, o tarihlerde TCDD’nin onarım amacıyla kurulmuş fakat geniş ölçüde, teknik donanımı bulunması ve iyi bir mühendis kadrosunun bulunması etkendi. Yüksek Mühendis Emin BOZOĞLU yönetim grubunun (Erbakan&#8217;da gruptadır) başı olarak 20 kadar mühendisin olağanüstü bir tempoyla fakat gönül rahatlığı içinde çalışmasını sağlayıp yönetmek suretiyle ekibin başındaydı. Zamana karşı yapılan yarışın kazanılmasında ikinci etken, görev alan mühendislerin, proje süresince hafta sonları da dâhil her gün, en az 12’şer saat, gerektiğinde bazı geceleri atölyede kalıyorlardı. Bir yandan bu ilk otomobilin yol tecrübeleri sürdürülürken bir yandan da ikinci otomobilin yetiştirilmesine çalışılıyordu. Siyah renkteki bu iki numaralı Devrim’in son kat boyası ancak 28 Ekim akşamı vurulabilmişti. Pasta ve cilası Ankara’ya sevk edilmek üzere yüklendiği trende, gece yol alırken yapıldı. Buharlı lokomotiflerde, çekilen trende bacadan sıçraması olası kıvılcımlardan ötürü güvenlik önlemi olarak benzin depoları boşaltılmıştı. Cemal Gürsel Meclis’in önüne gelmiş ve Anıtkabir’e gitmek üzere iki numaralı Devrim otomobiline binmişti. Yola çıkıldı fakat 100 metre kadar sonra motor durdu. Benzinin bittiğini öğrenen Cemal Gürsel de o meşhur sözünü sarf etti; “Batı kafasıyla otomobili yaptınız ama doğu kafasıyla yakıt ikmali unuttunuz.”<br />
Ertesi gün bütün gazetelerin sözbirliği etmişçesine “100 metre gidip bozuldu” başlığını attıkları 2 numaralı Devrim aynı gün Hipodrom’daki geçit törenine katılıyor, basınımız ne bunu, ne de Cemal Gürsel’in Anıtkabir’e bir başka Devrim otomobili ile gittiğini yazmıyor. Hafızalarda 100 metre gidip duran araç olarak kazındı. Acaba bugüne kadar basınımızdan olumlu yazılar almamış olan Devrim Otomobilleri yapılmasaydı, Türkiye’de bir otomotiv sanayi diye bir sanayiden söz edilebilir miydi? Çünkü Devrim Otomobillerinin ortaya çıkmasıyla “Türkiye’de otomobil ve motor yapılamaz” görüşü yıkılmış, tartışmaların yönü değişmişti.<br />
İki adet Devrim&#8217;in Ankara&#8217;daki Cumhuriyet Bayramı törenlerinde görücüye çıkmasından iki gün sonrasına ait bir gazete haberi:<br />
“İlk Türk otomobilinin, Devlet Başkanı Cemal Gürsel&#8217;in arzusuna uyularak kuvveden fiile çıkması, bu imalata taraftar ve muhalif olan iki zümre arasında geniş akisler husule getirmiştir. / Gürsel&#8217;in &#8216;Bir aşağılık duygusu ile bizde otomobil yapılamaz diyenler utansın&#8217; sözünden utanması icap edenler Türk otomobilinin imalatını kendi menfaatlerini düşünerek baltalamak isteyenlerdir&#8230; Devrim adı verilen otomobilin seri olarak imalinin mümkün olup olamayacağı hakkında dün Teknik Üniversitesi Motorlar kürsüsü Doçenti Necmettin Erbakan&#8217;ın malumatına müracaat ettik. / Devlet Başkanı Gürsel&#8217;in yakından tanıdığı ve Türk otomobilini gerçekleştirecek çalışmaları sebebi ile kendisine geniş itimat beslediği hatta bu vazifeyi bir devlet bakanlığı payesinde yürütmesini arzu ettiği Erbakan şunları söyledi: / “Eskişehir Cer Atölyesinin üç ay insanüstü gayret sarf ederek meydana getirdiği iki otomobil, iki özellik taşımaktadır. Birincisi, bizde otomobil yapılamaz diyenlere güzel bir cevaptır. İkincisi, bu işi yapacaklara cesaret vermiştir. Fakat otomobil, Teknik Üniversitesi Motorlar Enstitüsüne sorulmadan yapılmıştır. Üzerinde çalışan arkadaşların otomobil ihtisası yoktur. Cer Atölyesi 1946&#8242;da üç dizel motor yapmış, fakat asıl işi Devlet Demiryollarına hizmet olduğundan seri imalata geçememişti. Eskişehir&#8217;deki hareket bizim davamız için atılmış adımdır. Üç ayda bir otomobil motoru imaline imkan yoktur. Teknik birçok hataları olduğunu kabul etmek lazımdır. Zira otomobil süt sağma makinesi veya dikiş makinesi değil, can makinesidir. Emniyet ister. Bizim on aydır üzerinde çalıştığımız dava başkadır. Biz binanın maketini yaparak övünmek yerine aslını meydana getirmek gayretinde idik. Aslı dediğim şey seri imalattır. Eskişehir&#8217;de arkadaşların yapmağa muvaffak oldukları otomobili tetkik ettikten sonra bunun bizim planlarımıza göre seri şekilde imal edilip edilmeyeceğini söyleyebilirim. Bu maksatla biliyorsunuz 9 firma oto sanayii için birleşmeğe hazırdır. İlerideki iltihaklarla bu rakamın 36&#8242;ya yükseleceğini tahmin ediyorum. Cer Atölyesi ilk adımı atmıştır. Şimdi iş memleket sanayiine bilhassa bunu yapmağa muktedir firmalara düşmektedir.”<br />
(Yeni Sabah, 31 Ekim 1961)</p>
<p>Bünyamin Karabaş</p>
<p>İlk ve son yerli Devrim Otomobili ile ilgili daha fazla bilgi için: <a href="http://www.devrimotomobil.com/" target="_blank">devrimotomobil</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2011/02/e-r-b-a-k-a-n-s-i-z-d-e-v-r-i-m-o-l-u-r-m-u/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgili Dünyam</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2011/02/sevgili-dunyam/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2011/02/sevgili-dunyam/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 21:13:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[HAYATIN İÇİ-NDEN]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[SAYFA NO:1-3436]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>
