<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KAİNATA MEKTUP &#187; MEDENİYET</title>
	<atom:link href="http://kainatamektup.com/index.php/category/medeniyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kainatamektup.com</link>
	<description>yenileniyoruz... &#124; &#124; bitmeyen bir aşk yürüyüşü...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 05:05:02 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İ&#8217;TİKAF</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/09/itikaf/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/09/itikaf/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 04:51:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şiir gibi]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1740</guid>
		<description><![CDATA[
Çekildim can hücreme
Daldım derin aleme
Dostum beni arama
Hakiki dostu buldum
Dünya dar gelir bana
Yüreğim yandı ana
Sevdiğim selam sana
Hakiki aşkı buldum
Kendimi vursam dağa
Dünya kalsın ağaya
Hepsi topla kaç paha
Hakiki mülkü buldum
Yunus gibi yar lazım
Karaca gibi sazım
Pirlerden gelir ağzım
Hakiki sultan buldum
Hamidi Bayram dedi
Akşemseddin yetişti
Üftade dedi Hüdai
Hakiki piri buldum
Şile bezi gömlek, bol pantolon
Ölüme yürür gibi
Dostlara selam verdim
Gönlümü parçalar gibi
Kitabımı aldım
Hayatın sırrı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1741" title="yerkopru_itikaf" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/09/yerkopru_itikaf.jpg" alt="yerkopru_itikaf" width="250" height="835" /></p>
<p>Çekildim can hücreme<br />
Daldım derin aleme<br />
Dostum beni arama<br />
Hakiki dostu buldum</p>
<p>Dünya dar gelir bana<br />
Yüreğim yandı ana<br />
Sevdiğim selam sana<br />
Hakiki aşkı buldum</p>
<p>Kendimi vursam dağa<br />
Dünya kalsın ağaya<br />
Hepsi topla kaç paha<br />
Hakiki mülkü buldum</p>
<p>Yunus gibi yar lazım<br />
Karaca gibi sazım<br />
Pirlerden gelir ağzım<br />
Hakiki sultan buldum</p>
<p>Hamidi Bayram dedi<br />
Akşemseddin yetişti<br />
Üftade dedi Hüdai<br />
Hakiki piri buldum</p>
<p>Şile bezi gömlek, bol pantolon<br />
Ölüme yürür gibi</p>
<p>Dostlara selam verdim<br />
Gönlümü parçalar gibi</p>
<p>Kitabımı aldım<br />
Hayatın sırrı gibi</p>
<p>Yürüdüm pirim buyur etti<br />
Yer gösterdi müşfik bir baba gibi</p>
<p>Krem boyalı dar bir hücre<br />
O dağın mağarası gibi</p>
<p>Ne zaman ki günü namaz dilimler<br />
Maddeyi zekât temizler<br />
Adalet kainatta kol gezer<br />
İşte asrı saadet gibi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/09/itikaf/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Leyl-i Ramazan Konya</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/leyl-i-ramazan-konya/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/leyl-i-ramazan-konya/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 04:38:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1731</guid>
		<description><![CDATA[Teravih Namazı için merkeze gitmek istiyorum; fakat evde iftar ettiğimizde bu isteğin gerçekleşmesi zor oluyor. Yemek, çay derken vakit geçiyor. Bu akşam biraz daha erken çıkma ümidiyle sofraya oturdum; fakat sonuç yine aynı oldu, namaza 10 dakika kala yola çıkabildim. Hemen mahalle camisine koşuyorum. Farzı kılmadıktan sonra yüz rekat nafile kılsan ne fayda&#8230; Yatsı Namazının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/08/sema2007-021-300x228.jpg" alt="sema2007 021" title="sema2007 021" width="300" height="228" class="alignright size-medium wp-image-1732" />Teravih Namazı için merkeze gitmek istiyorum; fakat evde iftar ettiğimizde bu isteğin gerçekleşmesi zor oluyor. Yemek, çay derken vakit geçiyor. Bu akşam biraz daha erken çıkma ümidiyle sofraya oturdum; fakat sonuç yine aynı oldu, namaza 10 dakika kala yola çıkabildim. Hemen mahalle camisine koşuyorum. Farzı kılmadıktan sonra yüz rekat nafile kılsan ne fayda&#8230; Yatsı Namazının farzına cemaate yetişiyorum. Ama Konya şehir merkezine gitmekteki niyetim değişmiyor. Kapu Camisinde hatimle teravih namazı kılınıyor, bu nedenle teravih namazının bir bölümüne yetişmem mümkün. Düşündüğüm gerçek oluyor, kendimi bir anda kapı camisinde buluyorum.  Cami içine girdiğimde cemaatin kalabalığına şaşırıyorum. Nerdeyse cami tamamen dolmuş. Acaba çoğu bizim gibi ara sıra uğrayanlardan mı? Bunun cevabını bulmam zor. Namaz hatimle kılınsın ve bu kadar kalabalık cemaat olsun, bize Allah-u Ekber demek düşer. Kapu Camii’nin Ramazana has bir başka güzelliği her köşesinde zemzem sebilleri bulunması.</p>
<p>Namaz bitimi kahvemi içmek için Nasip Çay Evi’ne uğruyorum. Aziziye Camisinin yanında kalaycının sokağında mütevazi bir mekan. Yeni yeni ayağımız alışıyor. Ahmed Veli Trabzon’a gitmeden bu mekanda muhabbeti demlerdik. Yaşamı paylaşacak yol arkadaşı bulmak yeterince zor , birde sıra sıra dostlarla mekansal anlamda uzak düşünce Rabbimize yeni yol arkadaşları vermesi için dua ediyoruz. Tek başıma kahveyi yudumlarken değerli dostlarım aklımdan resmi geçit töreni yapıyor. Selam sizlere gönlümden bir parça koparan dostlar. Rabbim huzurunda toplasın inşallah ve sadece birbirimizi rızası için sevdiğimizden rahmetiyle muamele eylesin. Amin.</p>
<p>Endülüs Kitap Kahve’de gece çayı içmeden olmaz. Hemen dergileri karıştırıyorum. Gerçek Hayat, Kırknar derken zaman ilerliyor. Kırknar Dergisi’nde İbrahim Tenekeci güzel bir yolculuk yazısı yazmış, seyyah ruhum kanatlanıyor. İbrahim Tenekeci takip edilmesi gereken iki dünyaya karşı duyarlılıkları olan şair ruhlu adam.</p>
<p>Diğer konya yazıları için: <a href="http://kainatamektup.com/index.php/category/seyyah/illerimiz/konya/">Konya 2.Dönem</a><br />
<a href="http://kainatamektup.blogspot.com/search/label/KONYA">Konya 1.Dönem</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/leyl-i-ramazan-konya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balkanlarda Ramazan / Star</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/balkanlarda-ramazan-star/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/balkanlarda-ramazan-star/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 04:47:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1664</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan ayının tüm güzellikleri, başta Bosna-Hersek olmak üzere Sırbistan, Hırvatistan ve Karadağ&#8217;da Müslümanlar tarafından Anadolu&#8217;yu aratmayan benzerlikte yaşatılıyor.
Yardımlaşma ve dayanışma duygusunun doruk noktaya ulaştığı, geleneklerle ayrı güzellik katılan Ramazan ayı, Batı Balkanlar&#8217;da Osmanlı&#8217;dan kalan adet ve göreneklerle bir başka güzellikte yaşanıyor.
