<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KAİNATA MEKTUP &#187; şehir kültürü</title>
	<atom:link href="http://kainatamektup.com/index.php/category/seyyah/sehir-kulturu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kainatamektup.com</link>
	<description>yenileniyoruz... &#124; &#124; bitmeyen bir aşk yürüyüşü...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 09:40:51 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Külliyesi Olan Yaşanacak Şehirler I : ÇORUM</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/kulliyesi-olan-yasanacak-sehirler-i-corum/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/kulliyesi-olan-yasanacak-sehirler-i-corum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 08:43:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[sabah medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[yol hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1585</guid>
		<description><![CDATA[
Bu yıl Ahmed&#8217;in düğünü vesilesiyle &#8220;2010 Kainat Toplantısı&#8221;nı Trabzon&#8217;da gerçekleştirdik. 2009 yolculuğu için bu (darende-yolunda) adrese bakabilirsiniz.
Zamanımız bol olduğunda yola çıkmadan detaylı araştırma yaparak yol haritası belirliyoruz; nerede ne var, şehir nasıl gezilir&#8230; Dar zamanlı yolculuklarda ise iç gözümüzü dikkate alarak yolculuk yapıyoruz. Konya&#8217;dan Trabzon&#8217;a en kestirme yol; Kırıkkale-Çorum-Merzifon-Samsun-Ordu-Giresun güzergahı. Dönüş yolunda Merzifon yerine Amasya&#8217;ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="çorum" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs220.snc4/39315_415278828100_740913100_4772251_5572454_n.jpg" alt="" width="518" height="389" /></p>
<p style="text-align: left;">Bu yıl Ahmed&#8217;in düğünü vesilesiyle &#8220;2010 Kainat Toplantısı&#8221;nı Trabzon&#8217;da gerçekleştirdik. 2009 yolculuğu için bu (<a href="http://kainatamektup.com/index.php/2009/05/darende-yolunda/" target="_blank">darende-yolunda</a>) adrese bakabilirsiniz.</p>
<p>Zamanımız bol olduğunda yola çıkmadan detaylı araştırma yaparak yol haritası belirliyoruz; nerede ne var, şehir nasıl gezilir&#8230; Dar zamanlı yolculuklarda ise iç gözümüzü dikkate alarak yolculuk yapıyoruz. Konya&#8217;dan Trabzon&#8217;a en kestirme yol; Kırıkkale-Çorum-Merzifon-Samsun-Ordu-Giresun güzergahı. Dönüş yolunda Merzifon yerine Amasya&#8217;ya uğrayarak görülebilecek şehir sayısını artırabiliriz.</p>
<p>Şehirlerimizin ziyaretçiler tarafından görülmesini istiyorsak; anayoldan başlayarak tarihi dokunun izini tabelalarla bulunabilir kılmalıyız. Bu konuda belediyelere, valiliklere, şehrin sivil toplum örgütlerine çok iş düşüyor. Vaktim sınırlı olsa bile dışından geçerken &#8220;külliye&#8221; tabelasını gördüğümde merkezine girmeyeceğim şehir yoktur. İnanıyorum ki bir çok kişi de benim gibi düşünüyordur.</p>
<p>Başka vesilelerle (<a href="http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/yaz-tatilinde-nereye-gitsek/" target="_blank">seyyahlık kültürü</a>) seyyahlığın bir meslek olduğunu ve zamanla öğrenildiğini söylemiştik. Kısaca parası olanlar değil fırsatı ve seyyah ruhu olanlar gezebilir. Kainatı hakiki manada temaşa etmek ise biraz ön bilgiyle ve dertlenmeyle alakalı.</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-1593" title="corum_1" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/corum_1-225x300.jpg" alt="corum_1" width="225" height="300" />Kervanımıza Edremit&#8217;ten Cüneyd, Gölcük&#8217;ten Timur katılıyor. Mazereti dolayısıyla katılamayanlara çok şey kaçırdıklarını hatırlatarak başka toplantılarda görüşmek temennisiyle selam ediyoruz.</p>
<p>Cumartesi saat 20:00 civarı Konya&#8217;dan yola çıktık. Kırıkkale üzeri gece yarısı Çorum&#8217;a vardık. Şehrin dışından gördüğümüz ilk minarenin altına aracımızı çekerek sabah ezanına kadar istirahate çekildik.</p>
<p>Sabah namazı sonrası şehrin merkezine doğru ilerlemeye başladık. Şehirler kendilerini en çok bu vakitte ele verirler. Sabah hareketliliği şehrin dinamikliğini gösterir. Kaç sabahçı kahvesi, çorbacısı olduğu şehir sakinlerinin yaşam biçimini ortaya koyar. Çorum&#8217;da bedestene yaslanmış 1306 tarihli Selçuklu eseri “Murad-i Rabi Ulu Camii” bizi karşıladı. Külliye hala şehrin merkezinde ise ve yeni beton binalar külliyemizi sıkıştırmamışsa şehrin kurtulma şansı var demektir. Şehir meydanında bir tur atıyoruz. Saat kulesi dikkatimizi çekiyor, Abdülhamit Han zamanından mı kaldı diye düşünüyoruz. Kısa bir araştırma (<a href="http://corum.kultur.gov.tr/" target="_blank">çorum kültür</a>) ile tahminimizin isabetli olduğunu anlıyoruz. Bedesten içinde sabahçı çayevi dikkatimizi çekiyor. Tarihi camiye cephe İzmir Lokantası&#8217;nda çorbamızı içip sabah çayımızı yudumlamak üzere bedestene geçiyoruz. Bedesten bizi tarihin derinliklerine, <a href="http://kainatamektup.com/index.php/ahilik/" target="_blank">ahilik</a> kültürüne götürüyor. Çorum&#8217;u külliyesi olan yaşanacak şehirler defterimize kayıt ettikten sonra başka bir tarihte detaylı temaşa etmek üzere Merzifon&#8217;a doğru yola çıkıyoruz. Linkini verdiğimiz Çorum Kültür Müdürlüğü sitesinden gezilecek tüm yerler hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.</p>
<p>Kainata Mektup sitemizin seyyah bölümünde başka şehir yazıları bulmak mümkün. (<a href="http://kainatamektup.com/index.php/category/seyyah/" target="_blank">kainatın seyyahı</a>)</p>
<p><a href="http://www.haberkultur.net/haberoku-2063-Kulliyesi_Olan_Sehirler_.html" target="_blank">Haber Kültür</a></p>
<p><img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs120.ash2/39315_415278833100_740913100_4772252_2287109_n.jpg" alt="corum_ulucamii" width="525" height="393" /><br />
<img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs220.snc4/39315_415278838100_740913100_4772253_4164883_n.jpg" alt="corum_saatkulesi" /><br />
<img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs220.snc4/39315_415278843100_740913100_4772254_3990798_n.jpg" alt="corum_ulucamii2" width="525" height="393" /><br />
<img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs220.snc4/39315_415278853100_740913100_4772256_6178310_n.jpg" alt="corum_ulucamii" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/kulliyesi-olan-yasanacak-sehirler-i-corum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Konya&#8217;nın Kültür Mekanı Endülüs</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/konyanin-kultur-mekani-endulus/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/konyanin-kultur-mekani-endulus/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 19:24:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[mekanlarımız]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1509</guid>
		<description><![CDATA[Endülüs Kitap Kahve cumartesi söyleşileri yeniden başladı. Hasan Arslan, Anadolu&#8217;nun Başucu Kitabı &#8220;Riyazüssalihin Okumaları&#8221; başlığı çerçevesinde hikmet dolu bir konuşma gerçekleştirdi. Fethi Gemuhluoğlu&#8217;nu kendisine yol öncüsü edinmiş Konya&#8217;nın sevilen muallimlerinden Hasan Arslan “Evimizin hikmet yuvası olmasını istiyorsak, evimizde hikmetin anahtarı eserlerin okunduğu aile meclisleri kurmalıyız.”dedi. Muhabbet dolu konuşmasını İmam Nevevi&#8217;nin müthiş eserinde seçtiği hadislerle taçlandırdı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1510" title="endulus2" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/06/endulus2-300x199.jpg" alt="endulus2" width="300" height="199" />Endülüs Kitap Kahve cumartesi söyleşileri yeniden başladı. Hasan Arslan, Anadolu&#8217;nun Başucu Kitabı &#8220;Riyazüssalihin Okumaları&#8221; başlığı çerçevesinde hikmet dolu bir konuşma gerçekleştirdi. Fethi Gemuhluoğlu&#8217;nu kendisine yol öncüsü edinmiş Konya&#8217;nın sevilen muallimlerinden Hasan Arslan “Evimizin hikmet yuvası olmasını istiyorsak, evimizde hikmetin anahtarı eserlerin okunduğu aile meclisleri kurmalıyız.”dedi. Muhabbet dolu konuşmasını İmam Nevevi&#8217;nin müthiş eserinde seçtiği hadislerle taçlandırdı. Mağarada mahsur kalan üç gencin kıssasının anlatıldığı hadisi tekrar tefekkür etmemizi önerdi.</p>
<p>Endülüs Kitap Kahve bozulmayan çizgisi ve hikmet ehli müşterileri ile Konya&#8217;nın has mekanı olmaya devam ediyor. Vural Kaya&#8217;nın kültür danışmanlığında Konya kültür hayatına yeni bir soluk kazandıran Endülüs Kitap Kahve&#8217;yi işleten arkadaşlara da ayrıca teşekkür ediyoruz. Bize göre Endülüs&#8217;te kültür programı olmasa bile orası bir kültür mekanı, Konya&#8217;nın bir çok tanınmış yazarı, okuru, muallimi, sanat ve zanaat erbabı, akademisyeni kendini evinde hissettiği bu mekana uğruyor. Büyük ihtimal yan masanızda, yazacağı hikayenin taslağını hazırlayan veya son şiirini gönlünde demleyen bir yazar olabilir. Yan masalardaki konuşmalara kulak kabartırsanız, şiir ödülü jürisinin toplantı yaptığını veya üç kafadarın ciddi bir konuda kendini kaptırmışçasına tartıştığını duyabilirsiniz. Ayrıca Konya&#8217;nın en yiğit dergisi PERDE&#8217;de bu mekanda hayat bulmaktadır.</p>
<p>Endülüs Kitap Kahve nerede diye merak ettiyseniz; Konya Alaaddin Tepesi yanındaki dershaneler sokağında yürüyün kiliseyi gördüğünüzde kafanızı diğer tarafa çevirin.</p>
<p><a href="http://www.haberkultur.net/haberoku-1773-Endulus_KitapKahve_tadinda.html" target="_blank">HABER KÜLTÜR</a>&#8216;de yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/konyanin-kultur-mekani-endulus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KONYA&#8217;DA HUZURU CUMA</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/konyada-huzuru-cuma/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/konyada-huzuru-cuma/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 21:42:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1073</guid>
		<description><![CDATA[Bir yanda iyi adamlar defteri, arayan ve aranan dostlar.
