<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KAİNATA MEKTUP &#187; GÖNÜL ERLERİ</title>
	<atom:link href="http://kainatamektup.com/index.php/category/gunce/erenler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kainatamektup.com</link>
	<description>yenileniyoruz... &#124; &#124; bitmeyen bir aşk yürüyüşü...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 09:40:51 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>oğlum iki yaşında</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/05/oglum-iki-yasinda/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/05/oglum-iki-yasinda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 May 2010 03:38:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[vasiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[şiir gibi]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1484</guid>
		<description><![CDATA[minicik ellerin, yumuşak tenin
cennet kokusu bedenin
hala miniksin bebeğim
fakat yaşı ikiledin
şeker, çikolata en büyük zevkin
ah o göğsüne vurup ben deyişin
işte adam oldun bebeğim
paylaşmayı seversin
topun ve kamyonun hariç
taşları avuçlaman, toprağı okşaman
bana ilk yaratılışı hatırlatıyor
insan temiz, sen öğrettin
zamanla kirleniyoruz
basamaktan inerken izledim
sağ ayağını sağlam atıyorsun
biz hiç öğretmedik
en doğru sende saklı
dostum ne yapalım bozmamak için
insanı insandan korumak gerek
oysa önce hayvanlardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>m<img class="alignright size-medium wp-image-1485" title="huseyin2yasında5" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/05/huseyin2yasında5-300x270.jpg" alt="huseyin2yasında5" width="300" height="270" />inicik ellerin, yumuşak tenin<br />
cennet kokusu bedenin<br />
hala miniksin bebeğim<br />
fakat yaşı ikiledin<br />
şeker, çikolata en büyük zevkin<br />
ah o göğsüne vurup ben deyişin<br />
işte adam oldun bebeğim</p>
<p>paylaşmayı seversin<br />
topun ve kamyonun hariç<br />
taşları avuçlaman, toprağı okşaman<br />
bana ilk yaratılışı hatırlatıyor<br />
insan temiz, sen öğrettin<br />
zamanla kirleniyoruz<br />
basamaktan inerken izledim<br />
sağ ayağını sağlam atıyorsun<br />
biz hiç öğretmedik<br />
en doğru sende saklı<br />
dostum ne yapalım bozmamak için<br />
insanı insandan korumak gerek<br />
oysa önce hayvanlardan korunduk<br />
insan insanın imtihanı dostum<br />
şeytan mı<br />
ahir zamanda görevi terk etmiş<br />
toprak gibi ol diyenlere dikkat et<br />
işte sonsuz yürüyüş budur<br />
kavuşulamayan her zaman büyüktür<br />
en çok buldum diyenlerden kork<br />
insan ancak mezarını bulur<br />
hani ben olda bil der ya<br />
yine de tam bilinmez ancak onun kadar bilirsin<br />
aşk bilinmez olandır<br />
ben buldum diyenin peşine düşme<br />
fakat aramaktan da vazgeçme<br />
işte hayat bulmadan arayanlara<br />
yorulunca yeniden başlayanlara<br />
her sabah mezarından dirilenlere<br />
yeni bir müjdedir</p>
<p>bak dostum nasıl da ilham veriyorsun<br />
bu satırlar sana babandan mektup<br />
oğlum bir kaç mektup bırakıyorum<br />
başka mirasım olur mu bilemiyorum<br />
fakat unutma bizim zenginliğimiz mektuplar<br />
Allah&#8217;ın mektuplarını iyi oku<br />
Sevgili elçinin mektubuna dikkat et<br />
Ve O&#8217;na adanmış tüm mektuplara</p>
<p>rehber iyi ise bataklık bile yol olur<br />
herkesi, her varlığı rehber bil<br />
insan dediğin eksiktir<br />
fakat bozuk değildir, yalancı olmaz<br />
maddeye tapan adam değildir<br />
sabit fikirli yol arkadaşı olmaz<br />
gönlü kapalı olan da dost olmaz<br />
alaycı, kibirli, şikayetçi bizden değildir<br />
Allah&#8217;ın mektubunda hepsi var</p>
<p>sonsuz bir hayat için<br />
sonlu hayatımızı kıskanıyoruz<br />
çünkü böyle yaratıldık<br />
aciz ve cahiliz<br />
unutkan ve sabırsız<br />
evet bunlarda hakiki mektuptan</p>
<p>üç bin sayfalık mektubumu özetleyemem<br />
hayatı da tam olarak anlatamam<br />
dostum işte ikinci yaş günü armağanın<br />
ister on beşte ister yirmide anla<br />
sadece düşün ve yaklaş<br />
derdimiz hakikat<br />
işimiz muhabbet<br />
azığımız huzur<br />
yolumuz rıza<br />
durağımız vuslat<br />
adil ol<br />
halis ol<br />
ol<br />
.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/05/oglum-iki-yasinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İMAM EBU HANİFE</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/05/imam-ebu-hanife/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/05/imam-ebu-hanife/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 May 2010 04:51:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[OKU / İKRA]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İMAM EBU HANİFE]]></category>
		<category><![CDATA[KAİNAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1450</guid>
		<description><![CDATA[Doğumu :
Ebû Hanife, Kûfe&#8217;de hicrî 80 yılında doğdu.
Eğitimi :
İslâm&#8217;in hâkim olduğu bir ortamda yetişen Numân b. Sâbit küçük yasta Kur&#8217;ân-i Kerîm&#8217;i hıfzetti.
Hocasi Hammâd b. Ebî Süleyman, Ibrahim en-Nehaî ve Sa&#8217;bî gibi iki büyük âlimden fıkıh okudu.
Numân, babasıyla on altı yaşında hacca gittiğinde ortada tâbiînden Atâ b. Ebî Rebâh, Abdullah Ibn Ömer ile tanışarak onlardan hadis [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignright size-full wp-image-1451" title="hanife" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/05/hanife.png" alt="hanife" width="256" height="378" />Doğumu :</strong></p>
<p>Ebû Hanife, Kûfe&#8217;de hicrî 80 yılında doğdu.</p>
<p><strong>Eğitimi :</strong></p>
<p>İslâm&#8217;in hâkim olduğu bir ortamda yetişen Numân b. Sâbit küçük yasta Kur&#8217;ân-i Kerîm&#8217;i hıfzetti.</p>
<p>Hocasi Hammâd b. Ebî Süleyman, Ibrahim en-Nehaî ve Sa&#8217;bî gibi iki büyük âlimden fıkıh okudu.</p>
<p>Numân, babasıyla on altı yaşında hacca gittiğinde ortada tâbiînden Atâ b. Ebî Rebâh, Abdullah Ibn Ömer ile tanışarak onlardan hadis dinlediği, rivâyet edilir.</p>
<p>Ebû Hanife, Sa&#8217;bî&#8217;nin kendisini ilme teşvikini söyle anlatmaktadır: &#8220;Günün birinde Sa&#8217;bî&#8217;nin yanından geçiyordum. Beni çağırdı ve bana, &#8216;Nereye devam ediyorsun?&#8217; dedi. Ben de, &#8216;Çarsı pazara&#8217; dedim. O, &#8216;Maksadım o değil, ulemâdan kimin dersine devam ediyorsun?&#8217; dedi. Ben, &#8216;Hiçbirinin&#8217; diye cevap verince Sa&#8217;bî, &#8216;İlmi ve ulemâ ile görüşmeyi sakın ihmal etme. Ben senin uyanık ve aktif bir genç olduğunu görüyorum&#8217; dedi.</p>
<p>Onun bu sözü benim içimde iyi bir etki yaptı. Ticareti bıraktım, ilim yolunu tuttum. Allah&#8217;ın inâyetiyle Sa&#8217;bî&#8217;nin sözünün bana çok faydası oldu.&#8221; Kendisinin de belirttiği gibi Sa&#8217;bî&#8217;nin bu tavsiyesi onun için bir dönüm noktası olmuştur. Bundan böyle ticaret işini ortağı Hafs b. Abdurrahman&#8217;a devredecek, ara-sıra dükkânına uğrayacak, asıl işi ilim meclislerine devam etmek olacaktır. O zaman Numan henüz yirmi iki yaşındadır.</p>
<p>[Biz çocuklarımıza ne tavsiye ediyoruz veya dersine gönderebileceğimiz ilim ehli kaldı mı?]</p>
<p><strong>O iyi bir esnaftı:</strong></p>
<p>Ebû Hanife İlimle uğraşırken ticareti de bütünüyle bırakmadı. Bu, onun helâl rızık kazanmasını sağladığı gibi, ticarî kazancını ve talebelerinin ihtiyaçlarının karşılanmasını, bağımsız bir ilim meclisi kurmasını da sağladı.</p>
<p>Ebû Yûsuf&#8217;un parasının bittiğini söylemesine ihtiyaç bırakmadan o Ebû Yusuf&#8217;u murâkabe eder, yardımda bulunurdu.</p>
<p>Gücü yetmeyen talebelerinin de evlenmesini sağlardı.</p>
<p>Bir çokları ticarette Ebû Hanife&#8217;yi Ebû Bekir&#8217;e benzetirdi; çünkü o bir malı satın alırken, sattığı zamanki gibi emânet kâidesine uyar, kötü malı üste, iyisini alta koyardı, muhtaç satıcıyı sömürmezdi.</p>