Osmanlı&#8217;nın yaklaşık 500 yıl kaldığı bu topraklarda Ramazanla birlikte adeta &#8221;donmuş zaman manzaralarına&#8221; her köşe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1665" title="aliya kopya" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/08/aliya-kopya-300x249.jpg" alt="aliya kopya" width="300" height="249" />Ramazan ayının tüm güzellikleri, başta Bosna-Hersek olmak üzere Sırbistan, Hırvatistan ve Karadağ&#8217;da Müslümanlar tarafından Anadolu&#8217;yu aratmayan benzerlikte yaşatılıyor.<br />
Yardımlaşma ve dayanışma duygusunun doruk noktaya ulaştığı, geleneklerle ayrı güzellik katılan Ramazan ayı, Batı Balkanlar&#8217;da Osmanlı&#8217;dan kalan adet ve göreneklerle bir başka güzellikte yaşanıyor.</p>
<p>Osmanlı&#8217;nın yaklaşık 500 yıl kaldığı bu topraklarda Ramazanla birlikte adeta &#8221;donmuş zaman manzaralarına&#8221; her köşe başında tanık olunabiliniyor. Ramazan ayının dünyada Anadolu ile en fazla benzerlikte yaşandığı toprakların Balkanlar olduğu, yaşatılan gelenek ve göreneklerden daha iyi anlaşılıyor.</p>
<p>Türk şiirinin ve Türkçenin önemli kalemlerinden Yahya Kemal Beyatlı&#8217;nın &#8221;Kaybolan Şehir&#8221; şiirinde yer verdiği &#8221;Firuze kubbelerle bizim şehrimizdi o; Yalnız bizimdi, çehre ve ruhuyla bizdi o/Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene, biz sende olmasak bile sen bizdesin gene&#8230;&#8221; dizeleri belki de Balkan coğrafyasının ruhunu en iyi yansıtıyor.</p>
<p>Her köşe başında Osmanlı&#8217;ya ait bir izin bulunduğu Bosna-Hersek, doğal güzelliklerinin yanı sıra bu toprakların öz insanı olan Boşnaklarla da ayrı bir değer ve anlam kazanıyor. Osmanlı&#8217;nın çekilmesinin ardından bölgede kalan yüzlerce tarihi eser Boşnaklar sayesinde &#8221;öksüz&#8221; ve &#8221;yetim&#8221; kalmadı. Boşnaklar, kendi değerlerinden bir parça saydıkları bu eserlere sahip çıkmanın yanı sıra yüzlerce yıl önce bu coğrafyada birlikte yaşadıkları Türklerden öğrendikleri gelenek ve görenekleri devam ettirmeyi &#8221;ahde vefa&#8221; olarak değerlendiriyor.</p>
<p>Ramazan ayıyla birlikte Boşnakların bu &#8221;ahde vefası&#8221; daha belirgin hale geliyor. Ramazan ayının başlamasına birkaç gün kala tüm Boşnak aileleri, yakın akrabalarını ziyaret ederek bu kutsal ayı karşılıyor. Ramazanın yaklaşmasıyla birlikte kadınlar evlerde temizlik yaparken, cadde ve sokaklar ile camilerde de Ramazan hazırlığı başlatılıyor. İlk iftarlar için Boşnak kadınlar, Ramazan öncesinden börek, sarma ve çeşitli yemekler hazırlıyor.</p>
<p>Bosna-Hersek&#8217;te Ramazanın en belirgin hissedildiği kentlerin başında belki de başkent Saraybosna geliyor. Cadde ve sokaklar ışıklarla süslenirken, cami minarelerinin şerefeleri ışıklandırılıyor ve Osmanlı&#8217;yı temsil eden &#8221;yeşil ay yıldızlı bayraklar&#8221; minarelerden dalgalanmaya başlıyor. Tarihi Başçarşı&#8217;da bulunan iş yerleri ve camilerde ise Ramazan yine tüm güzelliğiyle kendini gösteriyor.</p>
<p>Tarihi Başçarşı&#8217;nın en görkemli camilerinden olan Gazi Hüsrevbey Camii&#8217;nin avlusunu Ramazanla birlikte genç, yaşlı, kadın, erkek Boşnaklar dolduruyor. Vakit namazlarını cemaatle birlikte kılan Boşnak kadın ve erkekleri, burada öğlen ve ikindi namazının ardından okunan mukabeleye eşlik ediyor.</p>
<p>Saraybosna&#8217;nın kurucularından olan II. Bayezid&#8217;in torunlarından Gazi Hüsrev Bey için kendi adını taşıdığı bu camide 500 yıla yakın süredir, her Ramazanda öğlen namazını müteakip mevlit okutma geleneği yine bu ülkede yaşatılıyor.</p>
<p>Milyecka Nehri kenarında bulunan Hacı Camii&#8217;ne ise Ramazan ayında özellikle kadınlar yoğun ilgi gösteriyor. 1561 yılında inşa edilen, kentin en eski ibadet yerlerinden olan bu camide vakit namazlarının ardından kadınlar için özel olarak mukabele okunuyor.</p>
<p>-TOP ATIŞI TABYA&#8217;DAN-</p>
<p>İftar vaktinin habercisi olan &#8221;top atışı&#8221; ise Saraybosna&#8217;da yine Anadolu&#8217;nun birçok kentiyle örtüşüyor. Kovaçi Mezarlığı&#8217;nın üst kısmında bulunan Osmanlı eseri Beyaz Tabya&#8217;da özel olarak hazırlanan top, belediye görevlisi tarafından ateşleniyor. Şehrin birçok yerinden duyulan bu top atışıyla birlikte Saraybosnalılar oruçlarını açıyor.</p>
<p>Ayrıca Gazi Hüsrevbey Camii&#8217;nin yanı başındaki Osmanlı eseri Saat Kulesi de iftar saatinin bir başka habercisi&#8230; Dünyada eşine çok az rastlanan bir sistemi bulunan Saat Kulesi, ay takvimi sistemine göre çalışıyor. Saat Kulesi&#8217;ndeki mekanizma 12&#8242;yi gösterdiğinde cami kandilleri yanıyor ve şehrin ay yüzlü tepesi Beyaz Tabya&#8217;dan top sesleri yükseliyor.</p>
<p>İftar vaktine doğru ise fırınlar önünde oruçlarını sıcak pide ve ekmekle açmak isteyenler yoğun kalabalık oluşturuyor. Sokaklarından &#8221;buram buram&#8221; pide kokusunun yaşandığı kentin özellikle ara sokakları ve caddeleri akşam ezanıyla birlikte derin bir sessizliğe bürünüyor.</p>
<p>-İFTAR SOFRASININ MENÜSÜ-</p>
<p>Boşnak evlerinde iftar sofrasında önce &#8221;topa&#8221; denilen farklı türden peynirlerin eritilmesiyle hazırlanan menü ön yemek olarak sunuluyor. Devamında &#8221;Begova&#8221; (Bey) veya tarhana çorbası, ana yemek olarak ise Osmanlı Saray mutfağının leziz yemekleri Ramazan sofralarının vazgeçilmezi oluyor. Etli dolmalar, sarmalar, bamya yemeği ve bu ülkeye has ıspanaklı, patatesli, peynirli, etli Boşnak börekleri&#8230; Oruç süresince Boşnaklar aslında yemekten çok kahvenin özlemini çektiklerini söylüyor. Ayrı bir kültür olan kahve, iftar yemeğinin ardından &#8221;olmazsa olmazların&#8221; başında geliyor. İftarın ardından bakır tepsilerde kendilerine ikram edilen lokumla beraber kahvelerini içen Boşnaklar, teravih namazı için evlerinden ayrılıyor.</p>
<p>Ara cadde ve sokaklardaki sessizlik, evlerde orucun açılması ve kahvelerin içilmesiyle birlikte bir anda bozuluyor. Bu defa hemen hemen her 100 metrede bir caminin olduğu &#8221;Stari Grad&#8221; denen Saraybosna&#8217;nın &#8221;Eski Şehir&#8221; kısmında yoğun kalabalık kitleler oluşuyor. Teravihe büyük önem veren Saraybosnalılar, eşleri ve çocuklarıyla birlikte geldikleri camilerde ibadet etmenin hazzını yaşıyor.</p>
<p>Teravihin ardından ise kent adeta &#8221;yürüyen bir şehir&#8221; haline geliyor. Aileler, arkadaş gruplarıyla birlikte Başçarşı ve Ferhadiye Caddesi&#8217;nde &#8221;korza&#8221; yürüyüşü yaptıktan sonra oturdukları kafelerde geç vakitlere kadar sohbet ederek vakit geçiriyor.</p>
