<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KAİNATA MEKTUP &#187; Mektup</title>
	<atom:link href="http://kainatamektup.com/index.php/category/gunce/mektup/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kainatamektup.com</link>
	<description>yenileniyoruz... &#124; &#124; bitmeyen bir aşk yürüyüşü...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 14:05:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>ELVEDA KONYA, MERHABA CİZRE</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2011/09/elveda-konya-merhaba-cizre/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2011/09/elveda-konya-merhaba-cizre/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Sep 2011 16:05:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİZ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[HAYATA DAİR]]></category>
		<category><![CDATA[İYİ ADAMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Adamlar Defteri]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[MUHABBET]]></category>
		<category><![CDATA[Sır Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=2867</guid>
		<description><![CDATA[Her ne kadar her şey bir plan dahilinde ilerlesede yine de hızlı değişimler yaşıyoruz. Konya&#8217;dan bir süreliğine ayrılıyorum. (Sürenin ne...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/03/sir_hoca.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/03/sir_hoca.jpg" alt="" title="sir_hoca" width="640" height="250" class="alignright size-full wp-image-2427" /></a>Her ne kadar her şey bir plan dahilinde ilerlesede yine de hızlı değişimler yaşıyoruz.</p>
<p>Konya&#8217;dan bir süreliğine ayrılıyorum. (Sürenin ne kadar olacağını ve dönüşün buraya mı olacağını Allah bilir.)</p>
<p>bugün anladım ki konya&#8217;da çok dostluk biriktirmişim.<br />
doğru yolda olduğumuzu böyle geri dönüşümler sayesinde anlıyoruz.<br />
ayrılık güzellikleri daha iyi ortaya çıkarıyor. son bir konya yazısı yazılmalı.</p>
<p>konya&#8217;nın iyi adamlarına selam.<br />
öyle iyi adamlar ki cizre&#8217;ye köprü olup bizim güzel insanlarla tanışmamıza vesile oluyorlar.<br />
<strong>iyilikte kalpten kalbe, şehirden şehire taşınırmış anladım.</strong></p>
<p>üç yıldır kullandığım büromu da kapattım.<br />
bir süre konya rampalı çarşıda olmayacağız.<br />
önce karşımdaki dünya haritasını<br />
sonra sağımdaki Türkiye haritasını<br />
son olarak Ortadoğu haritasını söktüm.</p>
<p>konya&#8217;dan biz gidiyoruz diye boş kalmıyor; çünkü konya bizden önce de doluydu bizden sonrada dolu olacak.<br />
en çok önemsediğimiz kişi, sır hocamız burada inşallah.<br />
o burada oldukça bizde buradayız.<br />
daha bir çok güzel adam bırakıyorum ardımda; fakat bizim için merkez sır hoca.<br />
o bütün iyi adamları tanır.<br />
pirime ve piri paşa medresesine selam.<br />
bize hayatın usulünü öğreten SIR Hocamıza selam.<br />
şunu da ekleyelim daha öğreneceğimiz çok şey var.</p>
<p>hicrette bereket var ki!<br />
göçe göçe viyana&#8217;ya vardık.<br />
oturduğumuz gün olduğumuz yerde kaldık. hatta geri çekildik.<br />
kainatta her şey bir yerden bir yere göç ediyorsa (toprağında deniz gibi dalgalandığı söylenir.) insan neden dursun ki!</p>
<p>bugün 20:30&#8242;da konya&#8217;dan cizre&#8217;ye yola çıkıyorum.<br />
en yakın internet bağlantısına kadar hayır üzere kalın.</p>
<p>Ya Rabbi tüm isimlerinle her şeyden sana sığınıyoruz.<br />
Bizleri hayır yolunda koşan kullarından eyle.<br />
kalplerimizi ve akıllarımızı hayır üzere birleştir.<br />
amin.</p>
<p>Not: Afyon yazımız sayha dergide yayınlandı. <a href="http://www.sayhadergi.com/3328/kulliyeli-sehirler-iv-afyon">Külliyeli Şehirler IV : Afyon</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2011/09/elveda-konya-merhaba-cizre/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOSTA ve DOSTLARA MEKTUP</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2011/03/dosta-ve-dostlara-mektup/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2011/03/dosta-ve-dostlara-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2011 20:40:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[MUHABBET]]></category>
		<category><![CDATA[AHMED]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=2433</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Hâlâ kara kalem mektuplaşanlara hediye edilmiştir.&#8221; Bismi Hay / Cihad Uzun zaman oldu posta kutum yazılı mektup görmeyeli. Yazılı diyorum;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/03/dosta.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/03/dosta.jpg" alt="" title="dosta" width="640" height="250" class="alignright size-full wp-image-2456" /></a>