<p>Bir defasında bir kadın, satmak üzere ona bir ipek elbise getirdi. O, fiyatını sordu. Kadın yüz dirhem istedi. Ebû Hanife, değerinin yüz dirhemden fazla ettiğini söyledi. Kadın yüzer yüzer artırarak dört yüze çıktığında Ebû Hanife, daha fazla edeceğini söyleyince kadın, &#8220;Benimle eğleniyor musun?&#8221; demişti. Ebû Hanife de, &#8220;Ne münasebet, bir adam getirin de fiyat takdir ettirelim&#8221; dedi. Adam çağrıldı ve fiyatı takdir etti: Ebu Hanife o malı bes yüz dirheme satın aldı. Bu olay o zamandan beri halk arasında günümüze kadar anlatılarak, ticarette dürüstlüğe dâir bir darb-i mesel haline gelmiştir.</p>
<p><strong>O iyi bir öğreticiydi:</strong><br />
Ebû Hanife&#8217;nin binlerce talebesi olmuş, bunların kırk kadarı müçtehid mertebesine ulaşmıştır.</p>
<p>Ebû Hanife&#8217;nin fıkıh okulu, talebelerine verdiği dersler ile ondan fetvâ istemeye gelen halk için verdiği fetvâlardan meydana gelmiştir.</p>
<p>Ders verme usûlü eski filozofların diyalektik akademi derslerini andırmaktadır. Bir mesele ortaya atılır; bu, talebeleri tarafından tartışılır ve herkes görüşünü söyler; en son olarak İmam, delil ve istinbat ile bir karara ulaşılmasını sağlar ve kararı delillerden ayırarak veciz cümleler halinde yazdırırdı. Bu sözleri en yakin müctehid talebeleri tarafından sonradan mezhebin fıkıh kaideleri haline getirilirdi. Onun ilim meclisi bir istişâre, bir diyalog merkezi, bir hür düşünce okulu idi.</p>
<p><strong>O iyi bir fakihti:</strong></p>
<p>Fıkhı sistematik hale getirip bütün dünyevî meselelerin leh ve aleyhteki biçimlerini ortaya koyarak ve sağlam bir akîde esası çıkararak doktrinini meydana getirmiştir.</p>
<p>Ebû Hanife, meseleleri olmuş gibi farz ederek takdîrî fıkıh hükümleri ortaya koymuş, örfü ve istihsani sık sık kullanmış, ticârî akidlerdeki ictihadlarında ilk defa ortaya hükümler çıkarmıştır.</p>
<p>Bilgiyi yordama gücü ve ileri görüşlülüğü sayesinde çağından sonra oluşacak pek çok olayın çözümü için ilim ehline yol gösterici olmuştur.</p>
<p><strong>O halk adamıydı:</strong></p>
<p>Ebû Hanife&#8217;nin halkın sevgi ve saygısını kazanmasında; fetvâlarının her yerde haklı olarak tutulmasında; ilmi, ihtilaflardan arındırıp halka selefin yaptığı gibi bilgi aktarması, fitnelere bulaşmaması ve takvası etkili olmuştur.</p>
<p><strong>O eylem adamıydı, her zaman hakkın ve adaletin yanında oldu:</strong></p>
<p>İmam, takvâsı, firâseti, ilmî dürüstlüğü ve görüşlerini iktidara karşı kullanması ile halkın büyük sevgisini kazandı. Emevi ve Abbâsi yönetimi ile hiçbir zaman uyuşmadı, uzlaşmadı.</p>
<p>Ebû Hanife alenen halkı ehl-i beyt&#8217;e yardıma çağırdığı için hapsedildi ve her gün kırbaçlatıldı.</p>
<p><strong>O iyi bir liderdi:</strong></p>
<p>Allah&#8217;tan başka hiç bir otoriteye boyun eğmeden hakk bildiği yolda adalet ehline öncülük etmiştir.</p>
<p><strong>O tam anlamıyla bir imamdı / halifeydi:</strong></p>
<p>Ebû Hanife yetmiş yıllık ömrünü fetvâ vermek, ders halkasında talebe yetiştirmek, ilmî seyahatlerde bulunmak ve ibadet etmekle geçiren, İslâm âleminin yetiştirdiği büyük müctehidlerden biridir.</p>
<p>Kısaca ömrünü Allah&#8217;a adamış ve Yüce Yaratıcı&#8217;nın istediği istikamette yaşamıştır.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>1- Muhammed Ebû Zehra, Ebû Hanife, Çev.: Osman Keskioglu. Ankara 2002, Diyanet İ. B. Yayınları.</p>
<p>2- <a href="http://www.enfal.de/i-azam.htm" target="_blank">http://www.enfal.de/i-azam.htm</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/05/imam-ebu-hanife/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TASAVVUF VE EYLEMİN İÇİNDE BİR DERVİŞ: NURİ BAŞ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/tasavvuf-ve-eylemin-icinde-bir-dervis-nuri-bas/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/tasavvuf-ve-eylemin-icinde-bir-dervis-nuri-bas/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 20:40:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Baş Hoca Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Misafir Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1310</guid>
		<description><![CDATA[Mehmet Akif İnan, “Her eylem yeniden diriltir beni” diyerek, eylemin önemine atıf yaptı. Bu mısra dilden dile söylenip, duruşu sağlam Müslümanlar için bir işaret fişeği oldu. Bunu her duyduğumda işte benim de kanım kaynar. Heyecan katsayım artar. Fakat hiçbir şey yaşlı bir tasavvuf erbabının gözlerinde gördüğüm heyecan kadar beni heyecanlandırmamıştır.
Nuri Baş Hoca’yı ömrünün son bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1311" title="Nuri Amca" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/02/Nuri-Amca.jpg" alt="Nuri Amca" width="417" height="627" />Mehmet Akif İnan, “Her eylem yeniden diriltir beni” diyerek, eylemin önemine atıf yaptı. Bu mısra dilden dile söylenip, duruşu sağlam Müslümanlar için bir işaret fişeği oldu. Bunu her duyduğumda işte benim de kanım kaynar. Heyecan katsayım artar. Fakat hiçbir şey yaşlı bir tasavvuf erbabının gözlerinde gördüğüm heyecan kadar beni heyecanlandırmamıştır.</p>
<p>Nuri Baş Hoca’yı ömrünün son bir yılında tanımış ve onunla hemhal olmuş biri olmak ne denli önemlidir anlatamam. Hele cenazesinde gördüğüm yüzlerce insanın aynı duygu yoğunluğuyla o’nun tabutuna el vermesi. Sonra o insan seli arasında kabrine toprak atamamanın verdiği hüzünle uzak bir köşede kalmam.</p>
<p>Torunu, Nuri Baş’ın vefatından sonra şöyle demişti: “Hayatı hep bir aceleyle yaşadı. Gidişe de öyle oldu.”  Evet. Nuri Baş’ı tanıyanlar, o yaşlı kalıbına sığdıramadığı aceleciliğe, heyecana bizzat şahit olmuştur. Aklı hep bir adım ötesindeydi. Duaya verdiği önem kadar eyleme de önem veriyordu. Bir hayır işimi var, en ön safta dururdu. Gençlere yakinen ilgilenirdi. Tasavvufun ehemmiyetinden her bahis açtığında gözleri parlar, nefsi terbiye etmemin mümtaz sırlarını ifşa ederdi.</p>
<p>Bir genç olarak, kendimi o yaşlı muhteremin yanında daha bi genç hissederdim. Bize “efendim” diyerek hitap etmesi beni mahcup eder, o latif diline her seferinde bir kez daha hayran olurdum. Onunla her buluştuğumda, dilin insanın hayatını güzelleştiren ana unsur olduğunu bir kez daha hatırlar, bu konuda kendime çeki düzen vermeye gayret ederdim.</p>
<p>O’nunla tanışmama vesile olan Süleyman Gökmen’le bir fabrikanın metruk mescidinde karşılaşmıştım ilk kez. Ertesi hafta beni ona götürmüştü. Nuri Baş Hoca’ya gidiş gelişlerimiz Süleyman Gökmen gibi sıkı bir dostu bizatihi tanımama da vesile oldu. Bu açıdan o benim hayatıma dost bereketi de katmıştı. Ağabeyim Cihad Meriç’le her buluşmamızda birbirimize o’nu anlatır, örnek bir şahsiyetin peşinde olmanın alamet-i farikasını hatırlardık. Cihad Meriç Nuri Baş Hocamızın şahsiyetinin yanı sıra, onun tüccar tarafına da atıf yapar her zaman olduğu gibi konuyu ahiliğe getirirdi. O, Cihad Meriç’in birnevi Ahi Babasıydı.</p>
<p>Vefat ettiği gün, kendimi o’na bağlanmış biri olarak gördüm. Yaşarken dünya telaşesinden dolayı bunu fark edememişim. O’nun kimi zaman mütebessim, kimi zaman hoş sohbet, kimi zaman sıkı bir düzen eleştirmeni, kimi zaman esaslı bir şair olan tarafları beni kendinde bende etmiş meğer. Her aklıma geldiğinde işte bu yüzden kendime bir kez daha çeki düzen vermeye çalışıyorum. Ümmetin sohbet meclisleriyle dirileceğine tekrar inanıyorum.</p>
<p>Selman Maltaş / İstanbul / 15  Şubat 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/tasavvuf-ve-eylemin-icinde-bir-dervis-nuri-bas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NURİ BAŞ HOCA EFENDİ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/nuri-bas-hoca-efendi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/nuri-bas-hoca-efendi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 12:14:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Baş Hoca Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1246</guid>
		<description><![CDATA[Benim tanıdığım Nuri Baş Ağabey;
Nuri Baş Hoca&#8217;yı ziyaret bizim için büyük bir zevkti. Nuri Hoca Mevlana civarında bulunan İl Halk Kütüphanesi&#8217;nin arkasındaki iki çarşının sarraflara yakın olanının ikinci katındaki bürosunda (Büro, Nuri Baş Kütüphanesi olarak hizmetini sürdürmektedir.) ilim taliplerini bekliyordu. Mekan, fiziki olarak daracık bir çalışma bürosuydu; fakat manen o kadar genişleyebiliyordu ki o mekanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/02/nuri-bas-hocaefendi-hakka-yurudu-medium-0.jpg" alt="nuri-bas-hocaefendi-hakka-yurudu-medium-0" title="nuri-bas-hocaefendi-hakka-yurudu-medium-0" width="254" height="171" class="alignleft size-full wp-image-1297" /><strong>Benim tanıdığım Nuri Baş Ağabey;</strong></p>
