<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KAİNATA MEKTUP &#187; KİTAP</title>
	<atom:link href="http://kainatamektup.com/index.php/category/kitap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kainatamektup.com</link>
	<description>yenileniyoruz... &#124; &#124; bitmeyen bir aşk yürüyüşü...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 16:09:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>DUA ve HAYIRLA BAŞLAMAK</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2012/02/dua-ve-hayirla-baslamak/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2012/02/dua-ve-hayirla-baslamak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 14:05:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[AYET ve HADİS]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[FURKAN]]></category>
		<category><![CDATA[KIRK HADİS]]></category>
		<category><![CDATA[KİTAP]]></category>
		<category><![CDATA[SIR HOCA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=3006</guid>
		<description><![CDATA[Konya&#8217;dan Cizre&#8217;ye heybemizde gelen hediye kitabımız: &#8220;Rahmet İzleri&#8221; 20 konuda kırk hadis kitabı (rahmetizleri@hotmail.com bu mail adresinden veya 0 332...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/11/furkan.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/11/furkan.jpg" alt="" title="furkan" width="640" height="250" class="alignright size-full wp-image-2937" /></a>Konya&#8217;dan Cizre&#8217;ye heybemizde gelen hediye kitabımız: &#8220;Rahmet İzleri&#8221; 20 konuda kırk hadis kitabı (rahmetizleri@hotmail.com bu mail adresinden veya 0 332 3424855 nolu telefondan kitap istenebilir.) </p>
<p>Bizi her daim kitapla buluşturan Sır Hocamıza teşekkür ediyoruz.</p>
<p>Eğitimi ilim bahsi ile açtık. Açılışını yaptığımız dönemi Rabbimiz ümmetin evlatları için hayırlı ve bereketli kılsın. Amin.</p>
<blockquote><p>
<strong>Rahmet İzleri, İlim</strong><br />
1. Ebû Hureyre (r)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“İki özellik vardır ki; bunlar münafıkta bir araya gelmez:<br />
1. Ahlak güzelliği, 2. Dini anlama kabiliyeti.”</p>
<p>    Tirmizî, İlim, 19 (2684).</p>
<p>2. Enes b. Mâlik (r)’ten rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“İlim talep etmek, her Müslümana farzdır.”</p>
<p>    İbn Mâce, Mukaddime, 17 (224).</p>
<p>3. Sahbere (r)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“Her kim ilim tahsil ederse, geçmişteki günahlarına keffâret olur.”</p>
<p>    Tirmizî, İlim, 2 (2786).</p>
<p>4. Ebû Hureyre (r)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“Hayırlı bir şeyi öğrenmek veya öğretmekten başka hiçbir maksadı<br />
olmayarak benim mescidime gelen kimse, Allah yolunda savaşan<br />
mücahid gibidir. Bundan başka bir niyetle gelen kimse de başkasına ait<br />
eşyaya bakarak gönül eğlendiren kimse gibidir.”</p>
<p>    İbn Mâce, Mukaddime, 17 (227).</p>
<p>5. Ebû Umâme el-Bâhilî (r)’den rivayet edildiğine göre:<br />
Rasûlullah (s)’a biri âbid/ilimsiz ibadet eden diğeri âlim iki kişiden<br />
bahsedildi ve bunun üzerine Rasûlullah (s):<br />
“Âlimin âbide üstünlüğü, benim, sizden (ilim ve ibadet yönüyle) en<br />
basitinize olan üstünlüğüm gibidir” buyurdu. Sonra Rasûlullah (s) şöyle<br />
buyurdular: “İnsanlara hayır (faydalı şey) öğreten kişiye Allah rahmet<br />
eder, melekler, göklerin ve yerin halkı, yuvalarındaki karıncalar ve hatta<br />
balıklar dahi dua edip, bağışlanmasını dilerler.”</p>
<p>    Tirmizî, İlim, 19 (2825).</p></blockquote>
<p><strong>Rahmet İzleri, İman</strong></p>
<p>1. Ebû Hureyre (r)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“Her doğan çocuk mutlaka yaratılış (fıtrat) üzere doğar, sonunda anne-babası onu Yahudi, Hıristiyan veya Putperest yapar. Tıpkı yeni doğan yavrunun kusursuz ve organlarının tam olması gibi. Hiç böyle bir yavrunun burnu ya da kulağı kesik, yaratılışı bozuk doğduğunu görür müsünüz?”</p>
<p>Sonra Ebû Hureyre (r) şu ayeti okudu; “Yüzünü Allah’ın insanları yarattığı yaratılış fıtratına döndür. Allah’ın yaratmasında asla bir değişiklik bulamazsın. İşte sağlam din de budur (Rum, 30/30).”</p>
<p>    Buhari, Cenaiz, 93.</p>
<p>2. Ali b. Ebû Talip (r)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“İman, kalben bilip tasdik etme, dil ile söyleyip ikrar etme, beden uzuvlarıyla da amel etmektir.”</p>
<p>    İbn Mace, Mukaddime, 9.</p>
<p>3. Enes b. Mâlik (r)’ten rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“Hiçbiriniz ben kendisine aile efradından, malından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça iman etmiş olamaz.”</p>
<p>    Müslim, İman, 69.</p>
<p>4. Abdullah b. Mes’ûd (r)’dan rivayet edildiğine göre:<br />
“İman edip inançlarına zulüm karıştırmamış olanlar, işte onlar güvenlik içindedir, doğru yolda olanlar da onlardır (En’am, 6/82).” ayeti indiği zaman bu, Allah Rasûlü (s)’nün sahabilerine ağır geldi ve ‘Ey Allah’ın Rasûlü (s), bizim hangimiz nefsine zulmetmez?’ dediler. Allah Rasûlü (s) de onlara:</p>
<p>“Ayetteki zulüm sizin sandığınız gibi değildir. O ancak Lokman’ın oğluna söylemiş olduğu, “Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma. Çünkü şirk (Allah’a ortak koşmak) elbette büyük bir zulümdür (Lokman, 31/13).” ayetinde geçen şirktir”<br />
buyurdu.</p>
<p>    Müslim, İman, 197.</p>
<p>5. Ebû Saîd el-Hudrî (r)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“Kim, Rab olarak Allah’ı, din olarak İslâm’ı, Peygamber olarak Muhammed (s)’i kabul edip hoşnut oldum derse cennet ona gerekli (vâcip) olur.”</p>
<p>    Müslim, Salât, 13; Ebû Dâvûd, Salât, 36.</p>
<blockquote><p>Rahmet İzleri, Maddi &#8211; Manevi Temizlik (1/4)</p>
<p>1. Ebû Mâlik el-Eş’arî (r)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“Temizlik, imanın yarısıdır. Elhamdülillâh mizanı doldurur. Sübhânallahi<br />
velhamdülillâh göklerle yer arasını doldurur. Namaz nurdur. Sadaka (kişinin<br />
Müslümanlığına) delildir. Sabır aydınlıktır. Kur’ân ise senin lehine ya da aleyhine<br />