		<category><![CDATA[BARIŞ İNCEPINAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=2245</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemi, toprağımı, Suriye&#8217;yi Marekeş&#8217;i, Mozambik&#8217;i Singapur&#8217;u selamlıyorum. Dostlarımı, insanlığı selamlıyorum. Hayat bir şekilde akıyor. Yapılması gerekenler gün be gün artıyor....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/02/kaydirak.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2246" title="kaydirak" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/02/kaydirak-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Ülkemi, toprağımı, Suriye&#8217;yi  Marekeş&#8217;i, Mozambik&#8217;i Singapur&#8217;u selamlıyorum.</strong> Dostlarımı, insanlığı selamlıyorum. Hayat bir şekilde akıyor. Yapılması gerekenler gün be gün artıyor. Hayat bu bağlamda belki de zorlaşıyor. Tabii bir bakış attığında işsizleri, markette çalışmak için başvuranları, sırf ayakta kalma ücreti adına çalışmaya çalışanları görebilmelisin. Gördüğümüzde ne olacak… Günümüze halimize binler defa şükür…Takvim yaprakları bir bir düşüyor. Aylardan Şubat bir kış günü olmasına rağmen dışarısı çok güzel güneşli bir gün&#8230;Güneşli günler göreceğiz diyor şair.</p>
<p>Eldeki klavuz çok önemli yapılacak olan hareketlerimizdeki kıstas:</p>
<p>1-Hakkın rızasını gözetmek,</p>
<p>2-Hakkın rızasına kavuşturmadaki aracımızın yolumuzun hak olması,</p>
<p>3-Hak ve hak olanların sınırlarının çizilmesine ulaşmaya  kafa yormak ve duamızı etmek.</p>
<p>Musaf&#8217;da Rabbim ayetinde belirttiği gibi &#8220;Duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olurdu?&#8221; Furkan suresinin son ayetleri ve bir mümin olmadaki müminun suresi. Aslında rehber çok açık ama ben kitabımızın dilini bile bilmiyorum. Arapçayı bilmek! Şimdi İngilizcenin Çincenin pof poflandığı zamanlar, şimdiki zaman verb ayenci li yapılar(Ving)  Ne acı&#8230;</p>
<p>Sarmaşık gülleri … bir bahçem olsun 400 metrekare alanı olsun, üzerinde bir prefabrik konut nasip olsun, etrafını da tel örgülü sarmaşıklarla çevirsem. Bir alanı tek kaleli çim saha olsa ve potası olsa&#8230;</p>
<blockquote>
<p style="text-align: center;">Kaan&#8217;la oynasak ağaçlarımızı diksek.</p>
<p style="text-align: center;">Küçük bir alanda seramız olsa.</p>
<p style="text-align: center;">Hatırlayamadığım teknik terimini brokoli, çilek, maydanoz, ekşi ot eksek.</p>
<p style="text-align: center;">Çiçeklerimiz olsa sulasak kokusunu hissetsek. Toprağa dokunsak.</p>
<p style="text-align: center;">Elektriklerimiz gitse.</p>
<p style="text-align: center;">Hem de mumda gaz lambasında otursak. Televizyondan uzaklaşsak.</p>
<p style="text-align: center;">Hayata bakış atsak. Fark etsek. Selam versek.</p>
<p style="text-align: center;">Koşsak. Yürüsek. Oynasak. İp atlasak. Uçurtma uçurtsak. Çörek çeksek.</p>
<p style="text-align: center;">Toprağa oturup ikindi çayımızı içsek. Sennin yağmurun elerlinden kekini yapsak. Kitap okusak.</p>
<p style="text-align: center;">Dost bahçemiz olsa..</p>
<p style="text-align: center;">Cihad amcanla cemille komşu olsak.</p>
<p style="text-align: center;">Ufak sahamızda iki takım olarak maç yapsak…</p>
<p style="text-align: center;">Komşu çocukları toplasak…</p>
<p style="text-align: center;">İş çıkışları ikindileri maç yapsak. Evlere geç girsek</p>
<p style="text-align: center;">Yorulsak. Susasak….Elimize yufka içinde Müşvik ellerle sürülen yoğurt sürülmüş yufkalar yesek</p>
<p style="text-align: center;">Eski yufkalar saçda pişirilen yufkalar bulsak.</p>
<p style="text-align: center;">Cebimize leblebi üzüm koysak…</p>
<p style="text-align: center;">Hazır kek bisküvilerden uzak dursak.</p>
<p style="text-align: center;">Tercih etmeme  hakkımızı kullansak</p>
</blockquote>
<p>Sevgili dünyam bugün içimden bunlar geldi hepsi bu. Ki sen Rabbim dilimizdeki bağı çözensin. İfade etmek istediğimi sen daha iyi anlarsın beni. Çünkü sen bize şah damarından daha yakınsın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2011/02/sevgili-dunyam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurtuba Dergisi ve Alaaddin Kampüsü</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2011/01/kurtuba-dergisi-ve-alaaddin-kampusu/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2011/01/kurtuba-dergisi-ve-alaaddin-kampusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Jan 2011 19:44:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[DERGİLERİMİZ]]></category>
		<category><![CDATA[YERLİ]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=2150</guid>
		<description><![CDATA[Teknokent&#8217;te bazen işimiz oluyor ve altı sene önce mezun olduğumuz Konya Selçuk Üniversitesi Alaaddin Kampüsüne ara sıra uğrayabiliyoruz. Son ziyaretimde...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/01/kurtubayedi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2151" title="kurtubayedi" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/01/kurtubayedi-300x128.jpg" alt="" width="300" height="128" /></a>Teknokent&#8217;te bazen işimiz oluyor ve altı sene önce mezun olduğumuz Konya Selçuk Üniversitesi Alaaddin Kampüsüne ara sıra uğrayabiliyoruz. Son ziyaretimde çantamda Kurtuba Dergisi&#8217;nin eski sayıları da vardı. Malum yedinci sayı çıktı. Konya&#8217;da Hüner Kitabevi&#8217;ne ve Endülüs Kitap Kahve&#8217;ye yeni sayıyı bıraktık, ardından iadeleri aldık.</p>