<p>Nuri Baş Hoca&#8217;yı ziyaret bizim için büyük bir zevkti. Nuri Hoca Mevlana civarında bulunan İl Halk Kütüphanesi&#8217;nin arkasındaki iki çarşının sarraflara yakın olanının ikinci katındaki bürosunda (Büro, Nuri Baş Kütüphanesi olarak hizmetini sürdürmektedir.) ilim taliplerini bekliyordu. Mekan, fiziki olarak daracık bir çalışma bürosuydu; fakat manen o kadar genişleyebiliyordu ki o mekanın sınırlarını görmek bizim için çok zordu. Nuri Baş Hocamızın konuklarını kabul ettiği, bizler için hazırlandığı eserlerini yazdığı bürosunda; Osmanlıca, Arapça ve Hat dersleri de veriyordu. Kapısı herkese açıktı, özellikle gençleri gördüğünde gözlerinde ayrı bir parıltı oluşurdu.</p>
<p>Ben onu bir cümle ile &#8220;İş Tezgahının Üzerinde Şiir Yazan Adam&#8221; olarak hatırlayacağım. Elli yıllık esnaflık hayatında kalemini bırakmamıştır; hayat boyu öğrenme ve öğretmeyi en güzel şekilde yaşamıştır. Hayatının hiç bir vaktini boş geçirmeme gayretinde olmuştur; &#8220;Bir işten yorulduğunda yeni bir işe koyul ve yorul.&#8221; düsturunca hayatını emekli olduktan sonrada en verimli şekilde sürdürmüş ve mektep haline getirdiği bürosunda örnek bir hizmeti bizlere miras bırakmıştır.</p>
<p>İyi bir ticaret erbabı, iyi bir mümin, iyi bir şair, iyi bir hat ve musiki sanatçısı, arapça ve osmanlıca öğretmeni olarak bize insanın hakiki bir donanım için nelere muhtaç olduğunu gösterir.  Aslında bu konuları uzun uzun tefekkür ederek eğitim anlayışımızı sil baştan yenilemeliyiz. Hedefimizde nasıl bir İNSAN modeli var? Hangi eğitimlerle bu hedef modele ulaşabiliriz? Bizim sitemizin derdi de bu soruların peşinde kendini, ailesini ve çevresini gerçekleştirebileceği yolu arayanlara bildiği kadarıyla ip uçları vermektir.</p>
<p><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://picasaweb.google.com/s/c/bin/slideshow.swf" width="500" height="400" flashvars="host=picasaweb.google.com&#038;captions=1&#038;noautoplay=1&#038;hl=tr&#038;feat=flashalbum&#038;RGB=0x000000&#038;feed=http%3A%2F%2Fpicasaweb.google.com%2Fdata%2Ffeed%2Fapi%2Fuser%2Fkainatamektup%2Falbumid%2F5438069338955354257%3Falt%3Drss%26kind%3Dphoto%26hl%3Dtr" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"></embed><br />
<strong>Doğumu;</strong></p>
<p>1930 yılında Konyanın İnlice Köyü&#8217;nde doğdu. 1946 yılında ailece Konya&#8217;ya hicret etti.</p>
<p><strong>Eğitimi;</strong></p>
<p>1946 yılında Konya&#8217;nın Bulgurcuk Tekkesi Kuran Kursundan Muhterem ve Merhum Hakkı Özçimi Hocaefendi&#8217;den hafız olarak mezun oldu. Özel olarak Hacı Veyszade Mustafa Efendi, Hacı İsa Efendi, Sıdkızade Ali Efendi ve Postalcı Hacı Abdurrahim Efendi gibi üstadlardan dini bilgiler ve kıraat dersleri aldı. Bilhassa Hacı Veyszade Mustafa Efendi ve Çiğilli Cemil Efendiden Arapça, sarf nahiv, fıkıh,akaid ve siyer gibi dini ilimler tahsil etti. Hariçten İmam Hatip Lisesi imtihanlarına girdi. Konya&#8217;nın musiki üstadlarından ve bir müddet de üstad Saadettin Kaynak&#8217;tan bazı ilahiler meşk etti. Yine özel olarak merhum avukat Mehmet Emin Bolay&#8217;dan Farsça ve Edebiyat dersleri aldı. Hattat Şükrü Efendi ve Hattat Hüseyin Öksüz Beylerden hat dersleri meşk etti ve icazet aldı. Mevlid-i Şerif ilahi kaside naat münacat marş gibi edebi ve musiki eserlerini çeşitle cami meclis ve mahfillerde icra etti. Şiir ve makaleler yazdı.</p>
<p><strong>Hizmetleri;</strong></p>
<p>Kendisi hayatı boyunca şiire özel ilgi göstermiştir. Dükkanında bir taraftan müşteriler ile ilgilenirken ruhuna gelen güzellikleri tezgahının üzerinde duran küçük deftere yazdığını söylerdi. Esnaflık ile ilim tahsilini beraber götürmesi bize ahi geleneğini hatırlatmaktadır. Böyle bir yolun bugünde yaşanacağını göstermek bizce başlı başına özel bir hizmettir.</p>
<p>1992 yılında 50 yılı aşkın bir süre devam ettirdiği ticari hayattan ayrıldı ve Büyük Selçuklu Kültür ve Eğitim Vakfı kurucuları arasında yer aldı.</p>
<p>Ayrıca yurt ve okul yapımı için Selçuk Üniversitesi&#8217;nin karşısında bulunan arsasını bağışlamıştır. Bağışladığı arsaya yurt yapılmış, vefatına kadar o yurtta da dersler vermiştir. O arsaya okul da yapıldığında Hoca Efendi&#8217;nin hayali gerçekleşmiş olacak ve inşallah bu ve diğer hizmetleri ile amel defteri açık kalacaktır.</p>
<p><strong>Eserleri;</strong><br />
Son döneme damgasını vuran çalışması; Meram Belediyesi Kültür Yayınları tarafından yayınlanan &#8220;Mana ve Mefhumuyla Mesnevi&#8217;den Parıltılar&#8221; adlı eseridir.</p>
<p>Şafak, Yeni Meram, Konya Postası, Yeni İstiklal ve Merhaba Gazetelerinde, Oku, İslam Düşüncesi, Altınoluk, Gözyaşı ve Ribat Dergilerinde şiir ve makaleleri neşredildi.</p>
<p>Yayınlanmış eserleri şunlardır: Kervan (1986), Hadîs-i Şerîflerden Buketler (2002), Nûrlu Ufuklara (2003), Mesnevî&#8217;den Parıltılar (2006), Esmâ-i Hüsnâ (2007).</p>
<p>En son hazırladığı Esma&#8217;ün Nebi ve Merhaba Gazetesin&#8217;de neşredilen kelimelere yazdığı beyitler basılamamıştır. Bu eserlerin kopyaları kendisinin bir dostu tarafından bilgisayar ortamına alınmış, cd halinde arşivlenmiştir. İnşallah bu eserler tekrar basılır.</p>
<p><strong>Nuri Baş Hoca&#8217;yı yetiştiren çevre;</strong></p>
<p>Eğitiminin başlangıcında Hacı Veyiszade Hoca Efendi&#8217;yi tanımış olması, ona hayat boyu yüreğinde ilim aşkını  hissetme hasleti kazandırmıştır.</p>
<p>Nuri Hocamız anlatıyor: &#8220;12 yaş civarındaydım, Alaaddin Tepesi mevkisinden Piri Mehmet Paşa (Mevlana civarındaki Hacı Veyiszade&#8217;nin görev yaptığı cami.) camisine her sabah namaza gelir, ezanı okur , müezzinlik yapardım. (Bu çocuğa o şevk verilmiş ki koşar adım sabahın erken saatinde 1 km&#8217; ye yakın bir mesafeyi yürüyor.) Mesela adam gelir; &#8216;Benim ineğimin sütü kesildi hocam&#8217; der, Hacı Veyiszade Hoca tamam ihvanım diyerek hemen ardına düşerdi, yollar şimdiki gibi değil, vasıta desen hiç yok; fakat hoca hiç hayır demezdi. Bir başkası gelir; &#8216;Bizim çocuğa kızı vermediler&#8217; der, hoca onunla da ilgilenirdi. Yolda gördüğü herkese selam verirdi. Şimdi bu şekilde Hakkın Rızası için her müşkülata koşma derdinde olan adamı insanlar neden sevmesin. Hem irşat edici vaazlar yapar hem de talebe yetiştirir birde üstüne kendisine koşan herkesin derdi ile dertlenirdi.&#8221;</p>
<p>Nuri Hoca daha bir çok olay anlattı, Hacı Veyiszade&#8217;nin yanında bulunduğunda bazı olağanüstülüklerle de karşılaşmış. Yine Nuri Hoca anlatıyor : &#8220;Büyük bir gürültü ile irkildim, çarşıda yangın alevlerini gördüm, çiviler füze gibi fırlıyor. Hemen olay yerine koştum, Hacı Veyiszade Hoca herkesten önce oraya varmış , bir ezan okuyalım inşallah dedi. Bir yandan yangın söndürme uğraşları devam ediyor. Kendim bizzat şahit oldum ezan okunmaya başlayınca alevler geri çekilmeye başladı.&#8221; Tarihin son tanığına her zaman gıpta ile baktık, onlar Büyük Osmanlı Devleti&#8217;nin son münevverlerinin yetiştirdiği Alimleri gördüler. Biz şimdi onlardan faydalanabilirsek büyük bir başarı, ya sonrakilere biz hangi anılarımızı anlatacağız.</p>
<p>Hocamızdan yeterince faydalanamadık; fakat bazen yaptığımız küçük ziyaretler bizim için unutulmaz anılar olarak kalacak. Bir kaç kez hatıralarını yazmasını istemiştim, kendini anlatmayı sevmediğinden yazarız der ve konuyu geçiştirirdi. Şöyle uzun bir röportaj yapmak istiyordum, oda nasip olmadı. İşte ölüm bütün planları suya düşürdü.</p>
<p><strong>Nuri Baş Hoca&#8217;nın vefatı ve mezar yeri.</strong></p>
<p>Vefat etmeden bir kaç gün önce ayakta dolaşabiliyormuş. Kendisi uzun süre yatağa düşmeden 15 Şubat 2009 tarihinde (79 yaşında) hakkın rahmetine kavuştu. Ben İstanbul&#8217;da olduğum için cenaze törenine katılamadım, o günü görenler nezih bir kalabalığın kendini uğurladığını anlattılar. Üçler Mezarlığına sırlandı. Mezarı hayatı boyunca dikkat ettiği vezin kültürüne uygundur; ikinci caddenin ikinci sokağında ki ikinci çeşmenin arkasında babasının ayak ucunda yatmaktadır.</p>
