<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KAİNATA MEKTUP &#187; sitelerimiz</title>
	<atom:link href="http://kainatamektup.com/index.php/category/haber/sitelerimiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kainatamektup.com</link>
	<description>yenileniyoruz... &#124; &#124; bitmeyen bir aşk yürüyüşü...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 05:05:02 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>KENDİNCE HAYATA ESASLI NOTLAR DÜŞEN ADAM: KANİ ÇINAR</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/kendince-hayata-esasli-notlar-dusen-adam-kani-cinar/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/kendince-hayata-esasli-notlar-dusen-adam-kani-cinar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Aug 2010 12:53:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[dergilerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sitelerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[KAİNAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1606</guid>
		<description><![CDATA[
&#8220;Sayha Dergi&#8221; tarihi yazılan ve ileride daha şiddetli yazılma gereği duyulacak olan bir dergi. Hatta bir dergiden çok daha fazlası. Sayha yeni bir suskunluk dönemine girdi; fakat Sayha&#8217;nın kaptanı Kani Çınar hayata not düşmeye devam ediyor. Kainata Mektup, esaslı adamları tanıma ve tanıtma misyonu gereği bir kaç küçük alıntı ile takipçilerine sanal denizin en iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1607" title="kani_cınar_okul kopya" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/08/kani_cınar_okul-kopya.jpg" alt="kani_cınar_okul kopya" width="244" height="196" /></p>
<blockquote><p>&#8220;Sayha Dergi&#8221; tarihi yazılan ve ileride daha şiddetli yazılma gereği duyulacak olan bir dergi. Hatta bir dergiden çok daha fazlası. Sayha yeni bir suskunluk dönemine girdi; fakat Sayha&#8217;nın kaptanı Kani Çınar hayata not düşmeye devam ediyor. Kainata Mektup, esaslı adamları tanıma ve tanıtma misyonu gereği bir kaç küçük alıntı ile takipçilerine sanal denizin en iyi kaptanlarından Kani Hocamızın sitesini &#8220;<a href="http://www.kanicinar.com/" target="_blank">www.kanicinar.com</a>&#8221; sık kullanılanlara eklemenizi öneriyor.</p></blockquote>
<p><strong>Söze Söz Düştü</strong></p>
<p>Ökçelerim, bir kocakarının ökçelerini andırıyor.</p>
<p>Nasıl andırmasın ki sabah namazıyla atıyorum ayağımı bahçeye. Kuşluk vaktiydi. Güneş bir mızrak boyundaydı. Mızrak neredeydi. Hay senin mızrağına diyesiye saat öğleye yaklaşıyor. Ya hu ne çok işi oluyormuş bu el kadar bahçenin. (El kadar dediysek basite indirgemeyin lütfen, lafın gelişi o, lafın gidişinde iki dönüme yakın bir alan tahayyül ediniz yeter.) Ot alıyorum arkam sıra tekrar çıkıyor; bel üstüne bel yapıyorum bana mısın demiyor toprak; asmalara kükürt verilecek, ağaçlar ilaçlanacak. (Yok bak onu yapmıyorum doğru söylemek gerekirse.) Alenen zehir ya hu. İlaçların üzerinde “zehirli” yazıyordu. Şimdi “çok zehirli” yazıyor. Ukrayna bile Antalya’dan giden domatesleri iade ediyor. Sebep: Kullanılan ilaç miktarı. Geçenlerde bir eczacı dostumdan duydum, o da benim gibi takıntılı, bahçeye ilaç sokmuyor. Elmalardaki kırmızı kurta, asmalardaki salkım güvelerine, kayısılardaki kevziye kocaman bir bidonda yaptığı karışımı veriyormuş. Not alınız efendim size de lazım olabilir: 30 lt için iki çay bardağı arap sabunu (e bu kimyasal değil mi şimdi?), iki çay bardağı toz kükürt, yarım bardak tercihen acı toz biber (hayda bu haşerat doğulu ise n’olcak) , istenirse yarım çay bardağı da zeytinyağı… Bunu duyunca ben ne yaptım? Ne yapacağım, bu ölçü bana yetmez al sana üç çay bardağı dedim, güzelce harman yaptım, elime aldım hortumun ucunu, adi İtalyan malı su motoru bastı, ben rüzgarı arkama alarak bir güzel yıkadım, bör böcük kısmına saldırdım, barbar oldum, talan ettim ortalığı. Netice? Haşerat, yaprağın altından nanik yapmaya devam ediyor. Sağlık olsun. Vatan sağ olsun. Ben onların hesabını daha pratik görürüm nasıl olsa. Bitti mi sanıyorsunuz bahçe işleri. Bitmez efendim, suyu var, çapası var, hasatı var, aşısı var, sökümü var, dikimi var… Birine beddua mı edeceksiniz, “bağın, bahçen olsun” diye beddua ediniz işi tamamdır. Bana ilaveleriyle böyle bir dua edildiydi de seneler önce gülüp geçmiştim heyhat… Ökçeler ne halt yesin efendim.</p>