<p><strong>Alaaddin Kampüsün&#8217;de huzur bulduğumuz iki mekan vardı; cami ve kütüphane</strong>, işte bu iki mekana eski sayılardan bıraktım. Caminin kitaplık bölümüne ve kütüphanenin süreli yayınlar bölümünde Dergah Dergisi&#8217;nin yanına dergi bırakınca biraz düşündüm. Evet şimdi sizde belki aynı şeyi düşünüyorsunuz, bu derginin yazarlarının çoğunluğu bu kampüste hayatı adımladı. Bugün Alaaddinin evlatları bir dergi olup sıralar yerine raflarda yerini aldı. Alaaddin ne kadar güzel isim. Anadolu Selçuklu Devleti&#8217;nin en parlak döneminin sultanı. İlmin Anadolu&#8217;ya aktığı dönem, sadece ilim mi yiğitlikte nasibini alıyor bu saadet döneminden. Endülüslü Muhyiddin Arabi bu zaman diliminde gelmedi mi Konya&#8217;ya, evet belki de o getirmişti Kurtuba&#8217;nın mayasını Konya toprağına. Bu satırları yazdığımda yukarıda ki başlık biraz daha anlamlı hale gelmiştir.</p>
<p>Biz bu dergiyi <strong>“Yeni nesil eylem dergisi; kalp hastaları lütfen okumayın!”</strong> manşetiyle tanıttık; çünkü iki anlamda da kalbi hasta olanlara zararlı bir dergi. Gerçek anlamda kalp hastası iseniz fazla heyecandan problem yaşayabilirsiniz. Manevi anlamda kalp hastası iseniz o zaman cümlelerin kalbinize sirayet etmesi anlamında problem olabilir. Samimiyeti ancak samimi yürekler anlar.</p>
<p>Birde şu yeni kuşak problemi var biliyorsunuz. Yeniler eski olduğunda ortaya çıkan problem. Yeni nesil görmek isteyen kurtuba dergisi&#8217;ni okumalı. <strong>Özellikle Antalya&#8217;yı fethe çıkan, Bahattin Yıldız&#8217;ı kendisine model alan en genç Kurtubalı Cengiz Yalçınkaya&#8217;nın serüvenini tekrar tekrar okumalı.</strong></p>
<p><strong>“Bu yeni nesil ipodumu takarım, namazımı kılarım, çayımı içerim, türkümü söylerim, gönlüm anadoluya sığmaz&#8230;” diyor.</strong></p>
<p>Orta yaşı tamamlamak üzere olan benim en çok ilgimi çeken; bu gençlerde espri kabiliyeti olması. Eski hareketlerin eksiği estetiği sanki bu yeni nesil tamamlayacak. Evet eskilerden almaları gerekenler de az değil.</p>
<blockquote><p>Kurtuba Dergisi dolu dizgin koşuyor ve konuşuyor:</p>
<p>“bu sayıda ne anlattınız dediğinizi biliyoruz. bu sayıda köklerimize döndük. yani sine-i millete. çıktığımız yere. filize durduğumuz topraklara. velhasıl-ı kelam, anadoluya döndük.</p>
<p>anadoludaki damarın nabzına şahitlik ettik, yerliliği konuştuk, bir anadolu hareketi olan mavi marmara’yı sarayburnu’nda karşıladık.</p>
<p>abdullah yıldız’la anadolu damarını ve bir gençlik hareketi olan mücadele birliği’ni konuştuk. keşmir’e en içten ve diplomatik selamlarımızı gönderdik. milli görüşü yazdık. konyalı bir dergi olan alfabe’yi anlattık.</p>
<p>ez cümle; bir kez daha hem yaşadık hem yazdık. bilirsiniz, biz yaşamadan yazamayanlardanız.”</p></blockquote>
<p>iyi güzelde Kurtuba Dergisi&#8217;ni nerede bulacağız diyenler: <a href="http://www.kurtubadergisi.com/dergi/?page_id=487" target="_blank">www.kurtubadergisi.com</a><br />
iyi ama benim ilim bu listede yok diyenler: kurtubadergisi@gmail.com mail adresiyle iletişime geçebilirler.</p>
<p><strong>yeni sayı hakkında dost sitelerde yazılanlar:</strong><br />
<a href="http://www.sayhadergi.com/3271/kurtuba-yedilere-karisti" target="_blank">www.sayhadergi.com</a><br />
<a href="http://www.haberkultur.net/haberoku-2708-Ne_varsa_Anadoluda_var.html" target="_blank">www.haberkultur.net</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2011/01/kurtuba-dergisi-ve-alaaddin-kampusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değerli Cemaat, Cumanız Hayırlı Olsun.</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2011/01/degerli-cemaat-cumaniz-hayirli-olsun/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2011/01/degerli-cemaat-cumaniz-hayirli-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2011 08:10:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[YERLİ]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=2090</guid>
		<description><![CDATA[HAMD KAiNATIN RABBi ALLAH&#8217;A MAHSUSTUR. SELAM SEVGiLi PEYGAMBERiMiZ HAZRETi MUHAMMED MUSTAFA&#8217;YA VE DOSTLARINA OLSUN&#8230; memlekette fuhuş, hırsızlık, beyaz mal ticareti,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/01/yerli.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2091" title="yerli" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/01/yerli.jpg" alt="" width="200" height="160" /></a>HAMD KAiNATIN RABBi ALLAH&#8217;A MAHSUSTUR. SELAM SEVGiLi PEYGAMBERiMiZ HAZRETi MUHAMMED MUSTAFA&#8217;YA VE DOSTLARINA OLSUN&#8230;</p>
<p>memlekette fuhuş, hırsızlık, beyaz mal ticareti, kadın ve adam ticareti bitmişte değerli polisimizi çarşı pazarda sigara tiryakisi avına salmışlar. bu nasıl bir kafa!</p>
<p>aziz cemaat gdo konuşmalarımız dikkat çekmiş, tohum baronları taşeronları aracılığıyla davalar açmaya hazırlanıyormuş. aman tohumunuza sahip çıkın.</p>
<p>muhterem cemaat bugün esnafa selam verdim. &#8220;nasılsın.&#8221; dedim. &#8220;cebimde 5 lira var.&#8221; dedi.<br />
dedim ki &#8220;ya milli hasıla artıyormuş, kişi başına gökten yağan dolarlardan sizin bacanıza bir şey düşmedi mi?&#8221; tabi ki kızdı!<br />
dedim ki bana sinirlenme, birileri böyle anlatıyor, memleket güllük gülistanlık zannediliyor.<br />
o zaman tepkiyi koyacaksın, ille yazar kasa atmak için ecevit mi lazım.<br />
sonra aklıma geldi esnaf şimdi yazar kasa atsa  ergenekoncu diye içeri alırlar maazallah.</p>
<p>bizim de maaşı kesmesinler bu kadar yeter.<br />
Allah kendine sığınanların yardımcısıdır, bizde öyle bir yürek yok.<br />
cemaat Allah sonumuzu hayırlı eylesin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2011/01/degerli-cemaat-cumaniz-hayirli-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bazıları için Adalet!</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/bazilari-icin-adalet/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/bazilari-icin-adalet/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Dec 2010 20:04:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1968</guid>