<p>Mezar taşında kendi yazdığı bir dörtlük ibret vesikası olarak ziyaretçileri selamlamaktadır.</p>
<blockquote><p>Şu dünya yurdunda boğuştum durdum<br />
Boş yerlere birçok hülyalar kurdum<br />
Sana layık kul olamadım affet<br />
Rabbim cennet olsun benim son yurdum.</p>
<p>Nuri Baş</p></blockquote>
<p>Kendisine Allah&#8217;tan rahmet diliyoruz. Dostlar dualarınızda O&#8217;nu da unutmayın.</p>
<p><strong>Eserlerinden seçmeler;</strong></p>
<p>YA RASÛLALLAH</p>
<p>Yâ Rasûlullah firâkın yaktı, ben soldum bugün<br />
Ah nasıl etsem tahammül, dertliyim doldu bugün<br />
Sîne sûzân, dilde giryân, dil perîşân, kıl medet<br />
Bîkesim, bir çare lutfet. çâresiz kaldım bugün</p>
<p>Hâki pâyin, pürşifadır şüphasiz mücrimlere<br />
Arttı derdim, bir şifâ almak için geldim bugün<br />
Rahmetten lil âlemînsin sen şefîu&#8217;l-müznib&#8217;in<br />
Ey kerem ummânı sultanım ümid buldum bugün</p>
<p>Nuri Baş</p>
<p>HACI VEYİSZADE HOCA EFENDİYE</p>
<p>Gaip olmaz Hak için hizmet veren bir Hak eri,<br />
Tac olur başlarda, onlar varis-i peygamberi.<br />
Yadı var, milletce maruf &#8220;VEYİSZADE&#8221; Mustafa,<br />
&#8220;Candı, bir alimdi, bir arifti kim, dolmaz yeri&#8230;&#8221; *</p>
<p>Nuri Baş<br />
* Şiirin son mısrasında ebced hesabıyla vefat tarihi düşülmüştür. Hicri: 1379</p>
<blockquote><p>ALİ ULVİ KURUCU AĞABEY&#8217;E İTHAF</p>
<p>Ey melek simalı sultan, ey güzellik meşheri,<br />
Ey hakikat aşinası, ey derin mana eri,<br />
Sen Rasulün ravzasından bir muattar goncasın,<br />
Bahtiyarsın, komşu kılmış, Hak sana Peygamberi&#8230;</p>
<p>Nuri Baş</p>
<p>ALİ ULVİ KURUCU AĞABEY&#8217;İN CEVABI</p>
<p>Ey gönüldaş, kıt&#8217;anız aslında bir gül bahçesi,<br />
Çağlayan her mısra&#8217;ından bülbülün muhrik sesi,<br />
Maneviyyat aleminden feyz alan ilhamınız,<br />
Bir ilahi neş&#8217;enin tarife sığmaz bestesi.</p>
<p>Ali Ulvi Kurucu</p></blockquote>
<p>Cihad Meriç / Konya / 15 Şubat 2009 tarihinde bir kısmı yazılmış ve 14 Şubat 2010 günü eklemeler yapılarak tekrar yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/nuri-bas-hoca-efendi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DERDİ MUHABBET OLAN NURİ BAŞ HOCAM</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/derdi-muhabbet-olan-nuri-bas-hocam/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/derdi-muhabbet-olan-nuri-bas-hocam/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 19:10:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Baş Hoca Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[CÜNEYDİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1241</guid>
		<description><![CDATA[Bir şehri şehir yapan altında yatanlar olduğu kadar üstünde yaşayanlardır da. Güzellik,gören göze göre değişir. Memleket dediğin yer, seni bırakmayan coğrafyadır. Ayrılışı canını acıtan, üzerinde yürüdüğünde hem yerin altındakilerle hem de yerin üstündekilerle irtibatta olduğun ortam, mekan&#8230; İşte yerin üstündekilerden biriydi Nuri Hoca. Kendine has yaşam tarzıyla eski ve yeni arasında köprü olma derdindeydi. Eskimeyen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1242" title="nuribas2" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/02/nuribas2.jpg" alt="nuribas2" width="330" height="441" />Bir şehri şehir yapan altında yatanlar olduğu kadar üstünde yaşayanlardır da. Güzellik,gören göze göre değişir. <strong>Memleket dediğin yer, seni bırakmayan coğrafyadır.</strong> Ayrılışı canını acıtan, üzerinde yürüdüğünde hem yerin altındakilerle hem de yerin üstündekilerle irtibatta olduğun ortam, mekan&#8230; İşte yerin üstündekilerden biriydi Nuri Hoca. Kendine has yaşam tarzıyla eski ve yeni arasında köprü olma derdindeydi. Eskimeyen geçmişi günümüz yapmacık-taklitsel yaşam tarzlarına inat, yaşantısıyla ayakta tutan bir çınar.</p>
<p>Osmanlıca, Musiki, Hat sanatının gayrı resmi (olayın güzelliği bundan kaynaklanıyordu birazda) temsilcisiydi. Mevlana yolu üzerindeki mekanı küçükte olsa içinde birçok duygu ve düşünceyi barındırırdı. <strong>Kısacası bir derdi vardı. Bildiklerini bugüne kadar öğrendiklerini yaşamaya ve çevresindekilere aktarma derdindeydi.</strong> Yaşlansa da dik durma derdindeydi. Hayat yaşamları yıpratmaya çalıştıkça, o yıpranan sayfaları onarma çabasındaydı. Aslında bu bir çaba da değildi. Bu bir hayat tarzıydı. Hayat felsefesiydi. <strong>Yani hayatta nasıl rahat edecekse öyle yaşıyordu.</strong> Hepsi bu. Gerisi teferruat.</p>
<p>Önemli olan ne biliyor musunuz, <strong>Dünya üzerinde birilerinin yaşantısını etkiledi, belki akıp giden hayatın az yada çok akış yönünü değiştirdi.</strong> Önemli olan işte bu. <strong>Her zamanda ve mekanda güzel insanlar vardır</strong>, ben buna inanıyorum. Yok diyen insan ya aramamıştır ya da hak etmemiştir.</p>
<p>Ayakta durmak zor bayım. <strong>Birbirimize tutunmazsak daha da zorlaşacak.</strong> Havada uçan insanlar aramaya gerek yok. Hemen yan masada çalışan ve samimi olan insanın farkında mıyız, mesele birazda bu sanırım.</p>
<p>Selamlar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/derdi-muhabbet-olan-nuri-bas-hocam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>… ARDINDAN…</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/%e2%80%a6-ardindan%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/%e2%80%a6-ardindan%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 10:39:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Nuri Baş Hoca Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[AHMED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1233</guid>
		<description><![CDATA[
“Âh! Kimler gitmedi ki”
Merhum Nuri Baş Hz.
Böyle demişti yıllar önce. Kimler gitmedi ki! Sorudan çok bir cevaptı aslında. Sonuna soru işareti dışında başka işaretleri hak etmiş, ürperten ve ‘kendine getiren’ bir cevap!  Ben bir ölümden söz açıp, üzüntümü paylaşırken, O, acımın bir kenarından tutup hepimizin bir gün o kervana ekleneceğinden bahsediyor ve hakikati dillendiriyordu. Tek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1234" title="nuribas1" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/02/nuribas1.jpg" alt="nuribas1" width="292" height="384" /></p>
<p style="text-align: right;">“Âh! Kimler gitmedi ki”<br />
Merhum Nuri Baş Hz.</p>
<p style="text-align: left;">Böyle demişti yıllar önce. Kimler gitmedi ki! Sorudan çok bir cevaptı aslında. Sonuna soru işareti dışında başka işaretleri hak etmiş, ürperten ve ‘kendine getiren’ bir cevap!  Ben bir ölümden söz açıp, üzüntümü paylaşırken, O, acımın bir kenarından tutup hepimizin bir gün o kervana ekleneceğinden bahsediyor ve hakikati dillendiriyordu. Tek bir cümleye sığan bu derin hakikat kendi içine Peygamberleri, Dostları, Pirleri, Âşıkları ve şimdi de bu hakikati dillendiren Kişi’yi de almıştı. Sarsıldık ve bildik!</p>
<p style="text-align: left;">Bir insanın kaybının ardından kurulacak cümleler her zaman varlığındakinden daha çok olmuştur. Ölümün sarsıcı ve hatırlatıcı rahmetinden midir bilinmez söylen/e/meyenler, dile getirilemeyenler mahcup bir hissedişle hatırlanır. Birçok garip duyguyu da üzerinde taşıyan bu mahcubiyet  kimilerini susturur kimilerini yazdırır. Üzüntümüz ve acımız O’nun ardından yazmayı daha da müşkil hale getiriyor fakat tüm  bu müşkilata rağmen bu yazıyı yazmam gerektiğini hissediyorum. Ve biliyorum ki; O yazdıklarımı hep memnuniyetle okurdu.<br />
·</p>
<p style="text-align: right;">Gidenlerin ardında şimdi sen de varsın.<br />
Gönlümüz bu hicrana nasıl dayansın!</p>
<p style="text-align: left;">Parmaklarınla saydın bildim. İlk satır on üç ikincisi on iki. Bir hece gerekir evladım dersin şimdi!.  Bir hece!  Aşk’ı koysak Efendim&#8230;  Olur mu,  olmaz mı… Ne çok soru sorardım. Ne çok sabrederdi! Vezin şiirin boynunda nadide gerdanlık&#8230; Şiirsiz olur mu, muhabbetsiz, aşksız olur mu? Olan olurdu, benim şiir olamamış sözlerim hep bir hece noksan yada fazla, hep vezinsiz olurdu. Onun mütebessim bakışı, merhamet ve nezaket dolu sözleri ile dolardı boşluklar.  İlk ve son oldu vezne vezinsiz dalışım. Boğulmuştum. Çıkaran O oldu. Kalemim ürkek bir kuş gibi hep etrafında uçtu sonraları şiirin. Kalem de el de haddini bildi. Şiir de Aşk gibi, kolay değildi!</p>