<p>yazının devamı: <a href="http://www.kanicinar.com/2010/07/30/soze-soz-dustu/" target="_blank">link</a></p>
<p><strong>Zafer Yahut Hiç ve Mustafa Kutlu’ya Sorular</strong></p>
<p>Mustafa Kutlu bildik şeyleri ısrarla yazarak gözden kaçan, umursanmayan, ihmal edilen, öze dair olan hususların altını çiziyor. Yoksulluk İçimizde’den tutunuz da Sır’a, Yokuşa Akan Sular’dan bakınız da Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı’na varıncaya değil Anadolu, insanımız, yoksulluk, samimiyet, fesleğenler, hanımeller, ahlatlar, köy veya kasaba hayatı, şehirden ziyade varoş dünyası Üstad’ın kelimeleri ile ete kemiğe bürünüyor, bir yanımız oluyor, kendi hikayemizi okuyoruz. Bazılarının dediği gibi Mustafa Kutlu artık konularını değiştirse demiyorum. Bildiği şeyi yazmalı hikayeci. Kutlu, bunu layıkıyla yapıyor. Bazen farklı tarzlar denemiyor değil ve fakat mutlaka kelimelerin yolu tabiata dönüyor. Tabiatın asla gündemimize gelemediği “modern zamanlar”ın ısrarlı muhalifi Kutlu.</p>
<p>yazının devamı: <a href="http://www.kanicinar.com/2010/07/31/zafer-yahut-hic-ve-mustafa-kutlu%E2%80%99ya-sorular/" target="_blank">link</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/08/kendince-hayata-esasli-notlar-dusen-adam-kani-cinar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HARMANTEPE 1916</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/harmantepe-1916/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/harmantepe-1916/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 03:16:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[doğru tarih]]></category>
		<category><![CDATA[sitelerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1567</guid>
		<description><![CDATA[Japon denizinden Fas&#8217;a; Yemen&#8217;den Viyana&#8217;ya kadar kan ve ayak izimizi sürmek mümkün. Aynı yollarda başka ayak izleri de bulunabilir; fakat başkaları çoğunlukla sömürmek, atalarımız da çoğunlukla adalet için yürüdü.
Gittik, şehirler kurduk.
İşte Harmantepe! adalet için şehitlerimizin kanlarıyla şahit oldukları topraklardan sadece biri. İnşaallah yüce gönüllü insanların sayesinde bu şahitlikler bir bir ortaya çıkacaktır.
Her şeyin maddi karşılıkla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/harmantepe1.jpg" alt="harmantepe1" title="harmantepe1" width="733" height="342" class="alignright size-full wp-image-1568" />Japon denizinden Fas&#8217;a; Yemen&#8217;den Viyana&#8217;ya kadar kan ve ayak izimizi sürmek mümkün. Aynı yollarda başka ayak izleri de bulunabilir; fakat başkaları çoğunlukla sömürmek, atalarımız da çoğunlukla adalet için yürüdü.</p>
<p>Gittik, şehirler kurduk.</p>
<p>İşte Harmantepe! adalet için şehitlerimizin kanlarıyla şahit oldukları topraklardan sadece biri. İnşaallah yüce gönüllü insanların sayesinde bu şahitlikler bir bir ortaya çıkacaktır.<br />
Her şeyin maddi karşılıkla yapıldığı günümüzde böyle bir işi ancak şehadeti bilenler yapabilir.</p>
<p>Sınırlı imkanları  ile böyle güzel işler yapan nitelikli adamlar desteklendiğinde, fırsatlar verildiğinde ortaya çıkacak işler ufuk sınırlarımızı  zorlayabilir.</p>
<p>Ahmet Toprak uzun süredir hazırlıklarını sürdürdürdüğü siteyi hayata not düşerek açtı:<br />