<p>Bu arada, iftarını akşam namazının ardından açmak isteyenler için ise cami girişlerine kasede zemzem suyu ve hurma bırakılıyor. İftarını zemzem suyu içip hurma yedikten sonra açan cemaat, akşam namazını camide kıldıktan sonra evine gidip iftar yemeğine devam edebiliyor.</p>
<p>-TASAVVUF MÜZİĞİ KONSERLERİ-</p>
<p>Ramazan akşamlarında Saraybosna&#8217;da musiki etkinlikleri de düzenleniyor. Saraybosna Senfoni Orkestrasının geleneksel Ramazan konseriyle başlayan müzik etkinlikleri, son yıllarda büyük ilgi gören genç kız ve erkeklerin oluşturduğu koroların tasavvuf müziği konserleriyle devam ediyor.</p>
<p>Repertuvarlarında Boşnakça, Türkçe ve Arapça ilahilerin de olduğu genç müzisyenler, kendi ürettikleri bestelerde de büyük kültür mirası olarak gördükleri Türkçe kelimeleri kullanmaya özen gösteriyor.</p>
<p>Ramazan ayı geleneğinin yaşatıldığı bir başka mekan ise Osmanlı eseri tekkeler. Bu mekanlarda teravih namazından sonra sohbet ediliyor, ilahiler ve Mevlana&#8217;nın Mesnevisi okunuyor.</p>
<p>-MOSTAR VE TRAVNİK&#8217;TE DE RAMAZAN BİR BAŞKA-</p>
<p>Başkent Saraybosna&#8217;daki Ramazan atmosferi, Mostar, Travnik, Bihaç ve Gorajde gibi değişik şehirlerde de hissediliyor.</p>
<p>Tarihi dokusu, camileri, köprüleri ve mimarisiyle adeta &#8221;rüya kent&#8221; konumundaki Mostar&#8217;da, halk Neretva Nehri&#8217;nin soğuk ve berrak suyunun kenarında iftarını açmayı tercih ediyor. Yine Mostar&#8217;a 10 kilometre uzaklıktaki Buna Nehri&#8217;nin kaynağına kurulu &#8221;Sarı Saltuk&#8221; olarak da bilinen Blagay Tekkesi&#8217;nin bulunduğu alana da Mostarlılar iftar için gidiyor. Tekke çevresindeki lokantalarda iftarını açan halk, Buna Nehri&#8217;nin kaynağında buz gibi sudan içerek gün boyunca çekilen susuzluğu en iyi şekilde gideriyor.</p>
<p>Bosna-Hersek&#8217;in doğusunda bulunan Gorajde şehri sakinleri de bu yıl Kayseri ilinin desteğiyle inşa edilen yeni camilerinde teravih namazlarını kılabilmenin mutluluğunu yaşıyor. Bosna&#8217;nın en büyük ve en güzel camilerinden biri olan Kayseri Camisi, Drina Nehri&#8217;ne yakın bulunması nedeniyle sıcak yaz günlerinde namaz kılanlara ve mukabelelere katılmak isteyenlere ayrı bir huzur veriyor.</p>
<p>&#8221;Vezirler şehri&#8221; olarak bilinen ve tarihi dokusuyla bozulmamış bir Osmanlı kenti olan Travnik&#8217;te de Ramazan coşkusu bambaşka yaşanıyor. Asırlar boyunca &#8221;inançlı insanlarıyla&#8221; tanınan Travnik şehrinde, Fatih Sultan Mehmet&#8217;in de su içtiği rivayet edilen &#8221;Göksu&#8221; başında lezzetli Boşnak mutfağı yemekleriyle iftar açmanın ayrı bir yeri var. Ramazan ayının tüm güzellikleri, başta Bosna-Hersek olmak üzere Sırbistan, Hırvatistan ve Karadağ&#8217;da Müslümanlar tarafından Anadolu&#8217;yu aratmayan benzerlikte yaşatılıyor.</p>
<p>Osmanlı idaresinde 320 yılı aşkın süre kalan ve o dönemde 273 caminin bulunduğu Sırbistan&#8217;ın başkenti Belgrad&#8217;da bugün, Bayraklı Camisi, Osmanlı döneminden kalan ve halen ibadete açık olan tek cami olma özelliğini taşıyor. Belgrad&#8217;da yaşayan Müslümanlar ise Ramazanda Bayraklı Camisi&#8217;ne giderek namaz kılıyor ve burada okunan mukabelelere eşlik ediyor.</p>
<p>Belgrad&#8217;da yaşayan Müslümanlar ayrıca, Osmanlı&#8217;dan günümüze kalmayı başaran iki türbeyi de ziyaret ediyor. Belgrad&#8217;daki Kalemeydan&#8217;da &#8221;Mora Fatihi&#8221; olarak bilinen Damat Ali Paşa Türbesi ile kale yakınlarındaki Şeyh Mustafa Türbesi&#8217;ni Ramazanla birlikte daha sık ziyaret eden Belgradlı Müslümanlar, burada dua ediyor.</p>
<p>Sırbistan&#8217;da Boşnak nüfusun yoğun olarak yaşadığı Sancak bölgesinde ise Ramazan, Türkiye&#8217;yi aratmayacak şekilde yaşanıyor. Bölgenin en büyük şehirlerinden Novipazar (Yenipazar), Syenitsa, Priboy ve Tutin gibi şehirlerde iftar saatinden önce sokaklar tenhalaşıyor. Pide fırınları önünde uzun kuyrukların oluştuğu bu şehirlerde, iftar sofralarında ise Türkiye&#8217;deki yemeklerin benzerleri hazırlanıyor.</p>
<p>Novipazarlılar, teravih namazı için Osmanlı eseri Altın Alem, Eyüpbeyoğlu, Hayrettin, Kurt Çelebi (Arap) gibi tarihi camilere yoğun ilgi gösteriyor. Teravih namazını aileleriyle birlikte kılan Boşnaklar, namazın ardından kahve içerek vakit geçiriyor.</p>
<p>-ZAGREB CAMİİ&#8217;NDE MUKABELE-</p>
<p>Yaklaşık 100 bine yakın Müslüman&#8217;ın yaşadığı Hırvatistan&#8217;da Ramazanın güzelliğini Boşnak, Arnavut, Türk, Arap, Roman, hep beraber hissediyor. Ülkenin tek camisi olan Zagreb Camisi&#8217;nde namaz kılan Müslümanlar, sabah, öğlen ve ikindi namazlarından sonra okunan mukabeleye eşlik ediyor. Hırvatistan Müftülüğü de Ramazanda ihtiyaç sahipleri için günde 2 bin 500 kişilik iftar yemeği hazırlıyor.</p>
<p>Zagrep Camisi baş imamı Aziz Alili, ülke genelinde bir cami ile 24 mescidin olduğunu, ancak Ramazan günlerinde açılan &#8216;geçici mescitler&#8217; ile bu sayının arttığını söyledi.</p>
<p>-KARADAĞ&#8217;DA ADRİYATİK DENİZİ MANZARALI İFTAR-</p>
<p>Karadağ&#8217;da yaşayan 200 binin üzerinde Müslüman da Ramazanın tüm güzelliklerini yaşamaya çalışıyor. Boşnak ve Arnavut Müslümanların yoğun yaşadığı Biyelo Polye, Rojaye, Podgoritsa ve Ulçin gibi şehirlerde Ramazan sevinci hissediliyor.</p>
<p>Yerel televizyon kanalları, her gün iftar öncesi hazırladıkları özel programlarda Ramazan sohbetlerine ve gençlerin seslendirdiği ilahilere yer veriyor. Bu yıl yaz günlerine denk gelen Ramazanda Karadağlı Müslümanlar için ayrı bir keyif de sahildeki Ulçin&#8217;e giderek Adriyatik Denizi manzarasında iftar açmak oluyor.</p>
<p>kaynak: <a href="http://www.stargazete.com/dunya/balkanlarda-ramazan-coskusu-haber-286097.htm" target="_blank">link</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/balkanlarda-ramazan-star/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ADALET VE EMEK HAREKETİ &#8220;OYUNU&#8221; AÇIKLIYOR</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/adalet-ve-emek-hareketi-oyunu-acikliyor/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/adalet-ve-emek-hareketi-oyunu-acikliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 03:41:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[beyaz siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Emek Hareketi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1654</guid>
		<description><![CDATA[Adalet ve Emek Hareketi Yüksek İstişare Kurulu uzun süren toplantılar ardından referandum oyunu belirledi.
