<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KAİNATA MEKTUP &#187; EDİTÖR</title>
	<atom:link href="http://kainatamektup.com/index.php/author/admin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kainatamektup.com</link>
	<description>yenileniyoruz... &#124; &#124; bitmeyen bir aşk yürüyüşü...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 09:40:51 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Külliyesi Olan Yaşanacak Şehirler I : ÇORUM</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/kulliyesi-olan-yasanacak-sehirler-i-corum/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/kulliyesi-olan-yasanacak-sehirler-i-corum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 08:43:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[sabah medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[yol hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çorum]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1585</guid>
		<description><![CDATA[
Bu yıl Ahmed&#8217;in düğünü vesilesiyle &#8220;2010 Kainat Toplantısı&#8221;nı Trabzon&#8217;da gerçekleştirdik. 2009 yolculuğu için bu (darende-yolunda) adrese bakabilirsiniz.
Zamanımız bol olduğunda yola çıkmadan detaylı araştırma yaparak yol haritası belirliyoruz; nerede ne var, şehir nasıl gezilir&#8230; Dar zamanlı yolculuklarda ise iç gözümüzü dikkate alarak yolculuk yapıyoruz. Konya&#8217;dan Trabzon&#8217;a en kestirme yol; Kırıkkale-Çorum-Merzifon-Samsun-Ordu-Giresun güzergahı. Dönüş yolunda Merzifon yerine Amasya&#8217;ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="çorum" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs220.snc4/39315_415278828100_740913100_4772251_5572454_n.jpg" alt="" width="518" height="389" /></p>
<p style="text-align: left;">Bu yıl Ahmed&#8217;in düğünü vesilesiyle &#8220;2010 Kainat Toplantısı&#8221;nı Trabzon&#8217;da gerçekleştirdik. 2009 yolculuğu için bu (<a href="http://kainatamektup.com/index.php/2009/05/darende-yolunda/" target="_blank">darende-yolunda</a>) adrese bakabilirsiniz.</p>
<p>Zamanımız bol olduğunda yola çıkmadan detaylı araştırma yaparak yol haritası belirliyoruz; nerede ne var, şehir nasıl gezilir&#8230; Dar zamanlı yolculuklarda ise iç gözümüzü dikkate alarak yolculuk yapıyoruz. Konya&#8217;dan Trabzon&#8217;a en kestirme yol; Kırıkkale-Çorum-Merzifon-Samsun-Ordu-Giresun güzergahı. Dönüş yolunda Merzifon yerine Amasya&#8217;ya uğrayarak görülebilecek şehir sayısını artırabiliriz.</p>
<p>Şehirlerimizin ziyaretçiler tarafından görülmesini istiyorsak; anayoldan başlayarak tarihi dokunun izini tabelalarla bulunabilir kılmalıyız. Bu konuda belediyelere, valiliklere, şehrin sivil toplum örgütlerine çok iş düşüyor. Vaktim sınırlı olsa bile dışından geçerken &#8220;külliye&#8221; tabelasını gördüğümde merkezine girmeyeceğim şehir yoktur. İnanıyorum ki bir çok kişi de benim gibi düşünüyordur.</p>
<p>Başka vesilelerle (<a href="http://kainatamektup.com/index.php/2009/07/yaz-tatilinde-nereye-gitsek/" target="_blank">seyyahlık kültürü</a>) seyyahlığın bir meslek olduğunu ve zamanla öğrenildiğini söylemiştik. Kısaca parası olanlar değil fırsatı ve seyyah ruhu olanlar gezebilir. Kainatı hakiki manada temaşa etmek ise biraz ön bilgiyle ve dertlenmeyle alakalı.</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-1593" title="corum_1" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/corum_1-225x300.jpg" alt="corum_1" width="225" height="300" />Kervanımıza Edremit&#8217;ten Cüneyd, Gölcük&#8217;ten Timur katılıyor. Mazereti dolayısıyla katılamayanlara çok şey kaçırdıklarını hatırlatarak başka toplantılarda görüşmek temennisiyle selam ediyoruz.</p>
<p>Cumartesi saat 20:00 civarı Konya&#8217;dan yola çıktık. Kırıkkale üzeri gece yarısı Çorum&#8217;a vardık. Şehrin dışından gördüğümüz ilk minarenin altına aracımızı çekerek sabah ezanına kadar istirahate çekildik.</p>
<p>Sabah namazı sonrası şehrin merkezine doğru ilerlemeye başladık. Şehirler kendilerini en çok bu vakitte ele verirler. Sabah hareketliliği şehrin dinamikliğini gösterir. Kaç sabahçı kahvesi, çorbacısı olduğu şehir sakinlerinin yaşam biçimini ortaya koyar. Çorum&#8217;da bedestene yaslanmış 1306 tarihli Selçuklu eseri “Murad-i Rabi Ulu Camii” bizi karşıladı. Külliye hala şehrin merkezinde ise ve yeni beton binalar külliyemizi sıkıştırmamışsa şehrin kurtulma şansı var demektir. Şehir meydanında bir tur atıyoruz. Saat kulesi dikkatimizi çekiyor, Abdülhamit Han zamanından mı kaldı diye düşünüyoruz. Kısa bir araştırma (<a href="http://corum.kultur.gov.tr/" target="_blank">çorum kültür</a>) ile tahminimizin isabetli olduğunu anlıyoruz. Bedesten içinde sabahçı çayevi dikkatimizi çekiyor. Tarihi camiye cephe İzmir Lokantası&#8217;nda çorbamızı içip sabah çayımızı yudumlamak üzere bedestene geçiyoruz. Bedesten bizi tarihin derinliklerine, <a href="http://kainatamektup.com/index.php/ahilik/" target="_blank">ahilik</a> kültürüne götürüyor. Çorum&#8217;u külliyesi olan yaşanacak şehirler defterimize kayıt ettikten sonra başka bir tarihte detaylı temaşa etmek üzere Merzifon&#8217;a doğru yola çıkıyoruz. Linkini verdiğimiz Çorum Kültür Müdürlüğü sitesinden gezilecek tüm yerler hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.</p>
<p>Kainata Mektup sitemizin seyyah bölümünde başka şehir yazıları bulmak mümkün. (<a href="http://kainatamektup.com/index.php/category/seyyah/" target="_blank">kainatın seyyahı</a>)</p>
<p><a href="http://www.haberkultur.net/haberoku-2063-Kulliyesi_Olan_Sehirler_.html" target="_blank">Haber Kültür</a></p>
<p><img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs120.ash2/39315_415278833100_740913100_4772252_2287109_n.jpg" alt="corum_ulucamii" width="525" height="393" /><br />
<img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs220.snc4/39315_415278838100_740913100_4772253_4164883_n.jpg" alt="corum_saatkulesi" /><br />