Ve vakti cuma.
Piri Paşa Camii cuma namazı, cümlelerini gönül ve akıl terazisinde tartan güzel hocamızın vaaz ve hutbesi.  Bilmem sizin hutbede konu ne idi, bizim ki israftı. Değerli hocamız en geniş anlamı ile israftan bahsetti.
&#8220;Madde israfı, kaynak israfı, imkan israfı bizi başkalarına muhtaç hale getirir. Değerlendirilmeyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1079" title="ödüllü fotolardandı heralde, yani ben çekmedim bu fotoyu." src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/01/1110_2352_21112009_7.jpg" alt="ödüllü fotolardandı heralde, yani ben çekmedim bu fotoyu." width="400" height="266" />Bir yanda iyi adamlar defteri, arayan ve aranan dostlar.<br />
Ve vakti cuma.<br />
Piri Paşa Camii cuma namazı, cümlelerini gönül ve akıl terazisinde tartan güzel hocamızın vaaz ve hutbesi.  Bilmem sizin hutbede konu ne idi, bizim ki israftı. Değerli hocamız en geniş anlamı ile israftan bahsetti.</p>
<blockquote><p>&#8220;Madde israfı, kaynak israfı, imkan israfı bizi başkalarına muhtaç hale getirir. Değerlendirilmeyen zaman, değerlendirilmeyen kaynak, değerlendirilmeyen hayat israftır. Sevgili peygamberimiz , “İktisad eden fakir düşmez.” buyurmaktadır. Öyleyse imkanlarımızı, kazanımlarımızı ,sağlığımızı, servetimizi ve imkanlarımızı ölçülü kullanmalıyız. Yarınlarımızın huzuru için fert ve millet olarak iktisatlı davranmalı ve israfa sapmamalıyız.&#8221; <a href="http://pirisir.blogspot.com/2008/10/bu-hafta-sizlerle-itikad-ve-amel.html">yazının devamı</a></p></blockquote>
<p>Cami çıkışı selam ve muhabbetler ve sonra bir dost ile haftalık olağan toplantı.</p>
<p>Üçler Mezarlığı yürüyüşü (Konya&#8217;da güneşli bir havada yürüyüş yapılacak en güzel yer. Tefekkür, Huzur, Sükut, Dua&#8230;) vakit darlığından gerçekleşemedi; fakat bir iş vesilesi ile akşam üzeri üçlere yaklaşınca Hz. Mevlana ile Üçler Mezarlığı arasında elleri kaldırıp dua ediyoruz. ama ne dua&#8230;<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-1075" title="üçlermezarlığı" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/01/üçlermezarlığı.jpg" alt="üçlermezarlığı" width="440" height="334" /><br />
Cuma akşamları Konya programı yoğun; Mebkam Cuma Konevi Sohbetleri, Endülüs Kitap Kahve programları, <a href="http://www.alikucukhoca.com/">Ali Küçük Hoca</a>&#8216;nın tefsir dersleri oluyor. (Ali Küçük Hoca&#8217;nın sohbetlerini <a href="http://www.alikucukhoca.com/">www.alikucukhoca.com</a> adresinden takip edebilirsiniz. Tefsir kitabını alarak dersleri oradan da okuyabilirsiniz, yani Konya&#8217;da değiliz, tüh! bu programları kaçırıyoruz deme hakkımız yok. Duyduğuma göre hadis kitabı da çıkmış Ali Hoca&#8217;nın.)  Yakında tefsir dersini Alaaddin salonu da almayacak. En yakın zamanda daha büyük bir salona taşınacak veya altlı üstlü iki salon kullanılacak gibi. Ali Hoca dersinde şu anda Meryem Suresinde.</p>
<blockquote><p><strong><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;">16      &#8211; (Ey Muhammed!) Kur&#8217;ân&#8217;daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani      o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilmişti. <a href="http://kainatamektup.com/index.php/ayet_hadis/">Surenin tamamı&#8230;</a><br />
</span></strong></p></blockquote>
<p>Bu arada akşam Alaaddin Tepesine çıktım, üst salonda takım elbiseliler dışarıda pinekliyordu, şöyle kendi kendime hayırdır, dedim. Bir bez üzerinde siyaset akademisi yazıyordu. Kırk yılın başında bir derse geldik onda da siyaset akademisi denk geldi, bak oğlum cihad dedim kendime işte bu kadar siyaset yaparsan sonunda başına gelecek bu. Sonra bekçiye Kur&#8217;an Akademisi nerede diye sordum, dedi o program alt kata alındı. Memleketin durumu bu alta Kur&#8217;an Akademisi, üste siyaset akademisi, ne zaman bunlar yer değiştirir memleketin ahvali de değişir. (Oğlum bak yine siyaset yapıyorsun. Abi ne yapayım adımız cihad, ben koymadım ki.)</p>
<p>İşte cumanın bereketi. Etkinlik bölümümüzden haftalık <a href="http://kainatamektup.com/index.php/konyada-bu-hafta/">etkinlik</a>lerin en azından bildiklerimizi takip edebilirsiniz, bilmediklerimizi de etkinlik sahipleri bir zahmet mail ile bildirirse yayınlamaya gayret ederiz.</p>
<p>Her şeyi yazamıyoruz. Yaşamak yolda olmaktır.</p>
<p><img src="http://lh5.ggpht.com/_7kefLd_arfw/S0emNkkj9xI/AAAAAAAAAdc/ZEwFX-L8ynk/s400/ali-kaoeaaoek-44.jpg" alt="ali küçük hoca" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/konyada-huzuru-cuma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KONYA&#8217;DA KURBAN BAYRAMI</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/11/konyada-kurban-bayrami/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/11/konyada-kurban-bayrami/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 20:07:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=864</guid>
		<description><![CDATA[Bismillahirrahmanirrahim
Benim için bayram ve mezarlık eşit kavramlardır; çünkü baba eli öpmeyi mezarlıkta öğrendim. Belki ölüme bu kadar yakın oluşum dört yaşından itibaren mezarlığın hanemizin bir parçası olmasındandır. Elhamdülillah babam için mutluyum; çünkü amel defterini açık tutma gayretimiz devam ediyor. Rabbim merhameti ve rahmeti ile muamele eylesin. Cümle mümin ve mümine içinde duamız geçerlidir. İnşaallah bizden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-872" title="hacı veys mezar" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/11/hacı-veys-mezar.jpg" alt="hacı veys mezar" width="550" height="413" />Bismillahirrahmanirrahim<br />
Benim için bayram ve mezarlık eşit kavramlardır; çünkü baba eli öpmeyi mezarlıkta öğrendim. Belki ölüme bu kadar yakın oluşum dört yaşından itibaren mezarlığın hanemizin bir parçası olmasındandır. Elhamdülillah babam için mutluyum; çünkü amel defterini açık tutma gayretimiz devam ediyor. Rabbim merhameti ve rahmeti ile muamele eylesin. Cümle mümin ve mümine içinde duamız geçerlidir. İnşaallah bizden sonra da dua edecek amel defterlerimizi açık tutacak nesiller gelir.<br />
Konya&#8217;da Kurban Bayramına arefe gününden başladık ki zaten bu günün önemi sabittir. Sultan Selim Camii&#8217;nde öğle namazını kıldım. Farz namazı sonunda teşrik tekbirlerinin semaya yükselmesi Arafat&#8217;ta vakfeye duran hacıları hatırlatan vaiz, kutlu bir günün habercisiydi.</p>
<p>Mevlana Celaleddin-i Rumi huzurunda başta Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sas) olmak üzere tüm peygamberlerin ve onların aile ve yoldaşlarının ruhlarına esenlik diledik. Ve İslam yolunda fikirleri, amelleri, kanları ile mücadele eden tüm geçmiş dervişlerin, mücahitlerin, ilim ehlinin ruhlarına fatihalar gönderdik.</p>