<p style="text-align: left;">·</p>
<p style="text-align: left;">Onca müşterek zaman, onca sohbet ve onca yürüyüş birlikte..  Geriye dönüp baktığımda bu yazıya girizgah olan hep o cümle gelip duruyor içimde. Hayat ne garip bir rûya. Ben zamanın hızlı geçişine dair âh çekerken O ‘yetmiş yedi olduk rûya gibi’ demişti. Üstünden iki yıl daha geçti ve bu dünyanın rüyalarını bizlere bırakarak her zaman bahsettiği  ‘kervan’ a eklenip gitti. O yazıhane o kitaplar, hat kamışlarını kesip düzelttiği o tabak, hurma ve bisküvi ikram ettiği o tabak, gözlükler, gözler, o misafirler, talebeler… Garip kaldı Konya.</p>
<p style="text-align: left;">Bir insanın bozulmadan ve değişmeden hem ticaret yapıp hem de maneviyatını çoğaltabileceğinin en güzel örneklerinden biriydi O. Yetmişli yaşların sonlarında bile eğitim için elinden geleni yapan hiçbir karşılık beklemeden nice insanın yetişmesine sebep olan biriydi O. Kendisini üzenlerden, kıranlardan bile parlayan gözlerle bahseden ‘incitmemek yetmez, incinmemek gerek’ i haliyle bildiren biriydi O. Tanıyanlar için büyük bir nimet, tanıyamayanlar için büyük bir kayıptı O.  Yazılacak, söylenecek şey çok ama tâkat buraya kadar. Şahitliğim şahittir; İslamı şiir gibi yaşayan, vezni Efendimiz’i örnek almak olarak bilen biriydi O.</p>
<p style="text-align: left;">Allah Sevgili’sinin arkasından  yazdırdığı o güzel şiirleri Sevgilisi’nin önünde okumanı da nasip eder inşallah.<br />
Mekânın Cennet, Hediyyen  Rıza-yı  Muhammed ve Cemalullah olsun.</p>
<p style="text-align: left;">Ahmed /TRABZON / 15 Şubat 2009</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/02/%e2%80%a6-ardindan%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR ALİM ÜÇ GÜZEL ADAMI ANLATIRSA&#8230;</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/bir-alim-uc-guzel-adami-anlatirsa/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/bir-alim-uc-guzel-adami-anlatirsa/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 20:41:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir insan]]></category>
		<category><![CDATA[sitelerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[KAİNAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1143</guid>
		<description><![CDATA[[Kainatın notu: Haberkültür yayın hayatına yeni başlayan, güzel haberler veren, kültür haber sitesi. Beğenerek okuduğumuz bu yazıyı kainat okuyucularıyla paylaşarak hem siteyi tanıtalım hem de hayatlarını tanımamız gereken dört güzel insana ve onları besleyen damarlara dikkat çekelim istedik. Bize yürüyebilecek izler bırakan insanları tanıma ve tanıtma derdinde olmamız gerekiyor. "Maaşını aldı mı mutlaka kırkta birini zekât [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-1151" title="nurettin_topçu" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/01/nurettin_topçu.jpg" alt="nurettin_topçu" width="270" height="390" />[Kainatın notu: <a href="http://www.haberkultur.net" target="_blank">Haberkültür</a> yayın hayatına yeni başlayan, güzel haberler veren, kültür haber sitesi. Beğenerek okuduğumuz bu yazıyı kainat okuyucularıyla paylaşarak hem siteyi tanıtalım hem de hayatlarını tanımamız gereken dört güzel insana ve onları besleyen damarlara dikkat çekelim istedik. Bize yürüyebilecek izler bırakan insanları tanıma ve tanıtma derdinde olmamız gerekiyor. "<strong>Maaşını aldı mı mutlaka kırkta birini zekât olarak ayırır. Hemen verir." </strong> Mahir İz Efendi'nin bu davranışını uygulamaya çalışan bir kişi olarak dostlarıma ve kainat okuyucularına şiddetle tavsiye ediyorum. <strong> </strong>]</p>
<p><strong>Sadettin Ökten Hoca’ya üç büyük devrimciyi sorduk: Fethi Gemuhluoğlu, Nurettin Topçu ve Mahir İz… / MAHMUT BIYIKLI </strong></p>
<p>Sadettin Ökten Hocamızla ne zaman hayırlı bir tesadüf üzere karşılaşsak kendisinin vahiyle mücehhez aklının zırhıyla gezinen o derviş yüreğinden, ruhumuzun önünde yürüyen örnek hayat abidelerine dair birkaç tatlı hatıra dinlemeden ayrılmamak artık bizim sünnetimiz haline geldi. Hoca’ya ayak üstü sıcağı sıcağına üç büyük devrimciyi sorduk: Fethi Gemuhluoğlu, Nurettin Topçu ve Mahir İz… Özlü, hayatî cümleler kaldı hafızamızda.</p>
<p>Bu önemli tarih kaydıyla sizleri başbaşa bırakmadan önce 1. Ahlak Şurası’nda</p>
<p>“Topçu hakkında Abdülaziz Efendi&#8217;ye intisap ettikten sonra kafasındaki dini meseleleri çözdüğü bilgisi biraz menakıp gibi geliyor bana. Bu yaygın ve yanlış bilginin tashih edilmesi gerekiyor. Abdülaziz Bekine Hazretleriyle tanışmadan yazdığı İsyan ahlâkında çok güçlü tasavvufi yönü olduğunu görüyoruz.&#8221;</p>
<p>diyen İsmail Kara’nın beyanlarıyla Topçu’yu yakından tanıyan Sadettin Ökten Hoca’nın ifadelerinin birlikte mütalaa edilmesinde fayda bulunduğu yönündeki düşüncemizi ileterek yorumu tercihlerinize arz ediyoruz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>FETHİ GEMUHLUOĞLU</strong> <strong> </strong></p>
<p><strong>Ehli beyit muhabbeti muhteşemdi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Üniversiteyi iyi bir dereceyle bitirdim. Biraz da hakkım yenmeseydi birincilikle bitirebilirdim. Sonra asistanlık için bir teklif geldi. Anneme sordum. Annem tabiî ki ol dedi. Lisan imtihanına gireceksin dediler. Lisan bilmiyoruz. Nasıl öğreneceğiz dedim. Bunun en kolay yolu Marmara’da bir adam var. Lisanı çok iyi bilir. Eğer kabul ederse onun talebesi olursun, dediler. O kişi Mustafa Seçkin ağabeydi. Biz Mustafa ağabeyle lisan çalışmaya başladık. Bir ara ağabey işe girdi. Pekiyi ben ne yapacağım? dedim. Sen de işe gelirsin, dedi. Ben de Taksim de işe yanına gitmeye başladım.  İşyeri Taksimde Fatin Rüştü Zorlu apartmanın altıncı katında bir yerdeydi. Bir masa bir patron bir Mustafa ağabey vardı. İşte orada oturan Patron Fethi Gemuhluoğlu idi.</p>
<p>Spor sergi sarayından emekli, olmuş.  Odalar ve Borsalar Birliğinde sekreterlik yapıyor. Fethi Ağabey beni orada dört kollu çengi ile oynattılar, dedi. İşte orada Fethi ağabeyi tanıdık. Daha doğrusu kendimizi tanıdık. Orada başlayan bir maceramız oldu.</p>
<p>Yurtdışına gitmeye karar verdiğimde Bir çocuk var bizim hanıma bırakıp gidiyorum aklım burada kalacak. Bana dedi ki ‘hiç endişe etme, Allah onları korur, seni de korur. Ancak hava meydanına inerken üç ihlâs bir Fatihayı bol bol oku’’ dedi. Kimin ruhuna yollayayım, Diye sordum. Sen kime yollayacağını iyi bilirsin, dedi. Biz kenediy havalanına indik. Başladık okumaya. Sonra da nereye girsem çıksam sürekli okuyordum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dostluk üzerine konuşurken oradaydım</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Orada sohbete muazzam bir selamlamayla girmişti. O konuşması aslında bir veda konuşmasıymış. Orada ben otuz sene söz orucu tuttum demişti. Tabii biz onu tam anlamamışız. O zaman. Ayette cenabı Meryem’in söz orucunu okuyunca anladık. Fethi Bey’in konuşması herkesi sarsardı. İnsanları esir alırdı. Cenabı Allah ona sen konuşma buyurdu. Emre uyuyor ve konuşmuyordu.</p>
<p><strong>Oku emri var yaz emri yok der gülerdi</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Niye yazmıyorsun denilince “Oku emri var yaz emri yok” der gülerdi. İlginç bir adamdı merhum. Mesela beni zaman zaman methederdi. Aman ağabey ben de buyurduğunuz hal yok deyince biliyorum Sadettinciğim ‘olasın’ diye söylüyorum, derdi. Kırmızı bir defteri vardı. Sevdiği şiirleri oraya yazardı. Ehli beyit muhabbeti muhteşemdi. O defterinden Hz Ali’den özdeyişler okurken ağlardı. Muharrem ayı geldi mi zaten bir aşk fırtınası olurdu yakardı ortalığı. Muharrem geldi mi üç aylar girdi mi kimse tutamazdı onu. Ağlamaktan utanır ama kendini tutamaz yine ağlardı. O ayrı bir deniz ayrı bir okyanustu. Efendilerine sarsılmaz bir aşkla bağlıydı Ahmet Tahir Efendi Türbedar Ahmet Amiş Efendi, Özeren Efendi. Bir gün dedi ki biz Cuma günü Fatih Caminde sabah namazında buluşuyoruz Rahman Suresini okuyoruz sonra kahvaltı yapıp pehlivan tefrikası okuyoruz abdestini al gel dedi.</p>