<p style="text-align: right;"><strong>&#8220;Hâlâ kara kalem mektuplaşanlara hediye edilmiştir.&#8221;</strong></p>
<table>
<tr>
<td>
<h3>Bismi Hay / Cihad</h3>
<p>Uzun zaman oldu posta kutum yazılı mektup görmeyeli. Yazılı diyorum; çünkü mail kutumuza az çok mektuplar düşüyor, artık maile, kısa bir mesaja bile sevinir olduk. Değerli bir dostun kaleminden satırlar okumak gönlümüzü genişletti. Hasretine tam olarak teselli olmasada bir katre de olsa yüreğimizin acısını dindirdi. Önce Yüce Dost’a, sonra Habibine, Erenlere ve 21. yüzyılda dostluğun yaşanılır olduğunu hatırlatan yol arkadaşıma selam olsun.</p>
<p>Bu zamanda yüksek paylaşımlar yaşamak her ademin harcı değil. Bir şeyler perde oluyor paylaşıma ve arınamıyoruz. Zamanla kirli ellerimiz birbirine muhabbeti geçirmiyor. Yanlış anlaşılmasın hatasız dost aramıyoruz; samimi, güvenilir yaren arıyoruz. İnsandır hata yapar; fakat insan bir gün hatırlar ve eksiklerini düzeltir. Yanlışta ısrar etmeyen kişi kurtuluşa erebilir. Ama önce yol almak için Aşk-ı Muhabbet gerekiyor. Tek azığımız aşk ve muhabbet, bizi daha iyi adam yapacak olan, birbirimize yakın kılacak olan tek sermayemiz.</p>
<p>“Elhamdülillah” diyorum; çünkü Rabbim öyle nimetler verdi ki ne kadar şükretsek azdır. Ancak en çok insan nimetine şükrediyorum. Bana yaren kıldığı güzel insanlara, telefonu kaldırdığımda ulaşacağım veya yürüdüğümde ulaşacağım güzel dostlara. Kendimi çok zengin hissediyorum.Ve bugünün bütçelerinin karşılayamayacağı rakamlara sahibim. Evet anladığın gibi ben insan zenginiyim. Rabbim sayılarını çoğaltsın. Çok güzel insanlar tanıdım ve bir bir hayatıma iyi insanlar girmeye devam ediyor.<br />
İşte sevgili dostum bunlardan biri de sensin. Oturup sesli veya sessiz saatlerce konuşabileceğim nadir insanlardan birisin. İki alemde de yan yana oluruz inşallah.</p>
<p>Türlü imtihanlardan geçiyoruz. İman etmekle başlıyor büyük imtihan.Ve inandığın gibi yaşama gayreti sınavı zorlaştırıyor. Farklı olana talipsen zorluklar olacak, bazen kaybettim sanacaksın, aslında tam da o gün kazandığın gündür.</p>
<p>Hep rayına girecek bir hayat istedim; fakat olmuyor. Demek ki tren değiliz, kuyruk olamadık. Hakikat yolu bazen otoban gibidir; fakat bilmediğin bir anda ya viraj veya daralma olabilir. İşin cilvesi bu, naz makamının güzelliği. Çok rahat bir yaşamda ne kadar hakikati düşüneceksin. Kuş tüyü yastıklarda, yediğin önünde yemediğin arkanda nasıl düşünceye gebe olabilirsin. Doğum her zaman sancılıdır. Kendimizi tekrar doğurabilmemiz için bütün sancılara hazır olmamız gerekiyor.</p>
<p>Hakikat yolunda mısın, yaşayacak geçimliğin var mı, hayatı paylaşacak dosta ve dostlara sahip misin? Kulluğunu arttır, şükret, bilmediklerini öğrenme yolunda ol.</p>
<p>Allah aşkını ara, nereye gizlendiği belli olmaz.<br />
Bir nefes çek ve gelsin huzur.<br />
Bırakma tut ve dinlen.<br />
Sürekli tutamazsın.<br />
Kaçtı mı bir daha çek.<br />
Soluk alman ne zaman nefes makamına gelir.<br />
İşte o zaman huzur dostun olur.<br />
Her soluk “Allah” der.</p>
<p>Selam ve muhabbetle dostum.</p>
<p>CİHAD MERİÇ</p>
<p>(Konya “Alaaddin-Su Deposu” tramvay hattında yazılmıştır.)
</td>
<td>
<h3>Bismi Hu / Ahmed</h3>
<p>Evvel dostun ismi düştü kalbime. Kalp, yüzünü akla döndü. İnce bir hatırlayışla dile hükmetti akıl. Dil, sükut içine, gurbet içine ele bıraktı emaneti. El,dile geldi. Kaleme söyledi. Kalem mütelaşi bir heyecanla kağıda açtı sırrını. Söz kağıda değdi, söz yerine geldi.</p>
<p>Dostun önce adı düştü kalbe: Sabret! Sav ve aş! Müşkilatla savaş. İyiye, iyiliğe muhabbetle “istikamet al, yürü, koş ve aş!”<br />
Mektup demiş idik, söz demiş idik. Zamanın dışarıda kısaldığı, içeride ise azaldığı anların birinde, hayallere ve bekleyişlere yakın bir yerden yazıyorum sana bu satırları. İnsanı sevdiklerini daha bir hatırladığı, daha bir özlediği yerden, yer ve zamanın içinden çekip çıkarılmış bir boşluk anında…</p>
<p>İyi olduğunu ümit ediyorum.Ümidim üzere dua ediyorum. Allah yüzünüze gülsün, daim gülsün.</p>
<p>Bu garibi sual edersen, oldukça yorgun bir halde akrep ve yelkovanı yoklayan gözlerimle gece servisini bekliyorum. Bir aydır dışarı çıkamadığımdan kendimi daha yorgun hissediyorum. Çarşıyı “ kilitleyenler” hayallerimin kapılarını açtıklarının farkında değiller. </p>
<p>Nasip olursa bu hafta sonu bu mektup postaya verilecek ve yürünülecek, sadece yürünülecek. Yürürken düşünülecek, üşünülecek. <strong>Ama “ayakkabılarım”zemine değdiği anda bir gün ceketini alıp gökyüzünün altında dilediğince yürüyebilecek zamanlara olan imanım daha bir artacak.</strong></p>
