<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KAİNATA MEKTUP &#187; röportaj</title>
	<atom:link href="http://kainatamektup.com/index.php/category/gunce/roportaj/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kainatamektup.com</link>
	<description>yenileniyoruz... &#124; &#124; bitmeyen bir aşk yürüyüşü...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Sep 2010 06:17:11 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>ADALET VE EMEK HAREKETİ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/03/adalet-ve-emek-hareketi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/03/adalet-ve-emek-hareketi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 07:34:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[dergilerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Emek Hareketi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1367</guid>
		<description><![CDATA[
Türkiye&#8217;nin ufkunu genişleten Kurtuba Dergisi&#8216;nin 4.sayısına verdiğimiz mülakatı sitemizde yayınlıyoruz. Bir aksilik olmazsa Nisan ayında çıkacak 5. sayıda gün yüzü görmemiş bir hikayemiz yayınlanacak.
Nijer’den Kosova’ya, Patani’den Tunus’a; büyük ülkemizin münbit topraklarından Konya’da, bitmek bilmeyen mütevazi bir yürüyüşün izini sürdük. Karşımıza Adalet ve Emek Hareketi’nin  oyun kurucusu Cihad Meriç çıktı. On yıldır kainatamektup.com’dan sesini dünyanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1369" title="onuncu" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/03/onuncu-213x300.jpg" alt="onuncu" width="213" height="300" /></p>
<blockquote><p>Türkiye&#8217;nin ufkunu genişleten <a href="http://kurtubadergisi.com/dergi/" target="_blank">Kurtuba Dergisi</a>&#8216;nin 4.sayısına verdiğimiz mülakatı sitemizde yayınlıyoruz. Bir aksilik olmazsa Nisan ayında çıkacak 5. sayıda gün yüzü görmemiş bir hikayemiz yayınlanacak.</p></blockquote>
<p>Nijer’den Kosova’ya, Patani’den Tunus’a; büyük ülkemizin münbit topraklarından Konya’da, bitmek bilmeyen mütevazi bir yürüyüşün izini sürdük. Karşımıza Adalet ve Emek Hareketi’nin  oyun kurucusu Cihad Meriç çıktı. On yıldır kainatamektup.com’dan sesini dünyanın dört bir tarafına ulaştırıyor. Amerika’dan Dubai’ye, pek çok sıkı dostu var. Nuri Pakdil’in bağlanmasını başucundan eksik etmiyor. Cemil Meriç gibi o da ışığın doğudan geldiğine tüm kalbiyle inanıyor. Kapitalizmle mutmain olan insanlığa ahilik gibi kadim bir geleneği işaret ediyor. Cihad Meriç’e Adalet ve Emek Hareketi’ni sorduk. O da bize ruhuyla cevap verdi.<br />
<strong><br />
Adalet ve Emek Hareketi’ne bağlananlar ne düşünüyorlar?</strong><br />
Hayrı tavsiye eden, kötülüğü engelleyen İslam geleneğine yaslanarak geleceğe bakarız. Allah dışında tapılan tüm sahte ve gizli ilahları, maddeyi kutsayan zamanın reel politiğini reddederiz.</p>
<p><strong>Ahilik geleneğiyle hareketinizin sıkı bir ilişkisi var bildiğimiz kadarıyla?</strong><br />
Evet. İslam geleneğinden beslenen fütüvvet ve ahilik gelenekleri adil emek ve ekmek paylaşımı için mücadele etmiştir ve zaman zaman da başarıya ulaşmışlardır.</p>
<p><strong>Peki çağımızda ahiliğe nasıl bakıyorsunuz? </strong><br />
Ne solcular gibi sadece işçi iktidar olsun diyoruz, ne sağcılar ve muhafazakarlar gibi sadece güçlü ve zengin olana tabi olalım diyoruz, ne de liberaller gibi öyle de olur böyle de olur diyoruz. Biz zulmün tek alternatifinin adalet olduğunu biliyoruz. Herkes hesap vermeli, hiç kimse bir takım tabuların arkasına sığınıp paçayı sıyırmamalı. Yanlış herkes için yanlış olmalı, hatayı patronun veya işçinin, zenginin veya fakirin yapmış olması önemli değil. Ahilik geleneğinde işçi ve işveren arkadaş gibi çalışmış ki bizce bu konu özellikle uzun soluklu düşünülmelidir.</p>