		<description><![CDATA[Bu sözü abd&#8217;li ekonomi yazarı Joseph E. Stiglitz söylüyor. &#8220;ABD&#8217;de mortgage fiyaskosu gelişmiş, uygar toplumun evrensel olarak kabul damgası &#8220;hukukun...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/12/ev_insan.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1976" title="ev_insan" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/12/ev_insan.jpg" alt="" width="161" height="200" /></a>Bu sözü abd&#8217;li ekonomi yazarı Joseph E. Stiglitz söylüyor. &#8220;ABD&#8217;de mortgage fiyaskosu gelişmiş, uygar toplumun evrensel olarak kabul damgası &#8220;hukukun üstünlüğü&#8221; konusunda derin sorununu gündeme getirmiştir.&#8221; * Anladığım kadarıyla bankaların aç gözlülük ile insanları evsiz bırakmasını ve adaletin güçlüden yana çalışmasını eleştiriyor.</p>
<p>Kapitalizmin tosladığı yoldan biz yürümeye çalışıyoruz. Bugün konut kredileri, araç kredileri, kredi kartları konusunda dikkatsiz hareketler aynı sonun başlangıcıdır.</p>
<p>400 milyar dolar borç ile biz şöyle büyük ekonomiyiz böyle uçar şöyle kaçarız diyenlerde ayrıca değerlendirilmeli. Borçlu ülke borçlu vatandaş. Eh! borç yiğidin kamçısıdır.</p>
<p>Aslında ne kadar borcunuz varsa o kadar büyük karın boşluğunuz var demektir. Birileri bu boşluğa vurduğunda yıkılırsınız. Sadece kimse vurmuyor diye ayakta durmak, hakiki anlamda ayakta durmak değildir. Borsa yabancı payı YABANCI PAYI (14.12.2010) an itibariyle 66,79 geçen günlerde küçük bir çekilme yaşandı 70 binleri geçen balon borsamız anında 5 bin puan geri geldi. Hadi düzeltme hareketi diyelim. Zaten hep düzeltiyorlar!</p>
<p>* <a href="http://www.project-syndicate.org/commentary/stiglitz131/English" target="_blank">http://www.project-syndicate.org/commentary/stiglitz131/English</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/bazilari-icin-adalet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BAHATTİN YILDIZ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/bahattin-yildiz/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/bahattin-yildiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Dec 2010 10:25:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[YERLİ]]></category>
		<category><![CDATA[KAİNAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1898</guid>
		<description><![CDATA[İnsan çağının önder ve iyi adamlarını tanımak ister. Fakat çoğu zaman tanışma fırsatı bulamaz. Çünkü yiğit adamlar kendi reklamını yap(tır)madığı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/12/manset1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1902" title="manset1" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/12/manset1.jpg" alt="" width="245" height="252" /></a></p>
<blockquote><p>İnsan çağının önder ve iyi adamlarını tanımak ister. Fakat çoğu zaman tanışma fırsatı bulamaz. Çünkü yiğit adamlar kendi reklamını yap(tır)madığı için yığınların gündemine düşmez. Bu durumun tek istisnası ölümdür, bazen ölüm bile o yiğit adamları gündeme taşıyamaz. Bahattin Yıldız güdeme afgan dağlarında ki şahitliği ile geldi. O&#8217;nu tanıdık ve çok sevdik. Ve derin bir ah! geçti içimizden bizde bir kez olsun Bahattin Abi diyebilseydik.</p>
<p>Bu sayfayı Bahattin Yıldıza ayırdık. Hakkında bulduğumuz her şeyi yayınlamaya çalışacağız.
</p></blockquote>
<p><strong>Önce onun dünya bülteni sitesinde yayınlanan notlarıyla başlayalım:</strong></p>
<p><a href="http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&amp;ArticleID=123227&amp;q" target="_blank"><strong>Bahattin Yıldız&#8217;ın Notları -I-</strong></a><br />
&#8230;<br />
Eser, Uluslararası Sarayova Üniversitesinde öğrenci. Temmuz ayında Srebrenisa katliamına karşı yürüyenler arasında tanıştık. Çalışarak okumaya çalışan gençlerden, Eser.<br />
Çay ocağının kapısını açtım. Karşımda koca bir servis tezgahı. Sağlı sollu küçük oturaklar ve kısa bacaklı masalar.E ser, gayet ciddi biçimde servis yapıyor. O, beni görmedi .Bir süre servisini izledim. Fark edince altı aylık hasretle sarıldık.</p>
<p>-Sen işine bak, vaktim var oturayım, dedim.</p>
<p>Sırtımı duvara dayayıp oturdum. Kapının girişindeki masada oturan başörtülü bir kız ‘’Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi’nin Amak-ı Hayal’ ini okuyordu. Bu beni sevindirdi.<br />
-Kızım bakarmısın diye seslendim .İçerideki gürültü yoğunluğundan duymamıştı. Tekrar seslendim. Baktı. ’’Buraya gelirmisin ?’’ diye yeniden seslendim. Gelip oturdu.</p>
<p>-Okuduğun kitabın yazarını tanıyormusun ? diye sordum. Soruma ‘’Hayır’ cevabını verdi.<br />
-Osmanlı&#8217;nın son dönemindeki önemli yazarlardan biri. Bundan otuz beş sene önce bir gazetenin yayınları arasında çıktığında bu kitabı okumuştum. Şehbenderzadenin diğer kitaplarını ve birikimini anlattım. Said Halim Paşa&#8217;dan bahsettim.</p>
<p>-Kitabı okumam için Eser ağabey verdi.<br />
&#8230;<br />
-Bizim, otuz kırk senelik geçmişimizde, şehirlerde fiziki yapısı küçük işlevi büyük çayhanelerimiz vardı, Eser. Üniversiteli, liseli gençlerin ilim öğrenmeleri için ortam tahsis edilirdi. Çay ocağının yanında kesinlikle birde kitabevi olurdu.Bunların şehir sınırlarını aşan isim yapanları vardı.İnsanların lakapları gibi bu çay evlerininde kazandığı ünvanları vardı. Erzurum’da, Elazığ’da, Diyarbakır’da, Bursa’da, Sivas’ta, Ankara’da, Konya’da, Kayseri’de&#8230; Bu kıraathanelerin öncülük ettiği güzellikler vardı. Buna en iyi örnek Malatya&#8217; daki:’’Boğaziçi Üniversitesi’ diye namlanan çay ocağıydı.<br />