<p>Biri bana : “Üzülme dışarısı soğuk,içerisi sıcak.” dedi. <strong>Sahi soğuk özgürlük, sıcak esaretten daha mı kötüdür?</strong> </p>
<p>Cevabını sen daha iyi bilirsin.<br />
Kendime bakıyorum ne çok alışmışım gökyüzüne, burada daha iyi anlıyorum. Sabah araçtan inerken otuz adım, gece dönerken otuz adımlık gökyüzü. Fazlası yasak! Bir mana arıyorum bulamıyorum. Belki de yerdeki yıldızların gökteki yıldızlardan daha az olduğunu fark etmemek için! Kim bilir. Bilen bilir.</p>
<p>Daha fazla yazacak takatim kalmadı, dua et bir ay üstüne çarşı diyebileyim. Dua et, mart kokan, kar kokan titrek bir özgürlüğü sıcak bir esaretin yerine tercih edebileyim. Bekleyişin sonu bir kez daha “yasak”olmasın. Ve bir gün <strong>ruberu görüştüğümüzde sor, gökteki meleklerin rütbesini söyleyeyim.</strong></p>
<p>Not:Kusuruma bakma kağıt için. Allah’a emanet ol. Hz.Ömer’in mumu kadar kağıt var, Hz.Ömer’in mumu kadar kağıt yok!</p>
<p>AHMED
</td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2011/03/dosta-ve-dostlara-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgili Dünyam</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2011/02/sevgili-dunyam/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2011/02/sevgili-dunyam/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 21:13:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[HAYATA DAİR]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>
		<category><![CDATA[BARIŞ İNCEPINAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=2245</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemi, toprağımı, Suriye&#8217;yi Marekeş&#8217;i, Mozambik&#8217;i Singapur&#8217;u selamlıyorum. Dostlarımı, insanlığı selamlıyorum. Hayat bir şekilde akıyor. Yapılması gerekenler gün be gün artıyor....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/02/kaydirak.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2246" title="kaydirak" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/02/kaydirak-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Ülkemi, toprağımı, Suriye&#8217;yi  Marekeş&#8217;i, Mozambik&#8217;i Singapur&#8217;u selamlıyorum.</strong> Dostlarımı, insanlığı selamlıyorum. Hayat bir şekilde akıyor. Yapılması gerekenler gün be gün artıyor. Hayat bu bağlamda belki de zorlaşıyor. Tabii bir bakış attığında işsizleri, markette çalışmak için başvuranları, sırf ayakta kalma ücreti adına çalışmaya çalışanları görebilmelisin. Gördüğümüzde ne olacak… Günümüze halimize binler defa şükür…Takvim yaprakları bir bir düşüyor. Aylardan Şubat bir kış günü olmasına rağmen dışarısı çok güzel güneşli bir gün&#8230;Güneşli günler göreceğiz diyor şair.</p>
<p>Eldeki klavuz çok önemli yapılacak olan hareketlerimizdeki kıstas:</p>
<p>1-Hakkın rızasını gözetmek,</p>
<p>2-Hakkın rızasına kavuşturmadaki aracımızın yolumuzun hak olması,</p>
<p>3-Hak ve hak olanların sınırlarının çizilmesine ulaşmaya  kafa yormak ve duamızı etmek.</p>
<p>Musaf&#8217;da Rabbim ayetinde belirttiği gibi &#8220;Duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olurdu?&#8221; Furkan suresinin son ayetleri ve bir mümin olmadaki müminun suresi. Aslında rehber çok açık ama ben kitabımızın dilini bile bilmiyorum. Arapçayı bilmek! Şimdi İngilizcenin Çincenin pof poflandığı zamanlar, şimdiki zaman verb ayenci li yapılar(Ving)  Ne acı&#8230;</p>
<p>Sarmaşık gülleri … bir bahçem olsun 400 metrekare alanı olsun, üzerinde bir prefabrik konut nasip olsun, etrafını da tel örgülü sarmaşıklarla çevirsem. Bir alanı tek kaleli çim saha olsa ve potası olsa&#8230;</p>
<blockquote>
<p style="text-align: center;">Kaan&#8217;la oynasak ağaçlarımızı diksek.</p>
<p style="text-align: center;">Küçük bir alanda seramız olsa.</p>
<p style="text-align: center;">Hatırlayamadığım teknik terimini brokoli, çilek, maydanoz, ekşi ot eksek.</p>
<p style="text-align: center;">Çiçeklerimiz olsa sulasak kokusunu hissetsek. Toprağa dokunsak.</p>
<p style="text-align: center;">Elektriklerimiz gitse.</p>
<p style="text-align: center;">Hem de mumda gaz lambasında otursak. Televizyondan uzaklaşsak.</p>
<p style="text-align: center;">Hayata bakış atsak. Fark etsek. Selam versek.</p>
<p style="text-align: center;">Koşsak. Yürüsek. Oynasak. İp atlasak. Uçurtma uçurtsak. Çörek çeksek.</p>
<p style="text-align: center;">Toprağa oturup ikindi çayımızı içsek. Sennin yağmurun elerlinden kekini yapsak. Kitap okusak.</p>
<p style="text-align: center;">Dost bahçemiz olsa..</p>
<p style="text-align: center;">Cihad amcanla cemille komşu olsak.</p>
<p style="text-align: center;">Ufak sahamızda iki takım olarak maç yapsak…</p>