<p><img class="alignleft" src="http://lh5.ggpht.com/_7kefLd_arfw/Sw7dodHBimI/AAAAAAAAAXc/d7v0Su6EQSQ/s800/%C3%BC%C3%A7lermezarl%C4%B1%C4%9F%C4%B1.jpg" alt="üçler_hacı veyiszade" width="440" height="330" />Üçler mezarlığına girişte önce üçlere, yedilere, kırklara, üç yüzlere ve tüm mezarlık sakinlerine fatiha gönderdik. Nuri Baş Hoca Efendi&#8217;nin mezarı başına giderek hem eski güzel günleri yad ettik hem de ona selam ve esenlik götürdük. Daha sonra Hacı Veyiszade Mustafa Kurucu Efendi&#8217;nin huzuruna vardık. Her zaman olduğu gibi sevenleri ile onun birlikte bulduk. “Öyle bir hayırlı hayat yaşa ki insanlar seni unutamasın.” cümlesi aklımıza geldi. Hacı Veyiszade huzurunda dua ederken tüm yukarıda olduğu gibi sevgilimizle başladık ve erenler; Hacı Veyis, Hadimi Hz., Somuncu Baba Hz., Hacı Bayram Veli Hz., Üftade Hz., Aziz Mahmud Hüdai Hz. Aklımıza helen isimler şahsında tüm hakikat sancağını dik tutma gayreti veren İslam Fedailerinin ruhlarına fatihalar gönderdik. Tabi ki başta babam olmak üzere tüm dedelerimiz, ninelerimiz, yakın akrabalarımız, dostlarımız, tüm mümin ve mümineler içinde fatihalar gönderdik.<br />
Üçler mezarlığı içinde yürümek bile ayrı bir tefekkür sebebi. Hacı Veyiszade&#8217;nin yanından dönerken Said Nursi Hazretleri&#8217;nin kardeşi Abdülmecid Nursi Hoca&#8217;nın da kabri başında konakladım. Şahsında başta Said Nursi olmak üzere son dönem alimleri; Ahıskalı Ali Haydar Hz., Mahmud Sami Ramazanoğlu Hz., Mehmed Zahid Kotku Hz., Esad Coşan Hz., Süleyman Hilmi Hz., Kutuz Hoca Hz. hatırladık ve aklımıza o anda gelmeyen tüm bende müslümanlardanım demek için yaşamış derdi ve davası İslam olmuş her eyleminde Allah rızasını düşünmüş tüm ümmetin fertlerine fatihalar armağan ettik. Üçler mezarlığından çıkıp Şems-i Tebrizi Hz. huzuruna yürüdük, tüm seyyah ruhlu dervişlere de selam ettik doğal olarak yine aklımıza önce Hazreti Yunus geldi.<br />
Allah kısmet ederse birazdan Sadreddin Konevi huzuruna giderek; Ahi Evran, Hacı Bektaşi Veli, Şeyh Edebali, Osman ve Orhan Gaziler, tüm İslam devletlerinin sultanları ve onların yardımcıları için de fatihalar okuyacağız.</p>
<p>Ey Dost! bugün de yeryüzü boş sanma, bir çok davası ve derdi islam olan, şöhret afettir diyerek kendini saklayan büyükler yeryüzünde yaşamaktadır. Rabbim iyi insanlar ile karşılaştırsın. Bizleri de iyilerden kılsın inşaallah. Bu satırları okuyorsan sende iyilerden olmak istiyorsun demektir, gel hep birlikte daha da iyi olmak için mücadele edelim. Allah&#8217;ın bize sunduğu imkanları onun yoluna feda edelim. Kurban işte budur, yani feda edebilmek. Rıza için kendinden, en yakınından vazgeçebilmek, Allah&#8217;ı ve Elçisini kendi öz nefsinden daha çok sevebilmektir.</p>
<p>İnşaallah bayramın birinci günü Bayram Namazı&#8217;nı Konya&#8217;nın (07:25) benim için en değerli imamının arkasında kılıp Allah rızası için kevser suresinin gereğini yapacağız. İkinci gün bayram ziyareti için merkezde olacağız. Bayramın üçüncü ve dördüncü günü misafirlerimizi ağırlamak için evdeyiz efendim. Kainatın dostlarını bayram ziyaretine bekliyoruz.<br />
Kurban Bayramınızı en maddeden arınmış duygularımla tebrik eder, kainatın dostlarının sevdikleri ile huzurlu bir bayram geçirmesini hepimizin Rabbi olan Allah&#8217;tan (c.c.) niyaz ederim. Bu bayramı kutlayacak huzuru bulamayanları da unutmamamız gerekiyor. Ya Rabbi sana savaş açanları kahr eyle, İslam davası için mücadele edenleri galip kıl, mazlumların da yardımcısı ol.</p>
<p style="text-align: center;">Amin.<br />
<img class="aligncenter" src="http://lh4.ggpht.com/_7kefLd_arfw/Sw7dsV7EsII/AAAAAAAAAXg/E_XkcpqLrpo/s800/h%C3%BCseyincemil_%C3%BC%C3%A7ler.jpg" alt="üçler_hüseyin cemil efendi" width="576" height="437" /></p>
<p style="text-align: left;">Maşaallah.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/11/konyada-kurban-bayrami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AVUSTRALYA&#8217;DA RAMAZAN</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/09/bir-gurbet-muhabbeti-avustralyada-ramazan/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/09/bir-gurbet-muhabbeti-avustralyada-ramazan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 05:53:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[DÜNYADAN]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[KAİNAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=554</guid>
		<description><![CDATA[
cihad :
selamun aleyküm
hayırlı ramazanlar
m u s t a f a :
aleykum selam, sizlere de hayirli ramazanlar,  abi
nasilsiniz
cihad :
elhamdulillah
sizler nasılsınız, ramazan nasıl geçiyor avustralya&#8217;da
m u s t a f a :
bizlerde cok sukur iyiyiz
burda ramazan Turkiye&#8217;deki gibi olmuyor
haliyle abi
insan sahur iftar programlarini ariyor
iftar acarken ezanı duymak istiyor
cihad :
oarada camilerde faliyetler var sanırım
m u s t [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0.13cm 0.03cm 0cm 0.13cm;"><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/09/avustralya.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-555" title="avustralya'da bir cami" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/09/avustralya-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>cihad :<br />
selamun aleyküm<br />
hayırlı ramazanlar<br />
m u s t a f a :<br />
aleykum selam, sizlere de hayirli ramazanlar,  abi<br />
nasilsiniz<br />
cihad :<br />
elhamdulillah<br />
sizler nasılsınız, ramazan nasıl geçiyor avustralya&#8217;da<br />
m u s t a f a :<br />
bizlerde cok sukur iyiyiz<br />
burda ramazan Turkiye&#8217;deki gibi olmuyor<br />
haliyle abi<br />
insan sahur iftar programlarini ariyor<br />
iftar acarken ezanı duymak istiyor<br />
cihad :<br />
oarada camilerde faliyetler var sanırım<br />
m u s t a f a :<br />
fakat sadece iste turk ya da arap radyolarindan duyabiliyorz<br />
Turkiye&#8217;den hocalar getiriyorlar vaaz etmeleri icin<br />
yakinimizdaki camiye Selcuk Uni. Ilahiyattan<br />
bir docent hocamiz geldi<br />
teravihlerden once kursuden sohbet ediyor<br />
cihad :<br />
güzel<br />
peki ezan içeride okunamıyor mu?<br />
m u s t a f a :<br />
tabiki canim normal vakitlerde ve diger zamanlarda caminin avlusundan okunabiliyor<br />
fakat hoparlor ile disari vermek yasak sanirim<br />
cihad :<br />
sünnete uygun olan insan sesidir.<br />
bahçeden şöyle okunsun dinleyin<br />
m u s t a f a :<br />
oyledir muhakkak abi<br />
fakat insan minareden disardan gelen sesi ariyor<br />
Turk tvsinden vakit gelince okunuyor<br />
cihad :<br />
yeni müslüman olanlar var mı<br />
m u s t a f a :<br />
bilmiyorum abi<br />
gecen senelerde bi avs. uni. ogrencisi musluman olmustu<br />
belki duymussunuzdur<br />
cihad :<br />
duymadım.<br />
m u s t a f a :<br />
ınternetten lınkını yollayım<br />
15dk lık<br />
nasıl musluman olduğunu anlatıyor<br />
etkıleyıcı epey<br />
cihad :<br />
tamam<br />
m u s t a f a :<br />
bi sn<br />
<a href="http://video.google.com/videoplay?docid= 2829267874131222228&#038;ei=LZKnSo7rGY6qwgOKyPGoCA&#038;hl=tr#">link</a><br />
cihad :<br />
sen ne gibi çalışmalar yapıyorsun?<br />
mesala orada ingilizce kuran-ı kerim var mı? fiyatı ne ? dağıtılabiliyor mu?<br />
m u s t a f a :<br />
ne gibi anlayamadim abi<br />
cihad :<br />
tebliğ çalışması olarak diyorum.<br />
m u s t a f a :<br />
yapan epey cemaat var<br />
ama nasil yapiliyor bi fikrim yok<br />
cihad :<br />
ben senin ne yaptığını sordum zaten.<br />
m u s t a f a :<br />
abi en guzel yapabilecegim simdi<br />
ornek bir musluman olmaya calisiyorum<br />
cihad :<br />