“Bir yıldır hazırlıkları devam eden projenin ikinci ayağı <a href="http://www.harmantepe.com/" target="_blank">harmantepe.com</a> yayın hayatına başladı. Şimdiye kadar görsel envanteri tam anlamıyla çıkarılamamış olan 1900 rakımlı tepenin detaylı fotografları eylül ayında çekildi. Hem zirveden çekilen fotograflar hem de zirveyi gören diğer yüksek noktalardan çekilen fotograflara zor arazi ve hava şartları altında çekilen panaromik kareler de eklendi. Şimdilik bir kısmı yayınlanan ve bir kısmı belgesel projesi için ayrı bir rafta bekleyen fotograflardan yayınlanmış olanlarına siteden ulaşabilirsiniz.”</p>
<p>Kültür Haberciliğinin kaliteli adresi<a href="http://www.haberkultur.net/haberoku-2005-Atalarimiz_adalet_icin_yurudu.html" target="_blank">HaberKültür.Net</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/harmantepe-1916/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR ALİM ÜÇ GÜZEL ADAMI ANLATIRSA&#8230;</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/bir-alim-uc-guzel-adami-anlatirsa/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/bir-alim-uc-guzel-adami-anlatirsa/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 20:41:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir insan]]></category>
		<category><![CDATA[sitelerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[KAİNAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1143</guid>
		<description><![CDATA[[Kainatın notu: Haberkültür yayın hayatına yeni başlayan, güzel haberler veren, kültür haber sitesi. Beğenerek okuduğumuz bu yazıyı kainat okuyucularıyla paylaşarak hem siteyi tanıtalım hem de hayatlarını tanımamız gereken dört güzel insana ve onları besleyen damarlara dikkat çekelim istedik. Bize yürüyebilecek izler bırakan insanları tanıma ve tanıtma derdinde olmamız gerekiyor. "Maaşını aldı mı mutlaka kırkta birini zekât [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1151" title="nurettin_topçu" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/01/nurettin_topçu.jpg" alt="nurettin_topçu" width="270" height="390" />[Kainatın notu: <a href="http://www.haberkultur.net" target="_blank">Haberkültür</a> yayın hayatına yeni başlayan, güzel haberler veren, kültür haber sitesi. Beğenerek okuduğumuz bu yazıyı kainat okuyucularıyla paylaşarak hem siteyi tanıtalım hem de hayatlarını tanımamız gereken dört güzel insana ve onları besleyen damarlara dikkat çekelim istedik. Bize yürüyebilecek izler bırakan insanları tanıma ve tanıtma derdinde olmamız gerekiyor. "<strong>Maaşını aldı mı mutlaka kırkta birini zekât olarak ayırır. Hemen verir." </strong> Mahir İz Efendi'nin bu davranışını uygulamaya çalışan bir kişi olarak dostlarıma ve kainat okuyucularına şiddetle tavsiye ediyorum. <strong> </strong>]</p>
<p><strong>Sadettin Ökten Hoca’ya üç büyük devrimciyi sorduk: Fethi Gemuhluoğlu, Nurettin Topçu ve Mahir İz… / MAHMUT BIYIKLI </strong></p>
<p>Sadettin Ökten Hocamızla ne zaman hayırlı bir tesadüf üzere karşılaşsak kendisinin vahiyle mücehhez aklının zırhıyla gezinen o derviş yüreğinden, ruhumuzun önünde yürüyen örnek hayat abidelerine dair birkaç tatlı hatıra dinlemeden ayrılmamak artık bizim sünnetimiz haline geldi. Hoca’ya ayak üstü sıcağı sıcağına üç büyük devrimciyi sorduk: Fethi Gemuhluoğlu, Nurettin Topçu ve Mahir İz… Özlü, hayatî cümleler kaldı hafızamızda.</p>
<p>Bu önemli tarih kaydıyla sizleri başbaşa bırakmadan önce 1. Ahlak Şurası’nda</p>
<p>“Topçu hakkında Abdülaziz Efendi&#8217;ye intisap ettikten sonra kafasındaki dini meseleleri çözdüğü bilgisi biraz menakıp gibi geliyor bana. Bu yaygın ve yanlış bilginin tashih edilmesi gerekiyor. Abdülaziz Bekine Hazretleriyle tanışmadan yazdığı İsyan ahlâkında çok güçlü tasavvufi yönü olduğunu görüyoruz.&#8221;</p>
<p>diyen İsmail Kara’nın beyanlarıyla Topçu’yu yakından tanıyan Sadettin Ökten Hoca’nın ifadelerinin birlikte mütalaa edilmesinde fayda bulunduğu yönündeki düşüncemizi ileterek yorumu tercihlerinize arz ediyoruz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>FETHİ GEMUHLUOĞLU</strong> <strong> </strong></p>