&#8220;Hayır&#8221; diyenlere bakıyoruz, onlarla aynı safta olmak istemeyiz. Hayır diyenlerin hatırı sayılır bir kısmı safa geçme ihtimali bile olmayan adamlar.
“Hayır”cılar, bunlar tüm hesabımızı bozdu ne yaparsalar hayır diyenler. Lojmandan siyaset üreten, kendini daima halktan akıllı görenler. Yeri geldiğinde batıcı, işlerine gelmediğinde batı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/08/evethayir.jpg" alt="evethayir" title="evethayir" width="245" height="252" class="alignright size-full wp-image-1655" />Adalet ve Emek Hareketi Yüksek İstişare Kurulu uzun süren toplantılar ardından referandum oyunu belirledi.</p>
<p>&#8220;Hayır&#8221; diyenlere bakıyoruz, onlarla aynı safta olmak istemeyiz. Hayır diyenlerin hatırı sayılır bir kısmı safa geçme ihtimali bile olmayan adamlar.<br />
“Hayır”cılar, bunlar tüm hesabımızı bozdu ne yaparsalar hayır diyenler. Lojmandan siyaset üreten, kendini daima halktan akıllı görenler. Yeri geldiğinde batıcı, işlerine gelmediğinde batı düşmanı olup çıkar neredeyse biz oradayız diyenler. Belli bir idealleri yok, milletin menfaatini düşündükleri yok. Tüm dertleri kendi gemilerini yüzdürmek ve egemenliği kaybetmemek.</p>
<p>Boykotçular ırk üzerinden siyaset yaparak büyük mirastan küçük paylarını almak isteyenler. ABD&#8217;de büro açmak en büyük idealleri. </p>
<p>&#8220;Evet&#8221; diyenlerle ilgili soru işareti de bir hayli fazla. Bunu bilenlerin çoğu kerhen &#8220;Evet&#8221; diyecek.<br />
&#8220;Evet&#8221; dememizi isteyenler adaletle hükmetmiyor. Fırtına gösterip dolu ile kafamızın yarılmasına razı olmamızı istiyorlar. Rant musluklarının yollarını değiştirip. &#8220;Bak ama biz cici çocuklarız.&#8221; diyorlar. Diğerleri çok kötüymüş. Be! mübarek kötünün pislettiklerinin ne kadarını temizledin veya senin kirlettiklerini kim temizleyecek. Önde ki resmin arka tarafında bir trilyon liralık (bilinen gayri milli hasıla dedikleri) rant kavgası var. Bir çok mesele sadece iyi prim yaptığı için gündemde. </p>
<p>Siyaset üretenler adaletsizlikleri nasıl çözeceklerini ve buna dair varsa programlarını paylaş(a)mıyor. Sadece benim kazanın dibi daha beyaz demekle yetiniyor. </p>
<p>İsmet Özel “Kirli evet, kirli hayır, kirli boykot.” diyor. Kirlenmiş bir siyasetin tüm alternatifleri tıkadığı bir zaman diliminde aklı selim düşünmek kolay değil. Üç alternatifli bir seçimde şıkların hepsi yanlışsa karardan çok daha önemlisi uyanık kalmaktır. Bize düşen hapı yutmadan hakikati görmeye çalışmak. Bir yandan da aklımıza Nuri Pakdil&#8217;in &#8220;kara siyaset&#8221; , &#8220;kirli mülkiyet&#8221; kavramları geliyor.</p>
<p>Yani oyumuz hem Evet hem de Hayır. </p>
<p>Adalete Evet.<br />
Zulme Hayır.</p>
<p>Kendi tohumumuzu üretmeye, bilinçli tarıma, kendine yeten bir ülke olmaya EVET<br />
GDO&#8217;ya, tarımı öldürmeye Hayır.</p>
<p>Eğitime EVET.<br />
Vasıfsızlığa, adres belli olsuncu eğitime Hayır.</p>
<p>Alternatif enerji kaynaklarına Evet.<br />
Enerji faaliyeti altında su yataklarının talanına, kainatın kirletilmesine Hayır.</p>
<p>Şahsiyetli iç ve dış siyasete EVET.<br />
Zemine göre kıvrak politikaya HAYIR.</p>
<p>Şehit mertebesine ulaştıran ticarete Evet.<br />
Kirli mülkiyete Hayır.</p>
<p>Alın teri kurumadan helalleşen çalışma hayatına Evet.<br />
Emek sömürüsüne Hayır.<br />
&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/adalet-ve-emek-hareketi-oyunu-acikliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RASHOMON</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/rashomon/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/rashomon/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 03:41:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[klasik film]]></category>
		<category><![CDATA[SALİH FURKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1611</guid>
		<description><![CDATA[SALİH FURKAN
RASHOMON
Yapım yılı: 1950
Yönetmen: Akira Kurusawa
Oyuncular: Toshiro Minufe, Takashi Shimura
Hayat sahte değildir. Sahte olan insanların yalan ifadeleriyle bezediği ve bezedikçe de daha da komplike hale getirdiği yaşam sahnesidir. Bir olayın üzerine o kadar katma değerler ekleriz ki, o kadar rivayetlerle menkîbevi hale sokarız ki, isyan edesiniz gelir. Hiç olmazsa buğz edeyim dersiniz. 