evet bu en güzel yöntem; fakat hakikati bulmaya vesile olacak imkanları sunmak lazım.<br />
m u s t a f a :<br />
imkanlar kisitli<br />
simdilik en iyi teblig aile icinde yapabildigim<br />
cihad :<br />
kuran ı kerim i onun için sordum<br />
m u s t a f a :<br />
Abi Ingilizce Kur an var<br />
kitapcilarda dahi satilior<br />
bazen cami cikislarinda<br />
cihad :<br />
akıllı adamın eline versen devrim oluşturur<br />
m u s t a f a :<br />
masalar oluyor<br />
ordan insanlara dagitiliyor<br />
ucretsiz olarak<br />
cihad :<br />
güzel<br />
bunlar hep hizmet<br />
ingilizce hadis kitabı var mı<br />
m u s t a f a :<br />
onlarin da olmasi lazim<br />
ama simdiye kadar hic gormedim<br />
aslinda abi yabancilara teblig iyide<br />
ilk once burdaki turk gencliginden baslanmasi lazim<br />
ucunce generasyon<br />
dinden uzaklasiyor<br />
onlar icin bir cok sey yapmaya calisan cemaatlar var<br />
cihad :<br />
kalenin içi biterse zaten dışarı çıksan neye yarar.<br />
m u s t a f a :<br />
bazen kendi insanimizi hic olmayacak yerlerde goruyorz<br />
utaniyoruz<br />
bir musluman bir turk boyle olmamali diyoruz<br />
ama maalesef oluyor<br />
cihad :<br />
fakat vesile oluşturmak lazım. karınca kararınca faaliyette olup , dert edinmek lazım<br />
   hidayet Allah&#8217;tan biz say yapacağız<br />
m u s t a f a :<br />
oylee<br />
Allah in izniyle<br />
cihad :<br />
bu konuda bir gündemimiz olmalı<br />
adım adım elimizden geleni yapmalıyız.<br />
m u s t a f a :<br />
insallah abi<br />
cihad :<br />
amin<br />
bu konuşmayı düzenleyip sitede yayınlarız , başka anlatmak istediklerin varsa söyle<br />
senden ve diğerlerinden ramazan yazısı gelmiyor hiç olmadı böyle konuşturmuş olalım.<br />
m u s t a f a :<br />
tamam abi<br />
ramazan burda da guzel geciyor abi<br />
fakat eksikligini duydugumuz bir cok sey var<br />
sokaklar ramazan havasinda degil<br />
insanlar yeyip iciyor<br />
cihad :<br />
merak etme bizde onlara benziyoruz.<br />
m u s t a f a :<br />
burdan zaten ramazanin eksikligini en cok hissetiren bu oluyor<br />
muslumanlarla cevresi olan yabancilar sadece ramazanin farkinda<br />
seviyeli insanlar musluman dostlarinin yaninda yemiyor icmiyor<br />
onlara saygisizlik yapmak istemiyorlar<br />
hatta<br />
cihad :<br />
ne güzel<br />
işte insanın evrenselliği<br />
m u s t a f a :<br />
oruc tutmayan diger musluman arkadaslarina bile<br />
hic degilse oruclularin yaninda yeme icme diyebiliyorlar<br />
boyle bir hadise<br />
gercekten cerayan ettigi ici bahsettim<br />
cihad :<br />
işte o insanlarda kıvılcım var.<br />
Rabbim hidayet nasip eylesin<br />
m u s t a f a :<br />
insallah<br />
cihad :<br />
İnsanlığını kaybetmeyen hakikati bulur<br />
m u s t a f a :<br />
muhakkak abi<br />
insanlar aslinda gercekten merak ediyor<br />
soruyor<br />
neden yemiyorsunuz neden icmiyorsunuz diye sorabiliyor<br />
cihad :<br />
soru ilmin yarısıdır.<br />
onun için dil bilmek zenginlik<br />
iyi anlatabiliyorsan nasibi de varsa olur<br />
m u s t a f a :<br />
ing. kursundaki ogretmen sormustu<br />
cihad :<br />
anlatabildin mi<br />
m u s t a f a :<br />
bana kalmadan diger arkadaslar anlatti<br />
   burda muslumanlarin en guzel yapacaklari sey<br />
  m u s t a f a :<br />
peygamber (sas) ahlakiyla yasayip komsularina arkadaslarina ornek olmak<br />
cunku muslumanlari buyuk bir cogunluk yanlis taniyor<br />
yanlis biliyor<br />
cihad :<br />
evet hal ile tebliğ.</p>
<p>m u s t a f a :<br />
sizler ne yaptiniz aileniz nasillar<br />
cihad :<br />
şükür hepsi iyiler.<br />
konya&#8217;da çalışmalara ve<br />
kainata mektup bırakmaya devam<br />
m u s t a f a :<br />
masallah<br />
Allah devamini nasip etsin<br />
ben musadenizle ayrilayim<br />
yine gorusmek uzere abi insallah<br />
cihad :<br />
allah a emanet ol<br />
m u s t a f a :<br />
sizlerde<br />
cihad :<br />
bizi bilgilendir oralardan<br />
m u s t a f a :<br />
inşaallah</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/09/bir-gurbet-muhabbeti-avustralyada-ramazan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KONYA İÇİN İFTAR VAKTİ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/08/konya-icin-iftar-vakti/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/08/konya-icin-iftar-vakti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 03:45:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[AHMED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=512</guid>
		<description><![CDATA[Evvel-i iftar:
Şehrin meydanlarından birindeyiz. Halkalara eklenen zaman, uzayıp giden insan zinciri, akşamın gelmekte olduğunun en açık delili. Acıkan cüsseleri taşıyan ayaklar, daha takatsiz ve daha yorgun. Çocuklar yine her şeyden oyun çıkarmada, kalabalığın içinde halkaların arasında küçük halkalar ve sürekli tebdil-i mekan yapmadalar&#8230;
Sıra ilerliyor. Medeniyetin rüyasını kabus olarak gören, uykusu kaçan ve uykusu kaçtıkça etrafa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/08/cadir-009.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-514" title="cadir-009" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/08/cadir-009-300x228.jpg" alt="" width="300" height="228" /></a><strong>Evvel-i iftar:</strong><br />
Şehrin meydanlarından birindeyiz. Halkalara eklenen zaman, uzayıp giden insan zinciri, akşamın gelmekte olduğunun en açık delili. Acıkan cüsseleri taşıyan ayaklar, daha takatsiz ve daha yorgun. Çocuklar yine her şeyden oyun çıkarmada, kalabalığın içinde halkaların arasında küçük halkalar ve sürekli tebdil-i mekan yapmadalar&#8230;<br />
Sıra ilerliyor. Medeniyetin rüyasını kabus olarak gören, uykusu kaçan ve uykusu kaçtıkça etrafa dalan malum vahşi kabilenin terbiye bilmez yeni yetmeleri dışında herkes sırada. İşinden geç çıktığından eve yetişememiş beyler, alış verişe dalıp ipin ve zamanın ucunu kaçırmış hanımlar, daha ilk haftasında şehrin tanımını arayan yeni ve genç üniversiteliler, meczuplar, deliler, fazla akıllılar, toplumun birçok kesiminden yüzler ve siluetler. Yüzlere dikkat ediyoruz Allah için acıkıyor olmanın solgun güzelliği içindeler. Yüz yüze, yan yana, arka arkaya sıramız ilerliyor&#8230;</p>
<p><strong>Ân-ı iftar:</strong><br />
Yemeklerin tabak ve bardaklara servis yapıldığı yer ile çadırın girişi aynı noktada kesiştiği için çadıra girenler aynı zamanda yemeği alan ve yiyenler oluyor. Sıranın sonuna doğru kalan ve gecikenler ise yalnızca bir bardak çorba ve ekmekle kifayet etmedeler. Orkestra sazını ve sözünü bitirip sahneden inerken sahneye çocuklar çıkıyor. On küsur çocuğun sahneye hücum etmesi için bir çocuğun sahneye çıkılabilirliği ispat etmesi yeterli oluyor. Çadırın girişindeki telaşe dinginleşmeden patlayan top ve ardından duyulan ezan orucun nihayetini haber veriyor. Mütelaşi eller, dudaklar, dualar&#8230;<br />