<p><strong>Ehli beyit muhabbeti muhteşemdi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Üniversiteyi iyi bir dereceyle bitirdim. Biraz da hakkım yenmeseydi birincilikle bitirebilirdim. Sonra asistanlık için bir teklif geldi. Anneme sordum. Annem tabiî ki ol dedi. Lisan imtihanına gireceksin dediler. Lisan bilmiyoruz. Nasıl öğreneceğiz dedim. Bunun en kolay yolu Marmara’da bir adam var. Lisanı çok iyi bilir. Eğer kabul ederse onun talebesi olursun, dediler. O kişi Mustafa Seçkin ağabeydi. Biz Mustafa ağabeyle lisan çalışmaya başladık. Bir ara ağabey işe girdi. Pekiyi ben ne yapacağım? dedim. Sen de işe gelirsin, dedi. Ben de Taksim de işe yanına gitmeye başladım.  İşyeri Taksimde Fatin Rüştü Zorlu apartmanın altıncı katında bir yerdeydi. Bir masa bir patron bir Mustafa ağabey vardı. İşte orada oturan Patron Fethi Gemuhluoğlu idi.</p>
<p>Spor sergi sarayından emekli, olmuş.  Odalar ve Borsalar Birliğinde sekreterlik yapıyor. Fethi Ağabey beni orada dört kollu çengi ile oynattılar, dedi. İşte orada Fethi ağabeyi tanıdık. Daha doğrusu kendimizi tanıdık. Orada başlayan bir maceramız oldu.</p>
<p>Yurtdışına gitmeye karar verdiğimde Bir çocuk var bizim hanıma bırakıp gidiyorum aklım burada kalacak. Bana dedi ki ‘hiç endişe etme, Allah onları korur, seni de korur. Ancak hava meydanına inerken üç ihlâs bir Fatihayı bol bol oku’’ dedi. Kimin ruhuna yollayayım, Diye sordum. Sen kime yollayacağını iyi bilirsin, dedi. Biz kenediy havalanına indik. Başladık okumaya. Sonra da nereye girsem çıksam sürekli okuyordum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dostluk üzerine konuşurken oradaydım</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Orada sohbete muazzam bir selamlamayla girmişti. O konuşması aslında bir veda konuşmasıymış. Orada ben otuz sene söz orucu tuttum demişti. Tabii biz onu tam anlamamışız. O zaman. Ayette cenabı Meryem’in söz orucunu okuyunca anladık. Fethi Bey’in konuşması herkesi sarsardı. İnsanları esir alırdı. Cenabı Allah ona sen konuşma buyurdu. Emre uyuyor ve konuşmuyordu.</p>
<p><strong>Oku emri var yaz emri yok der gülerdi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Niye yazmıyorsun denilince “Oku emri var yaz emri yok” der gülerdi. İlginç bir adamdı merhum. Mesela beni zaman zaman methederdi. Aman ağabey ben de buyurduğunuz hal yok deyince biliyorum Sadettinciğim ‘olasın’ diye söylüyorum, derdi. Kırmızı bir defteri vardı. Sevdiği şiirleri oraya yazardı. Ehli beyit muhabbeti muhteşemdi. O defterinden Hz Ali’den özdeyişler okurken ağlardı. Muharrem ayı geldi mi zaten bir aşk fırtınası olurdu yakardı ortalığı. Muharrem geldi mi üç aylar girdi mi kimse tutamazdı onu. Ağlamaktan utanır ama kendini tutamaz yine ağlardı. O ayrı bir deniz ayrı bir okyanustu. Efendilerine sarsılmaz bir aşkla bağlıydı Ahmet Tahir Efendi Türbedar Ahmet Amiş Efendi, Özeren Efendi. Bir gün dedi ki biz Cuma günü Fatih Caminde sabah namazında buluşuyoruz Rahman Suresini okuyoruz sonra kahvaltı yapıp pehlivan tefrikası okuyoruz abdestini al gel dedi.</p>
<p><strong>NURETTİN TOPÇU </strong></p>
<p><strong>Mülkiyeye ve üniversiteye üç dört gömlek fazla bir adamdı </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Topçu’yu ben çocukluğumda tanıdım. Haftada bir akşam muhakkak bizim eve gelirdi. Babamın İstanbul Sultanisinden talebesiydi. Sonra Fransa’ya gitmiş, malum süreçten geçmiş. Bütün müktesebatı değişmiş. Nurettin Hoca, bir derdi olan bir insan. Şimdiden dönüp oraya baktığım zaman bir medeniyet sorunsalının onun zihnimde ve gönlünde iyice tekerrüm ettiğini görmekteyim. Tabi o zaman insanların bunu pek anlayacak bir halleri yok. Ama onda o var. Mesela Hareketin ilk sayılarında bir Rönesanstan bahseder. Medeniyetimizin tekrar hayat bulması gibi bir sorunsalı vardı.</p>