<img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs220.snc4/39315_415278843100_740913100_4772254_3990798_n.jpg" alt="corum_ulucamii2" width="525" height="393" /><br />
<img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs220.snc4/39315_415278853100_740913100_4772256_6178310_n.jpg" alt="corum_ulucamii" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/kulliyesi-olan-yasanacak-sehirler-i-corum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNVİCTUS/ KENDİ RUHUNUN KAPTANI OLMAK</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/invictus-kendi-ruhunun-kaptani-olmak/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/invictus-kendi-ruhunun-kaptani-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 10:51:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[SALİH FURKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1579</guid>
		<description><![CDATA[
SALİH FURKAN
Yapım yılı: 2009
Yönetmen: Clint Eastwood
Oyuncular: Morgan Freeman, Matt Damon
Tartışmasız oyunculuğunu, yönetmen koltuğunda da gösteren Clint Eastwood’a teşekkür etmeliyiz. Hiçbir zaman kötü film yapmadı. ‘Affedilmeyen’i de yönetip oynadığında  Morgan Freeman ile iyi bir ikiliydiler. Bu adamın hiçbir filmi yoktur ki, gözlerimizden yaş gelmesin. O kadar huzurlu filmler ki, kendinizde tuhaf bir güç buluyorsunuz. Gran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1580" title="nelson_mandela_return_to_cell" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/nelson_mandela_return_to_cell-300x200.jpg" alt="nelson_mandela_return_to_cell" width="300" height="200" /><br />
SALİH FURKAN</p>
<blockquote><p>Yapım yılı: 2009<br />
Yönetmen: Clint Eastwood<br />
Oyuncular: Morgan Freeman, Matt Damon</p></blockquote>
<p>Tartışmasız oyunculuğunu, yönetmen koltuğunda da gösteren Clint Eastwood’a teşekkür etmeliyiz. Hiçbir zaman kötü film yapmadı. ‘Affedilmeyen’i de yönetip oynadığında  Morgan Freeman ile iyi bir ikiliydiler. Bu adamın hiçbir filmi yoktur ki, gözlerimizden yaş gelmesin. O kadar huzurlu filmler ki, kendinizde tuhaf bir güç buluyorsunuz. Gran Torino’yu da  cebimizin en derininde duran bir hüzün törpüsü olarak saklarız. Açıkçası bu filmi izlerken de şüphe duymadık.<br />
‘İnvictus’ bir şiirin adı aslında. Filmle bütünleşmiş. William Ernest Henley tarafından onların hesabına sanki bir marşı anımsatan tarzda yazılmış. Şurası çok manidardır: ‘Cezam ne kadar ağır olsa da/ Kaderimin efendisi benim/Ruhumun kaptanı benim…’<br />
Toplum tarafından makbul olmayan adamların sözlerine benziyor şiir. Toplum tarafından makbul olunmamak, boyun eğmemek. Sporu, siyaseti, aşağılandıklarınız tarafından bir gün kabul görülebileceğinizi ve elbette Nelson Mandela’yı aynı senaryonun parçaları olarak birleştirmek sizin elinizde. Ömrünün büyük bölümünü hapiste geçiren bir liderin ülkesindeki en küçük çöp parçasına kıymet verişini dikkatle etüt ettik. Yirmi yedi yıl hapishanede boyun eğmeyen ve kendi ruhunun efendisi olan bay başkana biz de kıymet veriyoruz.<br />
Şartlar değiştiğinde kendini değiştirmeyen bir insan nasıl olur da karşısındakinden değişmesini bekleyebilir? Değişim durağan olmayan her şeyin başı. İnsanın başının tacı. Değişen ve değiştiren insanı ‘İnvictus’ da görebilirsiniz. Acılar mutluluğa dönüştüğünde tebessümü sakladığınız anlar başlar. Mücadelenizin karşılığını görmüşsünüzdür. Kalbin esiri olmamış; onu gerektiğinde çöpe atabilecek cesareti gösteren azimli insansınızdır. Her sabah nitelikli insanı hakkıyla alkışlattıran teşrifat bayramı. ‘İnvictus’ yerdeyseniz size kolunu uzatacaktır.<br />
Bizim işimiz, Madrid’e karşı Katalanlar’ı, desteklemek, Aborjinler’in yanında olmak ya da Martin Luther King’i hep bir adım takip etmek oldu hep. Fakirlik edebiyatı değildir bu bizim için. Takvanın başı olan adaleti erkanıyla uygulamaktır. Adaletin rengi olursa acının da rengi olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/invictus-kendi-ruhunun-kaptani-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AFGANİSTAN ŞEHİTLERİMİZİ UĞURLUYORUZ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/afganistan-sehitlerimizi-ugurluyoruz/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/afganistan-sehitlerimizi-ugurluyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 16:19:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[HABERLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1570</guid>
		<description><![CDATA[Afganistan&#8217;da 17 Mayıs 2010 tarihinde düşen uçakta şehit olan İHH Gönüllüsü Bahattin Yıldız ve Asya Bölgesi sorumlusu Faruk Aktaş&#8217;ın cenazeleri Türkiye&#8217;ye getiriliyor.
Yıldız ve Aktaş&#8217;ın cenazeleri salı günü uçakla İstanbul&#8217;a getirilecek. Hayatlarını İslam&#8217;a hizmete adamış iki gönül insanının cenaze namazları 28 Temmuz 2010 Çarşamba günü Fatih Camii&#8217;nde ikindi namazını müteakip kılınacak. Cenaze namazına yoğun katılım bekleniyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1571" title="bahattin1" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/bahattin1.jpg" alt="bahattin1" width="548" height="240" />Afganistan&#8217;da 17 Mayıs 2010 tarihinde düşen uçakta şehit olan İHH Gönüllüsü Bahattin Yıldız ve Asya Bölgesi sorumlusu Faruk Aktaş&#8217;ın cenazeleri Türkiye&#8217;ye getiriliyor.</p>
<p>Yıldız ve Aktaş&#8217;ın cenazeleri salı günü uçakla İstanbul&#8217;a getirilecek. Hayatlarını İslam&#8217;a hizmete adamış iki gönül insanının cenaze namazları 28 Temmuz 2010 Çarşamba günü Fatih Camii&#8217;nde ikindi namazını müteakip kılınacak. Cenaze namazına yoğun katılım bekleniyor. İkilinin cenazeleri Edirnekapı Şehitliği&#8217;ne defnedilecek.</p>