delildir. Bütün insanlar sabahleyin çıkarlar. Kimisi, nefsini satar. Bunlardan<br />
bir kısmı kendini ateşten kurtarır, bir kısmı da helâk eder.”</p>
<p>    Müslim, Tahâret, 1.</p>
<p>2. Ebû Hureyre (r)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“Muhakkak ki, ümmetim kıyamet gününde, çokça abdest almaları sebebiyle,<br />
yüzleri parlak, el ve ayakları bembeyaz olarak çağrılacaklardır. Bu<br />
parlaklığı çoğaltmaya gücü yeten kimse bunu yapsın.”</p>
<p>    Buhârî, Vudû’, 3; Müslim, Tahâret, 34-35.</p>
<p>3. Ebû Hureyre (r)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“Size Allah’ın günahları ne ile yok ettiğini ve dereceleri ne ile yükselttiğini<br />
söyleyeyim mi?”<br />
Ashâb: ‘Evet, Yâ Rasûlallah (s)’dediler.<br />
“Zorluklara rağmen abdesti yerli yerince almak, sık sık mescidlere gitmek,<br />
bir namazdan sonra diğer namazı beklemektir. İşte sizin (Allah’a) bağlılığınız<br />
budur.” (Son cümle Peygamberimiz (s) tarafından iki defa söylendi)</p>
<p>    Müslim, Tahâret, 41.</p>
<p>4. Ebû Hureyre (r)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“Eğer ümmetime zorluk vermeyeceğini bilseydim, her namaz için misvak<br />
kullanmalarını emrederdim.”</p>
<p>    Müslim, Tahâret, 42.</p>
<p>5. Âişe bt. Ebûbekir (r)’den rivayet edildiğine göre:<br />
Peygamber (s) cünüb iken, yemek veya uyumak istediği zaman abdest<br />
alırdı.</p>
<p>    Buhârî, Gusül, 27.</p></blockquote>
<p><strong><br />
Rahmet İzleri, Namaz (1/4)</strong></p>
<p>1. Abdullah b. Ömer (r)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“İslâm beş temel üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilah olmadığına<br />
ve Muhammed(s)’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet etmek,<br />
namaz kılmak, zekât vermek, Hacca gitmek, Ramazan’da oruç tutmak.”</p>
<p>    Buhârî, İman, 2.</p>
<p>2. Enes b. Mâlik (r)’ten rivayet edildiğine göre:<br />
Bir adam Rasûlullah (s)’a sordu:<br />
‘Allah kullarına kaç vakit namaz farz kıldı?’ Rasûlullah (s):<br />
“Allah kullarına beş vakit namaz farz kıldı” buyurdu.<br />
Bunun üzerine adam bunlardan ne fazla, ne de eksik yapmayacağına<br />
dair yemin etti. Allah Rasûlü (s) şöyle buyurdu:<br />
“Bu adam bu sözünde doğru ise (ve dediğini yaparsa) mutlaka cennete<br />
girer.”</p>
<p>    Nesâî, Salât, 4; Müsned, III, 267.</p>
<p>3. Ubâde b. Sâmit (r)’ten rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“Allahu Teâlâ kullarına beş vakit namazı farz kılmıştır. Küçümsemeden<br />
her kim bu namazları tam kılarsa Allah onu kıyamet gününde cennete<br />
koyacağına dair kesin söz vermiş olur.<br />
Kim de onları, hafife alarak eksik bir şekilde (Allah’ın huzuruna) gelirse,<br />
Allah katında ona verilmiş bir söz olmaz. Dilerse onu azablandırır,<br />
dilerse bağışlar.”</p>
<p>    Ebû Dâvûd, Vitr, 2; Nesâî, Salât, 6.</p>
<p>4. Câbir b. Abdullah (r)’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“Kul ile küfür arasında (yalnız) namazı terk etmek vardır.”</p>
<p>    İbn Mâce, İkamet, 77 (1078).</p>
<p>5. Enes b. Mâlik (r)’ten rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s) şöyle buyurdu:<br />
“Bana kadınlar ve güzel koku sevdirildi; ama gözümün aydınlığı namaz<br />
oldu.”</p>
<p>    Nesâî, İşretü’n-Nisâ, 1.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2012/02/dua-ve-hayirla-baslamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çöle İnen Nur’un Ardından</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2011/07/cole-inen-nurun-ardindan/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2011/07/cole-inen-nurun-ardindan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2011 04:02:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYATIN İÇİ-NDEN]]></category>
		<category><![CDATA[KİTAP]]></category>
		<category><![CDATA[NECİP FAZIL KISAKÜREK]]></category>
		<category><![CDATA[BARIŞ İNCEPINAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=2782</guid>
		<description><![CDATA[Bu kitapla hemhal olma zamanım Haziran 2011( Recep ayı) dünyabizim.com sitesindeki temel okunması gereken kitaplar arasındaydı. Evet çok etkilendim. Her...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" src="https://lh3.googleusercontent.com/-KPOEaU9EPX8/Th5oVa4TISI/AAAAAAAABOE/A03EaiOO654/images.jpg" alt="" width="181" height="278" />Bu kitapla hemhal olma zamanım Haziran 2011( Recep ayı) dünyabizim.com sitesindeki temel okunması gereken kitaplar arasındaydı. Evet çok etkilendim. Her nedende bir yanım ağlamaklı, hüzünlü bir film, sinema, hikaye, roman; doyasıya ağlamak ağlamak&#8230;</p>
<p>İnsan niçin ağlar, ağlamanın esprisi nedir? Akabinde hüzün Nur Çocuğu; Efendimizin çocukluğu, yaşayışı, masumiyeti, bolluk, bereket … Süt annesi / Annesinin kucağında ruhunu teslim etmesi, babası Abdullah’ı hiç görmemesi, evlat acıları… Dedesi Abdulmuttalip / göz kanat geren amcası Ebu Talip&#8230; Ne acı.</p>
<p>Ebu Talip gibi, bağına girdikten, asmanın üstüne titredikten, böcekleri temizledikten, suyunu verdikten, meyvesi yetiştirdikten sonra dudağının üstüne koydukları halde üzümünü yiyemeyen insanın nasibi sadece ağlatıcıdır.<br />
Hz.Ebu Bekr mağara deliği yılana karşı ayağını koyması ,ağlaması, damladan Muazzez peygamberin uyanması&#8230;<br />
Bilal-ı Habeşi, son ezanı okuması, mahvoluş&#8230;</p>
<p>Gaye-insan ve Ufuk-Peygamberim, Muazzez Peygamberin sofrası:<br />
Fatıma’nın düğün ziyafeti:  Arpa ekmeği,hurma; ayrıca yağ, yoğurt ve hurmadan yapılan bir yemek.</p>
<p>-Ben buradan ileriye geçemem!<br />
-Niçin?<br />
-Yanarım<br />
-Ya nasıl geçilir buradan ilerisine<br />
-Aşkla…</p>
<p>Rabbim senin ol demen yeterli. Senki içimizi bilensin, ellerimizi bırakma, aklımızı, ruhumuzu koru kardeşlerimizi, dostlarımızı koru.<br />
<a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/03/sir_hoca.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2427" title="sir_hoca" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/03/sir_hoca.jpg" alt="" width="640" height="250" /></a></p>