<p><strong>Ahilik eşittir adalet yani?</strong><br />
Aynen öyle. Herkes, dünyayı şu kadar az aile yönetiyor, işte ülkemizde 1000 kişi var pastanın şu kadarını yiyen diyor ve sonuçta yine aynı düzen devam ediyor. 70 milyonun oyunu 1000 kişi nasıl silip süpürebilir. Ey esnaf kendine gel. Ey işçi kendine gel. Ey memur kendine gel. Ey işsiz kendine gel. Ey ev hanımı kendine gel. Sadece seslendiğimiz bu kitlenin toplamı tek başına iktidar olmak için yeter de artar bile. Aslında marjinal olan, az olan onlar. Fakat bize bir şekilde hapı yutturuyorlar. Çünkü işçi sendikası teşkilatları yeni baronlar çıkarmış, esnaf  dernekleri ve çiftçi birlikleri saltanat yeri olmuş, bunları düzeltemeyenlerin gidip iktidardan pay istemesi abesle iştigaldir. Daha senin küçücük grubunda adalet iktidar değil. İşlerimiz yöneticilerin insiyatifine kalmış, aciz insana tek başına sorumluluk yüklemek en büyük hastalığımız. Kim olursa olsun; kişiler kontrol edil(e)miyorsa, hesap vereceğini düşünmüyorsa her an ayakları ve kalpleri kaymaya müsaittir. Günümüzde bal tutanlar parmaklarını bitirdi, artık ellerini yalıyor.</p>
<p><strong>Ahilik, batı algısına bir tavır alış anlamına da geliyor o zaman?</strong><br />
Tabii ki. Batı bizim sorunlarımıza cevap veremez. Güç ve sömürü üzerine kurulmuş bir düzenin hangi öğretisi derde deva olabilir. Kendi çıkarından başka bir şey düşünmeyenlerin sosyal adalet hakkında konuşacak cümleleri olduğunu düşünmek safdillik olur.</p>
<p><strong>Adalet ve Emek Hareketi’nin söyleyecek daha çok sözü var</strong><br />
Söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Güçlüye karşı mazlumun yanındayız, zengine karşı fakiri önemsiyoruz. Her nerede bir garip varsa onlarla aynı kalbi taşıdığımız için adil emek paylaşımı diyoruz. Bu gök kubbede gariplerin sözü en gür sedadır.  Son temiz toprak kirletilene kadar, son su kaynağı kuruyana kadar, son balık tutulana kadar, son ağaç kesilene kadar biz sözümüzü kızılderili asilliği ile söylemeye devam edeceğiz. Beyaz adama karşı kızılderililerin ve siyah adamın yanındayız. Kendi rahat ve konforları için herkesi rahatsız edenlerden nefret ediyoruz. Üç günlük dünya için korumasız insanları gözünü kırpmadan öldürenlerden nefret ediyoruz. Asr-ı saadete ve o dönemin kokusunu taşıyan zamanlara yani barışa, adalete, huzura dönmek için adalet ve emek hareketi diyoruz. Bizler adaleti gözeten bireyler olarak bir aileyiz; selam ile söze başlar, selam ile sözü bitiririz.</p>
<p>O halde biz de Adalet ve Emek Hareketi’ni en militan duygularımızla selamlıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/03/adalet-ve-emek-hareketi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAYATIN İÇİNDE BİR TEFEKKÜR KALESİ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/hayatin-icinde-bir-tefekkur-kalesi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/hayatin-icinde-bir-tefekkur-kalesi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 04:24:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atasoy Müftüoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bir insan]]></category>
		<category><![CDATA[hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1092</guid>
		<description><![CDATA[

[Cihad Meriç'in Notu: Biz onu severiz, o gençleri sever, kapısı her daim açık bir gönül eridir. Mektuplarımla kendisini ziyaret etmiştim. Şimdiye kadar kapısını tıklamak nasip olmadı; fakat en kısa zamanda bu da olacak inşallah. Bir dost "Yarın Eskişehir'e Atasoy Ağabey'i ziyarete gidelim." diye boşuna dememiş. Büyük ihtimal dünyabizim'den Adem Bey'in hazırladığı yazıyı okumuştur.]