Büyük pet bardaklarda domates çorbası ve tavuk etli pilav. Masalarda her dört kişinin ortasına denk düşecek şekilde ayarlanmış tulumba tatlısı dolu tabaklar insanların nefsine ayna tutuyor. Yer seçimi için etrafına başka insanların konuşlanmadığı bir tatlı tabağının önünde sırtı dönük oturmak aynı zamanda ağzının tadıyla iftarı nihayete erdirmek için iyi bir yöntem oluyor. Tabi malum kabilenin yeni yetmelerinin saldırıları için ganimet teşkil eden tatlılardan kalmışsa. Her şeye rağmen hayır ve hasenat yerini buluyor. Topallayarak ve çocuğunu sürüyerek gelen anne, üstü başı toprak içinde yaşlı dede, sanayiden gelen yüzü yağlı delikanlı, kız yurduna bavulunu bırakarak yol yorgunluğuyla sıraya kendini ekleyen genç kız, ağacın altında önce hayalinden ardından pilavın içinden geçen etlerle doyan kediler, rızıklanıyor ve şükrediyor. Allah kullarını sevi(ndiri)yor.</p>
<p><strong>Ahir-i İftar:</strong><br />
Büyük kazanların başında duran, kâh çorba, kâh pilav dolduran görevlilerin yanındayız. &#8220;Kaç kişilik bu yemek?&#8221; diyoruz. &#8220;1500&#8243; diye cevap alıyoruz. Ardından &#8220;bazıları istismar ediyor 300-400 kişiye ancak yetiyor&#8221; diyor. Ekliyor: &#8220;Fazla müdahale edince yukarıya şikayet gidiyor.&#8221; &#8220;Yukarısı neden burada değil?&#8221; diye soramıyoruz. Cevabı sükut olacak soruyu unutuyoruz. Selçuklu Belediyesi ve Ribat Aşevi tabelalı çadırın hemen yanında günde 600-700 kişiye iftar yemeği veren bir başka çadır dikkatimizi çekiyor. Bir siyasi partinin artık gelenek haline getirdiği bu hizmet darısı seçimde hizmetkâr görünüp kendi kendine hizmet-i kâr eden diğerlerinin başına diyoruz. Seçim olmadan çadır olmaz atasözünü geleceğe bırakmak istemesekte bir kenara not ediyoruz. Belediyenin iftar çadırında çıkan yemek ve diğer giderlerinin hayırseverler, bazı şirketler ve adı daha açılmadan &#8220;yahudi marketi&#8221; ne çıkan bir alışveriş merkezi tarafından desteklendiğini öğreniyoruz. Gurbetçi söğüşleyerek holdingleşen, holdingleşerek makrobakkallaşan teşekküllerin işlerinin iyi gitmediğini zannediyoruz, hak etmedikleri halde hüsn-ü zan ediyoruz!</p>
<p><strong>Elde kalan fotograf:</strong><br />
Milyonları geçen insan sayısıyla Konya bir ramazana daha merhaba dedi. Çadırlara kadar gelemeyecek birçok insan orucundan, imanından ve sadakatinden taviz vermeyecek kadar güzel. Yokluk, fakirlik, unutulmuşluk kadar acıtmıyor birçoğunun içini. Seçimlerde mahallelerine mekik dokuyan otobüs ve minibüsler onları çoktan unuttu. İsmi ve cismi bu kadar büyük olan şehirde kurulan çadır sayısının bir elin parmakları kadar olamadığının şaşkınlığı kadar çadırların yalnızca iftar için kurulup neden sahurda kurulmadığına da şaşırıyorlar. Konya Büyükşehir Belediyesi Ramazanın ilk on gününde yurt dışında etkinliklerde bulunduğundan meydan bir kaç mütevazı cemaat ve hayırsevere bırakılmış durumda. Popülizmi yol haritası olarak belirlemiş Büyükşehrin belediyesi Mevlana&#8217;nın gölgesinde aydınlık pozlar verirken O&#8217; nun aç kedi ve köpeklerin bile derdinde olduğunu hatırlayamıyor. Yoğunlaştırılmış konsantre etkinlikler için yine Ramazanın son günleri bekleniyor.</p>
<p><strong>Sonsözümüz niyetine:</strong> Çadıra bir uğrayın, aç vakitlerinizin tok zekatı olsun ve domates çorbasının ne kadar büyük bir mucize olduğunu görün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/08/konya-icin-iftar-vakti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İKİ DOST SİTE İKİ GEZİ YAZISI / ARNAVUTLUK VE TRAKYA</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/iki-dost-site-iki-gezi-yazisi-arnavutluk-ve-trakya/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/iki-dost-site-iki-gezi-yazisi-arnavutluk-ve-trakya/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2009 05:43:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[DÜNYADAN]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=442</guid>
		<description><![CDATA[Arnavutluk / Ömer Faruk Değirmen / DÜNYA BİZİM
Arnavutluk’ta Arnavut kaldırımı stiliyle döşenmiş bahçe yolunda yürüyor olmak çocuksu bir heyecan uyandırdı yüreklerimizde. Sekiz kişilik ekibimizi, seksen yaşındaki Faik Hoca evin kapısında karşıladı. Her adımda nezaket, her adımda estetik. Unuttuğumuz medeniyetimizin dersini, bize lisan-ı haliyle anlatıyordu… Bu Osmanlı beyefendisini, misafiri olduğumuz ailenin geleneği olduğu üzere, ikram edilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/07/arnavutluk.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/07/arnavutluk-300x224.jpg" alt="" title="arnavutluk" width="300" height="224" class="alignleft size-medium wp-image-447" /></a><strong>Arnavutluk / Ömer Faruk Değirmen / DÜNYA BİZİM</strong><br />
Arnavutluk’ta Arnavut kaldırımı stiliyle döşenmiş bahçe yolunda yürüyor olmak çocuksu bir heyecan uyandırdı yüreklerimizde. Sekiz kişilik ekibimizi, seksen yaşındaki Faik Hoca evin kapısında karşıladı. Her adımda nezaket, her adımda estetik. Unuttuğumuz medeniyetimizin dersini, bize lisan-ı haliyle anlatıyordu… Bu Osmanlı beyefendisini, misafiri olduğumuz ailenin geleneği olduğu üzere, ikram edilen ve “margül” denen bir gül türünden yapılmış, enfes gül şerbetlerimizi yudumlayarak dinlemeye daldık. Faik Hoca 23 yıl sırf dini inancı yüzünden hapiste yatmış. Akla hayale gelmeyen işkencelere maruz kalmış. Ama ne imanından vazgeçmiş ve ne de yıllarca göz işaretleriyle kıldığı biricik namazından… Kendisinden, o dönemde, bayram için baklava yapmanın bile yasak olduğunun hayretle öğrendik.<br />
<a href="http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=1552">yazının devamı</a></p>
<p><strong>Trakya&#8217;dan Bozcada&#8217;ya Leyla Karaca /SAYHA DERGİ</strong><br />
Dün ilk olarak uğradığımız yer Kıyıköy oldu.Kırklarelinde çok güzel bir kıyı kasabası, denizi neredeyse içilebilecek kadar berrak,kumsalı tertemiz ve yer yer kayalıklar beliriyor.Kıyıköyde nilüferlerle bezeli bir sazlıktan geçerek kumsala varıyorsunuz.Kıyıda bir levhanın resmini çekiyorum telefonumla.Bayılıyorum bu levhaya çok ironik duruyor:<br />
“Dalgalı havada denize girmek yasaktır, “ yazıyor.Gülüyorum.Su burada mükemmel ve fazla kalabalık değil.Kıyıköyden sonra Hamidiye , Demirköy ve İğneada istikametinde yol aldık.İğneada bir hafta öncesinden görmeyi planladığımız bir yerdi bizim için.</p>
<p><a href="http://www.sayhadergi.com/2116/gezi-notlari-1">yazının devamı</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/iki-dost-site-iki-gezi-yazisi-arnavutluk-ve-trakya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİTİMSİZ BİR DEFTER: MEDİNE&#8217;DEN BALIKKESİR&#8217;E ŞEHİR</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/05/bitimsiz-bir-defter-medineden-balikkesire-sehir/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/05/bitimsiz-bir-defter-medineden-balikkesire-sehir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 17:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[illerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=244</guid>
		<description><![CDATA[Efendimiz’in Medine’ye hiçbir zaman eski ismi olan Yesrib demediği rivayet edilir. Elbette birçok hikmeti vardır. Bunlardan birisi de bu dağınık yerleşimin medeniyet beşiğine dönüşmesi olsa gerektir. İslam ile şereflenen Yesrib medeniyet beşiği bir şehir olmuş medenîleşmiştir. Medine’nin gölgesi de şehirlerimizi sarmış, çöl sıcağında kavrulan yerleşimleri medeniyet vahasına dönüştürmüştür.