<p>İnsan-Serüven-Hayat-Yaşam</p>
<p>Eski yıllar Konya&#8230; Sene 1999 muhtemel Fatih Işıklar&#8217;daki öğrenci evim kat 4&#8242;teki odam. Genel cerrahi dersini alttan alışım. Üzerine gitme turnam şarkısının sözleri&#8230; Nerelerdeyim içim buhran bir oh çekiyorum. Boğazım düğümleniyor. Bütün bunları yazılan kader… espri nedir? Okuyorum Mustafa İslamoğlu’nun Hac risalesi… Üç Muhammed … Şimdime göre çocukmuşum hayat… Herhalde kanın deli oluşu böyle bir şey, ah şimdiki şu halimle o yıllarımda olsam&#8230; İnsan elindekilerinin değerini bilmemesi mi, Arif bilge adamlarım, abeylerim bizi neden eğitmedi, pişirmedi. Ya da birileri pişmemişsin diye hep öteledi, ötelendik, kovulduk, kırıldık. Şarkı da geçmiyor mu seven ne yapmaz&#8230;</p>
<p>Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim,<br />
Araya Kimseyi Alma Sevgilim,<br />
Ya Benim Kimim Var Kime Yalvarayım,<br />
Kaldır Kalbindeki Karayı Gönül.</p>
<p>Dünya İçin Gül Benzini Soldurma<br />
Halden Bilmeyene Halin Bildirme<br />
Tabip Olmayana Yaran Sardırma<br />
Azdırırsın Bir Gün Yarayı Gönül</p>
<p>Solmazsa Dünyada Güzeller Solmaz,<br />
Bu Dünya Fanidir Kimseye Kalmaz.<br />
Yalan Dolan İle Sofuluk Olmaz,<br />
Mümin Olan Bekler Berayı Gönül.</p>
<p>Derviş Alim  Öğüt Verir Özüne,<br />
Gönül Lütfeyledi Geldi Sözüne<br />
Azrail Konarsa Göğsün Düzüne,<br />
O Zaman Görürsün Karayı Gönül.</p>
<p>Sene 1993-96 lı yıllar Konya Veteriner Meslek Lisesi okulum, pazar günlerim,  arkadaşlarım, ülke gençliğinin ekmek kavgası, bir baltaya sap olma durumu, mesut arkadaşımla gezmeler Hocacihan&#8217;da bir üniversiteli ağabeylerin evinde bol yumurtalı domates menemen ve çay. Çay bizlerin en damar içeceği. Çay ocakları Muzaffer caddesindeki dersaneler sokağı, Osmanlı camii, gençlik dersanesi, aday sistem dersaneleri oradaki çay ocakları… oraların cumartesi ve pazar günleri öğlen araları dersane öğrencileri ile doludur. Tabii cumartesi pazar 16 saatlik programa katılanların…</p>
<p>Sene 1990-93 Denizli Yeşilköy, ilk aileden ayrılışım. O yatakhanenin esrarengiz kokusu, o kokuyu adlandıramıyorum. Tanca nizamiyesi&#8230; Meltem dersanesi, Çınar. Makrube ilk tatmam. Metal bardakta çaylar 8 kişilik masalar. Meryem anamız, hurili zamanlar&#8230;</p>
<p>Mevsimlerden ilkbaharken<br />
Gönüllere aşk dolarken<br />
Sevenler hep eş ararken<br />
Neden benden kaciverdin…<br />
Seni sordum yıldızlara<br />
Seni sordum yalnızlara<br />
Seni sordum kuşlara<br />
Uçan kuşlara…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2011/07/cole-inen-nurun-ardindan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hadis Günlüğü / Zekeriya Güler</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2011/02/hadis-gunlugu-zekeriya-guler/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2011/02/hadis-gunlugu-zekeriya-guler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2011 20:16:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[FURKAN]]></category>
		<category><![CDATA[KİTAP]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=2198</guid>
		<description><![CDATA[Sır Hoca&#8217;nın ikramları bol ve çeşitlidir, şimdi bunları saymaya kalksak sayfalar yetmez. Bize son ikramı Hadis Günlüğü kitabı oldu. Hadis...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/02/hadis_kitap.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/02/hadis_kitap-204x300.jpg" alt="" title="hadis_kitap" width="204" height="300" class="alignright size-medium wp-image-2199" /></a>Sır Hoca&#8217;nın ikramları bol ve çeşitlidir, şimdi bunları saymaya kalksak sayfalar yetmez. Bize son ikramı Hadis Günlüğü kitabı oldu. Hadis Günlüğü kitabı farklı tarzıyla dikkatimi çekti. Hadis öğretirken bir yandan okuyucuyu akademik anlamda zorlamadan hadis üslubunu da bir sırayla belletiyor. Bir yerde gizil öğrenme de gerçekleştiriyor diyebiliriz. Değerli ilim adamı Zekeriya Güler kendi alanının hakkını vererek bu çağa seslenecek frekans yakalamış, eline ve yüreğine sağlık diyerek kendisine içten bir teşekkür göderiyoruz. Hüner Yayınevi bu güzel çalışmanın okuyucuyla buluşmasına vesile olmuş. Bizde dostlarımıza tavsiye ederek vesileyi taçlandırmak istedik.</p>
<p><strong>Arka Kapak Yazısı</strong></p>
<blockquote><p>Hadis Günlüğü adı, geçmişi hicrî üçüncü asra kadar uzanan ve klasik hadis kitâbiyâtı arasında belli bir yeri olan amelü’l-yevm ve’l-leyle’den mülhem konulmuştur. Amelü’l-yevm ve’l-leyle,Rasûl-i Ekrem’in günlük ibadet,duâ ve zikirleri ile bu konudaki tavsiye ve tatbikâtını ihtiva eden bir tür hadis kitabıdır.</p>
<p>Hadis günlüğü,yorum ve açıklamalarıyla birlikte iman,ibâdet, ahlâk ve hukuk konularına ilişkin hadisler yanında, hadis ilmiyle ilgili bazı teknik meselelere temas etmektedir.Günlük hayatın akışına uygun olarak fert ve toplumu doğrudan ilgilendiren hadislerden bir demet sunan bu eserin, hadis ve sünnetin günümüz dünyasına taşınması bâbında icra edeceği mütevazı bir hizmet, yazarı için en büyük sürur ve heyecan vesilesi olacaktır. </p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2011/02/hadis-gunlugu-zekeriya-guler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cennete Otostop Çekmeye Var Mısınız?</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/cennete-otostop-cekmeye-var-misiniz/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/cennete-otostop-cekmeye-var-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Dec 2010 06:12:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAP]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1876</guid>