Atasoy Müftüoğlu…  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1093 aligncenter" title="atasoy müftüoğlu" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/01/atasoy-müftüoğlu.jpg" alt="atasoy müftüoğlu" width="515" height="410" /></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: left;"><strong>[</strong><em><strong>Cihad Meriç'in Notu:</strong> Biz onu severiz, o gençleri sever, kapısı her daim açık bir gönül eridir. Mektuplarımla kendisini ziyaret etmiştim. Şimdiye kadar kapısını tıklamak nasip olmadı; fakat en kısa zamanda bu da olacak inşallah. Bir dost "Yarın Eskişehir'e Atasoy Ağabey'i ziyarete gidelim." diye boşuna dememiş. Büyük ihtimal dünyabizim'den Adem Bey'in hazırladığı yazıyı okumuştur.</em><strong>]</strong></p>
<p>Atasoy Müftüoğlu…  Yeryüzü coğrafyasının büyük üstadı. “Firak”la başlayan yolculuğuna daha nice eserler ekleyerek yürüyen Büyük Doğu yolcusu. Eskişehir’de yaşıyor ama yüreği ve aklı bir bakmışsınız Somali’de, bir bakmışsınız Çeçenistan’da Keşmir’de, Kudüs’te, Kandahar’da, Halep’te, Moro’da, Lion&#8217;da, Heidelberg&#8217;de, Pekin&#8217;de yürüyüşüne devam ediyor. Soluğu hiç kesilmeyen bir atlıdır O; “Önden Giden Atlılar”ın en en soylu olanlarından…</p>
<p>Kendisiyle ufak fakat minvali kainatı ve içimize doğru giden yolları kapsayan bir söyleşi gerçekleştirdik.</p>
<p><strong>1- Atasoy Müftüoğlu güne nasıl başlıyor?</strong></p>
<p><strong>Her sabah yeni başlangıçlara, yeni ufuklara, yeni dostluklara uyanırım</strong></p>
<p>Her sabah; hiç aksatmadan, sabah namazından yarım saat önce hayata uyanırım. Bu saatler benim için son derece heyecanlı saatlerdir. Yeni bir sabaha sağlık ve esenlik içerisinde uyanmak; yeni başlangıçlara, yeni ufuklara, yeni ilişkilere, yeni çalışmalara, yeni dostluklara uyanmaktır. Sabah namazından sonra kitaplığımda eski kitapları karıştırmak, eski kitaplardan kimi bölümler okumak bana büyük bir haz verir. Bu saatler benim için şiirsel saatlerdir, şiirsel vakitlerdir. Bu vakitler içsel ve içten inşalar için insana büyük imkanlar kazandırır.</p>
<p>Her sabah evden mümkün olan en erken saatte ayrılırım. Yeni ve güzel haberler alırım umuduyla neredeyse koşarak büroya giderim. Eskişehir’de hayatım evim ile bürom arasında geçiyor. Evden büro’ya yürüyerek gidip geliyorum. Eskişehir’de her yere yürüyerek gider gelirim. Ev ile büro arası 40 dakika sürüyor. Büro’ya gelirken günlük gazeteleri alır, gazetelerde yalnızca kimi köşe yazılarını okurum. Güncelliğe boğulup kalmaktan korkarım. Sabahleyin genellikle Eskişehir dışından misafirlerim olur. Ziyaretçilerim daha çok gençler, öğrencilerdir.</p>
<p><strong>Gençlerle iç içe olmak hayatın dinamiği olmalı</strong></p>
<p><strong>Gençlerle protokolsüz ilişkilerimiz var.</strong> Büro’ya gelmek için randevuya ihtiyaç yok. Eskişehir’de bulunduğum günlerde bütün saatlerde büromuz ziyaretçilere açık. Bu öğretim yılında, geçen yıl başlattığımız bir programı sürdürüyoruz. Programımızın adı: “Yeni başlayanlar için yeni bir çerçeve” adını taşıyor. Bu yeni çerçeve, <strong>Muhammed Esed’in Kur’an Mesajı (İşaret Yayınları), Mevlana Mevdudi’nin Tercümanül- Kur’an’ı (İnkılab Yayınları), İsmail Raci Faruki’nin Tevhid’i (İnsan Yayınları) yine İsmail Raci Faruki’nin İslam Kültür Atlası (İnkılab Yayınları)</strong> gibi kitaplardan oluşuyor.</p>