<p>Bahattin Yıldız ve Faruk Aktaş, Afganistan&#8217;da açılması planlanan yetimhaneye arsa bulmak için bölgeye gitmişlerdi. Yıldız ve Aktaş&#8217;ın uçağı başkent Kabil&#8217;e dönüşte Salang geçidine düşmüştü. Yoğun kar yağışı ve sis, uçağın enkazına ulaşmayı engellemişti. Kazadan 4 gün sonra 21 Mayıs Cuma günü enkaza ulaşılabildi. Uçak ve içindeki yolcular parçalandığı için kimliklerin tespiti süreci uzadı. Türkiye&#8217;den giden adli tıp kurumu ekiplerinin uzun çalışmaları sonucu cenazelerin kimlikleri tespit edildi.</p>
<p>Aktaş ve Yıldız ile birlikte İHH&#8217;nın kardeş kuruluşu Hedef Vakfı Genel Müdürü Ahmet Igbal Yoldaş (28) ve Hedef Vakfı Dış İlişkiler sorumlusu Aynuddin Yoldaş (33) da uçakta bulunuyordu. İkisi de gelecek vadeden pırıl pırıl gençlerdi. Her biri 4-5 dil biliyordu. Afganistan için çok şey ifade ediyorlardı.</p>
<blockquote><p>Bahattin Yıldız</p>
<p>Şehitleri kelimelerle anlatmak imkânsız. Bahattin Yıldız tam bir Afganistan aşığıydı. İstediği gibi o topraklarda şehit oldu. 1956 Sivas doğumlu olan Yıldız, 1975 yılında İzmir İmam Hatip Lisesi&#8217;nden mezun oldu. 1987 yılında Erzurum İşletme Fakültesi&#8217;ni bitirdi. Yazıları Mavera, Güldeste, Gurbet Dergilerinde ve Milli Gazete&#8217;de yayınlandı. dunyabulteni.com sitesinde yazarlık yapıyordu. Savaşan Afganistan, Cihat Günlüğü, Kar Çiçeği, Karda Ayak İzleri, Güllerin Vedası isimli kitapları yayınlandı. Üçü kız, ikisi erkek beş çocuğu var. Bahattin Yıldız, herkesin Bahattin Ağabeyi olmuştu. Halim, selim kimseyi kırmayan, herkesin hayran olduğu bir mizaca sahipti. Onun için en önemli şey İslam&#8217;a ve davaya hizmetti. Geride kalan şeyler ayrıntıydı. Afganistan&#8217;ın önde gelen liderleriyle yakın dostlukları vardı. Cumhurbaşkanı Burhaneddin Rabbani ile sık sık görüşürdü. Bir Afganistan evladı olarak görülürdü. Mekanı cennet olsun.</p></blockquote>
<blockquote><p>Faruk Aktaş<br />
Faruk Aktaş ise 1974 Iğdır doğumlu. İlk, orta ve liseyi Iğdır&#8217;da okudu. Çok küçük yaşlarda babasını kaybetti. Yetim büyüdü. 2002 yılında Pakistan İslam Üniversitesi Şeriat Fakültesi&#8217;nden mezun oldu. Altı yaşında Muhammed Ferzan isimli bir çocuğu var. Ailesi İstanbul&#8217;da. İngilizce, Arapça ve Urduca dillerini biliyordu. İHH&#8217;da çalışkanlığıyla, mütevaziliğiyle biliniyordu. Herkesin takdir ettiği bir kişiliğe sahipti. Yapmak istediği çok şey vardı. Özellikle yetimler konusunda çok duyarlıydı. Allah ona şahadeti nasip etti. Mekânı cennet olsun.</p></blockquote>
<p>İHH, Mavi Marmara şehitlerinden sonra iki şehidini daha uğurlamaya hazırlanıyor. Cenaze namazlarına tüm dostları bekliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/afganistan-sehitlerimizi-ugurluyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HARMANTEPE 1916</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/harmantepe-1916/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/harmantepe-1916/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jul 2010 03:16:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[Trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[doğru tarih]]></category>
		<category><![CDATA[sitelerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1567</guid>
		<description><![CDATA[Japon denizinden Fas&#8217;a; Yemen&#8217;den Viyana&#8217;ya kadar kan ve ayak izimizi sürmek mümkün. Aynı yollarda başka ayak izleri de bulunabilir; fakat başkaları çoğunlukla sömürmek, atalarımız da çoğunlukla adalet için yürüdü.
Gittik, şehirler kurduk.
İşte Harmantepe! adalet için şehitlerimizin kanlarıyla şahit oldukları topraklardan sadece biri. İnşaallah yüce gönüllü insanların sayesinde bu şahitlikler bir bir ortaya çıkacaktır.
Her şeyin maddi karşılıkla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/harmantepe1.jpg" alt="harmantepe1" title="harmantepe1" width="733" height="342" class="alignright size-full wp-image-1568" />Japon denizinden Fas&#8217;a; Yemen&#8217;den Viyana&#8217;ya kadar kan ve ayak izimizi sürmek mümkün. Aynı yollarda başka ayak izleri de bulunabilir; fakat başkaları çoğunlukla sömürmek, atalarımız da çoğunlukla adalet için yürüdü.</p>
<p>Gittik, şehirler kurduk.</p>
<p>İşte Harmantepe! adalet için şehitlerimizin kanlarıyla şahit oldukları topraklardan sadece biri. İnşaallah yüce gönüllü insanların sayesinde bu şahitlikler bir bir ortaya çıkacaktır.<br />
Her şeyin maddi karşılıkla yapıldığı günümüzde böyle bir işi ancak şehadeti bilenler yapabilir.</p>
<p>Sınırlı imkanları  ile böyle güzel işler yapan nitelikli adamlar desteklendiğinde, fırsatlar verildiğinde ortaya çıkacak işler ufuk sınırlarımızı  zorlayabilir.</p>
<p>Ahmet Toprak uzun süredir hazırlıklarını sürdürdürdüğü siteyi hayata not düşerek açtı:<br />
“Bir yıldır hazırlıkları devam eden projenin ikinci ayağı <a href="http://www.harmantepe.com/" target="_blank">harmantepe.com</a> yayın hayatına başladı. Şimdiye kadar görsel envanteri tam anlamıyla çıkarılamamış olan 1900 rakımlı tepenin detaylı fotografları eylül ayında çekildi. Hem zirveden çekilen fotograflar hem de zirveyi gören diğer yüksek noktalardan çekilen fotograflara zor arazi ve hava şartları altında çekilen panaromik kareler de eklendi. Şimdilik bir kısmı yayınlanan ve bir kısmı belgesel projesi için ayrı bir rafta bekleyen fotograflardan yayınlanmış olanlarına siteden ulaşabilirsiniz.”</p>
<p>Kültür Haberciliğinin kaliteli adresi<a href="http://www.haberkultur.net/haberoku-2005-Atalarimiz_adalet_icin_yurudu.html" target="_blank">HaberKültür.Net</a> yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/harmantepe-1916/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SERÇELERİN ŞARKISI / Majid Majidi</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/sercelerin-sarkisi-majid-majidi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/sercelerin-sarkisi-majid-majidi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 02:58:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[SALİH FURKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1562</guid>
		<description><![CDATA[SALİH FURKAN
*Bu yazı sinem adelisine adanmıştır.