		<description><![CDATA[Adem Özköse&#8217;nin hakikati bulanlarla gerçekleştirdiği röportajlardan oluşan &#8220;Cennete Otostop&#8221; kitabı, bizleri bulunduğumuz çevre vesilesiyle kolay bulduğumuz; ve fakat hakiki anlamda...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/12/cennete-otostop-adem_ozkose.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1877" title="cennete-otostop-adem_ozkose" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/12/cennete-otostop-adem_ozkose.jpg" alt="" width="183" height="275" /></a>Adem Özköse&#8217;nin hakikati bulanlarla gerçekleştirdiği röportajlardan oluşan &#8220;Cennete Otostop&#8221; kitabı, bizleri bulunduğumuz çevre vesilesiyle kolay bulduğumuz; ve fakat hakiki anlamda farkında olmadığımız dinimizi tekrar öğrenmeye davet ediyor. Hazıra konanlarla arayıp bulanlar arasında fark olmalı. Belki kitap vesilesiyle içinde oturduğumuz sarayın farkına varabiliriz.</p>
<p>Ne güzel haslet rıza için birbirini sevmek. Biz hidayete erenlerin hepsini çok sevdik; özellikle güney amerikalı Hacı İsmail&#8217;in gayretine hayran kaldık.</p>
<p>Hayır yolda yarışanları, Rabbimiz bakara suresi 148. ayette bir araya toplayacağını vaad ediyor. İşte bu kitapta da hayır yoluna koşanlar bir araya toplanmış. Bizimde buraya yazabilecek bir hikayemiz olmalı.</p>
<p>Renkleri, ırkları farklı bu insanların hikayeleri insanı yeniden diriltecek öğreticiliğe sahip. Satır aralarında nasıl müslüman olmamız gerektiğinin ip uçlarını da bulabiliriz. Kendi dinimizin en güzel hasletlerine dışarıdan bir gözle bakabiliriz. Farkında olmadığımız, bize göre küçük iyiliklerimizin aslında nasılda büyük olduğunu idrak edebiliriz.</p>
<p>Hidayet öyküleri hakikati arayan, muhabbete aç olan insanlara neyi sunmamız gerektiğini de bizlere en güzel şekilde anlatan kaynak niteliğinde. Bence tebliğ çalışmalarına yol haritası çizecek nitelikte bir eser. Neleri ön plana çıkaralım, hangi yanlışlarımızı terk edelim? Kitabı iyi analiz ettiğimizde bu tarz sorulara da cevap buluyoruz.</p>
<p>Kainat islama koşuyor, bizler vesile olmak için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz.</p>
<p>Bu kitap bizleri dil bilmenin önemi ve dil bilenlerin sorumluluğu konusunda düşünmeye davet ediyor.</p>
<p>Dili Allah yolunda kullanmak, bir insanın hakikatle tanışmasına vesile olmak bu dünyanın en harika ödülü olsa gerek. Rabbim bu düşüncede olmayı cümlemize nasip eylesin. Amin.</p>
<p>Kitaptan bir öykü okumak için: <a href="http://www.ozgundurus.com/Haber/Soylesi/29082009/Eski-papaz-davetci-oldu.php" target="_blank">Hacı İsmail</a></p>
<p>Kitabın Yayıncısı: <a href="http://www.pinaryayinlari.com/cennete-otostop-p362198.html" target="_blank">Pınar Yayınları</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/cennete-otostop-cekmeye-var-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSMET ÖZEL – KIRK HADİS</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/04/ismet-ozel-%e2%80%93-kirk-hadis/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/04/ismet-ozel-%e2%80%93-kirk-hadis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Apr 2010 05:47:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAP]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1420</guid>
		<description><![CDATA[“İnsanlar altın ve maden gümüşleri gibi madenlerdir. Cahiliye devrindeki hayırlılarınız İslam devrinde de hayırlılarınızdır.” Buhari, Enbiya, 19; Menakıb, 1; Müslim,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1421" title="176920090208064808545" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/04/176920090208064808545.jpg" alt="176920090208064808545" width="182" height="300" />“İnsanlar altın ve maden gümüşleri gibi madenlerdir. Cahiliye devrindeki hayırlılarınız İslam devrinde de hayırlılarınızdır.”<br />
Buhari, Enbiya, 19; Menakıb, 1; Müslim, Fezâilü’s Sahâbe, 199; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 257, 260, 391.<br />
Bizim Müslümanlığımız asırları aşıp, çağları geride bırakıp bize kadar ulaştıysa bunun temelinde asrı saadetteki müşriklerin şecaati yatar. Bu hükmün size çok şaşırtıcı görüneceğini biliyorum. Açıklayayım: İslamiyet’in neşet ettiği sırada müşrikler kalitesiz ve ucuz adamlar olsalardı putların uluhiyetine yapılan bu tecavüzü, yani “La ilahe illallah Muhammedün Rasulullah” sözünü kaale bile almazlardır. Halbuki insanlar putları aleyhine söylenen bir söz üzerine kılıçlarına davranıyor. Demek ki bu adamlar sahip oldukları değerler karşısındaki duyarlılıkları itibariyle çok kaliteli adamlar. Değerlerine önem vererek yaşayan insanlar. Bu insanlar Müslüman oldukları zaman aynı derecede İslamiyet’e önem verdiler. İyi (altın) müşrik, iyi (altın) Müslüman oldu sonuçta. Ve onlar şirk içindeyken dinlerine gösterdikleri özeni İslam’a gösterdiler. Bu bağlamda Hz. Ömer, hepinizin bildiği gibi, çok çarpıcı bir örnektir. Hz. Ömer’in Müslüman oluşuyla sonuçlanan olay onun Rasulullah’ı öldürmek niyetiyle yola çıkışıyla başlar. Ve, Ömer, Ömer ül-Faruk diyoruz ona, bir kabile reisi olması hasebiyle Müslüman olduğu zaman içinde bulunduğu kabileyi parçalamıştır. Kendi kabilesi içinde Ömer Müslüman olduğu için Müslüman olmayı tereddütsüz kabul eden insanlar çıkmıştır. Fakat benim Hz. Ömer denince anlatmadan edemediğim bir şey var: Onun hicret etmesi. Bildiğiniz gibi Rasulullah da dahil bir çok insan Mekke’den Medine’ye kaçak yolla yani müşrikler fark etmesin diye tedbir alarak gitti. Hatta Hz. Ali Rasulullah’ın yatağında, onu hala yatıyor sansınlar diye ona ulaşacak bir tehlikenin kendisine gelmesini üzerine alarak yattığını, Hz. Ebubekir ile Rasulullah’ın bir mağaraya gizlenmek zorunda kaldığını biliyoruz. İşte böyle bir durumda, kayıtlardan öğreniyoruz ki Hz. Ömer hicretini şu şekilde gerçekleştirmiş: Mekkeli müşriklerin ileri gelenlerinin de aralarında bulunduğu bir grup insan oturduğu yerin yakınından geçip Kâbe’yi tavaf etmiş ve sonra müşriklerin yanına, yanılmıyorsam at üzerinde, yaklaşmış ve şöyle demiş. “Ben Medine’ye hicret ediyorum. Eğer karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen biri varsa ileriki tepenin arkasında onu bekliyorum.”</p>
<p>Ve atını sürüp gitmiş. İşte bu zat, cahiliye devrindeki hayırlı vasfını İslam’da da aynen göstermiş bir kişi olarak hafızalarımızda hiçbir zaman silinmeyecek.<br />