<p>Gençler’in; bu kitapları özümseyerek, bir ahlaka/bilince/tavra/tarza dönüştürerek, bu kitaplardaki çerçeveleri yaşanılır kılıncaya kadar okumalarını istiyoruz. Bu kitaplar hakkında kendileriyle konuşuyoruz. Bu öğretim yılında 100 civarında arkadaşımıza bu kitapları kazandırdık.</p>
<p>Bu programın dışında son birkaç yıldır sürdürdüğümüz<strong> tarih felsefesi okumaları</strong>nı bu yıl da sürdürmeyi planlıyoruz. Günümüz dünyasını yakından izlemeye çalışıyoruz. Entelektüel dünyanın nabzını tutalım istiyoruz. Gençlerin kültürel yerelliklerle, dinî yerelliklerle kendilerini sınırlandırmamaları gerektiğini düşünüyoruz. Bu çalışmalarla gençlerin entelektüel düzeylerini yükseltmeyi amaçlıyoruz.</p>
<p><strong>2- Öğle aralığında Atasoy Müftüoğlu hangi kapıları  aralıyor?</strong></p>
<p>Misafirlerime imkanım ölçüsünde kitaplar armağan ediyorum</p>
<p>Öğle saatlerini de büroda geçiriyorum, öğle namazını büroda kılıyorum. Hangi saatte olursa olsun misafirlerimize, özellikle de Eskişehir dışından gelen misafirlerimize taze <strong>simit ve çay ikram ediyorum. Her misafirin bir elma istihkakı da var. </strong>Kitap konusunda, okuma konusunda hassasiyetlerini bildiğim ya da öğrendiğim arkadaşlara imkanım ölçüsünde kitaplar armağan ediyorum. Şimdiye kadar evimize ya da büroya gelen misafirlere kitaplığımın neredeyse yarısını armağan ettiğimi söyleyebilirim. Kuşkusuz ben de armağan kitaplar alıyorum, bekliyorum.</p>
<p>10406Yazı çalışmalarımı büroda sürdürüyorum. Yazılarımı ziyaretçilerin bulunmadığı saatlerde yazmaya çalışıyorum. Benden yazı talep eden herkese olumlu yanıt vermeye çalışıyorum. Şimdiye kadar kendi arzumla her hangi bir yerde yazı yazmadım. Birbirinin devamı sayılabilecek yazılar ve kitaplar yazıyorum.<strong> Profesyonel değilim, usta değilim, iddialı değilim. </strong>Bir sorumluluğu yerine getirmek üzere yazıyorum. Kendime özgü bir tarzım var. Her konuda yazabilecek bir yeteneğim yok.</p>
<p>Verimli bir sohbet yazmağa değer noktalara götürür</p>
<p>Pek çok yazı bürodaki sohbetler sırasında kendiliğinden biçimlenir. Ayrıntılara yer vermeyen özet yazılar, özet kitaplar yazdım, yazıyorum. Yazarken teknik bir hazırlık yapmam. Genellikle öğle saatlerinde postacı gelir, kargocu gelir. Postadan mektuplar çıkar, kargodan dergiler ve kitaplar çıkar. Gelen mektupları aynı gün yanıtlamaya çalışırım. <strong>Her gün mutlaka birkaç mektup yazarım.</strong> Mektup günümüz insanının gündeminden çıkıyor artık. Dolayısıyle mektup yazanlar da azalıyor.</p>
<p><strong>Mektuplaşma birebir yakınlaşmanın yöntemi</strong></p>
<p>Gençlerle mektuplar aracılığıyla konuşuyoruz, görüş alışverişinde bulunuyoruz. Kimi zaman tartışıyoruz. Dostluklar ve dayanışmalar tükeniyor. Eski arkadaşlarımızla ilişkilerimiz protokol ilişkilerine dönüşüyor. Kimi arkadaşlarımız politikacı oldular, kimi arkadaşlarımız iş adamı oldular, kimi arkadaşlarımız bürokrat oldular, kimi arkadaşlarımız farklı cemaat tercihleri yaptılar.</p>
<p>Kimi arkadaşlarımız kendi adlarıyla anılan cemaatler kurdular. Kendi gündemleriyle, yöntemleriyle, çevreleriyle, ilişki biçimleriyle, konumlarıyla büyülenen arkadaşlarımız, kendi dünyalarına kapandılar ve bizimle ilişkilerini kestiler. Bu nedenle ben şimdi kiminle sorumluluk alışverişi yapabileceğimi, kiminle hangi konuları paylaşabileceğimi, kiminle hangi tarzda/bağlamda konuşabileceğimi kestiremiyorum. Kimi eski arkadaşlarıma ofislerindeki sekreterya duvarları sebebiyle ulaşmayı başaramıyorum.</p>