Oysa doğarız, büyürüz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/08/rashomon-211x300.jpg" alt="rashomon" title="rashomon" width="211" height="300" class="alignright size-medium wp-image-1612" />SALİH FURKAN</p>
<p>RASHOMON<br />
Yapım yılı: 1950<br />
Yönetmen: Akira Kurusawa<br />
Oyuncular: Toshiro Minufe, Takashi Shimura</p>
<p>Hayat sahte değildir. Sahte olan insanların yalan ifadeleriyle bezediği ve bezedikçe de daha da komplike hale getirdiği yaşam sahnesidir. Bir olayın üzerine o kadar katma değerler ekleriz ki, o kadar rivayetlerle menkîbevi hale sokarız ki, isyan edesiniz gelir. Hiç olmazsa buğz edeyim dersiniz. </p>
<p>Oysa doğarız, büyürüz ve ölürüz. Bu kadar basittir hayat. Basitlik yani gerçek. Yaşanılan bir olayı kaç kişi görmüşse olay o kadar çeşitli hale gelmiştir. Her kişi kendi yaşamının karakteristik yapısına göre mevzuları yorumlayarak anlatacaktır. İşte klasikleşmiş ‘Rashomon’, senaryosunda bunu  ince bir hat üzerinde vermektedir . İnanıyoruz ki, izleyince seyirci kalmayacaksınız.<br />
Kurusawa filmi için yaptığı bir değerlendirmede şöyle ifade ediyor meseleyi: ‘ insanlar nefisleri sözkonusu olduğunda dürüstlükten yana gönülsüzdürler; kendileri hakkında, yalanlara başvurmadan, allayıp pullamadan konuşmayı kolay kolay beceremezler. Bu film, işte böylesi insanları anlatıyor, gerçekte olduklarından daha albenili, daha iyi ve üstün oldukları duygusunu tadabilmek için yalan söylemeden yapamayan insanları; hatta bu günahkâr pohpohlanma ihtiyacından mezarda dahi kopamayan insanları. Öyle ki karakterlerden birinin, öldükten sonra da, bir medyum aracılığıyla konuşurken insanlara yalan söylemeyi sürdürdüğüne tanık oluruz. Egoizm, dünyaya geldiği anda insanoğluna musallat olan bir günahtır; kefareti ödenmesi en güç günah.’<br />
Meriç diyor ya: ‘Kim hafızasının aynasında sadık akisler bulabilir?’ Yalan çok çekici bir günahtır. O kadar normaldir ki, söyleyeni bile etkisi altına alırken realite haline gelir. </p>
<p>Yalan insanın vazgeçemediği ve kendisine bile her an söylediği absürd şeylerdir. Ama ya hakikat ışığı! Ne kadar uğraşırsak uğraşalım hakikat debisi en yüksek akarsular gibi yalan kayasını parçalayacaktır. </p>
<p>Yalan toplumunun dini de, örfü de yalandır. Yalanı siper edinen idrak basiretten yoksunlaşır. Yaşadığımız hayatın ne kadar gerçek olduğunu; lakin koskoca güneşi balçıkla bulamaç haline getirişimizi düşündüren üstada saygılar sunuyoruz.</p>
<p>Bu sayede ‘Kainata Mektup’ içerisinde bir de klasik film bölümü açmış olalım. Criterion Collection şirketi bizim de bir nevî tarihî filmler seçerken referans kabul ettiğimiz kuruluşlardan. Bundan sonra, kuruluşun süzgecinden geçen, orijinal addedilen filmelere de yer vermeye çalışacağız. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/rashomon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNVİCTUS/ KENDİ RUHUNUN KAPTANI OLMAK</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/invictus-kendi-ruhunun-kaptani-olmak/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/invictus-kendi-ruhunun-kaptani-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 10:51:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[SALİH FURKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1579</guid>
		<description><![CDATA[
SALİH FURKAN
Yapım yılı: 2009
Yönetmen: Clint Eastwood
Oyuncular: Morgan Freeman, Matt Damon
Tartışmasız oyunculuğunu, yönetmen koltuğunda da gösteren Clint Eastwood’a teşekkür etmeliyiz. Hiçbir zaman kötü film yapmadı. ‘Affedilmeyen’i de yönetip oynadığında  Morgan Freeman ile iyi bir ikiliydiler. Bu adamın hiçbir filmi yoktur ki, gözlerimizden yaş gelmesin. O kadar huzurlu filmler ki, kendinizde tuhaf bir güç buluyorsunuz. Gran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1580" title="nelson_mandela_return_to_cell" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/nelson_mandela_return_to_cell-300x200.jpg" alt="nelson_mandela_return_to_cell" width="300" height="200" /><br />
SALİH FURKAN</p>
<blockquote><p>Yapım yılı: 2009<br />
Yönetmen: Clint Eastwood<br />
Oyuncular: Morgan Freeman, Matt Damon</p></blockquote>
<p>Tartışmasız oyunculuğunu, yönetmen koltuğunda da gösteren Clint Eastwood’a teşekkür etmeliyiz. Hiçbir zaman kötü film yapmadı. ‘Affedilmeyen’i de yönetip oynadığında  Morgan Freeman ile iyi bir ikiliydiler. Bu adamın hiçbir filmi yoktur ki, gözlerimizden yaş gelmesin. O kadar huzurlu filmler ki, kendinizde tuhaf bir güç buluyorsunuz. Gran Torino’yu da  cebimizin en derininde duran bir hüzün törpüsü olarak saklarız. Açıkçası bu filmi izlerken de şüphe duymadık.<br />
‘İnvictus’ bir şiirin adı aslında. Filmle bütünleşmiş. William Ernest Henley tarafından onların hesabına sanki bir marşı anımsatan tarzda yazılmış. Şurası çok manidardır: ‘Cezam ne kadar ağır olsa da/ Kaderimin efendisi benim/Ruhumun kaptanı benim…’<br />
Toplum tarafından makbul olmayan adamların sözlerine benziyor şiir. Toplum tarafından makbul olunmamak, boyun eğmemek. Sporu, siyaseti, aşağılandıklarınız tarafından bir gün kabul görülebileceğinizi ve elbette Nelson Mandela’yı aynı senaryonun parçaları olarak birleştirmek sizin elinizde. Ömrünün büyük bölümünü hapiste geçiren bir liderin ülkesindeki en küçük çöp parçasına kıymet verişini dikkatle etüt ettik. Yirmi yedi yıl hapishanede boyun eğmeyen ve kendi ruhunun efendisi olan bay başkana biz de kıymet veriyoruz.<br />
Şartlar değiştiğinde kendini değiştirmeyen bir insan nasıl olur da karşısındakinden değişmesini bekleyebilir? Değişim durağan olmayan her şeyin başı. İnsanın başının tacı. Değişen ve değiştiren insanı ‘İnvictus’ da görebilirsiniz. Acılar mutluluğa dönüştüğünde tebessümü sakladığınız anlar başlar. Mücadelenizin karşılığını görmüşsünüzdür. Kalbin esiri olmamış; onu gerektiğinde çöpe atabilecek cesareti gösteren azimli insansınızdır. Her sabah nitelikli insanı hakkıyla alkışlattıran teşrifat bayramı. ‘İnvictus’ yerdeyseniz size kolunu uzatacaktır.<br />
Bizim işimiz, Madrid’e karşı Katalanlar’ı, desteklemek, Aborjinler’in yanında olmak ya da Martin Luther King’i hep bir adım takip etmek oldu hep. Fakirlik edebiyatı değildir bu bizim için. Takvanın başı olan adaleti erkanıyla uygulamaktır. Adaletin rengi olursa acının da rengi olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/invictus-kendi-ruhunun-kaptani-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HARMANTEPE 1916</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/harmantepe-1916/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/harmantepe-1916/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 03:16:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[doğru tarih]]></category>
		<category><![CDATA[sitelerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1567</guid>
		<description><![CDATA[Japon denizinden Fas&#8217;a; Yemen&#8217;den Viyana&#8217;ya kadar kan ve ayak izimizi sürmek mümkün. Aynı yollarda başka ayak izleri de bulunabilir; fakat başkaları çoğunlukla sömürmek, atalarımız da çoğunlukla adalet için yürüdü.
Gittik, şehirler kurduk.
İşte Harmantepe! adalet için şehitlerimizin kanlarıyla şahit oldukları topraklardan sadece biri. İnşaallah yüce gönüllü insanların sayesinde bu şahitlikler bir bir ortaya çıkacaktır.