<p><strong>NURETTİN TOPÇU </strong></p>
<p><strong>Mülkiyeye ve üniversiteye üç dört gömlek fazla bir adamdı </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Topçu’yu ben çocukluğumda tanıdım. Haftada bir akşam muhakkak bizim eve gelirdi. Babamın İstanbul Sultanisinden talebesiydi. Sonra Fransa’ya gitmiş, malum süreçten geçmiş. Bütün müktesebatı değişmiş. Nurettin Hoca, bir derdi olan bir insan. Şimdiden dönüp oraya baktığım zaman bir medeniyet sorunsalının onun zihnimde ve gönlünde iyice tekerrüm ettiğini görmekteyim. Tabi o zaman insanların bunu pek anlayacak bir halleri yok. Ama onda o var. Mesela Hareketin ilk sayılarında bir Rönesanstan bahseder. Medeniyetimizin tekrar hayat bulması gibi bir sorunsalı vardı.</p>
<p>Bana Ömer derdi. Ömer benim birinci adım. Ömer Saduddin. Bu Saadeddin’den de çok çektim. Seküler dünya bir türlü adımızı benimsemedi. Sadullah dediler Sabahattin dediler. Asıl söylenişi Sadeddin. Ama seküler dünya bunu demedi. Kısaca Sadi dediler. Topçu ise farklı bir hassasiyetle bana hep Ömer derdi. Cenabı Ömer’e çok sağlam bir bağlılığı vardı.</p>
<p>Liseden sonra bana nereye gideceksin, dedi. Ben Teknik Üniversiteye dedim. Yok dedi. Sen doktor ol. İnsanların derdine deva ol. İnsanların yaralarını şifaya kavuştur.</p>
<p>Babam vefat ettikten sonra ‘bu vakte kadar ben size geldim bundan sonra sen bize geleceksin’ dedi. Ben de her zaman gitmeye çalıştım. Her gittiğimde de bana hep Aziz Efendiyi anlatırdı. Hem de hep aynı şeyleri anlatırdı. Biz de her seferinde sanki ilk defa dinliyormuş gibi muhabbetle aşkla dinlerdik.</p>
<p><strong>İlmim var kariyerim var ama huzurum yok</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Sırrı Bey vardı okuldan arkadaşı. Ona benim ruhum itminana kavuşmuyor, diyor. İlmim var kariyerim var ama huzurum yok, diyor. Sırrı Bey benim bir hocam var,  seni Ona götüreyim, diyor. Hoca efendi o zaman Zeyrek camiinde. Yatsıdan sonra kış gecesi gidiyorlar. Hoca efendi çok tatlı bir tebessümle karşılıyor. Çay yapıyor. O zamanın zor şartları içersinde ateşi üfleye üfleye çayı hazırlıyor. Sonra buyur evladım anlat derdini diyor. Topçu anlatmaya başlıyor saatlerce anlatıyor, efendi dinliyor. Gayet tebessüm halinde hiç yorgunluk belirtisi göstermeden dinliyor dinliyor. Arada bir söze karıştığı da oluyor. Vakit sabaha yaklaşınca Sırrı Bey haydi kalkalım diyor. Ayakkabıları giydikleri sırada Topçu demiş ki bir rüya daha geldi aklıma onu da anlatayım. Sırrı Bey onu da haftaya anlatırsın, diyor. Topçu diyor ki Sırrı öyle demeseydi ben tekrar kapıyı çalsam nerde kaldınız çocuğum diyerek aynı mütebessüm bir halle karşılayacağına emindim…  İşte buradan yakalıyor. Bir sene anlattıkça anlatıyor. Efendi anlattırıyor ki boşalsın boşalsın. Tekrar doldursun…</p>
<p>Topçu Mülkiyeye ve üniversiteye üç dört gömlek fazla bir adamdı. Zaten üniversiteden de irtibatını kesiyorlar doçent olduğu halde. Onunla Fransa’ya giden birisi hocayı görünce ya Nuri sen hala ahlakla mı uğraşıyorsun, diyor. Bunların modası geçti bunları bırak diyor.</p>
<p><strong>O benim babama her gün Fatiha okurdu</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ben bir ara Mühendislikte asistanken sıkıldım. Beni sarmıyor. İçimden diyorum ki tarih okusam daha iyi olur. Evimizde tam Edebiyat Fakültesi’nin karşısında. Biz de o zamanlar Soğanağadayız. Zaten oradan Ali Nihat hocayı tanıyorum. Yanına sürekli gidip geliyorum. Kendisi Divan Edebiyatında bir derya. Babamın da yakın arkadaşı. İmzalı kitapları var. Kaplan’ı biraz tanıyorum. Orhan Okay’ı tanıyorum. Gönlüm oraya kayıyor.</p>
<p>Bir gün telefon geldi seni Nurettin Topçu seni arıyor dediler… Yanına gittim. Bana mühendisliği bir övdü bir övdü. Asistanlığın önemini bir anlattı. Öğretim üyeliğinden bahsetti. Ondan sonra içimde edebiyata ilgi falan kayboldu. Hedefime odaklandım.</p>
<p>Yıllar sonra ziyaretine gittiğimde bana hani seni çağırmıştım ya dedi. Onda annen beni aradı. Aman Nureddin Bey bu sağda solda okuyacağım falan diyor bir nasihatta bulunsanız. Sizin sözünüzü dinler. Ben de o zaman sana o sebeple mühendisliği methetmiştim. Ben de aman efendim Allah razı olsun verin elinizi ayağınızı öpeyim teşekkür ederim, dedim.</p>
<p>O benim babama her gün Fatiha okurdu ben de hala onun ruhuna her gün bir Fatiha okurum. Hani ahlak dedik ya. Ahlak üzerinizde görünmezse o lafta kalır. Ahlak üzerinizde görülmesi gerekir. Bu çağda ahlak denen şeyin heykelini yapsalar bence O Nurettin Topçudur..</p>
<p><strong>MAHİR İZ HOCA</strong></p>
<p><strong>Osmanlının bütün zevkini yaşamıştı</strong></p>
<p>Mahir Bey renkli bir adamdı. Ele avuca sığmazdı. Osmanlının bütün zevkini yaşamıştı.</p>
<p>Coşkulu bir adamdı. Aklına düşer bir yere gider. Gittiği yerlerde şiirler okunur. Sohbetler olur. Tabi evin nafakasını bırakıp gider. Giyimine çok dikkat ederdi. Hocayı yeni bir kat elbiseyle görürdük pırıl pırıl giyinirdi. Sonradan öğrendik. Yaz başında bir takım alır. Sonbahar geldi mi onu bir fakire verir. Yenisini alır. Böyle yapar.</p>
<p><strong>Maaşını aldı mı mutlaka kırkta birini zekât olarak ayırır. Hemen verir. </strong>Beklemek yok. Hal adamıydı. Gökyüzünü anlatsa farklı anlatır, denizi anlatsa farklı anlatırdı. Bir seferinde yanındaki gençlere haydi Zeynel’i ziyarete gidelim diyor. Bir arkadaş da türbeye gidilecek sanıyor. Zeynel bir muhallebecinin ismi. Sonra haydi ikindi namazını edaya, diyor. Böyle alem bir adamdı. Benim edebiyat zevkini aldığım insanlardan biriydi. Küçücük torununa Cenab Şehabettin’in Elhan-ı Şita’sını ezberletmişti. Bir akşam gittiğimizde okutmuş coşkuyla dinlemişti. Çocuğa ‘söyle bakim ne demek murgan’diyor; çocuk&#8217; kuşlar diye cevap veriyor… Muallimlik kanına işlemişti.</p>
<p>MAHMUT BIYIKLI / <a href=" http://www.haberkultur.net/haberoku-733-Topcu_Mulkiyeye_uc_dort_gomlek_fazlaydi_.html" target=" blank">HABERKULTUR.NET</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/01/bir-alim-uc-guzel-adami-anlatirsa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KONYA&#8217;DA KURBAN BAYRAMI</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/11/konyada-kurban-bayrami/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/11/konyada-kurban-bayrami/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 20:07:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=864</guid>
		<description><![CDATA[Bismillahirrahmanirrahim
Benim için bayram ve mezarlık eşit kavramlardır; çünkü baba eli öpmeyi mezarlıkta öğrendim. Belki ölüme bu kadar yakın oluşum dört yaşından itibaren mezarlığın hanemizin bir parçası olmasındandır. Elhamdülillah babam için mutluyum; çünkü amel defterini açık tutma gayretimiz devam ediyor. Rabbim merhameti ve rahmeti ile muamele eylesin. Cümle mümin ve mümine içinde duamız geçerlidir. İnşaallah bizden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-872" title="hacı veys mezar" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/11/hacı-veys-mezar.jpg" alt="hacı veys mezar" width="550" height="413" />Bismillahirrahmanirrahim<br />
Benim için bayram ve mezarlık eşit kavramlardır; çünkü baba eli öpmeyi mezarlıkta öğrendim. Belki ölüme bu kadar yakın oluşum dört yaşından itibaren mezarlığın hanemizin bir parçası olmasındandır. Elhamdülillah babam için mutluyum; çünkü amel defterini açık tutma gayretimiz devam ediyor. Rabbim merhameti ve rahmeti ile muamele eylesin. Cümle mümin ve mümine içinde duamız geçerlidir. İnşaallah bizden sonra da dua edecek amel defterlerimizi açık tutacak nesiller gelir.<br />
Konya&#8217;da Kurban Bayramına arefe gününden başladık ki zaten bu günün önemi sabittir. Sultan Selim Camii&#8217;nde öğle namazını kıldım. Farz namazı sonunda teşrik tekbirlerinin semaya yükselmesi Arafat&#8217;ta vakfeye duran hacıları hatırlatan vaiz, kutlu bir günün habercisiydi.</p>