Fakat, bugün dünya coğrafyasını göz önüne aldığımızda Kudüs’ün, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/05/pasacamii.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/05/pasacamii-300x225.jpg" alt="" title="pasa camii(wiki sözlükten) " width="300" height="225" class="alignleft size-medium wp-image-245" /></a>Efendimiz’in Medine’ye hiçbir zaman eski ismi olan Yesrib demediği rivayet edilir. Elbette birçok hikmeti vardır. Bunlardan birisi de bu dağınık yerleşimin medeniyet beşiğine dönüşmesi olsa gerektir. İslam ile şereflenen Yesrib medeniyet beşiği bir şehir olmuş medenîleşmiştir. Medine’nin gölgesi de şehirlerimizi sarmış, çöl sıcağında kavrulan yerleşimleri medeniyet vahasına dönüştürmüştür.</p>
<p>Fakat, bugün dünya coğrafyasını göz önüne aldığımızda Kudüs’ün, Bağdat’ın, Granada’nın, Belgrad’ın ve bunlar gibi zamanında “Medine”leşmiş şehirlerin halleri ne acıdır. Kimisi düşman postalları altında kan gölüne dönmekte, kimisi geçmişin izleri silinerek harcanmakta ve onları medenî şehir yapan anlayıştan uzaklaştırılmaktadır. Bu yüzden şehir önemlidir. Osmanlı’nın üç kıtaya sevgi ve selamet yaymasının bir sebebi de, en kutsalından başlayarak şehirleri önemsemesidir. Fethettiği şehirlerin ruh dinamiklerini oturtmakla işe başlamıştır.</p>
<p>Düşünce sayfamızın(Milli Gazete) yazarlarından Fahri Gün’ün 6 Ocak 2007 tarihli yazısından alıntılayarak söylersek “Aslında herkesin şehirleri elbet kendinedir&#8230; Lakin kimi şehirler bundan varestedir. Şehirlerin anası olan Mekke, sonra Medine, sonra Kudüs gelir&#8230; Şam’ı, Bağdat’ı da buna ilave edebilirsiniz&#8230; Sonra da Anadolu şehirleri&#8230; Zaten Anadolu şehirleriyle ilgilidir, herkesin şehrinin kendine olması nitelemem&#8230; Mekke, Medine ve Kudüs kayrılmış  şehirler olarak ayrı bir alanı kapsar. Onlar ortak utkumuzun salık verdiği kutlu şehirlerdir&#8230; Bir başka ifadeyle, rüya şehirleri&#8230;”</p>
<p>Kendi şehirlerimizin kendimize ait olması için şehri benimsememiz gerekecektir. Zihnimizde kurduğumuz bu yapı sağlam temeller ve merkezler üstüne bina edilmediği sürece birgün çökeceği muhakkaktır. Mesela Ziya Paşa küfür illerini gezip birçok “kâşâneler” gördükten sonra İslam şehirlerinde “bütün virane”ler görür. Hâlbuki Ziya Paşa’ya bu hayal kırıklığının cevabını, kendisinden aşağı yukarı dört yüz yıl önce yaşayan Balıkesirli Zâtî “elin kâşânesinden kûşe-i viranemiz yeğdir” diyerek veriyordu.</p>
<p>Şehir ve sevgili, sevgili şehir</p>
<p>İnsanın bir şehri sevmesi için belki de en önemli sebep sevdiği insanların yahut hatıralarının içinde barınması. Böylece kalbimize dibi gözükmeyen bir kuyu gibi sinen sevgi, şehre olan bağımızı gün be gün kuvvetlendiriyor. Sevdiklerimizin adım attığı sokaklarda adımlar arıyoruz. Sevdiklerimizin adımlarında kendi adımlarımızı kaybediyoruz. Şehrin bir yanına gömülürken bir yandan da yeni nefeslerle gözlerimizi daha ümitvar açıyoruz.  Arama iştiyakiyle şehre savrulan yanımız bir yaprak misali bahar tazeliğinde ağaçlar bulup donanıyor. Güneşli yağmurlarla kuşanıyor. Şehirse kendindeki bu tılsımı, sinesinde kaybolan adımlarla yeniden tazeliyor. Yüreklere ve yürüyüşlere kendini katarken onlardan aldığı iksirleri tekrardan işleyip sakinlerine sunuyor.</p>
<p>Hatimesi yazılmamış bir kitap…</p>
<p>Siz okumaya gayret ediyorsunuz. Bir sayfa, iki sayfa, üç sayfa, yüz sayfa, bin sayfa, binlerce sayfa. Derken gözleriniz yoruluyor. Ve bir an okumayı bırakıyorsunuz. Kitabı yeniden elinize aldığınızda okuduğunuz yerlerin değiştiğini görüyor ve baştan başlamak zorunda kalıyorsunuz. Sizin kitabı bitirmeye olan niyetiniz gözlerinizden sayfalara akıyor ve kitap bu niyeti bir aksulamelle kendine çevirip kendini yeni baştan bitimsiz kılıyor. Belki öncekinden daha iyi belki öncekinden daha kötü ama mutlaka sizi cezp edici yazıyor.</p>
<p>“Yok bu şehr içre vasfettiğin dilber” diyen Nedim, kendisine bir hayal olduğunu bildiği halde şehrine en küçük bir kırgınlıkta bulunmadı. Şehrine “bî misl ü bahâ” deyip “yek pâre sengine bir Acem mülkü”nü feda etti. Nasıl feda etmesin ki? Şehrin kalbinde Fatih’ten, Kanunî’den, Sultan Ahmet’ten, Mimar Sinan’dan atardamarlar vardı. İstanbul’un bu atardamarları Anadolu’da da Paşa ve Ulu camiler olarak teşekkül etti. “Ulu”ların yahut “Paşa”ların merkezinde filizlenen şehir de kendini hep taze tutmayı ve sakinlerine yeni ufuklar kazandırmayı bildi. Sevginin, selametin merkezde bulunduğu şehirler hatimesi yazılmamış kitaplara dönmüş, kendisinde barınan sevgileri “sonsuz bir şimdiki zaman”a yaymıştır.</p>
<p>Şehrin iki ezeli süsü</p>
<p>Çınarlar ve çocuklar şehrin iki ezeli süsüdür. Şehrin direkleri de bu ikisi arasında çakılır. Şehre sinen sevgi ikisi arasında kendine sonsuz bir yayılma düzlemi bulur. Çünkü bu süslerin biri geçmişi biri geleceği yansıtır. Çınarlar, cedlerimizin gölgelerini yüz yıllar öncesinden bize taşırken çocuklar, Necip Fazıl’ın dediği gibi “Fatihlik nimetinden yüzü nurlu bir mühür”dür.</p>
<p>Çınarlar, içten içe yanmanın sembolüyken çocuklar, şehrin sokaklarını aydınlatan güneşlerdir. Onların tebessümleri şehri ışık hızından daha hızlı dolaşır, sevdiklerini ararken üşüyenlere sıcaklık olur.</p>
<p>Bu iki ezeli süsten birinin kökleri toprakta meyveleri gökteyken, diğerinin kökleri gökte meyveleri topraktadır. Çocuklar üzerlerindeki masumiyet gömlekleriyle bizleri hikmete çağıran elçiler gibidirler. Bu gömlekler elbette ki üzerine doğdukları İslam fıtratıdır, bir gök armağanı…</p>
<p>Şehir defterinin tükenmez kalemidir çocuklar. Onların yazılmasına aracı oldukları şehir defteri, çocukların bitmeyen tükenmeyen ve kirlenmeyen neşelerini, kendini tekrar yazarken kullanmaktadır. Şehrin mazisini yani kökünü çınar ağaçları temsil ederken geleceğini yani meyvelerini de çocuklar temsil etmektedir.</p>
<p>Elbette şehrin süsleri bu ikisinden ibaret değildir. Ama şehre bu iki süsün kokusu değmediği zaman diğer süsler de biraz soluk kalacaktır.</p>
<p>Şehir ey şehir</p>
<p>Buraya kadar yazdıklarımız elbette bir şehri ve eğer o şehir Balıkesir ise Balıkesir’i anla(t)mak için yetmez.</p>
<p>Balıkesir’i anlamak için Zağnos Paşa Camiinin çınar ağaçlarıyla süslü bahçesinde o gizli sessizliğe dalmak, belki o sessizlik ve çınar ağaçları gölgesinde nefsini bulmak gerekecektir.</p>
<p>Başınızın üstünden kuşlar uçuşurken namazdan çıkan çocukların alınlarındaki secde izinin gönlünüzü ışıtması, birbirleriyle şakalaşırken etrafa yaydıkları gülüşmeler ve onlarla diz dize oturup konuşmak gerekecektir.</p>
<p>Belki bir yaz günü Hasan Aycın’la Paşa Camiinde namaz kılmak ve incir ağaçları altında bir bardak çay içmeniz, cıvıltılar arasında kelimelerle kanatlanmanız gerekecektir.</p>
<p>Hâsılı Balıkesir’in en kuvvetli atardamarı Paşa Camii etrafında “şehrin anlamı”nı anlamayı beklemek gerekecektir.</p>
<p><strong>Recep Ayık</strong></p>
<p><strong>kainatın notu:</strong><br />
[Recep Ayık Milli Gazete'de yayımlanmış şehir yazısını kainat okurları ile paylaştı. Kendisine teşekkür ediyoruz. Yeni şehir yazılarını beklediğimizi de not edelim.]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/05/bitimsiz-bir-defter-medineden-balikkesire-sehir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZAMANA VE MEKANA SEYAHAT (Balıkkesir, Bursa, Afyon, Konya)</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2008/11/zamana-ve-mekana-seyahat-balikkesir-bursa-afyon-konya/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2008/11/zamana-ve-mekana-seyahat-balikkesir-bursa-afyon-konya/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 12:08:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[illerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[CÜNEYDİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=254</guid>