<p><strong>3- Atasoy Müftüoğlu ikindi vakti dünyanın neresindedir?</strong></p>
<p>Medyatik ilgilerin gündemimizi belirlemesinden çok korkarım</p>
<p>Sabahları hayata çok heyecanlı bir şekilde başladığımı söylemiştim. Bu heyecanı bütün bir gün sürdürdüğümü söyleyemem. Büro’ya gelen arkadaşlara ne pahasına olursa olsun temel sorular ve temel sorunlar üzerinde yoğunlaşmak zorunda olduğumuzu anlatmaya çalışırım. Bilgimizi, bilincimizi çoğaltarak bağımsızlığımızı da çoğaltabileceğimizi söylerim. Kaba, ucuz, düzeysiz hamasete karşı arkadaşları uyarırım. Hayatımızın içeriğini yoğunlaştırmamız, derinleştirmemiz konusunda hassas olmamız gerektiğini söylerim. Entelektüel hareketsizliğin mazur görülemeyeceğini, algılarımızın kendimiz tarafından yönetilmesi gerektiğini, her türlü manipülasyona karşı bilincimizi tahkim etmemiz gerektiğini konuşuruz.</p>
<p>Yeni keşifler için, yeni boyutlar için, yeni ufuklar için bir açlık, bir merak içerisinde bulunmamız gerektiğini; üstadlarımızı/ağabeylerimizi izlerken eleştirel bir dikkat içerisinde bulunmamız gerektiğini, üstadlarımızın/ağabeylerimizin de yanlışlar yapabileceklerini, yanlışlar yaptıklarını örnekler vererek gençlere anlatırım. Bu nedenlerle gençlerin bizleri aşmaları gerektiğini onlara telkin ederim. Her kuşağın kendi dönemine özgü bir dili/söylemi/sorumluluğu olması gerektiğine inanırım.</p>
<p>Bu nedenle gençlerin bizim kuşakları taklit etmelerinin çok yanlış olduğunu belirtirim. Gençlere İslam ailesine ait ortak renkleri, ortak hassasiyetleri, ortak kaygıları temsil etmelerini, hizip adamı olmamalarını, hiç kimsenin adamı olamamalarını, her durumda Allah’a ait olmalarını, namımız yürüsün diye hiç bir şey yapmamaları gerektiğini, İslami bir kültür devrimini başarmak için evrensel ufuklara, dayanışmalara, üretkenliklere sahip olmamız gerektiğini anlatmaya çalışırım.</p>
<p><strong>4- Akşamları  hangi minval üzeredir?</strong></p>
<p>Aile içinde karşılıklı paylaşımın saatleri başlar</p>
<p>Akşam yemekleri evimizde erken yenir. Kimi zaman sofranın hazırlanması konusunda eşime yardım ederim. Evde eşimle bir araya geldiğimizde kendisine günün özetini anlatırım. İlgili günün haberleri/yazıları/yorumları konusunda karşılıklı değerlendirmeler yaparız. Eşim çok dikkatli bir gazete okuyucusudur. Bilmediğim konuları eşime, çocuklarıma danışırım. Merhum babam benden her hangi bir şey öğrenmek istemezdi. Ben çocuklarımdan yararlanıyorum. Onların dünyaya bakışı kuşkusuz bizim bakışımızdan daha genç. Onlar küresel dönemin bütün iletişim-etkileşim imkanlarını çok güzel bir şekilde kullanıyor.</p>
<p>Ben bilgisayar-internet-ceptelefonu vb kullanmıyorum. Bütün bunların beni kitapla ilgili yoğunluklarımdan uzaklaştırabileceğini düşünüyorum. İnternete taşınan arkadaşlarım kitap okumayı bıraktılar. Televizyon seyretmiyorum. Çok nitelikli sinema filmleri olduğunda eşim beni haberdar ediyor, birlikte seyrediyoruz. Vakitlerini televizyon’a ayıran arkadaşlarımızın da kitapla ilgili hassasiyetleri yok oluyor. Akşam namazlarından sonra eşimle birlikte bir çay mola’mız oluyor. Çayları genellikle ben hazırlıyorum.</p>
<p>Sadece insan ilişkileri değil kitap ilişkileri de o denli mühim</p>