<p style="text-align: center;">Komşu çocukları toplasak…</p>
<p style="text-align: center;">İş çıkışları ikindileri maç yapsak. Evlere geç girsek</p>
<p style="text-align: center;">Yorulsak. Susasak….Elimize yufka içinde Müşvik ellerle sürülen yoğurt sürülmüş yufkalar yesek</p>
<p style="text-align: center;">Eski yufkalar saçda pişirilen yufkalar bulsak.</p>
<p style="text-align: center;">Cebimize leblebi üzüm koysak…</p>
<p style="text-align: center;">Hazır kek bisküvilerden uzak dursak.</p>
<p style="text-align: center;">Tercih etmeme  hakkımızı kullansak</p>
</blockquote>
<p>Sevgili dünyam bugün içimden bunlar geldi hepsi bu. Ki sen Rabbim dilimizdeki bağı çözensin. İfade etmek istediğimi sen daha iyi anlarsın beni. Çünkü sen bize şah damarından daha yakınsın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2011/02/sevgili-dunyam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZAMANINDA</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2011/01/zamaninda/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2011/01/zamaninda/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Jan 2011 04:19:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYATA DAİR]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=2159</guid>
		<description><![CDATA[Zamanı yakalayamıyoruz. O kadar göreceli ki, o kadar acımasız ki bizi öldürüyor. İlkokula giderken beyaz yakam, siyah önlüğüm, gri pantolonum,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/01/zaman.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/01/zaman-300x218.jpg" alt="" title="zaman" width="300" height="218" class="alignright size-medium wp-image-2160" /></a><strong>Zamanı yakalayamıyoruz.</strong> O kadar göreceli ki, o kadar acımasız ki bizi öldürüyor. İlkokula giderken beyaz yakam, siyah önlüğüm, gri pantolonum, siyah püsküllü iskarpinim, “Kara Şimşek” çantam gün gibi aklımda. Bugüne geldiğimde sanki o günü dün gibi hatırlıyorum. Can acıtan bir hatıra. O küçük çocuğa torpil geçmesini bekleyemezdik kadim zamandan. Çünkü şimdiye kadar kimlere dar etmemişti ki hayatı?</p>
<p>Her günü bir felaket sayan gönül. <strong>Dünü aşamamış ve onu felaket saymış ruh hali.</strong> Zaman bir kanser. Ama her tümör bir neşter ve kompres gerektirir. Bellek ve alışkanlık zaman kanserinin yüklemleridir. Herkes girdi bu denetimin altına. Belki de tehlikeli bir yaşam sürmeliyiz. Alışkanlığın öldürücü adanmışlığı dikkatimizi felce uğratmasın diye. Alışkanlıklarımıza muhtaç olmadan yaşayabiliriz. </p>
<p>Marcel Proust “yitirdi tüm zamanını” yine de sindiremedi içine. Beckett, “<strong>Kendi doğumumuzda hazır değildik, ölümümüzde de bulunamayacağız</strong>” derken haklıydı. Kendi doğum ve ölüm seremonilerine katılamamak incitir insanı.<br />
Hazır boş mezar bulduğunda içine girmek için can atan postmodern insan. Modernliğin yere battı. Postun yerle bir edildi. Bukağılar tüm bedenini sardı. Yâd edecek neyin kaldı? Kalpsiz olan bu dünya mı? Yoksa sen misin? </p>
<p>Epizodluk yada kafayı yemişlik: “Marcel bir gün çayına kurabiye batırır ve ıslanmış kurabiyenin kokusu yitik bir zamanın anımsanmasını, geri alınmasını sağlar. İstenç dışı belleğin Proustu…” İlerisi gerisi için hep bir hatırlatma oluyor bazen. Kapıdan girişimiz, aynanın karşısındaki biz, sabah yediğimiz menemen ve gece sarıldığımız örtü. Bazen doluluktan rahatsızız, çoğu zaman varlığımızdan muzdaribiz. Travmatik zamansallık.   </p>
<p>Zamanında ödenen faturalar. Zamanında gidilen mesailer. Zamanında tüketilen aşklar. Sona gelinen ömrün pervasızca tüketilen varlığı. Kafanın üstündeki kocaman göz. Yalnızlığını elinden alan meşgale. Yitik zaman.  </p>
<p>Sen de yakalayamadın. Çünkü <strong>yakalayamama üzerine programlandın</strong>. Zaman senin ruhunu eline geçirdi. Haberin yok. “Ama yine de acı mı dindireceksiniz? Zamana bırakın efenim. İntikam mı alacaksınız? İntikam soğuk yenen bir yemektir bilirsiniz. Sizin yerinize zaman alır intikamınızı.” Hamle yapmanıza hep zamanı ortak koşarsınız. Eyleme zamanı ortak koşmak. Kendi benliğinize şirk koşmaktır. Düşünmek için illa zaman vardır. </p>
<p>Hep zamanla geçmiştir her şey. <strong>Sadık dost.</strong> Sizinle ilk oturuşunuzda yaptığı edebiyatla aklınızı alır. Bir bakmışsınız sona gelmişsiniz. İstanbul gibi, zenginlik ve fakirlik gibi, söversiniz zamana. “Noodles” filmin sonunda güler size. Namı değer “Bir Zamanlar Amerika’da”</p>