Yapım Yılı: 2008
Yönetmen: Majid Majidi
Oyuncu: Reza Naji

Varlıkta da darlıkta da infak eden insan ne mutludur. Elleri nasır tutan, gözyaşları kana karışan sorumluluk sahibi insan için yaşamak ne zordur. Zengin ile fakir, kırsal ile kentsel, para ile imanın imtihanıdır bu hayat. Ama bardak hep doludur. Boş olan bardağı dolu görmek değil, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><img class="alignright size-full wp-image-1563" title="majidi" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/majidi.jpg" alt="majidi" width="300" height="442" />SALİH FURKAN</p>
<p style="text-align: right;">*Bu yazı sinem adelisine adanmıştır.</p>
<p style="text-align: left;">Yapım Yılı: 2008<br />
Yönetmen: Majid Majidi<br />
Oyuncu: Reza Naji</p>
<p style="text-align: left;">
Varlıkta da darlıkta da infak eden insan ne mutludur. Elleri nasır tutan, gözyaşları kana karışan sorumluluk sahibi insan için yaşamak ne zordur. Zengin ile fakir, kırsal ile kentsel, para ile imanın imtihanıdır bu hayat. Ama bardak hep doludur. Boş olan bardağı dolu görmek değil, dolu olan bardağı dolu görmektir insana düşen.</p>
<p style="text-align: left;">
Elinizi cebinize atarsınız ve çıkarttığınız bir miktar parayı kimliğini bilmek istemediğiniz birisine Allah yolunda harcarsınız. Ya da daha az vermek için parayı bozdurmaya çalışırsınız. İşte kent ile kırsal ironisi. ‘Allah insanların, cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almıştır.’</p>
<p style="text-align: left;">
Çok paranın zorluğu çokluğundan ziyade paylaşılmasında yatıyor elbette.  Hepimiz bazen Karim’in yerinde olmuşuzdur. Belki de Karim’in yaşadıklarını bizzat yaşamışızdır. Filmin vicdanı Karim’dir. Muhteremin gönlü, başta o kadar zengindir ki, az paranın esiri  olmayacaktır. Değişmeye başlayan hayatıyla birlikte dimağında bulundurduğu değerler de değişecektir. Ta ki, dersini alana kadar. Karim, şehir hayatıyla birlikte para kazanmaya başlamıştır. Para yani günümüzün en büyük suç aleti. İnsan azken içten içe vakur bir duruşla paylaştığı şeyleri, biriktirip çoğaltınca nedense paylaşma noktasında çok görmeye başlar.<br />
Bir topluma yakından çekimin adıdır ‘Serçelerin Şarkısı’. Bir insanın revizyona uğrarken tepesi üstü yere düşmesidir. Azın kıymetini bilmektir. Çok olana daha az saygı duymaktır. Kuruntudan kurtulmaktır. Mutluluktan ağlamaktır.</p>
<p style="text-align: left;">
İran sineması estetiğiyle, naif tarzıyla ve müthiş çocuk oyuncularıyla göz kamaştırmaya devam edecek gibi duruyor. Majid Majidi, yoksulluk ve değişen hayatlarla insanı göz kamaştıran bir sadelikle etüt etmiş.</p>
<p style="text-align: left;">
Varlıkta da darlıkta da infak dinin yani hayatın temelidir. Çok sevenin, çok tebessüm edenin cebinde bugünün parasıyla milyonları vardır. Değeri ülkeden ülkeye değişmeyen milyonlar. Hepimiz Karim’in sırtındaki mavi kapıyı asıl sahibine teslim etmekle mükellefiz…</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">* Ahmed&#8217;e düğün hediyesi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/sercelerin-sarkisi-majid-majidi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saadet Partisi &#8220;Oğuzhan Asiltürk&#8221;süz saadete erecek mi?</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/saadet-partisi-oguzhan-asilturksuz-saadete-erecek-mi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/saadet-partisi-oguzhan-asilturksuz-saadete-erecek-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 03:35:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[KAİNAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1557</guid>
		<description><![CDATA[
Recai Kutan ismiyle başlayan listeye erbakansız dönem demek sadece hoca&#8217;nın çocukları kastediliyorsa belki su götürür.
Numan Bey alın partinizi ne haliniz varsa görün dememiş. Delegenin üçte biriyle kendini onaylatmıştır.
Ancak delegeyi yenileyemediği takdirde yapılacak ilk olağanüstü kongrede karşısına çıkacak bir adaya yenik düşebilir.
Numan Bey&#8217;in işi zor ve uzun, Allah kolaylık versin. Kirlenmişleri ayıklayıp yeni temiz saadetli kadrolar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/numankurtulmus-sp.jpg" alt="numankurtulmus-sp" title="numankurtulmus-sp" width="320" height="250" class="alignright size-full wp-image-1558" /><br />
Recai Kutan ismiyle başlayan listeye erbakansız dönem demek sadece hoca&#8217;nın çocukları kastediliyorsa belki su götürür.</p>
<p>Numan Bey alın partinizi ne haliniz varsa görün dememiş. Delegenin üçte biriyle kendini onaylatmıştır.</p>
<p>Ancak delegeyi yenileyemediği takdirde yapılacak ilk olağanüstü kongrede karşısına çıkacak bir adaya yenik düşebilir.</p>
<p>Numan Bey&#8217;in işi zor ve uzun, Allah kolaylık versin. Kirlenmişleri ayıklayıp yeni temiz saadetli kadrolar yetiştirmeli. İl ve ilçe teşkilatlarını paralı adamlarla değil de iyi adamlarla tekrar kurmalı; yerel halkın sevdiği, saygı duyduğu isimleri siyasete mümkün olduğunca çekebilmelidir.</p>
<p>İşin bir güzel tarafıda bizimi sitemiz için kullandığımız &#8220;beyaz siyaset&#8221; etiketi Numan Bey&#8217;in liste başlığıdır. Bizce de başlangıç için iyi bir liste başlığı.</p>
<p>I. Tayyip sonrasına hazır ve nazır olarak saadet gemisi yeniden inşa edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/saadet-partisi-oguzhan-asilturksuz-saadete-erecek-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AYDIN: SEYİRCİ Mİ? IŞIK MI?</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/aydin-seyirci-mi-isik-mi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/aydin-seyirci-mi-isik-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 03:02:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[SALİH FURKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1552</guid>
		<description><![CDATA[SALİH FURKAN
‘İntellect’ akla dayalı olanın savunulması. ‘İntelligent’ ise zeki, akıllı adama diyorlar. Bu tarifte aklın mükemmel olması gerekir ki, başka etkenlere laf düşmesin. Entellektüel, her şeyi bilir. Bizdekiler gibi. Olur olmazı eleştirir. Aynı fikirde olmayanı taşa tutar. Reddeder. Aşağı alır. Dokusunu bilmediği insan ve toplumu yerle yeksan eder. Kendisinden başka herkes ve savunduğu her şey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/07/düşünce-300x267.jpg" alt="düşünce" title="düşünce" width="300" height="267" class="alignright size-medium wp-image-1553" />SALİH FURKAN<br />