<a href="http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&amp;ArticleID=123227&amp;q" target="_blank">I.notun tamamı</a></p>
<p><a href="http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&amp;ArticleID=123677&amp;q" target="_blank"><strong>Bahattin Yıldız&#8217;ın Notları-II </strong></a><br />
Dr. Kasım bey, Dr. Adnan’a ayak üstü on dakika kadar bilgi verdi. Sabah namazını kılıp yattık. Dr. Adnan tek erkek doktor olarak sabah 9’da göreve başladı. Macaristan’da okul bitiren iki de Türk doktor kız vardı. Kliniğin bir de buralı bir ebesiyle, gönüllü sağlıkçı gençler vardı.</p>
<p>İHH’nın buradaki ilk faaliyeti klinik, ikinci olarak kliniğin hemen arkasındaki 200 çadırlık bir çadır kenti vardı. 1800 kişi barınıyormuş. Günde iki öğün her çadıra yemek dağıtılıyordu. Bunun için iğreti de olsa kurulmuş bir yemekhane vardı. Bir aşçı ve dört de yardımcısı çalışıyordu. Kampı idare için Pakistan Meri’li asker emeklisi bir müdür ve yardımcısı vardı. Malzeme taşımak için iki Toyota kamyonet kiralanmıştı. Muzafferabad’a gidip gelen iki de Toyota minibüs vardı. Yeni gelen yardım malzemelerinin depolandığı bir depo ve sorumlu depocu vardı. Urduca-Türkçe tercümanlık yapan Muzafferabad’lı Davut ve Afgan Türkmeni Naim vardı. Davut Kuzey Kıbrıs’ta çalışırken Türkçe de öğrenmişti.</p>
<p>Çay demledim, zeytin, peynir vardı, yumurta da buldum. İğreti de olsa kahvaltı sofrasını kurdum. Dr. Adnan’ı çağırdım. Türkiye tipi bayat bir kaç ekmek vardı.<br />
Naim: Bunları Türkler yapıyor. Saat 11’le 4 arası oradan istediğimiz kadar ekmek alıyoruz. İsterseniz oraya beraber gideriz.</p>
<p>• Adnan! Çok hastan var mı?<br />
• Oldukça çok. Doktor kızların maşaallahı var. Çok büyük iş yapıyorlar.</p>
<p><a href="http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&amp;ArticleID=123677&amp;q" target="_blank">II.notun tamamı<br />
</a></p>
<p><a href="http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&amp;ArticleID=124589&amp;q" target="_blank"><strong>Bahattin Yıldız&#8217;ın notları-III</strong></a><br />
&#8230;<br />
Çocuklara şeker ve balonları dağıtmaya başladım. Her çocuğa üç şeker bir balon. Şişirenler, şişirmeye uğraşanlar, atıp tutanlar. Ortalık ayyıldızlı kırmızı balonlarla dolmuştu. Doktor kızların muayene yerlerinin önü kalabalıklaşmıştı. Mücahidlerden biri kapının önüne oturdu, gelenleri tek sıraya soktu. Çocukların olması iyiydi. Erkekler yerlerinden hiç kıpırdamadı. Saat üçten dörde kadar işimizi halledip gitmemiz gerektiğini söyledim. Saat dört olduğunda beş hasta vardı.<br />
&#8230;<br />
Dağın inişi çıkışından daha görkemliydi. Vadi, ‘Ceylem’ nehri bütün görkemiyle altımızdaydı. Araç dağın yüzünde zikzaklar çizerek iniyordu. Kırılma noktasını dönemediği için her virajda biraz geri alıyordu. Ve o an Ceylem vadisinin başında bir yamaç paraşütçüsü gibi duruyorduk. Kuzeyden gelen vadinin başında, araç durduğunda buradan ineceğiz. Fakat her harekette bir sonra varacağımız hedefimiz aklımızda olsa da vadinin başında aracın içinde duruşumuzda bir başka duygu. <strong>Bir gün hedefe varmayacaksın. O gün niye bugün olmasın.</strong> Bir aracın aksamına bütün güvenliğini yüklemek hiç de arzu edilir bir sonuç değil. Buradaki üç hafta içinde içi insan dolu üç araç nehre yuvarlandı ve yüzü aşan insan öldü.<br />
&#8230;<br />
Doktor kızlarımız Dilek ve Ayşe, Bayburt ve Eskişehirliymişler. Türkiye’de okurken başörtü yasağından dolayı Macaristan’da okullarını bitirmişler. Eğitim dilleri İngilizce’ymiş.</p>
<p>- Buraya nasıl geldiniz? Bizim ülkemizin hareket standardının üstünde bir şey bu.<br />
- Ramazan’da Ak-Der’in iftarı vardı. İHH’dan Osman ağabey orada depremle ilgili bir sunum yaptı. En çok da buraların doktora ihtiyacı olduğundan bahsetti. Biz müracaat ettik ve geldik.</p>
<p>- Allah gayret ve ecrinizi artırsın kızlar. Her zorluktan sonra bir kolaylık olduğu gibi, biliniz ki, bu mağduriyetler, bu zulümler, kaliteli, iyi eğitimli, düşünce ataletinden kurtulmuş, üretken insanlar kazandıracak. Bakın şu dağlara, hangi ülkenin insanı dolaşıyor ? Hangi bayraklar dalgalanıyor ? Hediye edilen çadırların üzerindeki bayrakların soğuk yüzünü geçin. UNICEF, arada bir ABD askeri ve şu vadilerde günde dört defa gidip gelen İHH amblemi, Türk bayraklı üç araç. Kamptaki delilimiz bile bayrak ve flamayı taşıyarak dolaşıyor. Bu dağlara çıkan ilk hanım doktorlar değil, ilk doktor sizsiniz. Allah razı olsun.<br />
&#8230;<br />
<a href="http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&amp;ArticleID=124589&amp;q" target="_blank">III.notun tamamı</a></p>
<p><a href="http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&amp;ArticleID=125940&amp;q" target="_blank">Bahattin Yıldız&#8217;ın notları-IV </a><br />
&#8230;<br />
Sabah namazında hava daha soğuktu. Namazı kılıp yataktaki sıcaklığımızın içine yeniden gömüldük. Bu arada tencereye suyu doldurup, kısık ocağın üzerine koydum.Biz kalktığımızda çay suyumuz hazır olurdu.</p>
<p>Çaya oturma vaktini güneş dağın üzerinden çıkıp vurduğu an olarak belirlemiştik. Çünkü güneş vurduğu anda sıcaklığı hissediliyordu.</p>
<p>Davut ve Naim’i de çağırdık. Hastahane betonunun üzerinde neşeyle çaya başladık. Günlük iş bölümünü yaptık. Mecir’in fazla çadırı söküp klinikle, bekleme çadırının arasını açacaktık. Tuvalet kapıları ve çatısı hızlandırılacaktı. Okul çadırlarının altına tahta anlaşması yapılacaktı. Bir taraftan meydanın taş döşenmesi başlanacaktı.<br />