<p>İntikamı alan da mutmain eden de zamanın kendisi. Devrime uğrayan insan. Kimi zaman ayak uyduran. Kimi zaman geçinip giden. Ama onun karşısında hep sükut-u hayale uğrayan insan. <strong>Kazalarının ve kaderlerinin sınırlı çerçevesindeki aciz irade.</strong> Tüm bunları sana veren senin bilgin değildi. Sana biçilen mukaddes ömründü. Kadirşinaslığın seni zamanın ipinden kurtaracaktı. Ufunetle geri çevirdin. Biraz daha mutlu bir ömür sür… </p>
<p><strong>Ölüm</strong>. Yaklaşan saat, bir günü boş geçirmemizi istemiyor bizden. Ölümü de cepte taşımalı. Ama metodu var bunun. Yoksa her dünümüz bir felaket olurdu. İnsanın en büyük günahının doğmuş olmasında aranması engizisyon ruhlar için geçerlidir.  </p>
<p>“<strong>Ne kadar kaldınız?</strong> Günün bir kısmı veya bir gün kadar. Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir…” Yalnızca, Kur’an’ın zaman mefhumuna ağır darbesi bizi yola getiren. İhtiyat sahibi insanlar yapan. Derin bir nefes aldıran ve son nefesimizi verdiğimizde umut vaat eden. Bir gün ya da bir günden az. Nasıl değerlendirilmeli? İşlevsellik kazandırılmalı. Üzerinize bir toprak birikintisi atılana kadar geç kalmadan yaşanmalı zaman!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2011/01/zamaninda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NUMAN KURTULMUŞ / HAS PARTİ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/numan-kurtulmus-has-parti/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/numan-kurtulmus-has-parti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Dec 2010 06:36:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[BEYAZ SİYASET]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[ADALET ve EMEK]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1849</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;cihadmeric (ahibaba) sordu: @NumanKurtulmus hayırlı olsun. şehre girdiğinizde önce kiminle tanışmak/görüşmek istersiniz? şehirlerle tanışmak için bir planınız/programınız var mı?&#8221; Öncelikle...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/11/numankurtulmus-sp.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1966" title="numankurtulmus-sp" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/11/numankurtulmus-sp-300x234.jpg" alt="" width="300" height="234" /></a></p>
<blockquote><p>&#8220;cihadmeric (ahibaba) sordu:<br />
@NumanKurtulmus hayırlı olsun.<br />
şehre girdiğinizde önce kiminle tanışmak/görüşmek istersiniz?<br />
şehirlerle tanışmak için bir planınız/programınız var mı?&#8221;</p></blockquote>
<p>Öncelikle yeni kurulan partinin memleketimiz ve ümmet için  hayırlı olmasını diliyorum.</p>
<p>Yukarıda sorduğumuz sorular kısa olmasına karşın bizce çok önemli. Bu iki soru hakiki bir siyasi tabanın işaret fişeği olabilir. Bugün belli bir çevrede dönen siyasetin -burada kastımız menfaat olarak, yoksa ağız olarak siyaset her yerde- halkın nabzına ulaşabilmesi için ipucu da olabilir. Yeni tarz siyaset yani beyaz siyaset &#8211; nuri pakdil&#8217;in kara siyaset kavramını hatırlayarak- mihenk noktamız olacaksa eski kuralları öncelikle kırmalıyız. Bir esnafın, ev hanımının, işçinin, çiftçinin, sıradan memurun milletvekili olma hakkı, siyaset yapma hakkı olduğunu cümle aleme gösterilmeliyiz ki siyaset halkın kılcal damarlarına ulaşabilsin.</p>
<p>Ben olsam şehrin önder iyi insanlarını bulmak için özel tim kururdum. Gerçi farklı vesilelerle bu konuda çalışıyoruz, &#8220;seksen bir il bir yiğit&#8221;, &#8220;iyi adamlar defteri&#8221; projelerimiz aynı konunun çekirdeğini oluşturuyor.</p>
<p>Bizce bugün ki siyasetin en büyük açmazı; her şehirde bulunan bir kaç eski model (mercedesli) adamın hemen liderin etrafını sarması ve kozayı örmeye başlamasıdır. İktidar olunduğunda bu koza tamamen örülmüş oluyor. Kitleler liderlerini sadece mitinglerde görüyor, bazı temas alanlarında da eleştiri getirmeye kalkarlarsa azarı iştiyorlar veya koruma engeline takılıyorlar.</p>
<p>Hükmetme makımına geldiklerinde yönetim sisteminin büyük sorunu olan merkeziyetçi yapı zorlamasıyla yerinde yapılması gereken işleride Ankara&#8217;dan kozayı ören iş bitirici! müdürlerle irtibata geçerek yürütüyorlar. Bazen soruyoruz böyle bir yanlışı nasıl yaptınız, falanca falanca böyle istedi. Falanca her şeyi biliyor yani!</p>
<p><strong>Akıllı liderler başkalarının akıllarını da kendilerine vezir yapabilenlerdir.</strong> İnsanın her şeyi bilmesi zordur; fakat bir alanda iyi bilen kaliteli ve ahlaklı adamın bulması zor değildir.</p>
<p>Yeryüzünde bizden istenen en önemli haslet adaletin tesisi ve emeğe saygıdır.</p>
<p>Şehrin yiğit adamları bulunmadıkça, otokontrol sistemi çalışmadıkça, açık yönetim anlayışı olmadıkça işler hakça yönetilemez. </p>
<p>Farklı bir siyaset anlayışı beklemek hakkımız.<br />