‘İntellect’ akla dayalı olanın savunulması. ‘İntelligent’ ise zeki, akıllı adama diyorlar. Bu tarifte aklın mükemmel olması gerekir ki, başka etkenlere laf düşmesin. Entellektüel, her şeyi bilir. Bizdekiler gibi. Olur olmazı eleştirir. Aynı fikirde olmayanı taşa tutar. Reddeder. Aşağı alır. Dokusunu bilmediği insan ve toplumu yerle yeksan eder. Kendisinden başka herkes ve savunduğu her şey bozuk paradır. Ederi de, ya bir kibrit ya da çiğnemlik sakızdır. Meriç’te entel ve aydın farklı ele alınmış ama biz hepsi için tek bir tarif kullanmaya çalışacağız.  </p>
<p>‘Her tarif aşağı yukarı, ya bir ön yargıya dayanır ya da belli bir döneme’ İnsanın objektifliği buraya kadar demeye getiriyor aslında Meriç. Aydın, ne yapmalı? Belirli bir dönemin çizgisini hiç bozmadan kesip yapıştırmalı mı? Yoksa ideoloji tacirliği içinde mi olmalı? Cumhuriyet dönemi aydınları bu yönden karanlıkta kalmışlar. Meriç’te aydın, topluma göbek bağıyla bağlıdır. Hür doğmak ve hür yaşamak zorundadır. Kitap ezberi olmuş teorik ideal dünyayı getirdiğine inanılan şeylerle Servet-i Fünûn yapan adamın zincirlerine şaşırmak gerekir.</p>
<p>Aydın toplumun vicdanıdır hazrette. İnsana hakikati göstermek dahası haykırmak aydının tartışmasız birincil görevidir. Türkiye gibi bir yerde sınıfların dışında hakikat vardır. Türkiye’deki bütün tabakaların üzerinde birleşmeleri gereken hakikatler…1<br />
Bizim sevgili aydınlarımız: her biri bir şeyhin müridi.2Düşünmenin kolay olduğunu söylemek haddi aşmak olur. Düşünmek, sürünmektir. İyi ama sırf ideologluk düşünce palyaçoluğu olmuyor mu? Bu yüzden bizde aydın yok. Bu yüzden düşüncelerimiz etiketleşmiş. Meriç, tarafsızlık olamaz diyor. Tarafsızlık yalandır. İnsanın tarafında olmak bir klişedir. Ama gerçektir. İnsanın tarafında olan kazanır. İnsanla kavga eden kaybeder. Hep böyle olmuştur. </p>
<p>‘Hasbi düşünce, dünyadan elini eteğini çeken, cellâtlara yaltaklanan, şerri gülücüklerle teşvik eden bir düşünce. Satrançtan daha adi bir oyun, daha adi ve daha tehlikeli. İrfanımızı felce uğratan sözde mazeret. Aydına cömertçe uzatılan bir kölelik beratı.3 ‘sanat sanat içindir’ gibi. Bombalar altında ‘Eylül’ yazmak gibi. </p>
<p>‘Herkes tarafından kabul edilen bir haksızlığa isyan etmek kolay değildir’ demiş yazar. Misyonu en ağır olan kesim kendisini ya iktidarlara ya da paranın çocuklarına teslim etmiş her daim. Aydın ama kendisine bile ışık tutmaktan aciz. Her toplumda bu kesim Suffert’in ‘Le Monde’ yazarlarını andırmış. Bunlar kendilerinde olana o kadar güvenirler ki, ‘Onlara resûlleri beyyinelerle geldiği zaman yanlarındaki ilim sebebiyle şımardılar. Ve alay etmiş oldukları şey onları kuşattı.’</p>
<p>Hayatta kırmızı çizgileri olmayanın düşüncesinden de eylemlerinden de çekinmek gerekir. Kırmızı çizgileri derken bizim oluşturduğumuz yaşam alanı. Bu yaşam alanına işi olmayan giremez…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/07/aydin-seyirci-mi-isik-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CİHAD MERİÇ FACEBOOK HABER BÜLTENİ SEÇKİSİ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/cihad-meric-facebook-haber-bulteni-seckisi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/cihad-meric-facebook-haber-bulteni-seckisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 20:22:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[KAİNAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1546</guid>
		<description><![CDATA[


Bir çok alınacak güzelliğimiz var. Siz gidip laikliğimizi mi aldınız? Suriye&#8217;de Türk tipi laiklik modeli 
[ Dünya Bülteni ] www.dunyabulteni.net Dünya Bülteni / Haber Merkezi Suriye, “laik eğitim” sistemini korumak gerekçesiyle 1200 peçeli öğretmeni görev yerini değiştirdi. Eğitim Bakanlığı yayınladığı kararla öğretmenlerin Mahalli İdareler Bakanlığı&#8217;na geçişini sağladı.

KONU: Anadolu&#8217;nun Başucu Kitabı &#8220;Riyazüssalihin Okumaları&#8221;
KONUK: Hasan Arslan
03.07.2010
Saat: 19.00
ENDÜLÜS [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/06/dikenlitel_yol_ahmed-300x168.jpg" alt="dikenlitel_yol_ahmed" title="dikenlitel_yol_ahmed" width="300" height="168" class="alignright size-medium wp-image-1547" /></p>
<blockquote>
<p>
Bir çok alınacak güzelliğimiz var. Siz gidip laikliğimizi mi aldınız? Suriye&#8217;de Türk tipi laiklik modeli </p>
<p>[ Dünya Bülteni ] <a href="http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=119518">www.dunyabulteni.net</a> Dünya Bülteni / Haber Merkezi Suriye, “laik eğitim” sistemini korumak gerekçesiyle 1200 peçeli öğretmeni görev yerini değiştirdi. Eğitim Bakanlığı yayınladığı kararla öğretmenlerin Mahalli İdareler Bakanlığı&#8217;na geçişini sağladı.</p>
</blockquote>
<p>KONU: Anadolu&#8217;nun Başucu Kitabı &#8220;Riyazüssalihin Okumaları&#8221;</p>
<p>KONUK: Hasan Arslan</p>
<p>03.07.2010</p>
<p>Saat: 19.00</p>
<p>ENDÜLÜS KİTAP KAHVE DERSANELER SOKAĞI KİLİSE KARŞISI / KONYA </p>
<blockquote><p>Şimdi kemal bey sınıra gidecek ya bir günlüğüne! Biz ona daha güzel bir öneri yapıyoruz. Eğer gerçek anlamda bu konuda öne geçmek istiyorsan, oğlun orada askerlik yapsın da görelim.</p>
<p>senin bir günlük gitmen önemli değil kemal bey; milletvekili, paşa, zengin çocukları paşa paşa gitsin o zaman oralarda dikilmenin bir anlamlı olur.</p>
<p>torpil telefonları çalmasın.</p>
<p>sen nerede askerlik yaptın sayın gamdi.</p>
<p>rockçı oğlun giderse o zaman bir sıfır galip olursun. </p>
<p>not: bu yazıyı yazan o bölgede gönüllü; hem askerlik hem de öğrencilik yapmıştır. </p>
<p>Kılıçdaroğlunun Rockçı oğlu <a href="http://www.ensonhaber.com/kilicdaroglunun-rockci-oglu.html">www.ensonhaber.com</a> Kılıçdaroğlunun Rockçı oğlu, ODTÜ Uluslararası İlişkiler&#8217;de master yapan ve amacının akademisyenlik olduğunu söyleyen
</p>
</blockquote>
<p>Böl böl ve yut. kuzey sudan, güney sudan. daha yapılacak çok iş var. </p>
<p>Serhat Orakçı&#8217;dan G. Sudan gezi notları-FOTO [ Dünya Bülteni ] <a href="http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=118492">www.dunyabulteni.net</a>Serhat Orakçı / Dünya Bülteni </p>
<p>Şehrin göbeğinde iki katlı pembe bir malikane gösteriyor Ali. “Burası Salva Kiir’in yeri” diyor. Bahsettiği kişi kovboy şapkasını başından çıkartmayan Güney Sudan Devlet Başkanı ve aynı zamanda Sudan Devlet Başkan Yardımcılığını yürüten Salva Kiir Mayardit. Pembe malika&#8230; </p>
<blockquote><p>Siyonizim yıkmaya devam ediyor, bizde seyrediyoruz.</p>
<p>Ya Rabbi, acizliğimizden dolayı bizi cezalandırma. </p>
<p>Kudüs ev ev yıkılıyor [ Dünya Bülteni ]  <a href="http://www.dunyabulteni.net/news_detail.php?id=119407">www.dunyabulteni.net </a> Doğu Kudüs&#8217;ün Silvan mahallesinde Kudüs Belediyesinin arkeolojik park projesi nedeniyle Filistinlilere ait 22 evi yıkma ve yerleşimcilerin eski bir sinagogdaki Filistinli aileleri zorla boşaltma girişimleri gerginliği tırmandırıyor.