<p>Bana Ömer derdi. Ömer benim birinci adım. Ömer Saduddin. Bu Saadeddin’den de çok çektim. Seküler dünya bir türlü adımızı benimsemedi. Sadullah dediler Sabahattin dediler. Asıl söylenişi Sadeddin. Ama seküler dünya bunu demedi. Kısaca Sadi dediler. Topçu ise farklı bir hassasiyetle bana hep Ömer derdi. Cenabı Ömer’e çok sağlam bir bağlılığı vardı.</p>
<p>Liseden sonra bana nereye gideceksin, dedi. Ben Teknik Üniversiteye dedim. Yok dedi. Sen doktor ol. İnsanların derdine deva ol. İnsanların yaralarını şifaya kavuştur.</p>
<p>Babam vefat ettikten sonra ‘bu vakte kadar ben size geldim bundan sonra sen bize geleceksin’ dedi. Ben de her zaman gitmeye çalıştım. Her gittiğimde de bana hep Aziz Efendiyi anlatırdı. Hem de hep aynı şeyleri anlatırdı. Biz de her seferinde sanki ilk defa dinliyormuş gibi muhabbetle aşkla dinlerdik.</p>
<p><strong>İlmim var kariyerim var ama huzurum yok</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Sırrı Bey vardı okuldan arkadaşı. Ona benim ruhum itminana kavuşmuyor, diyor. İlmim var kariyerim var ama huzurum yok, diyor. Sırrı Bey benim bir hocam var,  seni Ona götüreyim, diyor. Hoca efendi o zaman Zeyrek camiinde. Yatsıdan sonra kış gecesi gidiyorlar. Hoca efendi çok tatlı bir tebessümle karşılıyor. Çay yapıyor. O zamanın zor şartları içersinde ateşi üfleye üfleye çayı hazırlıyor. Sonra buyur evladım anlat derdini diyor. Topçu anlatmaya başlıyor saatlerce anlatıyor, efendi dinliyor. Gayet tebessüm halinde hiç yorgunluk belirtisi göstermeden dinliyor dinliyor. Arada bir söze karıştığı da oluyor. Vakit sabaha yaklaşınca Sırrı Bey haydi kalkalım diyor. Ayakkabıları giydikleri sırada Topçu demiş ki bir rüya daha geldi aklıma onu da anlatayım. Sırrı Bey onu da haftaya anlatırsın, diyor. Topçu diyor ki Sırrı öyle demeseydi ben tekrar kapıyı çalsam nerde kaldınız çocuğum diyerek aynı mütebessüm bir halle karşılayacağına emindim…  İşte buradan yakalıyor. Bir sene anlattıkça anlatıyor. Efendi anlattırıyor ki boşalsın boşalsın. Tekrar doldursun…</p>
<p>Topçu Mülkiyeye ve üniversiteye üç dört gömlek fazla bir adamdı. Zaten üniversiteden de irtibatını kesiyorlar doçent olduğu halde. Onunla Fransa’ya giden birisi hocayı görünce ya Nuri sen hala ahlakla mı uğraşıyorsun, diyor. Bunların modası geçti bunları bırak diyor.</p>
<p><strong>O benim babama her gün Fatiha okurdu</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ben bir ara Mühendislikte asistanken sıkıldım. Beni sarmıyor. İçimden diyorum ki tarih okusam daha iyi olur. Evimizde tam Edebiyat Fakültesi’nin karşısında. Biz de o zamanlar Soğanağadayız. Zaten oradan Ali Nihat hocayı tanıyorum. Yanına sürekli gidip geliyorum. Kendisi Divan Edebiyatında bir derya. Babamın da yakın arkadaşı. İmzalı kitapları var. Kaplan’ı biraz tanıyorum. Orhan Okay’ı tanıyorum. Gönlüm oraya kayıyor.</p>
<p>Bir gün telefon geldi seni Nurettin Topçu seni arıyor dediler… Yanına gittim. Bana mühendisliği bir övdü bir övdü. Asistanlığın önemini bir anlattı. Öğretim üyeliğinden bahsetti. Ondan sonra içimde edebiyata ilgi falan kayboldu. Hedefime odaklandım.</p>
<p>Yıllar sonra ziyaretine gittiğimde bana hani seni çağırmıştım ya dedi. Onda annen beni aradı. Aman Nureddin Bey bu sağda solda okuyacağım falan diyor bir nasihatta bulunsanız. Sizin sözünüzü dinler. Ben de o zaman sana o sebeple mühendisliği methetmiştim. Ben de aman efendim Allah razı olsun verin elinizi ayağınızı öpeyim teşekkür ederim, dedim.</p>
<p>O benim babama her gün Fatiha okurdu ben de hala onun ruhuna her gün bir Fatiha okurum. Hani ahlak dedik ya. Ahlak üzerinizde görünmezse o lafta kalır. Ahlak üzerinizde görülmesi gerekir. Bu çağda ahlak denen şeyin heykelini yapsalar bence O Nurettin Topçudur..</p>
<p><strong>MAHİR İZ HOCA</strong></p>
<p><strong>Osmanlının bütün zevkini yaşamıştı</strong></p>
<p>Mahir Bey renkli bir adamdı. Ele avuca sığmazdı. Osmanlının bütün zevkini yaşamıştı.</p>