<p>Mevlana Celaleddin-i Rumi huzurunda başta Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sas) olmak üzere tüm peygamberlerin ve onların aile ve yoldaşlarının ruhlarına esenlik diledik. Ve İslam yolunda fikirleri, amelleri, kanları ile mücadele eden tüm geçmiş dervişlerin, mücahitlerin, ilim ehlinin ruhlarına fatihalar gönderdik.</p>
<p><img class="alignleft" src="http://lh5.ggpht.com/_7kefLd_arfw/Sw7dodHBimI/AAAAAAAAAXc/d7v0Su6EQSQ/s800/%C3%BC%C3%A7lermezarl%C4%B1%C4%9F%C4%B1.jpg" alt="üçler_hacı veyiszade" width="440" height="330" />Üçler mezarlığına girişte önce üçlere, yedilere, kırklara, üç yüzlere ve tüm mezarlık sakinlerine fatiha gönderdik. Nuri Baş Hoca Efendi&#8217;nin mezarı başına giderek hem eski güzel günleri yad ettik hem de ona selam ve esenlik götürdük. Daha sonra Hacı Veyiszade Mustafa Kurucu Efendi&#8217;nin huzuruna vardık. Her zaman olduğu gibi sevenleri ile onun birlikte bulduk. “Öyle bir hayırlı hayat yaşa ki insanlar seni unutamasın.” cümlesi aklımıza geldi. Hacı Veyiszade huzurunda dua ederken tüm yukarıda olduğu gibi sevgilimizle başladık ve erenler; Hacı Veyis, Hadimi Hz., Somuncu Baba Hz., Hacı Bayram Veli Hz., Üftade Hz., Aziz Mahmud Hüdai Hz. Aklımıza helen isimler şahsında tüm hakikat sancağını dik tutma gayreti veren İslam Fedailerinin ruhlarına fatihalar gönderdik. Tabi ki başta babam olmak üzere tüm dedelerimiz, ninelerimiz, yakın akrabalarımız, dostlarımız, tüm mümin ve mümineler içinde fatihalar gönderdik.<br />
Üçler mezarlığı içinde yürümek bile ayrı bir tefekkür sebebi. Hacı Veyiszade&#8217;nin yanından dönerken Said Nursi Hazretleri&#8217;nin kardeşi Abdülmecid Nursi Hoca&#8217;nın da kabri başında konakladım. Şahsında başta Said Nursi olmak üzere son dönem alimleri; Ahıskalı Ali Haydar Hz., Mahmud Sami Ramazanoğlu Hz., Mehmed Zahid Kotku Hz., Esad Coşan Hz., Süleyman Hilmi Hz., Kutuz Hoca Hz. hatırladık ve aklımıza o anda gelmeyen tüm bende müslümanlardanım demek için yaşamış derdi ve davası İslam olmuş her eyleminde Allah rızasını düşünmüş tüm ümmetin fertlerine fatihalar armağan ettik. Üçler mezarlığından çıkıp Şems-i Tebrizi Hz. huzuruna yürüdük, tüm seyyah ruhlu dervişlere de selam ettik doğal olarak yine aklımıza önce Hazreti Yunus geldi.<br />
Allah kısmet ederse birazdan Sadreddin Konevi huzuruna giderek; Ahi Evran, Hacı Bektaşi Veli, Şeyh Edebali, Osman ve Orhan Gaziler, tüm İslam devletlerinin sultanları ve onların yardımcıları için de fatihalar okuyacağız.</p>
<p>Ey Dost! bugün de yeryüzü boş sanma, bir çok davası ve derdi islam olan, şöhret afettir diyerek kendini saklayan büyükler yeryüzünde yaşamaktadır. Rabbim iyi insanlar ile karşılaştırsın. Bizleri de iyilerden kılsın inşaallah. Bu satırları okuyorsan sende iyilerden olmak istiyorsun demektir, gel hep birlikte daha da iyi olmak için mücadele edelim. Allah&#8217;ın bize sunduğu imkanları onun yoluna feda edelim. Kurban işte budur, yani feda edebilmek. Rıza için kendinden, en yakınından vazgeçebilmek, Allah&#8217;ı ve Elçisini kendi öz nefsinden daha çok sevebilmektir.</p>
<p>İnşaallah bayramın birinci günü Bayram Namazı&#8217;nı Konya&#8217;nın (07:25) benim için en değerli imamının arkasında kılıp Allah rızası için kevser suresinin gereğini yapacağız. İkinci gün bayram ziyareti için merkezde olacağız. Bayramın üçüncü ve dördüncü günü misafirlerimizi ağırlamak için evdeyiz efendim. Kainatın dostlarını bayram ziyaretine bekliyoruz.<br />
Kurban Bayramınızı en maddeden arınmış duygularımla tebrik eder, kainatın dostlarının sevdikleri ile huzurlu bir bayram geçirmesini hepimizin Rabbi olan Allah&#8217;tan (c.c.) niyaz ederim. Bu bayramı kutlayacak huzuru bulamayanları da unutmamamız gerekiyor. Ya Rabbi sana savaş açanları kahr eyle, İslam davası için mücadele edenleri galip kıl, mazlumların da yardımcısı ol.</p>
<p style="text-align: center;">Amin.<br />
<img class="aligncenter" src="http://lh4.ggpht.com/_7kefLd_arfw/Sw7dsV7EsII/AAAAAAAAAXg/E_XkcpqLrpo/s800/h%C3%BCseyincemil_%C3%BC%C3%A7ler.jpg" alt="üçler_hüseyin cemil efendi" width="576" height="437" /></p>
<p style="text-align: left;">Maşaallah.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/11/konyada-kurban-bayrami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dinle! Duyuyor musun gölgelerin fısıltısını?</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/10/dinle-duyuyor-musun-golgelerin-fisiltisini/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/10/dinle-duyuyor-musun-golgelerin-fisiltisini/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2009 18:08:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[AHMED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=696</guid>
		<description><![CDATA[Dinle!
Duyuyor musun gölgelerin fısıltısını?
 Saat gecenin ikisi. Gelmeyen uyku yüzümü pencerenin camından ekranın camına döndürüyor.
Garip bir günün bitimi, gecenin siyahı, dostun acısı, güzelin siyahı…
Önce bir yüze rastlıyorum.
Yıllar evvelinden bir kitabına tutunduğum kendimi bambaşka bir şehirde bulduğum sebeplere sebep, sonuçlara sebep birinin yüzü.
Su üstüne yazılmış yazının mukaddimesiydi sebep. Suyun akışkan zeminine, muhabbetin şiddetine, doksanın heybetine işaretti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/10/konya.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/10/konya-300x200.jpg" alt="" title="konya" width="300" height="200" class="alignleft size-medium wp-image-697" /></a>Dinle!</p>
<p>Duyuyor musun gölgelerin fısıltısını?</p>
<p> Saat gecenin ikisi. Gelmeyen uyku yüzümü pencerenin camından ekranın camına döndürüyor.</p>
<p>Garip bir günün bitimi, gecenin siyahı, dostun acısı, güzelin siyahı…</p>
<p>Önce bir yüze rastlıyorum.</p>
<p>Yıllar evvelinden bir kitabına tutunduğum kendimi bambaşka bir şehirde bulduğum sebeplere sebep, sonuçlara sebep birinin yüzü.</p>
<p>Su üstüne yazılmış yazının mukaddimesiydi sebep. Suyun akışkan zeminine, muhabbetin şiddetine, doksanın heybetine işaretti hep. Okunan, altı çizilen, lafın kozasını yırtmış, sözün kanadına binmiş onca hoşkelama karışık  bir arayışın düşürdüğü evden giden ışık! Ve bir isim, aynı ismi taşımaktan şeref duyduğum bir isim. Şimdi yıllar sonra suyun üstüne yazılan yazıyı yazan o ismi söylemede.. Okyanuslar ötesinde yirmi yıl evvelinde bir eskimiş resim dizin dibinde, gözümün önünde. Aşkın, vefanın boynuna hediye edilmiş bir gerdanlık niyetine belki de..</p>
<p>Ey leyl-i ruzem &#8211; Gece Çiçeği</p>
<p>Leyl-i ruzem, ruhumun sultanı<br />
Karanlığa saçar filizleri, baharı<br />
Leyl-i ruzem ayışığında açar,<br />
Terk eyler gönlüme misk-i amber-i aşkı.</p>
<p>Leyl-i ruzem filizlenir yağmurda<br />
Ruhumdan akan hatıraların yağmurunda;<br />
Aradım rayihanın özünü çiçeğinden ötede,<br />
Ve bir yudum şarap, kadehinde&#8230;</p>
<p>Leyl-i ruzem geç saatlerde gelir<br />
Dokunmak için Leyla&#8217;nın busesine, gözlerime<br />
Gönülden tatlı hayaller volkanlar gibi fışkırır<br />
Mest-ü hayran oldum bu muhteşem süprizle</p>
<p>Leyl-i ruzem, mehrimdir sana kalbim<br />
Kendininmiş gibi al ve yönet,<br />
Ve aşkınla mest olduğumda aldığın aklım<br />
Ben de ahmaklar okyanusuna daldım.</p>
<p>(Muhyiddin Şekûr)</p>
<p>Hâmuş,</p>
<p>sükût</p>
<p>dört elif miktarı âh!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/10/dinle-duyuyor-musun-golgelerin-fisiltisini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dîvan-ı Mevlana Halid Bağdadi</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/divan-i-mevlana-halid-bagdadi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/divan-i-mevlana-halid-bagdadi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 09:43:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[KİTAP]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=450</guid>
		<description><![CDATA[Halid-i Bağdadi&#8230;
Anadolu Nakşi silsileleri ondan el almış. Zamanının müceddidi&#8230; Nakşiliğin Halidiye kolunun piri. Aslen Kuzey Irak&#8217;ın Süleymaniye beldesindendir. Hayatı Şam ve Bağdad&#8217;ta geçmiştir. Şam&#8217;da Kasiyum dağı eteğinde medfundur.