</p>
</blockquote>
<p><a href="http://www.facebook.com/?ref=home#!/cihad.meric?v=wall">daha fazlasını okumak için</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/cihad-meric-facebook-haber-bulteni-seckisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;İsyan Etmek ya da Etmemek&#8217;: Bütün Mesele Bu</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/isyan-etmek-ya-da-etmemek-butun-mesele-bu/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/isyan-etmek-ya-da-etmemek-butun-mesele-bu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 06:59:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[KİTAP]]></category>
		<category><![CDATA[Nurettin Topçu]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[SALİH FURKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1543</guid>
		<description><![CDATA[SALİH FURKAN
Topçu idealinde yıkılmış bir medeniyetin önünde gözyaşı dökmek ve geçmişe hasretle kendi üzerine katlanmak yoktu. Onun aklında, tüm insanı ve toplumuyla âleme açılarak bir “iman hareketi” ve hamlesi ile yepyeni bir dünya kurma ideali vardı. (1) Bir davanın savunucusuysanız azık olarak almanız gerekenler, insan, tabiat ve iktisattır. Topçu hayalci değildi. Bu üç şeye bakarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SALİH FURKAN<img class="alignright size-full wp-image-1544" title="2_isyan" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/06/2_isyan.jpg" alt="2_isyan" width="300" height="289" /></p>
<p>Topçu idealinde yıkılmış bir medeniyetin önünde gözyaşı dökmek ve geçmişe hasretle kendi üzerine katlanmak yoktu. Onun aklında, tüm insanı ve toplumuyla âleme açılarak bir “iman hareketi” ve hamlesi ile yepyeni bir dünya kurma ideali vardı. (1) Bir davanın savunucusuysanız azık olarak almanız gerekenler, insan, tabiat ve iktisattır. Topçu hayalci değildi. Bu üç şeye bakarak ondaki realiteyi ve ciddiyeti anlayabilirsiniz.</p>
<p>Düşünce ve inanç harekettir. Bilgi harekettir. Çünkü öznenin objeye aktif katılımı ve onu kendisine mal etmesi anlamında açığa çıkan şey harekettir. Hareket olmadan değişim olmaz. (2) Hareketten doğacak olan değişimi kontrol altına alanlar öncelikle kendisinden başlayarak, iktidara muktedir olurlar. İman hareketi nasıl ki, nefsi kontrol altına alıp şeytanı devre dışı bırakan muhlis tavrı açığa çıkarıyorsa, dizginlenebilen toplum kontrolü de dünyayı yönetmeye aday olur.</p>
<p>Topçu, özünde iki tür isyandan dem vurur: ilki, Allahsız ferdiyetçilik anlamındaki Stirner’in anarşizmi, Rousseau’nun toplum kaynaklı her şeyi inkâr eden hastalıklı ferdiyetçiliği ve Schopenhauer’ın nihilizmde son bulan kötümser iradeciliğidir. İkincisi deist bir tavrı ortaya koyar: Allah’ın insandaki hareketi. Kısacası mutasavvıf şahsıyla söylersek; Hallac-ı Mansur’un “ene-l Hak” teması. Topçu’nun hareketi sonuca yöneliktir. Hareketin gayesi zevk, fayda gibi geçici hevesler değildir. Hareket insanı mükemmele ulaştırıcıdır. Kendini mükemmele adayan insan, hareketin temelini oluşturur. Bu kısımda Maslov’un ihtiyaçlar hiyerarşisini göz önüne getirebiliriz. Örnek aldığımız sistem uygulanmıyor ama edebiyatı çokça yapılıyor.</p>
<p>Kamil insan portresi, tüm dinlerde ve ideolojilerde bulunan kadim bir hedeftir. Buda’dan İsa’ya(AS.) Hermes’ten Gandi’ye kadar tarih sayfaları hep bu insanları yazmıştır. Şöyle bir yakın çekim yaptığımızda kâmil insan olmanın diyeti hep ahlaklı isyan olmuştur. Tıpkı güzel olmanın bedelinin namuslu olmaktan geçtiği gibi. Tarih sayfalarındaki, nice erler bedellerini çok ağır ödeyerek yerlerini almışlardır. O zaman soru şu: “Bedel ödemeye hazır mıyız?”</p>
<p>Eğer bir toplumda ahlak ideali, o toplumun istekleriyle sınırlanır ve bu istekelere uymak vazife addedilirse ferdî şuurlar körleşir; sonuç olarak sosyal konformizm( uysallık) doğar. Bu durumda, vazifesini düşünüp taşınmaksızın yerine getiren “namuslu adam” iyi insandır. Gözlerini kapar, vazifesini yapar. (3) Açıkçası, toplumda bir çuval iyi insan vardır. İyi ama işe yaramaz. İyilik hakikaten iyi midir?, “faydacı bir zihniyet iyi niyetli midir?” ya da “ üç maymun kâbilinde sahnelenen oyunculuk gösterileri ne yarar sağlar?” bunların düşünülmesi gerekir.</p>
<p>Topçu, insandaki kayıtsız hürriyete (cüz’i irade) karşı olduğu kadar; determinist(nedenci) yaklaşımın da aşırısına karşıdır. “İsyan etmek ya da etmemek, harekete geçmek ya da geçmemek” birisi seçilecek. Hazret, hem uysallığı istemiyor hem de anarşizmi de bertaraf ediyor. Toplumsallık düşüncesine sövgüler yağdırırken, katı ferdiyetçiliği de çöpe atıyor. Hep irade diyor. İnsan bütünüyle iradedir.</p>
<p>Misyonu en ağı varlık insandır. Schopenhauer kötümserliği bu misyonun altında ezilmiştir. Hazcıların, hevesleri kursaklarında kalmıştır. Var olmayı kötülük olarak vehmedenler imtihan sıralarını boşaltarak emanete hıyanet etmişlerdir. Bu gibiler yokluğa bir kaçış gözüyle bakarken, bizler mutlak olana bağlılık olarak bakarız.</p>
<p>&#8212;</p>
<p>1 Nurettin Topçu, İsyan Ahlâkı, İstanbul 2010, s. 20-21.<br />
2 İsyan Ahlâkı, s. 21.<br />
3 İsyan Ahlâkı, s. 23.</p>
<p><a href="http://www.sayhadergi.com/2996/isyan-etmek-ya-da-etmemek-butun-mesele-bu" target="_blank">SALİH FURKAN /  SAYHA DERGİ</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/isyan-etmek-ya-da-etmemek-butun-mesele-bu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OSMANKÖY’DEN BİR MUALLİM GEÇTİ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/osmankoy%e2%80%99den-bir-muallim-gecti/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/osmankoy%e2%80%99den-bir-muallim-gecti/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 21:14:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[bir insan]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hayata dair]]></category>
		<category><![CDATA[SALİH FURKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1539</guid>
		<description><![CDATA[
SALİH FURKAN
Bir adam tanıyorum hayatı yüzüne yansımış. Acıları, gözlerden yaş akıtmış. İyiliği bir özellik saymamış. Onu, özünde olması gereken bir nitelik olarak öğrenmiş ve öğretmiş. Öğrencilerine, “Haydi çocuklar, şu tepeleri aşmalıyız, şu derin vadilerden sağlam çıkmalıyız.” diye cebindeki tüm umutları dağıtmış.