Her şeyin maddi karşılıkla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/harmantepe1.jpg" alt="harmantepe1" title="harmantepe1" width="733" height="342" class="alignright size-full wp-image-1568" />Japon denizinden Fas&#8217;a; Yemen&#8217;den Viyana&#8217;ya kadar kan ve ayak izimizi sürmek mümkün. Aynı yollarda başka ayak izleri de bulunabilir; fakat başkaları çoğunlukla sömürmek, atalarımız da çoğunlukla adalet için yürüdü.</p>
<p>Gittik, şehirler kurduk.</p>
<p>İşte Harmantepe! adalet için şehitlerimizin kanlarıyla şahit oldukları topraklardan sadece biri. İnşaallah yüce gönüllü insanların sayesinde bu şahitlikler bir bir ortaya çıkacaktır.<br />
Her şeyin maddi karşılıkla yapıldığı günümüzde böyle bir işi ancak şehadeti bilenler yapabilir.</p>
<p>Sınırlı imkanları  ile böyle güzel işler yapan nitelikli adamlar desteklendiğinde, fırsatlar verildiğinde ortaya çıkacak işler ufuk sınırlarımızı  zorlayabilir.</p>
<p>Ahmet Toprak uzun süredir hazırlıklarını sürdürdürdüğü siteyi hayata not düşerek açtı:<br />
“Bir yıldır hazırlıkları devam eden projenin ikinci ayağı <a href="http://www.harmantepe.com/" target="_blank">harmantepe.com</a> yayın hayatına başladı. Şimdiye kadar görsel envanteri tam anlamıyla çıkarılamamış olan 1900 rakımlı tepenin detaylı fotografları eylül ayında çekildi. Hem zirveden çekilen fotograflar hem de zirveyi gören diğer yüksek noktalardan çekilen fotograflara zor arazi ve hava şartları altında çekilen panaromik kareler de eklendi. Şimdilik bir kısmı yayınlanan ve bir kısmı belgesel projesi için ayrı bir rafta bekleyen fotograflardan yayınlanmış olanlarına siteden ulaşabilirsiniz.”</p>
<p>Kültür Haberciliğinin kaliteli adresi<a href="http://www.haberkultur.net/haberoku-2005-Atalarimiz_adalet_icin_yurudu.html" target="_blank">HaberKültür.Net</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/harmantepe-1916/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SERÇELERİN ŞARKISI / Majid Majidi</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/sercelerin-sarkisi-majid-majidi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/sercelerin-sarkisi-majid-majidi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 02:58:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[SALİH FURKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1562</guid>
		<description><![CDATA[SALİH FURKAN
*Bu yazı sinem adelisine adanmıştır.
Yapım Yılı: 2008
Yönetmen: Majid Majidi
Oyuncu: Reza Naji

Varlıkta da darlıkta da infak eden insan ne mutludur. Elleri nasır tutan, gözyaşları kana karışan sorumluluk sahibi insan için yaşamak ne zordur. Zengin ile fakir, kırsal ile kentsel, para ile imanın imtihanıdır bu hayat. Ama bardak hep doludur. Boş olan bardağı dolu görmek değil, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><img class="alignright size-full wp-image-1563" title="majidi" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/majidi.jpg" alt="majidi" width="300" height="442" />SALİH FURKAN</p>
<p style="text-align: right;">*Bu yazı sinem adelisine adanmıştır.</p>
<p style="text-align: left;">Yapım Yılı: 2008<br />
Yönetmen: Majid Majidi<br />
Oyuncu: Reza Naji</p>
<p style="text-align: left;">
Varlıkta da darlıkta da infak eden insan ne mutludur. Elleri nasır tutan, gözyaşları kana karışan sorumluluk sahibi insan için yaşamak ne zordur. Zengin ile fakir, kırsal ile kentsel, para ile imanın imtihanıdır bu hayat. Ama bardak hep doludur. Boş olan bardağı dolu görmek değil, dolu olan bardağı dolu görmektir insana düşen.</p>
<p style="text-align: left;">
Elinizi cebinize atarsınız ve çıkarttığınız bir miktar parayı kimliğini bilmek istemediğiniz birisine Allah yolunda harcarsınız. Ya da daha az vermek için parayı bozdurmaya çalışırsınız. İşte kent ile kırsal ironisi. ‘Allah insanların, cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır.’</p>
<p style="text-align: left;">
Çok paranın zorluğu çokluğundan ziyade paylaşılmasında yatıyor elbette.  Hepimiz bazen Karim’in yerinde olmuşuzdur. Belki de Karim’in yaşadıklarını bizzat yaşamışızdır. Filmin vicdanı Karim’dir. Muhteremin gönlü, başta o kadar zengindir ki, az paranın esiri  olmayacaktır. Değişmeye başlayan hayatıyla birlikte dimağında bulundurduğu değerler de değişecektir. Ta ki, dersini alana kadar. Karim, şehir hayatıyla birlikte para kazanmaya başlamıştır. Para yani günümüzün en büyük suç aleti. İnsan azken içten içe vakur bir duruşla paylaştığı şeyleri, biriktirip çoğaltınca nedense paylaşma noktasında çok görmeye başlar.<br />
Bir topluma yakından çekimin adıdır ‘Serçelerin Şarkısı’. Bir insanın revizyona uğrarken tepesi üstü yere düşmesidir. Azın kıymetini bilmektir. Çok olana daha az saygı duymaktır. Kuruntudan kurtulmaktır. Mutluluktan ağlamaktır.</p>
<p style="text-align: left;">
İran sineması estetiğiyle, naif tarzıyla ve müthiş çocuk oyuncularıyla göz kamaştırmaya devam edecek gibi duruyor. Majid Majidi, yoksulluk ve değişen hayatlarla insanı göz kamaştıran bir sadelikle etüt etmiş.</p>
<p style="text-align: left;">
Varlıkta da darlıkta da infak dinin yani hayatın temelidir. Çok sevenin, çok tebessüm edenin cebinde bugünün parasıyla milyonları vardır. Değeri ülkeden ülkeye değişmeyen milyonlar. Hepimiz Karim’in sırtındaki mavi kapıyı asıl sahibine teslim etmekle mükellefiz…</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">* Ahmed&#8217;e düğün hediyesi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/sercelerin-sarkisi-majid-majidi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saadet Partisi &#8220;Oğuzhan Asiltürk&#8221;süz saadete erecek mi?</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/saadet-partisi-oguzhan-asilturksuz-saadete-erecek-mi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/saadet-partisi-oguzhan-asilturksuz-saadete-erecek-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 03:35:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[KAİNAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1557</guid>
		<description><![CDATA[
Recai Kutan ismiyle başlayan listeye erbakansız dönem demek sadece hoca&#8217;nın çocukları kastediliyorsa belki su götürür.
Numan Bey alın partinizi ne haliniz varsa görün dememiş. Delegenin üçte biriyle kendini onaylatmıştır.
Ancak delegeyi yenileyemediği takdirde yapılacak ilk olağanüstü kongrede karşısına çıkacak bir adaya yenik düşebilir.