&#8230;</p>
<p><a href="http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&amp;ArticleID=125940&amp;q" target="_blank">IV.notun tamamı</a></p>
<blockquote><p><strong>Bahattin Yıldız&#8217; yorum-online.de sitesinde yazdığı makalelere yazar arşivinden ulaşabilirsiniz:</strong> <a href="http://www.yorum-online.de/yorum-online/yazarlar/yazarlar.html" target="_blank">yorum-online</a> Ayrıca yorum-online sitesi <a href="http://www.yorum-online.de/yorum-online/b_yildiz/b_yildiz.html" target="_blank">Bahattin Yıldız dosyası</a> hazırlamış. Vefa böyle bir şey olsa gerek.</p></blockquote>
<p><strong>Kendi notlarının ardından yol arkadaşlarından derlenen yazıyı okuyalım.</strong><br />
<strong>Orhan Demiral, Bahattin Yıldızı&#8217;ın yol arkadaşlarından derleyerek hazırldağı yazı <a href="http://www.timeturk.com/tr/2010/05/19/bahattin-yildiz-kimdir.html" target="_blank">timeturk</a> sitesinde yayınlandı:</strong></p>
<p>1956 Sivas doğumlu. 1975 yılında İzmir İmam Hatip lisesinden mezun oldu. 1975-1980 yılları arasında okuduğu Erzurum Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesini 1987 yılında Afganistan dönüşünde 2. öğrencilik döneminde bitirdi. Yazıları Mavera, Güldeste, Gurbet dergilerinde ve Milli Gazete ve Yeni Devir Gazetesinde yayınlandı.</p>
<p>Abdülhamit Muhaciri mahlas ismiyle Milli Gazetede çocuk köşesini hazırladı. Aynı dönemde çıkan Selam Dergisinde de yazıları yayınlandı. İmza Dergisi ve Müslüman Genç Dergisinde çeşitli mahlaslarla birçok yazısı yayınlandı. www.yorum-online.de internet sitesinde yazarlık yapıyordu. Savaşan Afganistan, Cihat Günlüğü, Kar Çiçeği, Karda Ayak İzleri, Güllerin Vedası isimli kitapları yayınlandı. Henüz yayınlanmayan birçok çalışmasını ardında emanet olarak bıraktı. Üçü kız ikisi erkek beş çocuğu ve bir torunu var.</p>
<p>Bahattin YILDIZ Türkiye’de günümüz İslami Hareketinin filizlendiği 70-80’li yıllarda tarihe silinmeyecek izler bırakmış önemli isimlerinden birisi. Osmanlının son döneminden başlayarak 1950’lere kadar devam eden yozlaşma sürecinin etkilerinin silinmesi için çabaların yoğunlaştığı bir zaman dilimini dolu dolu yaşayan isimlerden birisi.</p>
<p>Henüz lise yıllarında iken MTTB ile tanışan ve bu bünyede hayırlı hizmetlere omuz veren Bahattin YILDIZ, gerek akranlarına gerekse de kendinden sonra gelen nesillere yaptığı olumlu katkılarla anılacak. İzmir İmam-Hatip Lisesinde hem İslami kimliğini inşa edip hem de sporcu kişiliğiyle öne çıktı. Lisenin güreş takımında yer aldı. Kitleleri etrafında toplayan bir özelliğe sahip olan Bahattin YILDIZ bu özelliklerinin de etkisiyle sevilen, sayılan ve etrafında toplanılan bir önder kişi olarak ortaya çıktı.</p>
<p>İmam-Hatip yıllarının ardından gelen Erzurum’daki Üniversite yıllarında MTTB ve Akıncılar içerisindeki çalışmaları Bahattin YILDIZ’ın tam anlamıyla çevresine damgasını vurduğu yıllar olarak kayıtlara geçti. 12 Eylül 1980 darbesi öncesi sıkıyönetim döneminde Milli Türk Talebe Birliği kapatıldığında baş harfleri MTTB olan “Mahalli Teknik Takımlar Birliği” isminde bir dernek kurarak MTTB isminin yaşatılmasını sağladı. Erzurum’da profesyonel olarak hem atletizm takımı, hem Milli Kayak Takımı içerisinde yer aldı. Özellikle Hicret’in 1400. Yılı sebebiyle 3 arkadaşıyla birlikte Erzurum’dan Kayseri’ye yaptıkları Hicret Koşusu Türkiye İslami Hareketinin önemli dönüm noktaları arasında yerini aldı. Erzurum’daki birinci öğrencili döneminde İşletme Fakültesi Öğrenci Temsilciliği, Erzurum Atatürk Üniversitesi Yurdu Öğrenci temsilciliği, Telsizler Yurdu Öğrenci Temsilciliğini yürüttü. Akıncılar bünyesinde İzmir İl Başkanlığı ve daha sonra Akıncılar’ın 11 bölgesinden birisi olan İzmir Bölge Başkanlığı görevlerini yürüttü.</p>
<p>1979 yılında Rusların Afganistan’ı işgal etmesi ve Türkiye’deki darbe ve baskı yılları Bahattin YILDIZ’ın önüne yepyeni ufuklar ve farklı bir mücadele alanı açıyordu. Diğer ülkelerden gelen mücahitlerle beraber bir taraftan Afgan Cephesinde fiili cihadın içerisinde yer alırken diğer taraftan da o bölgenin tüm yerel dinamiklerinden ve değerlerinden istifade ediyordu. O bulunduğu her ortamı bir öğrenim ve aksiyon alanı olarak görüyordu. Cihad süresince Afganistan ve yakın bölgesinin kültürel kodlarını çözümleyen ve bu bilgilerle ümmetin diğer bölgelerini aydınlatan birisi oldu. 1981 yılında Ruslara karşı girişilen en şiddetli çarpışmalarda Gazi’lik şerefine ulaştı. Defalarca ameliyat olmasını gerektiren yaralarına rağmen direncinden bir şey kaybetmedi.</p>
<p>1987 yılında Türkiye’ye dönmesiyle birlikte öğrenciliğinin ikinci döneminde kaldığı yerden çalışmalarına devam eden Bahattin YILDIZ öncelikle yarım kalan okulunu bitirdi. Yetiştirdiği talebelerini ülkenin her tarafına yaymaya başladı. O’nunla bir kez tanışan birisi hayatının bir çok önemli evresinde O’nu yanında buluyordu. Okuldan sonra iş aramasında, evlilik sürecinde eş bulmasında, akademik kariyerinde veya diğer alanlarda. O daima ilgi alanındaki herkesin derdiyle dertlenmeye gayret eden bir pozisyonda oldu. Dur durak bilmeden 54 yıllık ömrünü adeta 100 yıllık bir ömür gibi yaşadı. Geceleri uyumak yerine yollarda geçirerek ne zaman ihtiyaç duyulsa orada hazır olmayı kendine şiar edinen bir hayat yaşadı.</p>
<p>İnsan ve Medeniyet Hareketinin kuruluş sürecinde istişarelere katkılarda bulundu. Bu topraklarda yapılabilecek çalışmaların kodlarını belirlemede tavsiyeleriyle rol aldı. Özellikle Avrupa’da gönüllü olarak Hareketin ve faaliyetlerinin tanıtılması için elinden gayreti gösterdi. Son olarak Avusturya’da düzenlediği kamp programına gençleri de dahil ederek hareketlerin sürekliliğine vurgu yaptı.</p>