Bunun kendi çapında yansımalarını günlük sosyal hayatımızda hâlâ görebiliriz. Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu şartlarda insanların madenler gibi oluşları ve cahiliye devrindeki iyi niyetlerini İslam’da da devam ettirdikleri gerçeği çok önemli, aydınlatıcı bir gerçek. Günümüzde her zamankinden çok daha işimize yarayan bir bilgi. Özellikle Türkiye’nin akıbeti söz konusu olduğunda Müslümanlardan neler beklenebilir sorusunu biz bu hadis-i şerifin ışığında değerlendirmeliyiz. Yani Müslümanlar Cennete gidebilirler. Çünkü biz bugün hayatta, bu dünya hayatında kimin cennete kimin cehenneme gideceği konusunda karar verme yetkisine sahip yaratıklar değiliz. Ama gözlemlerimiz şu noktayı tebarüz ettirmeyi gerektiriyor: Türkiye’de Müslüman kimliğine sahip çıkan insanlar aynı zamanda Türkiye’nin kaderi konusunda da sorumluluk alma kapasitesinde insanlar olmak zorundadır. Bu kapasiteyi taşımamaları halinde bu insanların birer maden olarak çok değersiz maden sırasında satıldıklarını, ucuz maden olmakla da onlara para saymış birilerinin elinde ne şekle girdiklerini söyleyebiliriz. Şunu söylemek de mümkündür, Müslüman vasfımızı itikadımızın hakkını verecek derecelere ulaştırmak da yükümlü insanlar olmak zorundayız. Bizim ne cins madenler olduğumuz konusunda bir değişiklik yapma şansımız yoktur; ama en azından o madenin ne işe yarayacağı konusunda, işe yarayıp yaramayacağı konusunda bir iradi seçimimiz olabilir. Bu anlamda Türkiye’de yaşayan Müslümanlara bakıp bunların altın, gümüş, krom, bakır vb. hangisinden olduğunu hesaba katmamız lazım ve eğer bir şey bekliyorsak, o madenlerden bekleneni, ancak onların verebileceğini de bilmemiz lazım. Acaba gümüşken altın, altınken bakır olabilir miyiz? Hadis-i şeriften öğrendiğimiz kadarıyla bu mümkün değil! En doğrusu ne cins madenler olduğumuzu fark edebilmiş isek o madenin ne işe yarayacağı, o madenin en iyi nasıl kullanılacağı konusunda kendimize yer seçmemiz gerekir. Bakır olduğu halde altınmış gibi hareket etmek doğrudan doğruya kalpazanlık olur. Onun için ayağımızı denk alışımız bu hadis-i şerifin bize kazandırdığı duygular sayesinde olması lazım.</p>
<p><strong>Bünyamin Karabaş Kırk Hadis kitabından aşkla hazırladı</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/04/ismet-ozel-%e2%80%93-kirk-hadis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Makâlât Şems-i Tebrizî</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/11/makalat-sems-i-tebrizi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/11/makalat-sems-i-tebrizi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 10:16:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAP]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=760</guid>
		<description><![CDATA[Şems Anlatıyor: “Henüz ergenlik çağına girmemiştim. Aşk deryasına daldım mı, 30-40 gün hiçbir şey yiyemezdim; istekten kesilirdim, günlerce açlığa susuzluğa...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/12/gunce.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2642" title="gunce" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/12/gunce.jpg" alt="" width="640" height="250" /></a>Şems Anlatıyor: “Henüz ergenlik çağına girmemiştim.</strong> Aşk deryasına daldım mı, 30-40 gün hiçbir şey yiyemezdim; istekten kesilirdim, günlerce açlığa susuzluğa katlanırdım. Bir gün babam bana çıkıştı ; ‘Oğlum ,dedi, ben senin bu halinden bir şey anlamıyorum; bunun sonu nereye varacak? Bu davranışlar seni felakete götürecek.’ Ben ona şu cevabı verdim: Baba! Seninle benim babalık ve evlatlık ilişkimiz neye benzer bilir misin ? Bir tavuğun altına tavuk yumurtalarıyla karışık bir de kaz yumurtası koymuşlar. Vakti gelip de civcivler çıktığı zaman bunlar hep birlikte analarının arkasına düşer giderler , yolda bir göl kenarına rastlarlar. Kaz yumurtasından çıkan civciv hemen kendisini suya atar, bunu gören tavuk , eyvah yavrum boğulacak der. Çırpınmaya başlar . Halbuki kaz yavrusu neşe içinde suda yüzmektedir. İşte seninle benim aramdaki fark da böyledir.”</p>
<p><strong>Selçuk Üniversitesi</strong> eski eserler bölümünde ilk kez Makâlât eseri ile karşılaştım; fakat aramızda dil problemi olduğundan iletişim kuramadık. Şems ile muhabbet edebilmek için ne kadar da çok isteğim vardı . Kitabın çevirisini bulamamak beni üzdü. İşte bugün kitapçının raflarından ellerime düşen bu kitap kaç yıllık bir özlemin bitişini müjdeliyordu.</p>
<p><strong>Mehmet Nuri Gençosmanoğlu</strong>’nun hazırladığı kitap Ataç Yayınları tarafından (Eylül 2006) 1. Baskısı yapılmış. Yazarın vefat tarihi 1976 olduğuna göre kitabın daha öncede başka yayın evlerinden çıkmış olma ihtimali yüksek. Kitabı baskıya kim hazırladı, daha önce yayınlandı mı? Böyle bir bilgi verme ihtiyacı duyulmamış. Ölüm tarihi yazmasa yazarın yeni yazdığı fikrine kapılacağız. Yazarına bu titiz çalışması için teşekkür ediyor, Allah’tan rahmet diliyoruz. Kitabın ilk satırlarından özenle hazırlandığı belli oluyor; kendinden önceki çalışmaları incelediği, İranlı yazarların eserlerinden faydalandığı, orijinaline en yakın nüshanın kendisine Mevlana torunu tarafından adeta yaz dercesine hediye edilen eser olduğunu satır aralarında belirtmiş.<br />
Hakikati arayanların kitabı, tavuğun altındaki kaz yumurtasından çıkanların kitabı, bitmeyen bir sabırla zamanın mürşidini arayan ve bu yolculukta önüne çıkan her kamil insandan faydalananların kitabı, sonu ölümde olsa aşk için yananların kitabı, akışı normal görünen nehrin dipten tersten aktığını görebilenlerin kitabı. Sokrates, Hallac-ı Mansur, Şems, Sühreverdi ve diğerleri bu arayışın şehitleri/şahitleridir.</p>
<p><strong>Şems, şan şöhretten uzak ; saray , medrese, tekke yerine hanların sıvası dökülmüş loş odasında hasır sertliğini tercih etmiş.</strong> Somuncu Baba misali irşat faaliyetlerini alışılmışın dışında sürdürmüş, namı bir diyarda yayıldıysa hemen orayı terk etmiş ve yeni yerler ,yeni yüzler aramış kendisine, ta ki Mevlanasını bulana kadar. Bugünde şöhretten uzak mütevazı türbesinde ziyaretçilerini kabul ediyor. Türbesi restorasyondan geçirilirken bir gece ağlayarak rüyama bile girmişti. O şeklin değişiminden çok özün değişimine adamış kendini. Ey bu diyarın sakinleri bırakın buraları süslemeyin , nakkaşlarınız gönül işçiliği yapsın, yıkılacak duvara yapılan işçilik neye yarar ki! Sonsuza kalacak bir gönlü süslemek yapılacak en hayırlı iştir.<br />