Numan Bey&#8217;in işi zor ve uzun, Allah kolaylık versin. Kirlenmişleri ayıklayıp yeni temiz saadetli kadrolar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/numankurtulmus-sp.jpg" alt="numankurtulmus-sp" title="numankurtulmus-sp" width="320" height="250" class="alignright size-full wp-image-1558" /><br />
Recai Kutan ismiyle başlayan listeye erbakansız dönem demek sadece hoca&#8217;nın çocukları kastediliyorsa belki su götürür.</p>
<p>Numan Bey alın partinizi ne haliniz varsa görün dememiş. Delegenin üçte biriyle kendini onaylatmıştır.</p>
<p>Ancak delegeyi yenileyemediği takdirde yapılacak ilk olağanüstü kongrede karşısına çıkacak bir adaya yenik düşebilir.</p>
<p>Numan Bey&#8217;in işi zor ve uzun, Allah kolaylık versin. Kirlenmişleri ayıklayıp yeni temiz saadetli kadrolar yetiştirmeli. İl ve ilçe teşkilatlarını paralı adamlarla değil de iyi adamlarla tekrar kurmalı; yerel halkın sevdiği, saygı duyduğu isimleri siyasete mümkün olduğunca çekebilmelidir.</p>
<p>İşin bir güzel tarafıda bizimi sitemiz için kullandığımız &#8220;beyaz siyaset&#8221; etiketi Numan Bey&#8217;in liste başlığıdır. Bizce de başlangıç için iyi bir liste başlığı.</p>
<p>I. Tayyip sonrasına hazır ve nazır olarak saadet gemisi yeniden inşa edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/saadet-partisi-oguzhan-asilturksuz-saadete-erecek-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AYDIN: SEYİRCİ Mİ? IŞIK MI?</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/aydin-seyirci-mi-isik-mi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/aydin-seyirci-mi-isik-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 03:02:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[SALİH FURKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1552</guid>
		<description><![CDATA[SALİH FURKAN
‘İntellect’ akla dayalı olanın savunulması. ‘İntelligent’ ise zeki, akıllı adama diyorlar. Bu tarifte aklın mükemmel olması gerekir ki, başka etkenlere laf düşmesin. Entellektüel, her şeyi bilir. Bizdekiler gibi. Olur olmazı eleştirir. Aynı fikirde olmayanı taşa tutar. Reddeder. Aşağı alır. Dokusunu bilmediği insan ve toplumu yerle yeksan eder. Kendisinden başka herkes ve savunduğu her şey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/düşünce-300x267.jpg" alt="düşünce" title="düşünce" width="300" height="267" class="alignright size-medium wp-image-1553" />SALİH FURKAN<br />
‘İntellect’ akla dayalı olanın savunulması. ‘İntelligent’ ise zeki, akıllı adama diyorlar. Bu tarifte aklın mükemmel olması gerekir ki, başka etkenlere laf düşmesin. Entellektüel, her şeyi bilir. Bizdekiler gibi. Olur olmazı eleştirir. Aynı fikirde olmayanı taşa tutar. Reddeder. Aşağı alır. Dokusunu bilmediği insan ve toplumu yerle yeksan eder. Kendisinden başka herkes ve savunduğu her şey bozuk paradır. Ederi de, ya bir kibrit ya da çiğnemlik sakızdır. Meriç’te entel ve aydın farklı ele alınmış ama biz hepsi için tek bir tarif kullanmaya çalışacağız.  </p>
<p>‘Her tarif aşağı yukarı, ya bir ön yargıya dayanır ya da belli bir döneme’ İnsanın objektifliği buraya kadar demeye getiriyor aslında Meriç. Aydın, ne yapmalı? Belirli bir dönemin çizgisini hiç bozmadan kesip yapıştırmalı mı? Yoksa ideoloji tacirliği içinde mi olmalı? Cumhuriyet dönemi aydınları bu yönden karanlıkta kalmışlar. Meriç’te aydın, topluma göbek bağıyla bağlıdır. Hür doğmak ve hür yaşamak zorundadır. Kitap ezberi olmuş teorik ideal dünyayı getirdiğine inanılan şeylerle Servet-i Fünûn yapan adamın zincirlerine şaşırmak gerekir.</p>
<p>Aydın toplumun vicdanıdır hazrette. İnsana hakikati göstermek dahası haykırmak aydının tartışmasız birincil görevidir. Türkiye gibi bir yerde sınıfların dışında hakikat vardır. Türkiye’deki bütün tabakaların üzerinde birleşmeleri gereken hakikatler…1<br />
Bizim sevgili aydınlarımız: her biri bir şeyhin müridi.2Düşünmenin kolay olduğunu söylemek haddi aşmak olur. Düşünmek, sürünmektir. İyi ama sırf ideologluk düşünce palyaçoluğu olmuyor mu? Bu yüzden bizde aydın yok. Bu yüzden düşüncelerimiz etiketleşmiş. Meriç, tarafsızlık olamaz diyor. Tarafsızlık yalandır. İnsanın tarafında olmak bir klişedir. Ama gerçektir. İnsanın tarafında olan kazanır. İnsanla kavga eden kaybeder. Hep böyle olmuştur. </p>
<p>‘Hasbi düşünce, dünyadan elini eteğini çeken, cellâtlara yaltaklanan, şerri gülücüklerle teşvik eden bir düşünce. Satrançtan daha adi bir oyun, daha adi ve daha tehlikeli. İrfanımızı felce uğratan sözde mazeret. Aydına cömertçe uzatılan bir kölelik beratı.3 ‘sanat sanat içindir’ gibi. Bombalar altında ‘Eylül’ yazmak gibi. </p>
<p>‘Herkes tarafından kabul edilen bir haksızlığa isyan etmek kolay değildir’ demiş yazar. Misyonu en ağır olan kesim kendisini ya iktidarlara ya da paranın çocuklarına teslim etmiş her daim. Aydın ama kendisine bile ışık tutmaktan aciz. Her toplumda bu kesim Suffert’in ‘Le Monde’ yazarlarını andırmış. Bunlar kendilerinde olana o kadar güvenirler ki, ‘Onlara resûlleri beyyinelerle geldiği zaman yanlarındaki ilim sebebiyle şımardılar. Ve alay etmiş oldukları şey onları kuşattı.’</p>
<p>Hayatta kırmızı çizgileri olmayanın düşüncesinden de eylemlerinden de çekinmek gerekir. Kırmızı çizgileri derken bizim oluşturduğumuz yaşam alanı. Bu yaşam alanına işi olmayan giremez…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/aydin-seyirci-mi-isik-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OSMANKÖY’DEN BİR MUALLİM GEÇTİ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/osmankoy%e2%80%99den-bir-muallim-gecti/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/osmankoy%e2%80%99den-bir-muallim-gecti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 21:14:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[bir insan]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[SALİH FURKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1539</guid>
		<description><![CDATA[
SALİH FURKAN
Bir adam tanıyorum hayatı yüzüne yansımış. Acıları, gözlerden yaş akıtmış. İyiliği bir özellik saymamış. Onu, özünde olması gereken bir nitelik olarak öğrenmiş ve öğretmiş. Öğrencilerine, “Haydi çocuklar, şu tepeleri aşmalıyız, şu derin vadilerden sağlam çıkmalıyız.” diye cebindeki tüm umutları dağıtmış.