<p>Gençliğin eğitimi için sürekli yayınların önemine değinen Bahattin YILDIZ etrafındakileri kitap ve dergi yayıncılığı için teşvik ederdi. Cemal Balıbey’le birlikte hayallerini kurdukları Özgün Yayıncılık bu derdin bir neticesiydi. Etrafındaki öğrencileri çıkardıkları amatör dergilere omuz vererek, teşvik ederek ve yüreklendirerek desteklerdi.</p>
<p>Zorlukları değil zorlukların nasıl aşılacağını anlatırdı.<br />
Bahattin YILDIZ nerede Allah rızası için bir çalışma yapılsa içinde yer almaya gayret etti. İHH İnsani Yardım Vakfı’nın yurt içi yurt dışı yardım organizasyonlarında gönüllü olarak hizmet etti. Kurban organizasyonlarında Balkanlar bölgesinde defalarca görev yaptı. Keşmir depremi sonrasında bölgeye ilk ulaşanlardan bir olarak Keşmir’li Müslümanların yardımına koştu. Daha önceki cihad döneminden bölgeyi iyi tanıması, bölge insanının karakter yapısını ve dilini bilmesi birçok yardım çalışmasının daha kolay ve verimli bir şekilde yapılmasını sağladı.</p>
<p>Balkanlara yaptığı seyahatlerle birlikte özellikle Srebrenıtsa Katliamına sessiz kalmamak ve unutturmamak için yapılan yürüyüşlere katıldı. Saraybosna’dan Srebrenitsa’ya yapılan 25 km’lik yürüyüşün en ön safında yer aldı. Binlerce insanla birlik farklı etnik yapılardaki köylerden geçerek Avrupa’da tekbir ve tehlil seslerini yankılandırdı.<br />
Bu mücadeleci kişiliğinin yanı sıra bir insandı Bahattin YILDIZ. Adeta bir insan güzeli idi. Tulumunu giyerek yanında çalışan ustalarından bir usta oldu, ekmeğini onlarla bölüşüp yedi, geceleri öğrenci evlerinin misafir ağabeyi oldu. Dünya malı ayağının altından geçip giderken eğilip almaya tenezzül etmeyen, mütevazi bir hayat yaşadı.<br />
Tanıştığı herkesle iletişim kurmanın bir yolunu aradı.</p>
<p>Gençle genç oldu, çocukla çocuk. Akademisyenlerle müzakereye oturdu. İşadamlarına nasihat etti. En ulaşılmaz, deli dolu delikanlılar, babalarının sözünü dinlemeyen gençler Bahattin abi dediler amcaları yaşındaki adama. Ve onun nasihatini dinlediler. Gecenin bir vakti telefonla ulaştı onlara veya tuttukları takım yenildiğinde damarlarına basmak için aradı. Hangi yolla bu delikanlıya bir mesaj ulaştırırım sorusuna cevap aradı yıllar boyu. Cevabını da buldu. Zaten bu cevapları yüzünden herkesin ağabeyi oldu. İzmir’den Erzurum’a, Malezya’dan Almanya’ya kadar her bölgede şimdi ondan bir iz bir eser kaldı.</p>
<p>Bir babaydı aynı zamanda. Beş çocuklu bir ailenin babasıydı. Bütün yoğunluğuna ve koşturmasına rağmen mesafe koymadı çocuklarıyla arasına. Onların da rahatça konuşup tartışabildiği babaları, öğretmenleri ve arkadaşları oldu.<br />
Ömrünü Allah yolunda ve Allah Rasulü’nün örnekliği çerçevesinde yaşamaya gayret etti. Bir ayağını İzmir gibi şartları zor bir bölgeye sabitleyip diğer ayağıyla adeta bütün bir dünyayı dolaştı. İzmir’e her yolu düşene ev sahibi oldu. Bilal Yaldızcı’nın şehadeti Bahattin YILDIZ’ın eğitmenliğiyle birlikte adeta bir okul oldu. Her yıl Ödemiş’te Bilal Yaldızcı’nın şehadet yıldönümünde yaptığı programlarla onlarca öğrenciyi ve genci eğitti. Hayatı bir şehid şuuruyla yaşamayı öğretti hepimize.</p>
<p>Mütevazi hayatının yanı sıra engin kültürel birikimi ve entelektüel seviyesiyle her tanıştığı kişinin hayranlıkla baktığı birisiydi O. Ulusal ve uluslarası olaylara getirdiği tahliller, günlük olayları okuma ve değerlendirmedeki isabetli yorumlarıyla oynanan oyunların görülmesine ve yarınlara daha sıhhatli yön verilmesine katkı sağladı.</p>
<p>Hayatı hep örneklikle geçti. Son noktada yine bir örneklikle tamamladı. Ticari bir kaygı için değil, seyahat etmek, gezmek, tatil yapmak için değil, tamamen Allah rızası için çıktığı bir yolculukta, yetimlere yönelik bir çalışmada aramızdan ayrıldı.</p>
<p>Tüm gayreti daha adaletli, daha huzurlu ve daha yaşanır bir dünya tesis etmek için oldu. Zulme karşı durmak, mazlumun yanında olmak O’nun şiarındandı. Yeryüzünde insanlığın vicdanı olmak gerektiğini söylerdi. İnsanlığın bağrına saplanan İsrail hançerini çıkarmak için yola çıkacak gemilere yetişmekti arzusu. Bu insanlık dışı ambargonun delinmesi için yola çıkacak ekipte o da yerini alacaktı. Bu sebeple çok sevdiği Afganistan’dan acele dönmeyi planlıyordu. İnsan olmanın özelliklerini bünyesinde toplayıp özellikle yetimler için çalışmayı birinci görevi kabul ederdi. Son projesinin ismi de “Yetim Projesi” oldu. Adeta hepimize ölecekseniz bu uğurda ölün mesajını bu kadar canlı ve diri verebilirdi. Yine mazlumların işinde koştururken, bir yetimhane inşası için arsa almak üzere gittiği Afganistan’ın Kunduz Bölgesinden Kabil’e dönerken kavuştu bizden daha çok sevdiğine.</p>
<p>Bahattin YILDIZ bütün ömrünü rızasını kazanmak için harcadığı Rabbi’ne doğru yola çıktı. O zaten bütün ömrünü bu yolculuğun hayaliyle yaşamıştı. Kavuşmak hayal etmekle başlar derdi. O hayal etti ve Rabbi’ne kavuştu.</p>
<p>Ey insan güzeli!<br />
Mekanın Cennet olsun.<br />
Dostların peygamberler, şehitler, sıddıklar ve Salihler olsun.<br />
Yolun açık olsun inşallah. Amin.</p>
<p><a href="http://www.timeturk.com/tr/2010/05/19/bahattin-yildiz-kimdir.html" target="_blank">timeturk</a></p>