Allah yar ve yardımcınız olsun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/numan-kurtulmus-has-parti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAYAT KAÇ KATLIDIR?</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/hayat-kac-katlidir/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/hayat-kac-katlidir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Dec 2010 04:58:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYATA DAİR]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1891</guid>
		<description><![CDATA[Oğuz Atay’ın “Korkuyu Beklerken” kitabını henüz kapattılar. Kız “Beyaz Mantolu Adam”ın dramını çok beğendi. Gözlerinin içinden gelen enerji oğlanı ağlamamak...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/12/eski_istanbul.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/12/eski_istanbul-300x234.jpg" alt="" title="eski_istanbul" width="300" height="234" class="alignright size-medium wp-image-1892" /></a>Oğuz Atay’ın “Korkuyu Beklerken” kitabını henüz kapattılar. Kız “Beyaz Mantolu Adam”ın dramını çok beğendi. Gözlerinin içinden gelen enerji oğlanı ağlamamak için yutkunmaya itti. Kız duygusaldı ama oğlan bütünüyle duyguydu. Fondaki “Kupa Kızı Sinek Valesi” şarkısı kızın diline dolandı. Hâlbuki ikisinin de hayatında korkuya yer yoktu. Ve hayatlarında iskambil fallarına bir inançları da olmamıştı. Ama işte, yere düşen adisyonda bile duygu ararlardı bir araya geldiklerinde. Bu adisyonda, hesap bu sefer kabarık değildi. <strong>Hayata çarpılar atılmıştı o kadar.</strong></p>
<p>Birbirlerine karşı hiç ağlamadılar. Sadece gözlerindeki yaşla söz verdiler gülmeye. Gülmeye ve bu mel’un dünyanın belini kırmaya. Hani şu kendi kötülüklerini hep dünyanın üstüne atan ama sırtlarında hep bu dünyayı bir şekilde taşımış asıl mel’unların.<br />
Metro bu gece sakindi. Onlar ayrılırken o kalabalık şehir hep kaçardı sanki bir yerlere. İstemezdi onların ayrılmasını. Bir şeylere mecbur kalmayı da maruz kalmayı da reddediyorlardı artık. <strong>Mecbur oldukları hiçbir şeyi yapmamaya söz verdiler. </strong><br />
Nedense bir ara oğlan “sana hiç yalan atmadım” dedi kıza. “Çok yalan söyledim ama sana hiç yalan söylemedim. Neden sana yalan atamıyorum?” diye de ekledi. “Bilmem” dedi kız. “Ben seni niye sevdiğimi de bilmiyorum” zaten. “Ben yere basmıyorum. Bütün buralar birisinin olsa ne yazar”. Omzuna yaslandı kız oğlanın. Metro gelinceye kadar da kalkamadı. </p>
<p>Düzen, sekinet, huzur ve bunları işleten sevgi. Meğer ne kadar çok şeye gebeymiş. Tarifi imkânsız duygular meğer sadece yaşanmalıymış; tarif etmeye kalkışıp yüze göze bulaştırılmadan. <strong>Sabır ve şükürmüş hep öğrenilen, müfredattan hiç çıkarılmayan ve insanı kemale erdiren yüce kavramlar. Hayatın sırrı hak etmekmiş.</strong> Doğruydu aslında. İnsan birbirini hak etmeliydi.</p>
<p>Yola çıktı oğlan. Kız onu uğurladı. Otobüs gidinceye kadar hep beklerdi. <strong>Ne kadar çok görürlerse birbirlerini bir sonraki görüşe kadar hesaptan düşerlerdi saniyelerini.</strong> Oğlan idare etmeyi bilirdi. Bir bakıma hayatı idarecilikle geçti aslında. Kız ise onu idare etmesini değil; sadece sevmesini istedi. Çantasını tuttu oğlanın. “Bırakmam seni” dedi. Oğlan hayatı bırakmadı. Kız da oğlanı. İki kere iki yine dört oldu. Beyaz mantolu adam da bıraktı dalgalı suya kendini. </p>
<p><strong>Yine yürümenin ve karşılığını almanın verdiği efendi masumiyetiyle ayrıldılar.</strong> Buluştular ve ayrıldılar. Onlar birbirlerini ittirdiler; herkese karşı sökmeyen masumiyetleri ise onları tek kutupta topladı. Anlamadık biz onları. Peşlerine düştük “bir numaraları var mı?” diye bakmak için. Tek numaraları içlerinde yaşattıkları hayattı. Zorlaştırmadan yaşıyorlardı. Hayatı sadece yaşıyorlardı. Az gülmüşlerdi; çok ağlamışlardı. Gözyaşı biriktirince kâğıdı ıslattılar. Islanan kâğıda yazılan yazı toprağa aktı gitti. Şimdi anladık. Üçüncü şahıstık belki ama bu sefer anladık.</p>
<p><strong>İlahi sana Komedya. </strong>Hayatı bir komediye çeviren en aşağılık insanın bile eski Türk filmlerinde gözyaşı dökmesi sinirleri bozar. Ölürken sizi hep kandıran hayali kahramanlar. Dante’nin Beatrisi. Onları hep yazdırmaya iten kadınlar. Burada yer yok onlara. Ne Dantesi ne komedisi. Yüzlerde maske olmadan birbirini seven herkes için bu hayat. Kötülük çiçekleri ekmeden. İsteyen ve istenenlere…  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/12/hayat-kac-katlidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SADECE YOLCULUK</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/09/sadece-yolculuk/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/09/sadece-yolculuk/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Sep 2010 18:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[HAYATA DAİR]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[TEFEKKÜR]]></category>