Halid-i Bağdadi Divanı ilk defa 1844 tarihinde matbu hale getirilmiştir. Sadrettin Yüksel yakın dönemde divanın büyük bölümünü Türkçemize kazandırmıştır. Muhammed Arif Karakaya Kürtçe’ye tercüme etmiştir. Bu çalışmalar Divan’ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Halid-i Bağdadi&#8230;<br />
<a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/07/halid.jpg"><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/07/halid.jpg" alt="" title="halid" width="250" height="196" class="alignleft size-medium wp-image-451" /></a>Anadolu Nakşi silsileleri ondan el almış. Zamanının müceddidi&#8230; Nakşiliğin Halidiye kolunun piri. Aslen Kuzey Irak&#8217;ın Süleymaniye beldesindendir. Hayatı Şam ve Bağdad&#8217;ta geçmiştir. Şam&#8217;da Kasiyum dağı eteğinde medfundur.</p>
<p>Halid-i Bağdadi Divanı ilk defa 1844 tarihinde matbu hale getirilmiştir. Sadrettin Yüksel yakın dönemde divanın büyük bölümünü Türkçemize kazandırmıştır. Muhammed Arif Karakaya Kürtçe’ye tercüme etmiştir. Bu çalışmalar Divan’ın bütününü kapsamaz. Ensar Yayıncılık&#8217;tan çıkan DİVAN-I MEVLANA HALİDİ BAĞDADİ eseri yazarı Abdulcebbar Kavak, Divan’ın tam metin eksikliğini gidermek için özverili bir yaklaşımla kamyon kasalarında Suriye ve Irak&#8217;ı dolaşarak el yazma nüshalara ulaşmış ve yeni nesillerin faydalanacağı güzel bir eseri gün yüzüne çıkarmıştır.</p>
<p>Eser Nakşi Tarikati hakkında bilgi verdikten sonra Halidi Bağdadi&#8217;nin hayatını özet olarak anlatıyor ve beyitlerle devam ediyor.</p>
<p> Halid-i Bağdadi</p>
<p>Mevlana Halidi Bağdadi</p>
<p>Şeyh İsmet Efendi&#8217;nin hicri 12. Asrın müceddidi diye bahsettiği Halidi Bağdadi, Süleymaniye&#8217;de 1779 tarihinde dünyaya gelmiştir. Zahiri ve batıni ilimlere vukufiyetinden dolayı “zülcenaheyn-iki kanatlı” lakabı verilmiştir. Hz. Osman soyundan geldiği belirtilmektedir. İlk eğitimini babasından almıştır. Daha sonra medreselere devam etmiştir. Eğitimini tamamladıktan sonra medresede ders vermeye başlamıştır. 1805 tarihinde çıktığı hac yolculuğu sırasında geçtiği ilim merkezlerinde ilim ve tasavvuf erbabı ile tanışmış ve manevi açlığının bu yolculukta çözüm bulacağını düşünmüştür. Bu yolculukta aradığı mürşidi bulamamış, Süleymaniye&#8217;ye döndükten sonra bazı işaretler sonucu Hindistan&#8217;da bulunan Nakşi şeyhi Abdullah Dehlevi&#8217;ye gitmeye karar vermiştir. Hindistan yolculuğu sırasında da ilim ve tasavvuf erbabı ile görüşmelerine devam etmiş, hayatta olmayan meşhur büyük zatların kabirlerini ziyaret etmiştir. Cihanabad&#8217;da yaklaşık dokuz aylık bir tasavvufi eğitimin ardından önce Süleymaniye&#8217;de daha sonra Şam&#8217;da irşad faaliyetlerinde bulunmuştur. Mevlana Halidi Bağdadi 1826 tarihinde Şam&#8217;da vefat etmiştir. Cebel-i Erbain denen mevkiye defnedilmiştir.</p>
<p>Halid-i Bağdadi</p>
<p>Divan-ı Mevlana Halidi Bağdadi</p>
<p>“Güzellerin şahına benden gizlice şu haberi verin ki</p>
<p>Dünya, nisan bulutundan dolayı yeniden canlandı.”</p>
<p>Beyiti ile başlayan Divan, tasavvufi hikayeler ile süslenmiş, tekrar tekrar okunacak derinliktedir. Eser aynı yolun uç beyi İmam Rabbani&#8217;nin Mektubatı&#8217;nı çağrıştırdığı gibi Mevlana&#8217;nın Mesnevi-i Şerif’inin kokusunu da hissettiriyor. Bu tarz eserlerin çoğalması yeni çağa seslenecek kuşaklara sağlam bir zemin oluşturacaktır.</p>
<p>Şeyhine yazdığı beyitlerle Divan&#8217;ın ilk bölümü devam eder.</p>
<p>Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, Robert Frager, Ethem Cebecioğlu, İbrahim Hakkı&#8230; daha pek çok ilim ve gönül ehlinin eserlerine atıflarla beyitler desteklenmiş. Bu şekilde çalışma hem sürprizlere açık hale gelmiş, hem de beyitlerin derinliğinde boğulma tehlikesi farklı bakış açıları ile süslenerek giderilmiş.</p>
<p>Divan-ı Mevlana Halid-i Bağdadi“Aşk atına binen kişi</p>
<p>‘çölleri geçmek tehlikeli ve korkutucu&#8217; dememiştir.”</p>
<p>&#8230;</p>
<p>“Ey sevgili! benim halimi Mecnun&#8217;u kıskandıran bir hal yap</p>
<p>Gözlerimi de hasretinden Ceyhun nehrine çevir.”</p>
<p>…</p>
<p>“Ey Halid! Felek senin boyunu kamburlaştırdı.</p>
<p>&#8216;Artık senin için kesin olarak bu dünyadan ayrılma vakti gelmiştir.&#8217; demek istiyor.”</p>
<p>…</p>
<p>“Madem ki Şam ve Mekke&#8217;de senin işinin düğümü açılmadı,</p>
<p>o halde bundan sonra Hindistan yolunda sabahtan akşama kadar durmadan yürü.”</p>
<p>1257-1258. son beyitler</p>
<p>“İncil&#8217;de gelmiştir ki üç şeyi birbirinden ayırmak gerek:</p>
<p>Birincisi Hak ile Batılı, ikincisi cevher, yakut ile diğer madenleri,”</p>
<p>“Üçüncüsü ise her küçük ve büyüğü. Sonunda ne fazla ne de</p>
<p>eksik bıraktık, Allah&#8217;ın yardımıyla bu şiiri tamamladık.”</p>
<p>Kitabın hazırlanış öyküsü de ayrı bir yazı konusu, emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Mütevaziliğinden dolayı biyografisini okuma şerefine ulaşamadığımız Abdulcebbar Kavak Bey’e güzel bir eseri diriltiği için ayrıca teşekkür ediyoruz. Rabbimiz de inşallah bu eseri devam eden hayır hesabına yazar.</p>
<p>Eseri temin için Ensar Yayıncılık ile iletişime geçilebilir: ensaryayincilik@hotmail.com</p>
<p><a href="http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=1533">dünyabizim.com</a>&#8216;da yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/divan-i-mevlana-halid-bagdadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ladikli Ahmet Ağa</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/06/ladikli-ahmet-aga/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/06/ladikli-ahmet-aga/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 14:47:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=332</guid>
		<description><![CDATA[Konya&#8217;nın gönül erlerinden biri olan Ladikli Ahmet Ağa, 14 Haziran Pazar günü saat 10&#8242;da başlayacak etkinlik ile Ladik ilçesinde hatırlanacaktır. Bu vesile ile onun yaşadığı beldeyi görmek, kabrini ziyaret ederek dua etmek isteyenleri pazar günü Ladik&#8217;te buluşmaya davet ediyoruz.
Tahir Büyükkörükçü sohbetlerinde ondan bahsetmiştir, Ali Ulvi Kurucu&#8217;da hatıratında Ladikli Ağmet Ağa&#8217;ya bölüm ayırmış. O&#8217;nun manevi halleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/06/016.jpg"><img class="size-medium wp-image-335 alignleft" title="ladikli_ahmed_aga" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/06/016-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Konya&#8217;nın gönül erlerinden biri olan Ladikli Ahmet Ağa, 14 Haziran Pazar günü saat 10&#8242;da başlayacak etkinlik ile Ladik ilçesinde hatırlanacaktır. Bu vesile ile onun yaşadığı beldeyi görmek, kabrini ziyaret ederek dua etmek isteyenleri pazar günü Ladik&#8217;te buluşmaya davet ediyoruz.</p>
<p>Tahir Büyükkörükçü sohbetlerinde ondan bahsetmiştir, Ali Ulvi Kurucu&#8217;da hatıratında Ladikli Ağmet Ağa&#8217;ya bölüm ayırmış. O&#8217;nun manevi halleri ve ilme duyduğu hayranlığı dile getirmiştir. Torununun okuması için gösterdiği gayret onun ilme duyduğu sevgi ve saygıyı gösterir. Kendisi ümmi olarak hal ilmiyle yetişmiş; ancak “Benim peşimden gidilmez.” diyerek, bu halin kendine has özel bir durum olduğunun altını çizmiştir. Merhum Hacı Veyiszade ile olan yakınlığı ve ilmine duyduğu saygı, bu alemde herkesin bir görevi olduğunu hatırlatması açısından da ayrıca önemlidir.</p>
<p>Ladikli Ahmed Ağa&#8217;ya Allah&#8217;tan rahmet diler, fatihalarımızı ziyaretine göndeririz.</p>
<p><img src="http://photos1.blogger.com/blogger/2235/2216/1600/ladikliahmet2.jpg" alt="ladikli" />vardım dostun mezarına<br />
gelmek için nazarına<br />
durduk aşık huzuruna<br />
erenlere selam olsun<br />
<a href="http://www.kainatamektup.blogspot.com/2006/08/ladikli-ahmed-aa-iin-hseyni-syledi.html">devamı için</a></p>
<p>hakında daha fazla bilgi bulacağınız siteler:<br />
<a href="http://www.ladikliahmetaga.com" target="blank">ladikliahmetaga.com</a><br />
<a href="http://www.ladikliahmedhudai.com" target="blank">ladikliahmedhudai.com</a><br />
<a href="http://sufizmveinsan.com/arastirma/ladikli.html" target="blank">sufizmveinsan.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/06/ladikli-ahmet-aga/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Somuncu Baba Nasihati:</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2009/05/somuncu-baba-nasihati/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2009/05/somuncu-baba-nasihati/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 05:48:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÖNÜL ERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[vasiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[KAİNAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[Gizli ve aşikar her yerde Allah&#8217;tan korksunlar.
Az yesinler, az konuşsunlar, az uyusunlar.
Avamın arasına az karışsınlar.
Tüm masiyet ve kötülüklerden uzak dursunlar.
Daima şehvetlerden kaçınsınlar
İnsanların elindekilerden ümitlerini kessinler.
Tüm zemmedilmiş sıfatları terk etsinler.
Övülen sıfatlarla süslensinler.
(Günaha götüren) Şiir ve şarkı dinlemekten kaçınsınlar.
Ayrı bir görüşle, kendini cemaatten ayrı bırakmasınlar.
Aç olarak ölseler bile şüpheli hiçbir lokmayı yemesinler.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/05/somuncubabakabri.jpg"><img class="size-medium wp-image-262 alignleft" title="somuncubabakabri" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2009/05/somuncubabakabri-300x228.jpg" alt="" width="300" height="228" /></a>Gizli ve aşikar her yerde Allah&#8217;tan korksunlar.<br />
Az yesinler, az konuşsunlar, az uyusunlar.<br />
Avamın arasına az karışsınlar.<br />
Tüm masiyet ve kötülüklerden uzak dursunlar.<br />
Daima şehvetlerden kaçınsınlar<br />
İnsanların elindekilerden ümitlerini kessinler.<br />
Tüm zemmedilmiş sıfatları terk etsinler.<br />
Övülen sıfatlarla süslensinler.<br />
(Günaha götüren) Şiir ve şarkı dinlemekten kaçınsınlar.<br />
Ayrı bir görüşle, kendini cemaatten ayrı bırakmasınlar.<br />
Aç olarak ölseler bile şüpheli hiçbir lokmayı yemesinler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2009/05/somuncu-baba-nasihati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