Ben bu satırları yazarken vakit ikindiye yaklaşıyor, henüz kitaptan 10 sayfa okudum; fakat gölümü öyle coşturdu ki bitirmeyi beklemeden kitabın ilk sayfasına bu uzun notu düştüm. <strong>Şems ile birlikte ikindi namazı</strong>nı kılmak için yanına doğru gidiyorum. Bize gerçek aşkı anlat, beden kafesinden çıkmanın sırlarını öğret, hakiki manada huzurda durmanın gizemine bizi ulaştır.<br />
Şems aydınlatır&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/11/makalat-sems-i-tebrizi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LANETLİ SINIFIN YAZARI İDRİS ÖZYOL</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/10/lanetli-sinifin-yazari-idris-ozyol/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/10/lanetli-sinifin-yazari-idris-ozyol/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 19:56:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAP]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=691</guid>
		<description><![CDATA[İdris Özyol ismini iyi bir okuyucu (Bazen yazar, bazen de konuşurdu.) olduğunu düşündüğüm dostumdan duyardım. Fakat kitabını okumak nasip olmamıştı....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/07/seyyah.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2517" title="seyyah" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/07/seyyah.jpg" alt="" width="640" height="250" /></a>İdris Özyol ismini iyi bir okuyucu (Bazen yazar, bazen de konuşurdu.) olduğunu düşündüğüm dostumdan duyardım. Fakat kitabını okumak nasip olmamıştı. Ve sonra bir gün evimize misafir oldu. Hadi ya size mi geldi, der gibisiniz. Yolumuz kesişmiş olsaydı evimin baş köşesinde ağırlayacağım bir adam İdris Özyol, evimize gelişi ise Gerçek Hayat dergisi ile oldu. Dergide yazmaya başlamasıyla yakin olarak tanımaya başladık. Belki de dergimizin son zamanda gerçekleştirdiği en iyi işlerinden biriydi onun yazmaya başlaması, 10 yıldır kalemini duvara asmış “Ağaçlarla, meyvelerle, insanlarla uğraşıyorum. Hepsi bu…” diyen adamı tekrar ortaya çıkarmanın, gündeme getirmenin zamanıydı. Tam da müslüman burjuvalardan bahsettiğimiz, light müslümanlığın pirim yaptığı, Aaa! bakın bunlarda cici çocuklarmış canım dendiği, aslında hepsi radikal değil işte içlerinde bir kaç tane var dendiği bugünlerde ortaya çıkması güzel.</p>
<p>“Ben radikal bir karar alarak Antalya’ya yerleştim. 8 yıldır Antalya’da yaşıyorum. Ruhuma son derece iyi geldi Akdenizli olmak. Daha doğrusu özümdeki Karadeniz hırçınlığı ile Akdeniz sıcaklığını harmanladım biraz.” Evet bu cümlelerin hayalini herkes kurar, şu işleri bırakalım toprağa kaçalım der; fakat sadece İdris olanlar başarır.</p>
<p>Solculuk, sağcılık kavramlarını da tokatlayarak yalın kılıç konuşuyor sayın yazar. Hakiki bir duruşun mihenk taşına işaret ediyor. Kureyş iktidarına kafa tutan, köleleri iktidara taşıyan Sevgili Peygamberimize atıf yaparak hakiki duruşu hatırlatıyor. Zaten ne zaman Kureyş tekrar iktidara geldi parçalanma ve dağılma başlamadı mı? Hz. Ali&#8217;ye sen fakirsin iktidar olamazsın demediler mi? Selçuklu saray yapmayı öğrenince bozulmadı mı? Osmanlı İstanbul&#8217;a saraya oturunca tökezlemedi mi?</p>
<p>Ey iktidar şehveti düşkünleri, madde madde diye ağızlarından salya boşalan sizler, kuduz olmuşsunuz lütfen gelin aşınızı olun. Sizleri kireç kuyuları bile paklamaz. Yanacaksınız! Yanacaksınız! Yanacaksınız! Yetimlerin hakkı için, horlananların hakkı için, Garibanların hakkı için, asgari ücret için 12 saat çalışmak zorunda kalanların hakkı için, faturasını ödeyecek para bulamayanların hakkı için, hakkına girdiğiniz tüm insanlar için yanacaksınız. Size Karun&#8217;un hikayesi okunmadı mı? Bahçe sahiplerini okumadınız mı? Helak olan daha nice güçlü kavimlerin işaretlerini okumadınız mı? Ey! İslam olduk diyenler bunlar hikaye değil, hakikat.</p>
<p>Dünya Bizim sitesinde İdris Özyol röportajını okumuşken hem dostlarla paylaşalım hem de bir kaç kelam edelim, dedik.</p>
<p><a href="http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=2100" target="_blank">İşte o sarsıcı bir röportaj</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/10/lanetli-sinifin-yazari-idris-ozyol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RAMAZAN HEDİYESİ / TAHİR SAMİ BEY&#8217;İN ÖZEL HAYATI / MUSTAFA KUTLU</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/09/ramazan-hediyesi-tahir-sami-beyin-ozel-hayati-mustafa-kutlu/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/09/ramazan-hediyesi-tahir-sami-beyin-ozel-hayati-mustafa-kutlu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 06:32:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAP]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=530</guid>
		<description><![CDATA[Mustafa Kutlu&#8217;nun paltosu&#8217;nun cebinden avuçlarımıza yeni bir hikaye düştü. Ramazan hediyesi olarak aldık ve kabul ettik. Tahir Sami Bey bizi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/12/gunce.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2642" title="gunce" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/12/gunce.jpg" alt="" width="640" height="250" /></a>Mustafa Kutlu&#8217;nun paltosu&#8217;nun cebinden avuçlarımıza yeni bir hikaye düştü. Ramazan hediyesi olarak aldık ve kabul ettik.</p>
<p>Tahir Sami Bey bizi özümüze; kendi kendimize yettiğimiz o güzel günlere, muhabbetin yaşam biçimi olduğu zaman dilimine, esnafın komşu olduğu ve babaların çocuklarının ellerinden tutup bilge esnaflara teslim edebildiği vakitlere, adanmış hayatların yaşanabildiği asra  davet ediyor.</p>
<p>Kitabın girişinde bize seyyahlığı öğretiyor, yavaş yavaş yaya gezmemizi ve bakar kör turist olmamamızı öneriyor. Şehrin sokaklarında kaybolduğumuzda gizli hazineyi bulabileceğimizi kulağımıza fısıldıyor.</p>