<p>Hiç kimseye benim kitaplarımı okuyup okumadıklarını sormam, merak etmem. Ancak kitapla ilişkilerini sorarım. Eşim ve çocuklarım da benim kitaplarımı okumadılar, ancak kendi tercihleri doğrultusunda okuyorlar. Hepsi İstanbul’da yaşayan üç oğlum var onların sağladıkları imkanlarla son birkaç yıldır Türkiye dışına kültür gezileri yapıyoruz. Geçen yıl hep birlikte Endülüs’e gitmiştik. Hepimiz çok etkilendik, çok sarsıldık, çok büyük bir hüzne garkolduk. Sizin, bu söyleşi için beni aradığınızda da Portekizdeydik, orada, Lizbonda İslam sanatları sergisini gezdik. 11 nci yüzyılda Lizbonda İslami yoğunluklar olduğunu öğrendik. Akşamları, akşamdan sonraları evde daha çok yeni yayınları okuyarak vaktimi değerlendiririm. Pek çok kitabı birlikte okurum. Her yeni kitabı piyasaya çıktığı gün almak için çok çaba harcarım. Kimi kitapların piyasaya çıkışını büyük bir merakla beklerim. Kimi akşamları eşimle birlikte kitapçıları dolaştığımız olur. Şu günlerde yeni çıkan pek çok kitabı eleştirel bir dikkatle okumaya çalışıyorum.</p>
<p><strong>5- Atasoy Müftüoğlu geceyi/geceleri nasıl yaşıyor?</strong></p>
<p><strong>Kalabalıklardan, kalabalık ilgilerden uzakta yaşıyorum</strong></p>
<p>Ben, içerisinde yaşadığımız dönemde ahlaki bir ses, sorumlu bir ses olmaya çalışıyorum. Hepimizi derinden yaralayan rahatsız eden gelişmelere karşı duyarlı  bir çevre oluşturmaya çalışıyorum. Kendi ismimle anılan her hangi bir şey yapmak istemiyorum. Ahlaki sorgulamalar yaparak, ahlaki duruşu bir eyleme dönüştürelim istiyorum. Bilinçli çabaların süreklilik gösteren çabalar olduğuna inanıyorum.</p>
<p>Kültürel bir çürüme döneminde, kültürel yoksullaşma döneminde, ayrıntı kalabalıklarından kurtularak, bütün bilinç kapılarını genç kuşaklar için sonuna kadar açmamız gerektiğini düşünüyorum. Bütün bu nedenlerle Rabbimizin bize katından lütfettiği, içerisine doğduğumuz bütün vakitleri; sınırlarımızın ve sorumluluklarımızın bilincinde olarak; hiç bir aşırılığa, bencilliğe, narsisizme, bağnazlığa düşmeden değerlendirmeye çalışıyorum.</p>
<p><strong>Güncel olan hayattır, kalıplarla ve imgelemelerle tamamını göremezsiniz</strong></p>
<p>Kalıpçı yaklaşımlara; moda ilgilere, moda konulara, moda kitaplara itibar etmiyorum. Hayatı bir bütünlük içerisinde yaşamaya gayret ediyorum. Dışlanma ve yalnızlaşma korkusu taşımadan farklı olmaya cesaret etmemiz gerektiğini düşünüyorum. 43 yıldır Eskişehir’de yaşadığım halde, bugün gelmiş kadar bu kente yabancı olduğum için, her hangi bir gece etkinliğine katılmıyorum.</p>
<p>Kalabalıklardan, kalabalık ilgilerden uzakta yaşıyorum. Kalabalıkların ilgisini çekecek bir dile, söyleme, tarzı ihtiyaç duymuyorum, saygı da duymuyorum. Sayılara değil, niteliklere önem vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Sabahları çok erken kalktığım için, geceleri en geç saat 23’de yatıyorum.</p>
<p>Sizin için, hepimiz için aziz vakitler, aziz uğraşlar, aziz dostluklar, aziz ilgiler, aziz bir ömür ve aziz bir gelecek dua ediyorum.</p>
<p><strong>Adem Turan ne güzel bir &#8216;adam&#8217;a sordu.</strong></p>
<p>kaynak: <a href="http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=2662">dunyabizim.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/hayatin-icinde-bir-tefekkur-kalesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