		<category><![CDATA[YOL HİKAYELERİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1762</guid>
		<description><![CDATA[SALİH FURKAN Yolculuk! sessiz; gülümsemeyle acı arasında dramatik bir ruh hali portresi, gözün arkada kalmayışı. kısa da olsa bir kaçış....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SALİH FURKAN <img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/09/yolculuk.jpg" alt="yolculuk" title="yolculuk" width="254" height="312" class="alignright size-full wp-image-1763" /></p>
<p>Yolculuk! sessiz; gülümsemeyle acı arasında dramatik bir ruh hali portresi, gözün arkada kalmayışı. kısa da olsa bir kaçış. Hicret sonucu vahadan kana kana su içmek isteyişi. İlle de gidiş.</p>
<p>Yola çıktık. Çok güzel bir filmin kısa sürede bitişi gibi, nasır tutan ayaklardan elde edilen emeğin karşılığı gibi. Cebinizde kalan tek sigara. Toplamda yarım olan lakin yarım olan tüm şeylerin cezbedeci çekiciliği.<br />
Görkemli bir çıkış. Çantada birkaç kitap ve umut. Umutsuz olmaz çünkü. Yola çıkma niyetiniz bile umuttur. Uzun  süren bir sürecin karşılığını almak için yola düşersiniz. Bu sefer sadece veren el değil alan el de olmak.<br />
Kulakta Frank Sinetra’nın ‘When I was seventeen’ şarkısı ve terleyen avuçlar. Plansız ve programsız bir ruh hali. Sade ve tozlu bir sahnede oynanan ömürlük roller. </p>
<p>Ömrümüz hep yolculukla geçti sonuçta. Gönlümüz hiç bu kadar net bir surette heyulayı zuhur etmemişti. Bu yolculuk, gören gözlerimize Salvador Dali’nin siyah beyaz bir tablosu gibi gönlümüzü gösterdi.<br />
Sevmeyi çok seviyoruz. Dünya nasıl dönerse dönsün sevmeyi bırakmayacağız. Neye maruz kalırsak kalalım bir tek sevginin gemisini terketmeyeceğiz. &#8220;İnsan mağarasını terketti edeli kaderle boğaz boğazadır.&#8221;  Doğduğumuzdan beri mi başladı? Yoksa çok mu yeni bize mağaranın dışı tartışılır. Üzerinde münazaraya gerek duymadığımız tek şey sevgi üzerine savaş vermek. O yüzden yoldayız. </p>
<p>Ben ilk sevdiğimde yer yerinden oynamıştı. Tüm dünya üzerime gelmişti. Sevmeye devam ettiğimde ‘sen bizden değilsin’ demişlerdi. Şimdiyse arafta olmamanın ödülünü geç olsa da almak için yoldayız. Yolda olmak vicdanı olmak ve yerle gök arasında ne varsa hakikatten bilmek…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/09/sadece-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KAİNAT YENİLENİYOR</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/11/kainat-yenileniyor/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/11/kainat-yenileniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 00:23:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[KAİNATTAN HABER]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=740</guid>
		<description><![CDATA[Her gün yenilenen Kainat&#8217;a, mektup bırakma derdinde olduğumuz için belli aralıklarla görünüşümüzü değiştiriyoruz. Her yeni yüz, öncekinin bir adım önüne...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-741" title="afrika" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/11/afrika.JPG" alt="afrika" width="374" height="281" />Her gün yenilenen Kainat&#8217;a, mektup bırakma derdinde olduğumuz için belli aralıklarla görünüşümüzü değiştiriyoruz. Her yeni yüz, öncekinin bir adım önüne geçiyor. Bu yenilikler elbette kolay olmuyor. Bazen uykusuz kalınan gecenin izleri gizleniyor görünen yüzün ardına.</p>
<p>Derdi olanlar yazmaya,yaşamaya ve söylemeye bir şekilde devam edecekler. Kendine nefes alacak alanlar açabilenler nefsini bilecek. Nefsini bilenler de kainatı ve yüce yaratıcısını bilecekler.</p>
<p>Hayat düşlediğimizden daha kısa ve biz bunun farkına ancak mezarlıkta yürüdüğümüzde varıyoruz. Hastalıklar her an kapımızda; fakat bizler durumun ciddiyetini hasta bir yüzün soluk çehresinde farkediyoruz.</p>
<p>Dostlar gelin hep birlikte yenilenelim.</p>
<p>Dostlar gelin ufkumuz ulusal sınırların dışına çıksın. Karşımıza bir dünya haritası alalım ve inceleyelim.</p>
<p>Dostlar gelin birlikte hayır üretelim.</p>
<p>Dostlar gelin birbirimize selam verelim ve rıza için haberleşelim.</p>
<p>Dostlar gelin birlikte yürüyelim.</p>
<p>Dostlar heyecanlarımız bir günlük olmasın, bizi aşkımızdan hiç bir şey ayıramasın.</p>