<p>Coşkulu bir adamdı. Aklına düşer bir yere gider. Gittiği yerlerde şiirler okunur. Sohbetler olur. Tabi evin nafakasını bırakıp gider. Giyimine çok dikkat ederdi. Hocayı yeni bir kat elbiseyle görürdük pırıl pırıl giyinirdi. Sonradan öğrendik. Yaz başında bir takım alır. Sonbahar geldi mi onu bir fakire verir. Yenisini alır. Böyle yapar.</p>
<p><strong>Maaşını aldı mı mutlaka kırkta birini zekât olarak ayırır. Hemen verir. </strong>Beklemek yok. Hal adamıydı. Gökyüzünü anlatsa farklı anlatır, denizi anlatsa farklı anlatırdı. Bir seferinde yanındaki gençlere haydi Zeynel’i ziyarete gidelim diyor. Bir arkadaş da türbeye gidilecek sanıyor. Zeynel bir muhallebecinin ismi. Sonra haydi ikindi namazını edaya, diyor. Böyle alem bir adamdı. Benim edebiyat zevkini aldığım insanlardan biriydi. Küçücük torununa Cenab Şehabettin’in Elhan-ı Şita’sını ezberletmişti. Bir akşam gittiğimizde okutmuş coşkuyla dinlemişti. Çocuğa ‘söyle bakim ne demek murgan’diyor; çocuk&#8217; kuşlar diye cevap veriyor… Muallimlik kanına işlemişti.</p>
<p>MAHMUT BIYIKLI / <a href=" http://www.haberkultur.net/haberoku-733-Topcu_Mulkiyeye_uc_dort_gomlek_fazlaydi_.html" target=" blank">HABERKULTUR.NET</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/bir-alim-uc-guzel-adami-anlatirsa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİZİM MAHALLENİN FİLİNTALARI</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/bizim-mahallenin-filintalari/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/bizim-mahallenin-filintalari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 12:12:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[sitelerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[KAİNAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1124</guid>
		<description><![CDATA[Yeni bir site yayın hayatına merhaba dedi. Bir toplaşma yeri olmasını umut ettiğimiz bu site, bizlere bazı isimleri yanyana görme imkanı sunuyor.
Belki de gerçek hayat&#8217;ın geçmiş kadrosunun uç beyleri bu mekanda toplanacak. Umarız bu yeni bir derginin de başlangıcı olur.
Hakan Albayrak, Gökhan Özcan, Murat Menteş, Murat Zelan, Onur Ünlü&#8230;
Biz edebiyattan, sinemadan, ahlaktan, önderden, tasavvuftan, güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1127" title="afilintalarlogo2 kopya" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/01/afilintalarlogo2-kopya.jpg" alt="afilintalarlogo2 kopya" width="360" height="246" />Yeni bir site yayın hayatına merhaba dedi. Bir toplaşma yeri olmasını umut ettiğimiz bu site, bizlere bazı isimleri yanyana görme imkanı sunuyor.</p>
<p>Belki de gerçek hayat&#8217;ın geçmiş kadrosunun uç beyleri bu mekanda toplanacak. Umarız bu yeni bir derginin de başlangıcı olur.<br />
Hakan Albayrak, Gökhan Özcan, Murat Menteş, Murat Zelan, Onur Ünlü&#8230;</p>
<p>Biz edebiyattan, sinemadan, ahlaktan, önderden, tasavvuftan, güzel insanlardan, resimden, müzikten, tiyatrodan, kültürden, medeniyetten, emekten, alınterinden&#8230; aynı anda konuşacağımız bir ortamımız olmadığı müddetçe eksik kalacağız.</p>
<p>Yeni sitemizde edebiyat, sinema, müzik olacak gibi, inşallah daha da fazlası olur.</p>
<p><a href="http://www.afilifilintalar.com/" target="_blank">www.afilifilintalar.com/</a></p>
<p>Bu güzelmiş başka hangi siteleri önerirsin diyenler <a href="http://kainatamektup.com/index.php/sanal-gezinti/">buraya</a> bakacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/bizim-mahallenin-filintalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mürteci Sözlük</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/10/murteci-sozluk/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/10/murteci-sozluk/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 21:26:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[sitelerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=589</guid>