Gökyüzünü hiçbir zaman klasik tarzda mavi göstermemiş, yaprakların, iyi yeşilken bir anda sarardığını anlatmış. Hayatı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1540" title="osmanköy" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/06/osmanköy-300x190.jpg" alt="osmanköy" width="300" height="190" /><strong></strong></p>
<p>SALİH FURKAN</p>
<p><strong>Bir adam tanıyorum hayatı yüzüne yansımış.</strong> Acıları, gözlerden yaş akıtmış. İyiliği bir özellik saymamış. Onu, özünde olması gereken bir nitelik olarak öğrenmiş ve öğretmiş. Öğrencilerine, <strong>“Haydi çocuklar, şu tepeleri aşmalıyız, şu derin vadilerden sağlam çıkmalıyız.”</strong> diye cebindeki tüm umutları dağıtmış.</p>
<p><strong>Gökyüzünü hiçbir zaman klasik tarzda mavi göstermemiş, yaprakların, iyi yeşilken bir anda sarardığını anlatmış.</strong> Hayatı, kendi hayatından bakarak aynı yolun farklı yolcuları olmalarını yüzlerce kez büyük puntolarda beyân etmiş.</p>
<p><strong>Eğilmeyin demiş onlara. Parayı sevmeyin. İnsanı sevin. Farklı olun.</strong> O kadar farklı olun ki, etrafınızdakiler size gıptayla bakarken, düşmanlarınız bile hakkınızı teslim etsin. Yirmi sekiz yılının her düşüşünü ve kalkışını onların anladıkları dilleriyle yakın çekimde vermeye çalışmış. Hür düşünün, hür yaşayın. Gerçi bu sizi toplumla karşı karşıya getirir ama olsun. Sınırlarda yaşayın diye öğütlermiş hep.</p>
<p><strong>Bedelini ödeyemediğiniz fikri savunmayın. </strong>Diyeti ödenmemiş fikirler hasıraltındaki küfürlü sözlere benzer dermiş. Küfür yani örten. Örtmek namussuzluktur. Namusu olmayanın ideali de, dini de, fikri de yalandır. Hayatına yalan karıştıran adamın meslek ahlakından söz edilemez. Bu insanın toplumsal ilişkilerde de söyleyecek sözü olamaz. Yaşayın, tanıyın, anlatın ve mutlaka yazın. Tüm bunları dillendirdikçe dillendiren bu adam, kalıplardaki sarhoş şuuru değil, bütünüyle zincirlerini atan ve her hapishaneden firar etmiş mahkûmu canlandırmış aslında. Her şeye rağmen demiş hepimiz birer öğrenenizdir. Öğrenen ve öğrendikçe canı acıyan.</p>
<p><strong>Bu köy çok şey almış ondan ama çok şey de vermiş.</strong> Tozlu yollarında boya tutmayan ayakkabılarıyla çok üstünde yürümüş. Çamur deryasında toprağı atası bilip kar yağmur dinlememiş. Şükretmiş.</p>
<p><strong>Köy, yazın tozlu kışın çamurluymuş. Ortası yokmuş.</strong> Tıpkı bizim hoca gibi. Hoca da öyle. Yağarmış, esermiş, gürlermiş ama sonunda sırtını sıvazlarmış herkesin. Onu böyle kabul eden öğrencileri de aynı tarzda sevmişler kendisini.<br />
Hassasiyetiyle, şuuruyla, heyecanıyla ve pratikteki saflığıyla o köyün vazgeçilmezi olduğunun farkına bir gün oradan gitmeye karar verdiğinde anlamış. Muhterem, tayin istemiş. Önceleri, ona da, öğrencilerine de: “tayin” işte öylesine bir şey gibi gelmiş. Onun gideceğine hiç akılları kesmemiş. Kendisi de inanmamış pek aslında.</p>
<p>Bir gün, okul müdürü “altı eylül iki bin altı öğretmeninizin maceraya başladığı zaman düşmanı.” diye seremonide başlamış anlatmaya. Öğrencilerinin yüzüne şöyle bir bakmış hoca; konuşmalar esnasında tepkilerini ölçmüş. İçinden “kolay olacak bu iş” demiş. Abartılı bir ayrılık olmayacak. Yanıldığını, köyün minibüsüne bindiğinde anlamış. <strong>Tüm okul, en yaramazından en tembeline, yığılmış arabanın önüne. </strong>Bazıları hıçkıra hıçkıra ağlarken, bazıları “hocam, yeniden gel ya da gitme” sesleriyle gözyaşına karışık çarpmışlar bizim muallimi. Arkadaşları hayretle bakarken bu olaya, oranın on sekiz senelik müdürü bu köy tarihi günlerinden birini yaşıyor diye de eklemiş.</p>
<p>Araba hareket ettiğinde, <strong>Yavuz’un Mısır seferinden dönüşünü hatırlamış. Münzevî, sessiz ama müthiş gururlu.</strong> Araba, köyün dışına çıkarken, o da ağlamış. Elindeki dikenli gülleri sıkarak ve oradakilere çaktırmayarak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/osmankoy%e2%80%99den-bir-muallim-gecti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOKTOR ÖLÜM</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/doktor-olum/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/doktor-olum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 06:57:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[SALİH FURKAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1535</guid>
		<description><![CDATA[
SALİH FURKAN
Öldüren de yaşatan da Allah’tır. İntihar, istekli bir kafanın hayata beyaz bayrağı çekmesi. Cinayet, hastalıklı ruhun kendini haklı göstererek bir dünyaya son vermesi. Burada hem cinayeti hem de intiharı görüyoruz.