		<description><![CDATA[1. Bölüm
Yolculuk kendini bulma çabasıdır. Farklı mekanlarda farklı zamanlarda eksik kalmış yönlerini tamamlama gayreti bir nevi. Bazen tarihe,bazen denize ve güneşe,bazen de dağların gizemine bir kaçış. Bu düşüncelerle çıktık Edremit’ten yola. Ne zaman nereye gideceğimiz konusunda yüzeysel fikirlerimiz vardı. Plan yapmanın insanı hapsettiğine inandığım için plansız programsız  bir yolculuk olacak bu. Yol insana nerede ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. Bölüm</p>
<p>Yolculuk kendini bulma çabasıdır. Farklı mekanlarda farklı zamanlarda eksik kalmış yönlerini tamamlama gayreti bir nevi. Bazen tarihe,bazen denize ve güneşe,bazen de dağların gizemine bir kaçış. Bu düşüncelerle çıktık Edremit’ten yola. Ne zaman nereye gideceğimiz konusunda yüzeysel fikirlerimiz vardı. Plan yapmanın insanı hapsettiğine inandığım için plansız programsız  bir yolculuk olacak bu. Yol insana nerede ne yapması gerektiğini gösteriyor aslında. Yeter ki ona kulak verilsin. İlle de bir plan yapılacaksa oda bir merkez seçimi olmalı bence. Yani yolculuğun üzerine oturtulacağı bir temel. Bırak yolculuğun onun çevresinde kendiliğinden gelişsin. Benim için merkez nokta Konya’ydı.Bunun dışında seyahatin nasıl ilerleyeceği konusunda benimde bir fikrim yoktu.<br />
     Her şeyden önce Besmeleyle çıkacaksın yola. Geride bıraktıklarını dualarla Allah’a emanet edeceksin. Ve Allah’tan bu yolculuğun hayırlara vesile olmasını dileyeceksin. Yol seni tüm varlığınla kabul edecek. Vücudunla ve ruhunla ilerleyeceksin. Ruhun geriden gelmesi veya önden gitmesi sıkıntıya sebep olur çoğu zaman.Ruhun önden gitmesi farklı beklentilere işarettir. Yolculuk esnasında bu beklentilerin şu veya bu sebeple tatmin edilememesi hayal kırıklığı oluşturur.<br />
     Bir Çarşamba gününün sabah namazı sonrası bulduk kendimizi yollarda. Heyecanlıydık.Bu ikinci uzun yol deneyimimiz olacak. Tarihler 19 Kasımı gösteriyor.Hava kapalı.Bursa üzerinden Afyon’a gitmeyi hedefliyoruz.Sabahın dinginliği yolumuzu açıyor.Ve üç saat sonra Bursa’ya varıyoruz. Mümkün olduğunca içine girmeden çevre yolundan güzergahımızı belirlemeye çalışıyoruz. Neyse ki mesai saatleri içinde olmamız Bursa trafiğinin hengamesine uğramadan sessiz ve sakin bir şekilde Bursa’dan ayrılmamızı sağlıyor. Ardından gelen İnegöl- Bozüyük yolu tabiatın renk cümbüşüne sahne oluyor. Ağaçların kırmızımsı parlak renkleri yolculuğa ayrı bir güzellik katıyor. Daha önceki otobüs yolculuklarımdan hatırladığım kadarıyla özellikle gün batımı esnasında güneşin ışıklarıyla buluşan bu güzellik daha bir canlılık kazanıyor. Altı saat süren yolculuktan sonra Afyon sınırlarına girmiş bulunuyoruz. Bastıran uyku ve yol yorgunluğu iyice dikkatimi dağıtıyor. Direksiyon hakimiyetimi kaybetmeye başladığımı fark ediyorum. Kalan yarım saatlik yolu riske etmeden bir kenarda dinlenme molası veriyoruz. Çeşitli egzersiz hareketleri ve derin nefes çekişler vücudumu bir nebzede olsa rahatlatıyor. Artık yola devam edebiliriz.</p>
<p>2. Bölüm</p>
<p>Afyon benim için karanlık bir şehir. Konya-Ç.kale arası yolculuklarda otobüs saatlerinin uygunsuzluğu bu şehrin gece karanlığı gibi üstüme çökmesine sebep olurdu. İnsan görmediği, tanımadığı şeyin düşmanıdır derler. Bu yüzden olsa gerek Afyon bana karartılarda belirir.<br />
Bu defa Afyon gülen yüzüyle karşılıyor bizi. Geçirdiğimiz yağmurlu saatlerden sonra güneş tüm parlaklığıyla yolumuzu aydınlatıyor.Şehrin girişinde beş yıldızlı termal oteller ve estetikten nasibini almamış dinlenme tesisleri bulunuyor.Bir gecelik konaklama ücreti 120 ytl’den başlayan fiyatlarla bu ne idüğü belirsiz taş yığınları ülkenin üst gelir seviyesindeki zevatına hitap ediyor olsa gerek. Merkeze doğru ilerlediğimizde şehrin ucube yüksek binalara sahip olmadığını görüyoruz.<br />
Yolları biraz dar olsa da trafik bir şekilde akıyor. Ve siz ilerlerken karşınıza şehre imzasını atmış eski camilerinden imaret camii çıkıyor.Camiyi daha yakından incelemek için arabamızı bir yan sokağa park ediyoruz. Halk arasında her ne kadar imaret camii şeklinde anılsa da caminin esas ismi Gedikli Ahmet Paşa camii.Yapılış tarihi 1472 lere uzanıyor.Geniş bir avluya sahip.<br />
Avluda gezinirken hemen yanındaki imaret hamamı dikkatimi çekiyor. Üstü ufak kubbelerle bezenmiş görsel bir şölen. Caminin ve hamamın bu kadar yakın olması hemen aklıma medreseyi getiriyor. Burası eskiden camisi hamamı ve medresesi olan bir külliye olsa gerek. Caminin hemen arkasındaki taş medrese bu düşüncemizi haklı çıkartıyor.<br />
Afyon’a gelipte Karahisar kalesine gitmemek olmaz.Biraz yüksekte olduğu için bazı arkadaşlar yukarıya kadar çıkmaya gerek olmadığını düşünüyor.Oysa eski medeniyetler bu yokuşları kaleyi alma uğruna savaşarak katetmişler.Sırf bu düşüncelerle o yokuşa tırmanmak bile insanı heyecanlandırıyor. Kale bir kayalık dağın tepesine kondurulmuş çevresi uçurum olan bir yapı.<br />
İlk olarak sanırım Hititler zamanında yapılmış. Daha sonraları her medeniyetin katkısıyla bu güne kadar gelmiş. Kaleye çıkan yolda restore edilmiş eski evler görüyoruz. Estetik olarak Osmanlı evlerini andıran bu renk renk evler Afyon’un ayrı bir zenginliği. Bu evlerin arasında bir mezar görüyoruz. Ahmet Turani Türbesi. Battal gazinin en yakın arkadaşlarındanBirlikte kalenin kuşatılmasına katılırlar ve şehit olurlar. Mezarın karşısında Ulu Cami. Minareyi fark edemeyenler ilk etapta buranın bir han olduğunu zannedebilir. Dikdörtgen şeklinde yapılmış oldukça büyük bir ibadethane. 1277 tarihinde inşa edilen bu caminin içine girdiğimizde yapının Konya-Alaattin tepesindeki Alaattin caminin yapısıyla örtüştüğünü fark ediyorum. Tavanı ve kolonları ahşaptan yapılan caminin gizemli bir havası var. Planlarımız arasında arkeoloji müzesini de gezmek vardı ama havanın kararmaya başlaması zamanımızı kısıtladığı için burayı bir sonraki gezimize bırakıyoruz. Geceyi Gazlıgöl’de geçirmeyi karar veriyoruz. Gazlıgöl Afyon merkeze 20 km uzaklıkta termal suları olan köy görünümünde bir yerleşim yeri. Ne alt yapısı ne de düzgün bir tesisi olmayan enteresan bir yer. İnternetten bakarsanız ‘ünlü’ kelimesi kullanır. Biz ünlü herhangi bir özelliğini bulamadık.Ve şunu gördük ki,apartman olarak kullanılan bir binanın üzerine Termal Otel tabelası konulmuş olması orayı termal otel yapmıyor. Neyse ki Belediyenin iyi-kötü apart tarzında yapılmış bir tesisi var.Bir gece burada kalıyoruz. Ve sabahında Konya yolundayız… </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2008/11/zamana-ve-mekana-seyahat-balikkesir-bursa-afyon-konya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süleymaniye&#8217;yi aşan bir külliye yapabilseydik&#8230;/İSTANBUL</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2008/11/suleymaniyeyi-asan-bir-kulliye-yapabilseydikistanbul/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2008/11/suleymaniyeyi-asan-bir-kulliye-yapabilseydikistanbul/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 11:44:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[Perşembe Saat 07:27, İstanbul trafiği merhaba dedi.
Göz kararı yaptığım istatistiğe göre araçların %80 tek kullanıcılı. Şimdi durum böyle olunca araç sayısı katlandıkça trafik daha keşmekeş hale geliyor. Birtakım uygulamalarla kişilerin araçla tek başlarına işe gitmeleri engellenmeli. Mesela köprü geçişi araçta 4 kişi varsa bedava olmalı. Benden söylemesi, bir-iki gün kalıp giderim bu şehirden.