Gökyüzünü hiçbir zaman klasik tarzda mavi göstermemiş, yaprakların, iyi yeşilken bir anda sarardığını anlatmış. Hayatı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1540" title="osmanköy" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/06/osmanköy-300x190.jpg" alt="osmanköy" width="300" height="190" /><strong></strong></p>
<p>SALİH FURKAN</p>
<p><strong>Bir adam tanıyorum hayatı yüzüne yansımış.</strong> Acıları, gözlerden yaş akıtmış. İyiliği bir özellik saymamış. Onu, özünde olması gereken bir nitelik olarak öğrenmiş ve öğretmiş. Öğrencilerine, <strong>“Haydi çocuklar, şu tepeleri aşmalıyız, şu derin vadilerden sağlam çıkmalıyız.”</strong> diye cebindeki tüm umutları dağıtmış.</p>
<p><strong>Gökyüzünü hiçbir zaman klasik tarzda mavi göstermemiş, yaprakların, iyi yeşilken bir anda sarardığını anlatmış.</strong> Hayatı, kendi hayatından bakarak aynı yolun farklı yolcuları olmalarını yüzlerce kez büyük puntolarda beyân etmiş.</p>
<p><strong>Eğilmeyin demiş onlara. Parayı sevmeyin. İnsanı sevin. Farklı olun.</strong> O kadar farklı olun ki, etrafınızdakiler size gıptayla bakarken, düşmanlarınız bile hakkınızı teslim etsin. Yirmi sekiz yılının her düşüşünü ve kalkışını onların anladıkları dilleriyle yakın çekimde vermeye çalışmış. Hür düşünün, hür yaşayın. Gerçi bu sizi toplumla karşı karşıya getirir ama olsun. Sınırlarda yaşayın diye öğütlermiş hep.</p>
<p><strong>Bedelini ödeyemediğiniz fikri savunmayın. </strong>Diyeti ödenmemiş fikirler hasıraltındaki küfürlü sözlere benzer dermiş. Küfür yani örten. Örtmek namussuzluktur. Namusu olmayanın ideali de, dini de, fikri de yalandır. Hayatına yalan karıştıran adamın meslek ahlakından söz edilemez. Bu insanın toplumsal ilişkilerde de söyleyecek sözü olamaz. Yaşayın, tanıyın, anlatın ve mutlaka yazın. Tüm bunları dillendirdikçe dillendiren bu adam, kalıplardaki sarhoş şuuru değil, bütünüyle zincirlerini atan ve her hapishaneden firar etmiş mahkûmu canlandırmış aslında. Her şeye rağmen demiş hepimiz birer öğrenenizdir. Öğrenen ve öğrendikçe canı acıyan.</p>
<p><strong>Bu köy çok şey almış ondan ama çok şey de vermiş.</strong> Tozlu yollarında boya tutmayan ayakkabılarıyla çok üstünde yürümüş. Çamur deryasında toprağı atası bilip kar yağmur dinlememiş. Şükretmiş.</p>
<p><strong>Köy, yazın tozlu kışın çamurluymuş. Ortası yokmuş.</strong> Tıpkı bizim hoca gibi. Hoca da öyle. Yağarmış, esermiş, gürlermiş ama sonunda sırtını sıvazlarmış herkesin. Onu böyle kabul eden öğrencileri de aynı tarzda sevmişler kendisini.<br />
Hassasiyetiyle, şuuruyla, heyecanıyla ve pratikteki saflığıyla o köyün vazgeçilmezi olduğunun farkına bir gün oradan gitmeye karar verdiğinde anlamış. Muhterem, tayin istemiş. Önceleri, ona da, öğrencilerine de: “tayin” işte öylesine bir şey gibi gelmiş. Onun gideceğine hiç akılları kesmemiş. Kendisi de inanmamış pek aslında.</p>
<p>Bir gün, okul müdürü “altı eylül iki bin altı öğretmeninizin maceraya başladığı zaman düşmanı.” diye seremonide başlamış anlatmaya. Öğrencilerinin yüzüne şöyle bir bakmış hoca; konuşmalar esnasında tepkilerini ölçmüş. İçinden “kolay olacak bu iş” demiş. Abartılı bir ayrılık olmayacak. Yanıldığını, köyün minibüsüne bindiğinde anlamış. <strong>Tüm okul, en yaramazından en tembeline, yığılmış arabanın önüne. </strong>Bazıları hıçkıra hıçkıra ağlarken, bazıları “hocam, yeniden gel ya da gitme” sesleriyle gözyaşına karışık çarpmışlar bizim muallimi. Arkadaşları hayretle bakarken bu olaya, oranın on sekiz senelik müdürü bu köy tarihi günlerinden birini yaşıyor diye de eklemiş.</p>
<p>Araba hareket ettiğinde, <strong>Yavuz’un Mısır seferinden dönüşünü hatırlamış. Münzevî, sessiz ama müthiş gururlu.</strong> Araba, köyün dışına çıkarken, o da ağlamış. Elindeki dikenli gülleri sıkarak ve oradakilere çaktırmayarak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/osmankoy%e2%80%99den-bir-muallim-gecti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOKTOR ÖLÜM</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/doktor-olum/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/doktor-olum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 06:57:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[SALİH FURKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1535</guid>
		<description><![CDATA[
SALİH FURKAN
Öldüren de yaşatan da Allah’tır. İntihar, istekli bir kafanın hayata beyaz bayrağı çekmesi. Cinayet, hastalıklı ruhun kendini haklı göstererek bir dünyaya son vermesi. Burada hem cinayeti hem de intiharı görüyoruz.
Al Pacino’nun hala buradayım dedirten performansını bir yere koyarsak, uzun süre muhabbeti bitmeyecek bir film izledik. Doktor Jack Kevorkian, “Ölümcül hastalığı olup da onuruyla ölümü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><img class="alignright size-medium wp-image-1536" title="you-dont-know-jack-al-pacino" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/06/you-dont-know-jack-al-pacino-202x300.jpg" alt="you-dont-know-jack-al-pacino" width="202" height="300" /><br />
SALİH FURKAN</p>
<p>Öldüren de yaşatan da Allah’tır. İntihar, istekli bir kafanın hayata beyaz bayrağı çekmesi. Cinayet, hastalıklı ruhun kendini haklı göstererek bir dünyaya son vermesi. Burada hem cinayeti hem de intiharı görüyoruz.</p>
<p>Al Pacino’nun hala buradayım dedirten performansını bir yere koyarsak, uzun süre muhabbeti bitmeyecek bir film izledik. Doktor Jack Kevorkian, “Ölümcül hastalığı olup da onuruyla ölümü seçenlere danışmanlık yapılır.”  ilanıyla kendi sonunu hazırlayan yolculuğa bizi de çıkarıyor. Akıllı adam. Düşünüyor, savunuyor, tartışıyor. Marjinal bir tip. Davasına sahip çıkmadaki misyonuyla kendisini alkışlattırıyor. Ama hepsi bu kadar. Ölme hakkı yani ötenazi dünyayı epey bir karıştıracağa benziyor.<br />
İnsan yaşamak ve yaşatmakla mükellef. Ama bu doktor öldürüyor. “Çaresiz olduğunuz sürece daha fazla yaşama hakkınız olur.” diyor yalnız çaresizliğinin farkında değil. İnsan yetki ve kudret sahibi bir çaresizdir. Film haklı ve haksız yorumunu bize bırakmış. Biz de doktoru haksız buluyoruz.</p>
<p>İntihar ve cinayet gibi çok ince bir hat üzerinde sizi yürümeye davet eden filmden küpümüze dolduracağınız şeyler çok fazla. Hayat, ölüm ve yaşamdır. Ölmek gerçekten de şakaya alınacak bir mesele değil. Ölmek ama nasıl? Şekli biraz da işin sonunu belli edecek. Yaşamak kavga etmektir. Kavgadan kaçan da mücadeleyi baştan kaybetmiştir. Pilavdan dönenin kaşığı kırılır.<br />
Cinayete ve intihara Allahlık taslamak da denilebilir. Tıpkı, İbrahim karşısındaki Nemrud gibi. “Ben de yaşatırım ve öldürürüm” demişti. Bazıları Allah’ı iktidardaki siyasetçiler gibi düşünür. Ya da O’nu, küçük bir çocuğun karşısındaki ebeveyn zannederler. Allah, yıllarca yağmur yağdırmasa başvurulacak bir kurum var mıdır? Ya toprağı bereketsiz kılsa. Hayat bizi oradan oraya sürüklese. Alaeddin’in sihirli lambasındaki cin için ancak bu şekilde düşünülebilir. Nemrud ve Firavun merkezkaç kuvvet olarak kendilerini gördüklerinden geliştirdikleri idrak anlayışı narsizme dayanıyordu. Oysa bizler hep çevredeyiz. Çevrede yani acziyette.<br />
Nihilistler, “bırakın hayat zaten boştur, her şey hiçtir” diyerek mağlubiyeti baştan kabullendiler. İnsanın hayata karşı olan duruşu imtihanın sonucunu belirleyicidir. Agnostiklere bilmek zor geldi. Hazcılar, “Acı çekiyoruz; her türlü hazzı yaşamalıyız” derken üç günlük dünya klişesini es geçtiler. Deistler, Allah’ı çok basit düşündüler. Ateistler için konuşmak gereği duyulur mu tartışılır? Olmayan şeyi inkâr eden kendileri.</p>
<p>Kutlu bir beldenin yıkılamayacağına garanti verebilenler, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyayı kafaya alanlar, ömür versen binlerce yıl fütursuzca yaşamak isteyenler, Allah’a yetişmek için Haman’a kule yaptıranlar, tıpkı ölüm ve yaşam gibi ince bir çizgide net bir karar sizi bekleyecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/doktor-olum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