<p>Selam ve dua ile Allah&#8217;a emanet olun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/11/kainat-yenileniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DERT VE BEREKET</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/06/dert-ve-bereket/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/06/dert-ve-bereket/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 10:13:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=368</guid>
		<description><![CDATA[Selamun Aleyküm; Bizi hakikate yaklaştıracağını düşündüğümüz bir davayı kendimize yol edinip sahipleneceksek; 1- Her ne şartta olursa olsun küçük veya...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/06/delhiz.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/06/delhiz-300x265.jpg" alt="" title="delhiz" width="300" height="265" class="alignnone size-medium wp-image-369" /></a>Selamun Aleyküm;</p>
<p>Bizi hakikate yaklaştıracağını düşündüğümüz bir davayı kendimize yol edinip sahipleneceksek;</p>
<p>1- Her ne şartta olursa olsun küçük veya büyük katkı ile yolda devamlı adım atmalıyız.</p>
<p>2- Kasvet varsa hemen aşkımızı tazelemeliyiz; eğer yenilenemiyorsak o zaman bu yolu tam da dert edinmediğimizi düşünmeliyiz.</p>
<p>3- Allah kullarını bir şekilde felaha çıkarır; çıkamıyorsak nefis muhasebesi şart.</p>
<p>4- Körlük başladığında ağır ağır ortam kararır; birbirimizi kandırmaya gerek yok, uzun bir yol için derin nefesler gerekir.</p>
<p>5- Aynı yolu yürür gibi yapanlar da belli bir ölçüde dost olur, birbirlerinin sorunlarını da çözebilirler; fakat birlikte büyük bir projenin arkasında duramazlar, beraber onu büyütemezler.</p>
<p>6- Yedek oyunculuğa talip olmak; saha kenarında kalmaktır. İçeride koşturanlar yeterli ise kimse dönüp yedek oyuncu ile uğraşmaz. Birde oyuncu yedek olup antrenmansız ise büyük ihtimal yedeklikten de düşer ve zamanla kabiliyetlerini kaybeder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/06/dert-ve-bereket/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Baba’nın öğrettiği ders</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/06/babanin-ogrettigi-ders/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/06/babanin-ogrettigi-ders/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 22:42:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[AİLE]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=360</guid>
		<description><![CDATA[Luis Homes 2009 Pazartesi, 15 Haziran [Mektup, Kainat turu yaparken Venazuela kıyılarında elimize geçti. Bu satırlar bizlere dil, din, ırk,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/02/kaydirak.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2246" title="kaydirak" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2011/02/kaydirak.jpg" alt="" width="560" height="420" /></a>Luis Homes 2009 Pazartesi, 15 Haziran</p>
<p>[Mektup, Kainat turu yaparken Venazuela kıyılarında elimize geçti. Bu satırlar bizlere dil, din, ırk, mesafe farkına rağmen hepimizin insan olduğunu göstermesi adına önem verdik. Kainata Mektup süpriz çıkışlara devam edecek. İnsan kainata bırakılmış mektuptur. Bizce kainatta iki tip insan var; hakikati arayan ve hakikate sırtını dönen.]</p>
<p>Babam&#8217;dan öğrendiğim basit şeyleri severim: Yemek pişirmek; karıştırılmış yumurta,  krema ve peynir.  Rüzgar ve Dabajuro&#8217;yu affetmez manzara kabul etmek.  Babam bana her zaman aileniz ve arkadaşlarınızla sağlıklı bir gülümseme nimeti isteyin diyerek sonsuz değer paylaşımı öğretti. Babam bana yetişkinlere saygıyı öğretti; büyükleri, her kesimi sevmeyi. Gülümseme olmazsa arkadaşlar ve meslektaşlarınıza neşeli olmak  yerine kaba olursunuz. Bu bakış açısı dostluğun dünyaya açılır penceresidir.<br />
Babam&#8217;dan işe değer, hayatın bütün alanında dürüstlüğün önemini öğrendim; bu her yerde şeffaflık, meslektaşlarınıza  karşı adaletli davranmayı sağlar.  Bu ülke ve onun halkının ihtiyacı için sürekli bir şeyler yapmak; sonsuz sevgi ve kalıcı yardım, sosyal dayanışmaya muhtaçtır.  Bu deneyüstü, İlahi ve dini bir anlamda da kendimiz için bir ders vardır.  Babam&#8217;dan kitap okumanın ve derin sevginin acil ihtiyaç olduğunu öğrendim.<br />
Babam bana yasalara uymayı, her toplumun en büyük değeri olarak hukuka saygıyı ve adaleti öğretti.  Her zaman daha adil ve doğru bir dünya için savaştık. Babam ile siyasetin kendi riski ve olumsuza sapma yollarından bahsettik. Babam terör ve askeri diktatörlük içinde yaşamış; bana demokrasiyi nezaket ve terbiye içinde çocuklarım için korumanın önemini öğretti.<br />
Biri çocuk için, babasının omuzunda sonsuzu görebileceği bir yer olduğunu söyledi.<br />
Seni tanıdım: Bir akıllı adam, asil, büyük ve sonsuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/06/babanin-ogrettigi-ders/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