İstanbul, bizi kapalı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://lh3.ggpht.com/_2vwmulLztbM/SSACLS9tRuI/AAAAAAAACFg/qmM-j147GwU/s288/ist2.jpg" alt="" width="219" height="288" />Perşembe Saat 07:27, İstanbul trafiği merhaba dedi.<br />
Göz kararı yaptığım istatistiğe göre araçların %80 tek kullanıcılı. Şimdi durum böyle olunca araç sayısı katlandıkça trafik daha keşmekeş hale geliyor. Birtakım uygulamalarla kişilerin araçla tek başlarına işe gitmeleri engellenmeli. Mesela köprü geçişi araçta 4 kişi varsa bedava olmalı. Benden söylemesi, bir-iki gün kalıp giderim bu şehirden.</p>
<p>İstanbul, bizi kapalı bir hava ile karşıladı. Toprak hafif hafif rahmetlenirken, kara bulutların ortalığı kaplaması bir seyyah için hem güzel hem de kötü bir haber.</p>
<p>Yoğun tempo ve koşuşturmaca&#8230;</p>
<p>Akşam Beşiktaş Sinan Paşa Medresesi&#8217;nde abdest ve namaz ile kendimize geliyoruz, sanki hücrelerden bir piri fani bahçeye çıkacakta bizi kucaklayacak. Şimdi vapurdayız, iki yaka bir düğme misali birleştiriyor koca kıtaları. Avrupa&#8217;ya geçince batılı olmadığımız gibi Asya&#8217;ya geçince de doğulu olunmuyor, nasibimize düşen iki arada bir dünya&#8230; Üsküdar Valide Sultan&#8217;da yatsı namazı ve Çınaraltı&#8217;nda çay. İskender&#8217;in misafiri oluyoruz. Çınaraltı&#8217;nda ziyaretçilerimiz var; Gerçek Hayata yeniden cansuyu olma yolunda Faruk ve kadim dostumuz İbrahim Paşalı.</p>
<p><a></a>Cuma sabahı yine Üsküdar, aynı mekanda çorba ve çay. Çınaraltı mekanı da ayrı bir alem delikanlı bir ara mekanı bana teslim edip kayboldu. Yoksa burası İstanbul değil mi, bu güven nereden geliyor. Sonra öğreniyorum delikanlı yeni gelmiş İstanbul&#8217;a, zamanla öğrenir güvensizliği! Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri&#8217;ni birazdan ziyaret edeceğim ve ardından Cuma namazı için bir cami seçimi yapmamız gerekiyor. Bu kadar büyük caminin bulunduğu İstanbul&#8217;da cami seçmekte ayrı bir dert. Süleymaniye Camii tadilatta olmasa sorun değildi. Son büyük külliye orası, zaten Süleymaniye&#8217;yi aşan bir külliye yapabilseydik herhalde her şey başka türlü bir seyir alırdı. Bakıyoruz külliye denemesinden çok yeni saray denemeleri yapılmış. Belki de zihniyet dönüşümü bu noktada aranmalı. Saray mı, külliye mi? Fatih Medreseleri o zaman yeterli değil miydi ki Muhteşem Süleyman Han Süleymaniye Külliyesi&#8217;ni zamanın en büyük üniversitesi olarak oluşturdu.</p>
<p>Aziz Mahmud Hüdai huzuru kalabalıktı, günlerden cuma olunca bu normal. Biri diğerine fısıldıyor etrafında üç kere dönmek lazım! Abla yüz kere değil bin kere dönsen bir şey olmaz.</p>
<p>Yine karşıya geçmek gerekiyor, cuma namazı seçiminde en fazla oyu küçük bir bölümü açıkta olsa son büyük medrese alıyor: Süleymaniye. Süleymaniye bizim için bir hedef olmalı bayrağın kalkacağı son kale. Cuma namazı ve sonrasındaki kuru fasulye geleneğine uyarak süleymaniye manzaralı kuru fasulyemi kaşıklıyorum. Mevlana İdris dünya bizim sitesinin yazdığı gibi yine orada biz onu tanırız o bizim sadece yazılarımızı bilir. Bu da ayrı bir güzellik, sadece yazıların ile var olmak, kimse seni bilmeyecek; fakat yazıların her yerde bilinecek. Böyle meşhur yazarlar var.</p>
<p>Kapalıçarşı, Divan Yolu, Medreseler derken ikindi vakti Sultanahmet&#8217;e vardık. Ayasofya Camii ziyareti ve ardından Topkapı gezilecekti; fakat zaman aşımı nedeniyle ziyaret edilemedi. Saat 16:00&#8242;da kapanıyor, bilginize sunuyorum ki bizim gibi kapıdan dönmeyin. Şöyle Eminönü&#8217;ne doğru inelim ve boğazı bu seyahatimiz için son kez geçelim. Kadim dostum Emrah&#8217;ı (Küçük Emrah ile karıştırılmasın. Bana askerliğin en güzel ve tek armağanıdır.) gördükten sonra artık gidebilirim. Aslında yorgun olmasam Gebze&#8217;ye Timur&#8217;un yanına geçecek ertesi gün beraber Sezai Karakoç sempozyumuna katılacaktık. Fakat nasip olmuyor; sanırım Kani Çınar nazar etti.</p>
<p>Saat 19:20&#8242;de Meram treni beni Konya&#8217;ya ulaştırmak için hareketleniyor. Ve tıkırdaya tıkırtıya gidiyoruz. Dizüstü bilgisayarın şarjı bitmese daha ne yazılar çıkardı. Şarjımız bitiyor ve artık kalem kırmak yok şarj biter ve yazı yarım kalır cümleleri okunabilir satır aralarında.</p>
<p>Biliyorum ki ne yazdıysak şimdi yazdıklarımızdır, sonradan yazı çıkmıyor. Yaşayıp yazan adamların böyle bir sıkıntısı olmalı, yaşayacak ve anında yazacak. Hani nerede kapsamlı ramazan ziyareti yazısı. Likya yolunda yürüdüğümüzü, Köyceğiz&#8217;de kamp ateşi yaktığımızı, Manavgat Şelalesi&#8217;ni gördükten sonra Yerköprü Şelalesi&#8217;nin daha da güzel olduğunu, Gelendost elmalarını, Akseki muzlarını anlatacaktım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2008/11/suleymaniyeyi-asan-bir-kulliye-yapabilseydikistanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MALATYA&#8217;DA BİR ASK-ER</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2006/08/malatyada-bir-ask-er/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2006/08/malatyada-bir-ask-er/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2006 06:43:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[illerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[CÜNEYDİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[20 Saatlik bir yolculuktan sonra Malatyadayım.Genel olarak güzel bir yolculuktu.İlk on saati Ankaraya kadar gündüz,ikinci on saati malatyaya kadar geceydi.Yolculuklar hep bir kalp kırgınlığı bırakıyor arkada kalanlara dair.Sonra gideceğin yere varıyorsun.Yeni bir heyecan.Bu duygu ve düşüncelerdeydim Malatyaya indiğimde.Saat sabah 7:30 civarı.Kısa saçlarımla 100 metreden asker olduğum anlaşılıyor olacak ki,asker malzemeleri satan arkadaşlar hemen çevremi kuşatıyorlar.Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>20 Saatlik bir yolculuktan sonra Malatyadayım.Genel olarak güzel bir yolculuktu.İlk on saati Ankaraya kadar gündüz,ikinci on saati malatyaya kadar geceydi.Yolculuklar hep bir kalp kırgınlığı bırakıyor arkada kalanlara dair.Sonra gideceğin yere varıyorsun.Yeni bir heyecan.Bu duygu ve düşüncelerdeydim Malatyaya indiğimde.Saat sabah 7:30 civarı.Kısa saçlarımla 100 metreden asker olduğum anlaşılıyor olacak ki,asker malzemeleri satan arkadaşlar hemen çevremi kuşatıyorlar.Bir karşı saldırıyla bu kuşatmayı yarmayı başarıyorum.Fazla muhatab olmadan ayrılıyorum mekandan.Güvensizlik ne kadar kötü.Ve bir camii aramaya başlıyorum.Saptığım ilk sokakta bir camii karşıma çıkıyor.Söğütlü camii.Konyanın kapu camiine benziyor.Çevresinde tek katlı küçük kuyumcular ve elbise dükkanları.Bu camiyi mekan olarak Kapu camiinden ayıran tek özellik camiinin söz konusu dükkanların üzerine inşa edilmesi,Kocatepe camii gibi.Geniş bir bahçe ve geniş bir ön giriş.Abdest alıyorum.Bir rahatlama.Su beden üzerinde geçtiği yerleri rahatlatıyor.Ama abdest sadece bir başlangıç.Devamında namaz.Huzura varmak-huzura ermek için namaz.Ardından Tevbe-i İstiğfar,hayırlı bir askerlik için dua.Hayatımın Malatya sayfası namaz ve dua ile açılıyor.Allah devamına erdirir inşa&#8217;allah.Görelim Mevla neyler,neylerse güzel eyler diyerek kayısı şehri malatyayı gezmeye başlıyorum.Ancak çantanın ağır oluşu sıkıntı oluşturuyor.Bir çay bahçesi olsa diyorum.Bir dört yol ağzında bir çay bahçesi denk geliyor.Bir çay olsa diyorum.Çay geliyor.Bir kalem olsa diyorum.Kalem geliyor.Ve yazıyorum.Önümde bir fıskıye.Su sanki büyük bir heyecanla fışkırıyor yukarıya doğru.Sonra annesine kavuşmak isteyen bir çocuk gibi tekrar aşağıya düşüyor.Köpükler bu heyecanın surete dönüşmüş halleri.Bir Malatyalıyla konuşsam diyorum,güvenilir bir malatyalıyla.Sonra önümden elinde Vakit gazetesi taşıyan birisi geçiyor.O kişiye karşı içimde bir güven oluşuyor.Bir gazetenin bir insan hakkında bu kadar bilgi vermesine şaşırıyorum.Biraz başım ağrıyor.Birazda uykusuzluk var.Uykuyla alakalı bir sorun olduğunda sinirlerim gergin oluyor.Askeriyeye gergin sinirlerle girmek istemiyorum.Aksi taktirde hayırlı bir başlangıç olmayabilir.Malatya konusunda aslında ilk zaamanlarda biraz sıkıntı yaşadım.Bu da tamamen beklentilerden kaynaklandı.Şu ana kadar bütün arkadaşlarım Ege ve çevresinde askerlik yaptılar.Bende buna binaen Konyaya kadar olan herhangibir yer bekliyordum.Hatta Konyayı bekliyordum.Malatya ve kısa dönem çıkması hiç beklediğim bir şey değildi.Bir iki gün bunun etkisinde kaldım.Ancak bir müslüman tevekkül inancı sayesinde en kötü şartların psikolojisinden dahi sıyrılabiliyor.Biz ki,hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığına inanan insanlar olarak zamanda ve mekanda hayrı ararız.Malatyayıda böyle düşünmek gerekiyor.İlk bakışta sıcak bir şehir görüntüsü oluşturuyor.Hem iklim bakımından hemde insana yakınlığı bakımından.Her caddede bire veya iki camii var.Ve burada camiilerin minareleri Arap diyarlarındaki camiilerin minarelerine benziyor.Belki de Ankarayı soğuk yapan etkenlerden biride bu.Camisizlik.Bu şehirde camii sayısı olabildiğince az tutulmaya çalışılmış.Yani ibedet etmek istediğinizde bazen sıkıntı yaşayabiliyorsunuz.Oysa camiiler bir yerleşim yerinin atan kalbidir.Kalbini çıkardığınızda şehir soğur ve nihayetinde ölür.Ankara benim için ölü bir şehir.Ah birde Hacı Bayram Veli olmasa&#8230; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2006/08/malatyada-bir-ask-er/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