<p><strong>Kurtuba Dergisi 6. sayıda yayınlanan Serkan Yorgancılar&#8217;ın Bahattin Yıldız hakkındaki yazısı onu tanımak için okunması gereken makalelerden.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/bahattin-yildiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇİFTÇİLİK NE ZAMAN MESLEK OLACAK</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/ciftcilik-ne-zaman-meslek-olacak/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/ciftcilik-ne-zaman-meslek-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 18:46:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[TARIM]]></category>
		<category><![CDATA[YERLİ]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1116</guid>
		<description><![CDATA[İşim gereği farklı kesimlerle görüşüyor, çok farklı yaş ve meslek gruplarına dersler veriyorum. Bu eğitimler esnasında memleketin nabzını tutma imkanı,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1119 aligncenter" title="yaprak_damla" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/01/yaprak_damla.jpeg" alt="yaprak_damla" width="500" height="375" /></p>
<p style="text-align: left;">İşim gereği farklı kesimlerle görüşüyor, çok farklı yaş ve meslek gruplarına dersler veriyorum. Bu eğitimler esnasında memleketin nabzını tutma imkanı, ülke sorunlarını değerlendirme fırsatı buluyoruz.</p>
<p>En son diyaloglardan biri, beni zaten farkında olduğum konu üzerine sesli düşünmeye itti.<br />
Mesele tarım sektörü ve meslek olarak görülmeyen çiftçilik.<br />
Koskoca holdinglerin yatırım yaptığı sektör hala hak ettiği yeri bulamıyor.</p>
<p>Konu şöyle gelişti:</p>
<p>Tanışma faslında genç arkadaşa ne iş yaptığını sordum. &#8220;Çalışmıyorum.&#8221; dedi, son zamanların işsizlik kurbanı olduğunu düşündüm, rencide olmaması için üzerine gitmek istemedim. Fakat işsizim dememişti, çalışmıyorum demişti ve ben bu cevaptan işkillendim. Şöyle göz ucuyla süzdüğümde kırsal kesimde çalışma ihtimali aklıma düştü. Ve üzerine gitmeye karar verdim. &#8220;Nasıl yani çalışmıyor musun?&#8221; dedim. O da &#8220;Şu anda çalışmıyorum.&#8221; dedi. Biraz daha konuşunca çiftçilik yaptığı ortaya çıktı. &#8220;Çiftçilik gibi meslek mi var, neden söylemiyorsun mesleğini?&#8221; dedim.  Biraz sıkıldı. Bende çiftçi bir ailenin çocuğuyum ve zevkle yapacağım en güzel meslek çiftçiliktir, deyince rahatladı. &#8220;Fakat kız vermiyorlar değil mi?&#8221; dedim. O anda karma sınıftan bir gülümseme yükseldi. O bunu onayladı. Gelirinin bir memurdan fazla olduğunu söyleyince uyanık yeni nesilden talipli bile çıktı. Tabi ki işin bu tarafları ayrı sosyolojik değerlendirmelere muhtaç.</p>
<p>Benim bu yazıdaki derdim göğsümüz kabara kabara çiftçiyim neden diyemiyoruz.</p>
<p>Başka bir grupta yine yakın mevzular geçince şehirde çaycılık yapan genç yanıma gelerek &#8220;Aslında ben memleketim Hadim&#8217;de arıcılık yapmayı düşünüyorum.&#8221; deyince doğru iz üzerinde olduğumu anladım.</p>
<p>Boşuna demiyoruz gelecek yüksek tarımda&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/ciftcilik-ne-zaman-meslek-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GELECEK TARIMDA ve HEPİMİZ TOPRAĞA DÖNECEĞİZ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/12/gelecek-tarimda/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/12/gelecek-tarimda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 06:15:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[TARIM]]></category>
		<category><![CDATA[YERLİ]]></category>
		<category><![CDATA[İYİ HABER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1045</guid>
		<description><![CDATA[Rize’de topraksız tarım çalışmaları başlatıldı. Rize’de fazla miktarda bulunan çay atığı, fındık zürufu ve çeltik kavuzu gibi bazı katı organik...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1046" title="sera" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/12/sera.JPG" alt="sera" width="372" height="291" /> Rize’de topraksız tarım çalışmaları başlatıldı.<br />
Rize’de fazla miktarda bulunan çay atığı, fındık zürufu ve çeltik kavuzu gibi bazı katı organik artıkların topraksız tarımda katı ortam olarak kullanılması ve yanmış çiftlik gübresi gibi bazı ilave ortamlarla birlikte üretim yapılabileceği düşünülüyor. Tarım alanlarının büyük bir kısmını çay bitkisinin oluşturduğu Rize’de, çayın işlendikten sonra ortaya çıkan fabrikasyon atıklarının değerlendirilmesi bakımından bu konu büyük bir potansiyel oluşturuyor.<br />
Tarım İl Müdürlüğü tarafından Rize’de deneme amacıyla başlatılan uygulamada; 5 adet 36 m2 lik mikroseralar kurularak bu serelarda çay fabrikalarından temin edilen çay atıkları 15 litrelik torbalara dolduruldu. Daha sonra bu yetiştirme ortamlarına domates ve salatalık fideleri dikildi. Bitkilerin ihtiyaç duyduğu besin maddeleri, önceden hazırlanan sulama suyu ile birlikte kontrollü olarak verilerek çay çöpünün katı ortamda yetiştiriciliğe etkisi izlendi. Yapılan çalışmalarda alınan olumlu sonuçlar neticesinde, Rize’nin Güneysu ilçesinde kurulan 4 adet mikrosera daha çalışmalarına devam ediyor.<br />
Rize’de güneşli gün sayısının az olmasına karşılık seralarda kışın marul yetiştiriciliği, bahar döneminde domates, salatılık, biber yetiştiriciliği yapılırken, yaz döneminde ise fasulye yetiştirmek amacıyla dikim yapılıyor.<br />
Ayrıca, bölgede tarım dışı alanların değerlendirilerek çiftçilere en azından ihtiyaç duydukları sebzeleri yetiştirmeleri fırsatı oluşturulmuş ve ilerleyen günlerde Tarım İl Müdürlüğünce sera sayısının artırılarak daha çok üreticiye ulaşılması hedefleniyor.</p>
<p>• YENİ GÜNDOĞDU Gazetesi, (Rize) Sayı: 1785</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/12/gelecek-tarimda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