		<description><![CDATA[Yeni çağın sözlükleri sanal ve sınırsız. Yeni nesil aklına geleni tarihe/sözlüğe kaydediyor ve aklına geleni sanal ortamda arıyor. Bizim gibi geçiş dönemi adamları da acaba araya iyi şeyler kaynatabilir miyiz diye düşünerek zaman zaman bu ortamlara takılıyor.  Ekşi sözlük ile başladı macera ben bizim mahallenin çocukları kendi sözlüklerini kurana kadar hiç bulaşmadım. İhl Sözlük, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/10/cihadsozluk.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/10/cihadsozluk-300x172.jpg" alt="" title="cihadsozluk" width="300" height="172" class="alignleft size-medium wp-image-590" /></a>Yeni çağın sözlükleri sanal ve sınırsız. Yeni nesil aklına geleni tarihe/sözlüğe kaydediyor ve aklına geleni sanal ortamda arıyor. Bizim gibi geçiş dönemi adamları da acaba araya iyi şeyler kaynatabilir miyiz diye düşünerek zaman zaman bu ortamlara takılıyor.  Ekşi sözlük ile başladı macera ben bizim mahallenin çocukları kendi sözlüklerini kurana kadar hiç bulaşmadım. <strong><a href="http://www.ihlsozluk.com/"target="blank">İhl Sözlük</a>, <a href="http://www.yesilsozluk.com/"target="blank">Yeşil Sözlük</a>, <a href="http://www.murtecisozluk.com/"target="blank">Mürteci Sözlük</a> </strong>üçününde yazarları arasında dostlarımız var ve elimizden geldiğince destekliyoruz. </p>
<p>Kainata Mektup okuyucularına Mürteci Sözlük yönetimince hazılanan tanıtım metnini sunuyoruz.</p>
<p><strong>Değerli abilerim.</strong></p>
<p>Yeni bir sözlük açtık desteğinize ihtiyacımız var, kalitesiz işlerin gündemde tutulduğu bir ortamda kaliteli işler yapan abilerimizden bu istirhamımız&#8230;</p>
<p>Sevmediği, hazzetmediği, yakınlık duymadığı kişiler hakkında kötü söz, gıybet, iftira, boş laf etmek yerine, sevdiği kişiler hakkında onları tanıtan, yücelten, başkalarınca yanlış bilinen hususları aydınlatan ve bu vesile ile başkalarını incitmeyen yazılar yazacak üyelere sahip olan sözlük. Allah daim etsin.<br />
<a href=" http://www.murtecisozluk.com"><br />
http://www.murtecisozluk.com</a></p>
<p>aynı anda bünyesinde Bediüzzaman Said nursi&#8217;yi, İbn i teymiyye&#8217;yi, Cübbeli Ahmet hoca&#8217;yı, Mahmud Esat Çoşan hoca&#8217;yı, Süleyman Silmi Tunahan hoca&#8217;yı, Ebul Ala Mevdudi&#8217;yi, Fethullah Gülen&#8217;i, Seyyid Kutub&#8217;u, Adnan Oktar&#8217;ı ve sair barındırabilecek olgunluğa sahip sözlük. cemaat kavgalarına zemin olmak istemeyen ve birbirinden uzaklaşmış müminleri birbirlerini anlamaya ve kendilerini tanıtmaya çağıran sözlük.</p>
<p>Allah mubarek etsin. Allah muvaffak etsin. hayırlara vesile etsin inşallah.</p>
<p>öz&#8217;e dönüş eylem planı zincirinin halkalarından birisidir. hayırlı olsundur.</p>
<p>İrtica ve Mürteci kavramlarının bütün olumsuz siyasi içeriğine yıllardır maruz kalan, kafamıza vurula vurula ezberletilmiş onca söz dizimleri içerisinde, neyi nasıl öğrenmemiz ve kullanmamız gerektiği konusundaki olanca dayatmalar karşısında şekillendirilmeye çalışılan sen-ben-o, biz-siz-onların, bir değil, birkaç neslin sıkışmış enerjisini, iğne ucu kadar bir boşluktan geri döndürme, aslına irca etme çabasının da bir ürünüdür.</p>
<p>işbu sözlük, sizi bir anda tarihin karanlıklarına götürebilir, uyarmadılar demeyin.</p>
<p>tarihin karanlıkları;</p>
<p>batılı tespitini yapanlar tarafından küçümsenen,</p>
<p>oryantalistlerden medet uman,</p>
<p>pozitif olanın, yere düşen bir bardak gibi dağılabilir olduğuna<br />
hükmeden, günümüzün aydınlığını geçmişin karanlığına bağlayan,<br />
geçmişi karartarak günümüzü aydınlatan,<br />
böylece 100 yıl sonrasının aydınlığı için bugünü karartmaktan<br />
çekinmeyen,</p>
<p>ilahi olanı teolojik rasyonalizmle açıklayan,</p>
<p>hayatı bir fenomen zannedip laboratuarcı ağızlarıyla hayat hakkında<br />
ölü ahkamlar kesen,</p>
<p>ülkelerin gelişmişliğini gayr-i safi milli hasıla değeriyle<br />