<p>Mustafa Kutlu başka bir dünya olabileceğini düşleyen ve bunu bütün eserlerinde vurgulayan, geçmişin mirasını yarınlara aktarabilecek hareket adamı. İstanbul&#8217;dan ne kadar çıkıyor bilinmez; fakat Tahir Sami Bey gibi kendi özel arşivinde Anadolu&#8217;yu köy köy dolaştığı kesin. Kendince çözüm önerileri var; Kanaat Ekonomisi ilk akla gelenlerden.</p>
<p>Esnaf ilişkilerini okurken gözlerimiz yaşarıyor, özlemle yad edilen birer hatıraya dönüşen bir çok değer gibi sadece derinden bir ah çekiyoruz. Güvenin bile mumla arandığı bu zaman diliminde aradaki mesafenin büyüklüğü bu derin uçurum kapanabilir mi dedirtiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/09/ramazan-hediyesi-tahir-sami-beyin-ozel-hayati-mustafa-kutlu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dîvan-ı Mevlana Halid Bağdadi</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/divan-i-mevlana-halid-bagdadi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/divan-i-mevlana-halid-bagdadi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 09:43:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[KİTAP]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=450</guid>
		<description><![CDATA[Halid-i Bağdadi&#8230; Anadolu Nakşi silsileleri ondan el almış. Zamanının müceddidi&#8230; Nakşiliğin Halidiye kolunun piri. Aslen Kuzey Irak&#8217;ın Süleymaniye beldesindendir. Hayatı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/03/dosta.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2456" title="dosta" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/03/dosta.jpg" alt="" width="640" height="250" /></a>Halid-i Bağdadi&#8230;<br />
Anadolu Nakşi silsileleri ondan el almış. Zamanının müceddidi&#8230; Nakşiliğin Halidiye kolunun piri. Aslen Kuzey Irak&#8217;ın Süleymaniye beldesindendir. Hayatı Şam ve Bağdad&#8217;ta geçmiştir. Şam&#8217;da Kasiyum dağı eteğinde medfundur.</p>
<p>Halid-i Bağdadi Divanı ilk defa 1844 tarihinde matbu hale getirilmiştir. Sadrettin Yüksel yakın dönemde divanın büyük bölümünü Türkçemize kazandırmıştır. Muhammed Arif Karakaya Kürtçe’ye tercüme etmiştir. Bu çalışmalar Divan’ın bütününü kapsamaz. Ensar Yayıncılık&#8217;tan çıkan DİVAN-I MEVLANA HALİDİ BAĞDADİ eseri yazarı Abdulcebbar Kavak, Divan’ın tam metin eksikliğini gidermek için özverili bir yaklaşımla kamyon kasalarında Suriye ve Irak&#8217;ı dolaşarak el yazma nüshalara ulaşmış ve yeni nesillerin faydalanacağı güzel bir eseri gün yüzüne çıkarmıştır.</p>
<p>Eser Nakşi Tarikati hakkında bilgi verdikten sonra Halidi Bağdadi&#8217;nin hayatını özet olarak anlatıyor ve beyitlerle devam ediyor.</p>
<p>Halid-i Bağdadi</p>
<p>Mevlana Halidi Bağdadi</p>
<p>Şeyh İsmet Efendi&#8217;nin hicri 12. Asrın müceddidi diye bahsettiği Halidi Bağdadi, Süleymaniye&#8217;de 1779 tarihinde dünyaya gelmiştir. Zahiri ve batıni ilimlere vukufiyetinden dolayı “zülcenaheyn-iki kanatlı” lakabı verilmiştir. Hz. Osman soyundan geldiği belirtilmektedir. İlk eğitimini babasından almıştır. Daha sonra medreselere devam etmiştir. Eğitimini tamamladıktan sonra medresede ders vermeye başlamıştır. 1805 tarihinde çıktığı hac yolculuğu sırasında geçtiği ilim merkezlerinde ilim ve tasavvuf erbabı ile tanışmış ve manevi açlığının bu yolculukta çözüm bulacağını düşünmüştür. Bu yolculukta aradığı mürşidi bulamamış, Süleymaniye&#8217;ye döndükten sonra bazı işaretler sonucu Hindistan&#8217;da bulunan Nakşi şeyhi Abdullah Dehlevi&#8217;ye gitmeye karar vermiştir. Hindistan yolculuğu sırasında da ilim ve tasavvuf erbabı ile görüşmelerine devam etmiş, hayatta olmayan meşhur büyük zatların kabirlerini ziyaret etmiştir. Cihanabad&#8217;da yaklaşık dokuz aylık bir tasavvufi eğitimin ardından önce Süleymaniye&#8217;de daha sonra Şam&#8217;da irşad faaliyetlerinde bulunmuştur. Mevlana Halidi Bağdadi 1826 tarihinde Şam&#8217;da vefat etmiştir. Cebel-i Erbain denen mevkiye defnedilmiştir.</p>
<p>Halid-i Bağdadi</p>
<p>Divan-ı Mevlana Halidi Bağdadi</p>
<p>“Güzellerin şahına benden gizlice şu haberi verin ki</p>
<p>Dünya, nisan bulutundan dolayı yeniden canlandı.”</p>
<p>Beyiti ile başlayan Divan, tasavvufi hikayeler ile süslenmiş, tekrar tekrar okunacak derinliktedir. Eser aynı yolun uç beyi İmam Rabbani&#8217;nin Mektubatı&#8217;nı çağrıştırdığı gibi Mevlana&#8217;nın Mesnevi-i Şerif’inin kokusunu da hissettiriyor. Bu tarz eserlerin çoğalması yeni çağa seslenecek kuşaklara sağlam bir zemin oluşturacaktır.</p>
<p>Şeyhine yazdığı beyitlerle Divan&#8217;ın ilk bölümü devam eder.</p>
<p>Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, Robert Frager, Ethem Cebecioğlu, İbrahim Hakkı&#8230; daha pek çok ilim ve gönül ehlinin eserlerine atıflarla beyitler desteklenmiş. Bu şekilde çalışma hem sürprizlere açık hale gelmiş, hem de beyitlerin derinliğinde boğulma tehlikesi farklı bakış açıları ile süslenerek giderilmiş.</p>
<p>Divan-ı Mevlana Halid-i Bağdadi“Aşk atına binen kişi</p>
<p>‘çölleri geçmek tehlikeli ve korkutucu&#8217; dememiştir.”</p>
<p>&#8230;</p>
<p>“Ey sevgili! benim halimi Mecnun&#8217;u kıskandıran bir hal yap</p>
<p>Gözlerimi de hasretinden Ceyhun nehrine çevir.”</p>
<p>…</p>
<p>“Ey Halid! Felek senin boyunu kamburlaştırdı.</p>
<p>&#8216;Artık senin için kesin olarak bu dünyadan ayrılma vakti gelmiştir.&#8217; demek istiyor.”</p>
<p>…</p>
<p>“Madem ki Şam ve Mekke&#8217;de senin işinin düğümü açılmadı,</p>
<p>o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”</p>
<p>1257-1258. son beyitler</p>
<p>“İncil&#8217;de gelmiştir ki üç şeyi birbirinden ayırmak gerek:</p>
<p>Birincisi Hak ile Batılı, ikincisi cevher, yakut ile diğer madenleri,”</p>
<p>“Üçüncüsü ise her küçük ve büyüğü. Sonunda ne fazla ne de</p>
<p>eksik bıraktık, Allah&#8217;ın yardımıyla bu şiiri tamamladık.”</p>