Al Pacino’nun hala buradayım dedirten performansını bir yere koyarsak, uzun süre muhabbeti bitmeyecek bir film izledik. Doktor Jack Kevorkian, “Ölümcül hastalığı olup da onuruyla ölümü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><img class="alignright size-medium wp-image-1536" title="you-dont-know-jack-al-pacino" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/06/you-dont-know-jack-al-pacino-202x300.jpg" alt="you-dont-know-jack-al-pacino" width="202" height="300" /><br />
SALİH FURKAN</p>
<p>Öldüren de yaşatan da Allah’tır. İntihar, istekli bir kafanın hayata beyaz bayrağı çekmesi. Cinayet, hastalıklı ruhun kendini haklı göstererek bir dünyaya son vermesi. Burada hem cinayeti hem de intiharı görüyoruz.</p>
<p>Al Pacino’nun hala buradayım dedirten performansını bir yere koyarsak, uzun süre muhabbeti bitmeyecek bir film izledik. Doktor Jack Kevorkian, “Ölümcül hastalığı olup da onuruyla ölümü seçenlere danışmanlık yapılır.”  ilanıyla kendi sonunu hazırlayan yolculuğa bizi de çıkarıyor. Akıllı adam. Düşünüyor, savunuyor, tartışıyor. Marjinal bir tip. Davasına sahip çıkmadaki misyonuyla kendisini alkışlattırıyor. Ama hepsi bu kadar. Ölme hakkı yani ötenazi dünyayı epey bir karıştıracağa benziyor.<br />
İnsan yaşamak ve yaşatmakla mükellef. Ama bu doktor öldürüyor. “Çaresiz olduğunuz sürece daha fazla yaşama hakkınız olur.” diyor yalnız çaresizliğinin farkında değil. İnsan yetki ve kudret sahibi bir çaresizdir. Film haklı ve haksız yorumunu bize bırakmış. Biz de doktoru haksız buluyoruz.</p>
<p>İntihar ve cinayet gibi çok ince bir hat üzerinde sizi yürümeye davet eden filmden küpümüze dolduracağınız şeyler çok fazla. Hayat, ölüm ve yaşamdır. Ölmek gerçekten de şakaya alınacak bir mesele değil. Ölmek ama nasıl? Şekli biraz da işin sonunu belli edecek. Yaşamak kavga etmektir. Kavgadan kaçan da mücadeleyi baştan kaybetmiştir. Pilavdan dönenin kaşığı kırılır.<br />
Cinayete ve intihara Allahlık taslamak da denilebilir. Tıpkı, İbrahim karşısındaki Nemrud gibi. “Ben de yaşatırım ve öldürürüm” demişti. Bazıları Allah’ı iktidardaki siyasetçiler gibi düşünür. Ya da O’nu, küçük bir çocuğun karşısındaki ebeveyn zannederler. Allah, yıllarca yağmur yağdırmasa başvurulacak bir kurum var mıdır? Ya toprağı bereketsiz kılsa. Hayat bizi oradan oraya sürüklese. Alaeddin’in sihirli lambasındaki cin için ancak bu şekilde düşünülebilir. Nemrud ve Firavun merkezkaç kuvvet olarak kendilerini gördüklerinden geliştirdikleri idrak anlayışı narsizme dayanıyordu. Oysa bizler hep çevredeyiz. Çevrede yani acziyette.<br />
Nihilistler, “bırakın hayat zaten boştur, her şey hiçtir” diyerek mağlubiyeti baştan kabullendiler. İnsanın hayata karşı olan duruşu imtihanın sonucunu belirleyicidir. Agnostiklere bilmek zor geldi. Hazcılar, “Acı çekiyoruz; her türlü hazzı yaşamalıyız” derken üç günlük dünya klişesini es geçtiler. Deistler, Allah’ı çok basit düşündüler. Ateistler için konuşmak gereği duyulur mu tartışılır? Olmayan şeyi inkâr eden kendileri.</p>
<p>Kutlu bir beldenin yıkılamayacağına garanti verebilenler, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyayı kafaya alanlar, ömür versen binlerce yıl fütursuzca yaşamak isteyenler, Allah’a yetişmek için Haman’a kule yaptıranlar, tıpkı ölüm ve yaşam gibi ince bir çizgide net bir karar sizi bekleyecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/doktor-olum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YERYÜZÜ TANIKLARI DERGİSİ</title>
		<link>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/yeryuzu-taniklari-dergisi/</link>
		<comments>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/yeryuzu-taniklari-dergisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 12:56:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>EDİTÖR</dc:creator>
				<category><![CDATA[dergilerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[CİHAD MERİÇ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kainatamektup.com/?p=1527</guid>
		<description><![CDATA[Bir dergi hayal edin; ilköğretim talebeleri tarafından çıkarılsın ve o küçük ellerle aynı sıralardan geçmiş üniversiteli ablaları, abileri onlara destek versin. İşte bu hayalin gerçek adı: Yeryüzü Tanıkları Dergisi.
Bir öğretmen hayal edin; sadece kitaplarda geçen öğrenci merkezli eğitim, hayat boyu öğrenme ve benzeri kavramları sınıf ortamına taşısın, Türkçe dersini uygulamalı işlesin ve tüm öğrencilerini edebiyatçı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-1528" title="ahmetcaparınsınıfı" src="http://kainatamektup.com/wp-content/uploads/2010/06/ahmetcaparınsınıfı-300x226.jpg" alt="ahmetcaparınsınıfı" width="300" height="226" />Bir dergi hayal edin; ilköğretim talebeleri tarafından çıkarılsın ve o küçük ellerle aynı sıralardan geçmiş üniversiteli ablaları, abileri onlara destek versin. İşte bu hayalin gerçek adı: Yeryüzü Tanıkları Dergisi.</p>
<p>Bir öğretmen hayal edin; sadece kitaplarda geçen öğrenci merkezli eğitim, hayat boyu öğrenme ve benzeri kavramları sınıf ortamına taşısın, Türkçe dersini uygulamalı işlesin ve tüm öğrencilerini edebiyatçı yapamasa da en azından hepsinin gönlüne sanat aşkı yerleştirsin. İşte bu öğretmenin adı: Ahmet Çapar.</p>
<p>Bu kadar hayal gerçeğe dönüştüğünde şehrin eli kalem tutan iyi adamları da bu güzel birlikteliğe ortak olmuş ve genç yüreklerin yanında safa geçmekten çekinmemiş: Vural Kaya, Abdullah Harmancı&#8230;</p>
<p>Bu ülkenin herhangi bir ilköğretim sınıfında bulunması muhtemel yazar adayları özel olarak seçilmedi, onlara sadece yüce gönüllü bir öğretmen tarafından fırsat verildi ve yetenekleri desteklendi. Dergi sayfalarından gördüğümüz kadarıyla içlerinden öğretmen lisesini kazanan da var, üniversitede Türkçe öğretmenliğinde okuyan da.</p>
<p>Ahmet Bey mezuniyet sonrası öğrencileriyle ilişkisini kesmiyor, talebeleri ilerleyen yıllarında önemli bir mesele olduğunda yine ilk onu arıyorlar. Öğretmen olmak zor iş, bu mesleğin hakkını vermek ise daha da zor. Ayrıca öğrencilerimizin “Karların İlk Aşkı” adıyla yayınlanmış bir kitabı bulunuyor.</p>
<p>Ben bu dergiye bakınca havai fişekleri hatırladım; hani yukarılara çıkıp patlayan, patlama sonucu açığa çıkan yıldızların da bir bir tekrar patladığı ve ortaya saçılan ışık demetlerini&#8230; Ahmet Bey&#8217;in öğrencileri yeni yıldızların habercisi.</p>
<p>Yıldızlardan bir kaç satır:<br />
“Yine çıktım yollara, yürüyorum. Güneş saklanmaya başlıyor dağların arkasına&#8230;” diyor, Mustafa Necati İ.O. 6/D öğrencisi Furkan Öztoklu<br />
“Şemsiyesini almayı unutmuştu o gün. Yağmur atıştırmaya başladı&#8230;” diyor, aynı sınıftan Ertuğrul Tunç.<br />
“Eskiden insanlar komşuluk nedir çok iyi bilirlerdi. Herkes birbirini tanırdı. Neredeyse her akşam birbirlerine gidip temelli dostluklar kurarlardı&#8230;” diyor diğer yıldızımız İsmail Bulut.</p>
<p>Ahmet Çapar öğrencilerini “GÜNEŞTEN IŞIK YONTAN ÇOCUKLAR” olarak tanımlıyor. Haber Kültür olarak ışık işçilerini ve bilinmeyen nice eğitime sevdalı öğretmenlerimizi yürekten selamlıyoruz.</p>
<p>Yeryüzü Tanıklarına ulaşmak için: “yeryuzutaniklari@hotmail.com” veya Selçuklu Mustafa Necati İ.O. Bosna Hersek Mahallesi, Selçuklu /Konya adreslerini kullanabilirsiniz. Konya&#8217;nın kültür merkezi Endülüs Kitap Kahve&#8217;den irtibat kurmakta mümkün.</p>
<p><a href="http://www.haberkultur.net/haberoku-1843-Gunesten_isik_yontan_cocuklar.html" target="_blank">Haber Kültür</a> sitesinde yaınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kainatamektup.com/index.php/2010/06/yeryuzu-taniklari-dergisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