ölçebilen,</p>
<p>&#8220;ama şarabın da kendine göre faydaları var&#8221; diyen,</p>
<p>hristiyanlığın kapitalizme bir eşik, kapitalizmin günümüz<br />
değerlerinden bir dinamik, bu dinamiğin dostlarının özgürlük ve<br />
demokrasi olduğunu savunan,</p>
<p>özgürlüğü hareket kabiliyetine, hareket kabiliyetini fizyoloji ve<br />
sermayeye entegre eden,</p>
<p>teknik düşünceyi bilim hurafesine konu eden,</p>
<p>toplumu salt ekonomiyle açıklayan, economicus insanın bir insan modeli<br />
olabileceğini modelleyebilen,</p>
<p>çağlık kavramlar üretebilen, çağlık kavramlar her ne ise geçmiş<br />
çağlık kavramlar gibi olmayıp daha çağlık kavramlar olabilen,</p>
<p>insanın seçimlerini akaide konu edip fıkhî hüküm çıkartan, bununla<br />
yetinmeyip hükmünü tefsir usulü olarak kullanan, ürettiği tefsir<br />
usulüyle yabancı dil öğrenmeye gerek olmadığını savunan,</p>
<p>gizliden gizliye islam&#8217;da bir enternasyonalizmin olduğunu savunan,</p>
<p>niçe, haydigır, fuko gibi batılı bilgi sevicilerden ayetlere dolaylı<br />
saptamaları tespit edip lüzumsuzluk yapabilen,</p>
<p>doğruyu bildiği halde bir türlü ifade edemeyen, bu yüzden sezgiciliğin<br />
sığ limanına sığınmaktan başka çaresi kalmayan,</p>
<p>psikiatrinin gerçekten tıbbın bir dalı olduğuna inanan,</p>
<p>psikolojiyi ruh kavramından çıkarsayıp da ruhu metafizik diye<br />
küçümseyen,</p>
<p>ruhu metafizik diye küçümserken, kendine göre bir ruh tanımıyla<br />
maretyalizm üreten, sinemayı gerçekten bir sanat dalı zanneden, estetikle<br />
aksiyoloji ayrımını bilmeyen, bir inşaatı “modern” olarak<br />
niteleyebilen,</p>
<p>sebeple sonuç arasındaki mesafeyi bilmesine rağmen saptayamadığı<br />
agnostisizmi aracılığıyla trajedisini bir maddenin parçalanması olarak<br />
bünyeden atabileceğini sanan,</p>
<p>siyasi bir düşünce ile itikadi bir düşünceyi birbirinden ayıramayan,</p>
<p>medyayı şov, şovu medya zanneden,</p>
<p>bir kumaşın üzerine “anarşizmin bayrağı yoktur” diye yazıp kumaş<br />
dalgalandıran,</p>
<p>marx’ı ilerici olarak niteleyip onunla aynı dönemi yaşayan bir sürü<br />
insanı gerici olarak ilan edebilen,</p>
<p>hegel’e rağmen ve onun üstüne hala sol ve sağ kavramları hoyratça<br />
kullanabilen,</p>
<p>gestalt psikolojisini nimetten sayıp, yetinmeyip bir de kırmasından nlp<br />
üretip başarı diye narsisistik bir egoizmi değerselleştiren,</p>
<p>kavram açıklamaya dayalı olarak örgütlü bir iktidar adayı<br />
topluluğunun, toplum mühendisliğine yönelerek aydın’ı, aydınlığı,<br />
aydınlanmayı tanımlayan,</p>
<p>millet aileliğinden ulusalcılık nosyonu türeten, ürettiği bu nosyonla<br />
da militarizmi yerel bir demokrasinin çekirdeği ve dinamiği sayan,</p>
<p>gerçekle hakikati, hakikatle doğruyu birbirine karıştıran,</p>
<p>az okuyan çok düşünen, çok düşünen az okuyan, okumak neyse onu her<br />
bulduğunu okumak olarak anlayan, her bulduğunu okumakla da tek bir şeyi<br />
okumak arasındaki ilişkiyi kuramayan, tek bir şeyi okumakla da her şeyi<br />
okumanın ilmini alamayan,</p>
<p>ne yaparsa yapsın, her haliyle entropiyi kendi şahsında tecessüm ettiren,</p>
<p>moderniteye hem içeriden, hem dışarıdan bakabilen,</p>
<p>stilize,<br />
entegre,<br />
sterilize,<br />
adapte,<br />
hizalı,<br />
çizgide,<br />
akış içerisinde,<br />
topluca tanrılaşma hevesinde,<br />
öğretimli,<br />
diplomalı,<br />
kravatlı,<br />
fularlı,<br />
paralı,<br />
silahlı,<br />
her zaman haklı,<br />
yüze sallanan türden parmaklı,<br />
…</p>
<p>kişilerin kaygılarını ruh düzeyinde haklı çıkartır.</p>
<p>bu beyan, haklılıkları içimizde barındırmak istemediğimiz şemanın<br />
resmidir.</p>
<p>biz kendimizi belirledik, her cümle kurabilen da edeben önce kendisini<br />
belirlesin.</p>
<p>Mürteci Sözlük</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/10/murteci-sozluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