<p>Kitabın hazırlanış öyküsü de ayrı bir yazı konusu, emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Mütevaziliğinden dolayı biyografisini okuma şerefine ulaşamadığımız Abdulcebbar Kavak Bey’e güzel bir eseri diriltiği için ayrıca teşekkür ediyoruz. Rabbimiz de inşallah bu eseri devam eden hayır hesabına yazar.</p>
<p>Eseri temin için Ensar Yayıncılık ile iletişime geçilebilir: ensaryayincilik@hotmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/divan-i-mevlana-halid-bagdadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Eser Tanıyalım- Aliya İzzet BEGOVİÇ (R. İhsan ELİAÇIK)</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/02/bir-eser-taniyalim-aliya-izzet-begovic-r-ihsan-eliacik/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/02/bir-eser-taniyalim-aliya-izzet-begovic-r-ihsan-eliacik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2009 10:36:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAP]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=237</guid>
		<description><![CDATA[Burada bir eserin tahlilinden çok, hasbelkader bir çırpıda okunabilirlik özelliğiyle ilgili söz söylemeye çalışacağız. İhsan Eliaçık, tarihe damgasını vurmuş Müslüman...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Burada bir eserin tahlilinden çok, hasbelkader bir çırpıda okunabilirlik özelliğiyle ilgili söz söylemeye çalışacağız. İhsan Eliaçık, tarihe damgasını vurmuş Müslüman liderle ilgili çalışmalar yapmıştı. Bunlardan biri de günümüze en yakın olanlardan, tarihe damgasını örnek lider olarak vurmuş Ali İzzet BEGOVİÇ’  tir. Çağımızın insanı o kadar umursamaz ki ki, özellikle en yakınımızda olanları bile çabuk unutmaktayız. Bu tip eserler bibliyografya tadında mümtaz kişilikleri tanıtabiliyor.<br />
Eserin başında kısa bir Bosna- Hersek tarihiyle karşılaşıyoruz. Bosna kelimesi, Sava nehrine dökülen Bosna suyundan gelmektedir. Hersek ise ortaçağ sonlarında burada kurulan Hercegovina Dukalığı’ndan adını almıştır. Bosna- Hersek’te etnik olarak üç ana grup mevcuttur. Bu gruplar, aynı Slav kökenden gelmesine rağmen mezhep, din ve kültür farklılığı sebebiyle Müslüman Boşnaklar, Ortodoks Sırplar ve Katolik Hırvatlar olarak birbirlerinden tamamen ayrılmışlardır. Bu arada Yahudi ve diğer unsurlar da azınlık olarak bulunmaktadır.<br />
Bosnalılar Müslümanlığa çabuk adapte olan bir yapıya sahiptir. Bunun nedeni de Bogomillerdir. Fatih Sultan Mehmed, Bosna’yı aldığı zaman sadece Katoliklere değil Bogomil mezhebindeki Bosna Hıristiyanlarına da çok müsamaha göstermiş ve onların devlet hizmetinde yetişmelerini sağlamıştır. Hz. İsa’yı Allah’ın kulu olarak kabul etmeleri ve Hz. Muhammed’i tanımalarından dolayı Bogomiller Müslümanlara daha yakın görülüyorlardı. Osmanlıların vicdan hürriyetine hürmet göstermeleri, birkaç asır Katolik kilisesi ile bu mezhepteki kralların ve Macarların zulmüne uğrayan Bogomillerin toplu olarak İslamiyet’i kabul etmesine sebep olmuştur. İslamiyet sonrası ise varoluş ya da yok oluş mücadelesi vermişlerdir. Bu tip süreçlerde topluma rehber olacak idareciler gerekmektedir. Bu toplumun içinden bu görevi üstlenen Aliya olmuştur. Sıkıntılı bir çocukluk dönemi geçiren Aliya Avrupa tarihini bilen dolayısıyla onların bakışını sezebilen bir yapıdadır. 18-19 yaşlarında Avrupa felsefesinin bütün temel metinlerini okumuştur. O zamanlar Hegel’i takdir edememiştir ama sonraları görüşleri değişmiştir. Üzerinde özel bir etki bırakmış olan metinler Bergson’un Yaratıcı Evrim’i, Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi ve Spengler’in iki ciltlik, Batı’nın Çöküşü eserleriydi.<br />
İslam dinî düşüncesi Doğu ile Batı arasında geliştiği için, bakış açısı geniş perspektiftendir.  En yüksek şekli insanda sergilenen ruh- madde birliği prensibinin adı İslam’dır ona göre.’ Hıristiyanlık kurtuluş vaat ediyor ama sadece dâhili kurtuluş; sosyalizmin vaat ettiği kurtuluş ise haricidir.’ der. Aliyaya göre, teori bakımından ne olursa olsun, ister materyalist veya Hıristiyan, ister aşırı veya ılımlı, insan tatbikatta doktrininden birçok şeyi kapı dışında bırakıyor. Gerçek hayatta ne tutarlı materyalist ne de tutarlı Hıristiyan olabiliyor. Materyalistler İslam’ı her zaman sadece dini ve mistik olarak; Hıristiyanlar ise sosyal ve siyasî bir hareket olarak görecektir. Titizlikle baktığımızda ne mistikler ne de akılcılar esas itibarıyla Müslümanlığı kuşatıcı bir biçimde kavramışlardır. Günlük kulluk bilinciyle ilgili şöyle bir değerlendirmede bulunuyor:  Din sanki hayvanların yaptıklarına bakın ve tersini yapın; onlar yemekten zevk alırlar, siz ise oruç tutun; onlar çiftleşir, siz ise bundan çekinin; onlar sürü halinde toplanırlar, siz ise inzivaya çekilin… Kısaca, onlar benle yaşarken siz ruhla yaşayın dermiş gibidir.<br />
Ahlak konusunda, aslında iyiliğin bir meziyet olamayacağını, bunun zaten insanda var olması gereken bir özellik olduğunu belirtmiştir. Bu tezini destekleyen örnekler de vermiştir. “Engizisyoncu bir papaz samimi bir dindar olabilir, fakat yaptığı iş ahlaksızlıktır. Kısaca din ve ahlakı birbirinden ayırmak mümkün değildir. Her ikisi birbiri içindir. Begoviç’e göre Kur’an ahlakın iman ile taçlandırılmasını istemektedir. Çünkü iman, ahlakî karakteri düzgün birisinde daha iyi durur.” Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iman etmiş olmazsınız.” sözü bu anlamda ahlakî davranışı öncelemektedir. Yani Kur’an,’ imana gel ki iyi insan olasın demiyor, bilakis iyi insan ol ki iman etmiş olasın.’ diyor. “ Nasıl imana geleyim, imanımı nasıl kuvvetlendireyim?” sorusunun cevabı şöyledir: “ iyilik yap; Allah’ı tefekkür ederek bulmaktansa, iyilik yapıp bulmak daha kolaydır.” Şu halde Ahlak dinin öbür adıdır.”<br />
Sevenleri ona, “Bilge Kral” demişlerdir. Çileli bir halkın ayağa kaldırılış destanını yazan bir lider olarak Aliyaya saygılarımızı sunuyoruz. Buraya kadar onun fikrî yönüne atıfta bulunduk. Bosna- Hersek’in ve Bosnalıların yaşadıkları geniş Aliya külliyatında mevcuttur.   </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/02/bir-eser-taniyalim-aliya-izzet-begovic-r-ihsan-eliacik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

