Doğu Severse Yürür

Please follow and like us:

Yıllar önce bir olay sonrasında bu cümleyi kurmuştum: “Doğu Severse yürür.” Darbe gecesi halkın sokaklara döküldüğünü görünce yine bu cümle aklıma geldi. Önden gidenler ecrini aldı. Biz geride kalanlara onların aziz hatırasına not bırakmak düştü. İstanbul’da olsaydık sen o köprüye giderdin, diyenler oldu. İnşallah bu hüsnüzan doğrudur.

Garibanın manşet olma ihtimali ölüm! Garipler manşetlere bu gece bir kez daha çıktı. Şehitlik mertebesine ulaşarak öyle bir manşet oldular ki bu dünyada gariptiler diğer alemde en yüce makama yazıldılar. Yaşasın garipler!
İyi adamların güzel atlara binip gittiği söyleniyor; bence adamdan anlayan, insana değer ve yön/yol veren lider/çaplı adam kıtlığı var! Zamanımızda adam kıtlığı yok. Adamdan anlayan adam kıtlığı var. Bugün veya yarın yaşayacaklarımız, bence bu cümlede saklı. Kolay mı? zor; memurlar peygamberlerle haşr olunmayacak adil yönetici, doğru tacir, şehitler, ibadet ehli gençler bu makamı alabiliyor. Kusura bakmayın biraz zor olsun.

Gezi olaylarında “Yüz yıllık başkaldırı.” cümlesini kuran medya darbe gecesi cümle kuracak vakit bulamadı. Darbe istedikleri gibi sonuçlansaydı kimbilir daha ne orijinal manşetler görecektik. O gün ne özel cümleydi! Yüz yıl önce hangi başkaldırıydı acaba! Yoksa bizlere 31 Mart olayını mı anımsatmak istiyorlardı. Medyayı silah gibi kullananlar fırsat bulduğunda tetiğe basıyor. Ancak bunları tek tek incelendiğimizde hangi menfaat grubuna hizmet ettiğini anlayabiliriz. Kısaca gavurun dostluğu sen güçlü olduğundadır, ayağın sürçtüğünde tepene biner.

Futbolun neden sevildiğini veya sevdirildiğini daha iyi anlıyorum, çünkü bu oyunda sadece iki takım vardır ve onların taraftarları tribünde oturur. Size düşen ikisinden birine katılmaktır. Aklı selim olarak bu iki fanatik gruptan farklı bir şey söylersen, önce seni karşı gruba koymaya kalkarlar; çünkü durum sabit ya bendensin ya ondan, kısaca stadın dışında olursan oyunun dışında kalırsın. İsteyen istediği yere seni, cümlelerini konumlandırmaya çalışır, en kolayından ocu bucu olursun ve damgayı yersin. İki taraftara göre üçüncü yol yoktur! İşte biz üçüncü bir yolun her zaman mümkün olduğunu söylemek için varız. Üçüncü yol yanlışı adil bir dille söylemek, kimseye malzeme olmadan hakkı savunup adaleti ayağa kaldırmaktır.

Adalet mert ve samimi adammış, öyle kütüphanesi çok kalabalık bir adam da değilmiş; ancak kılıcı keskinmiş, o güne kadar verdiği kararlarda adaletle hükmetme gayretinde olmuş. Adalet’in en yakın dostu Hikmet kitaplar arasında vakit geçiren, ilim sahipleriyle oturup kalkan; insanlara fazla karışmayan aklı selim, kalbi temiz bir kişiymiş. Emek ise el emeği, göz nuru, alınteri ile geçinen yiğit mi yiğit eşine az rastlanır; meslek erbabı, sözü dinlenir bir kişiymiş. Adalet her ne kadar isabetli hükümler verse de çoğu zaman Hikmete ihtiyaç duyuyormuş. Fakat ikisi birlikte bile karar verseler bir şeylerin eksik kaldığını hissediyorlarmış. Bir gün Adalet dostu Hikmeti’de yanına alarak yola çıkmış muradları o eksik parçayı bulmakmış. Sonunda şehirde dolaşırken Emek ile karşılaşmışlar. Emek onları en güzel şekilde ağırlamış hayata dair takıldıkları meseleleri bir bir çözmüş. Adalet ve Hikmet eksik parçanın ne olduğunu anlamışlar ve o günden sonra karar verirken Emek’in fikirlerini de almayı ihmal etmemişler. Eksik taşları bulmalı ve imara başlamalıyız.

Ak Parti’ye muhalefet edilecek çok konu var; fakat değerlerime küfredenlerle aynı safta da değil de değerlerime saygılı iyi adamlarla aynı saftan bu muhalefeti yapmayı tercih ederim. Kötülüğün içinden iyilik çıkmaz! Baylar muhalefet ciddiyet gerektirir. Bana soruyorlar şu grubu nasıl bilirsin? Önce diyorum hizmet olan yerde kavga olmaz! Çıkar, rant, makam… ve benzeri şeylerin olduğunu yerde kavga olur. Hatta dostlarla kendi aramızda küçük bir sandığımız var, başkana takılıyorum , kavga çıktığı gün kepenkleri kapat; çünkü artık işin hizmet tarafı bitmiştir. Bizim için gösterge çok basit, bir grup arasında kavga başlamışsa oradan samimiyet ve hayır çekilmiştir. Yine bana soruyorlar peki şu adamı nasıl bilirsin? Çevresine bakın diyorum, iyiler etrafında toplanıyorsa kötü bile olsa istikamete gelecektir. Kötüler, dalkavuklar, şakşakcılar etrafında toplanıyorsa iyi de olsa bozulacaktır. Rabbimiz, sevdiğim kullarımı iyi vezirlerle desteklerim, diyor. Lider yanındaki iyi adamlar kadar büyüktür.

Hepimizin eksiği var, iyiliği anlatalım ki hayra vesile olsun. İyilik var; fakat hareket eksik! Kötülüğe hizmeti, çıkara göre hareketi hayat felsefesi edinmiş kişiler kadar cesur değilsek onlar dünyamızı ve gündemimizi kara renge boyamaya devam edecekler. İyilik adına hareketlenelim inşallah.

Rabbimiz hayrı düşünenlerin yardımcısı olsun, hayırsızları ve kötülüğün kendini sarmaladığı kişileri perçeminden tutup hayra getirsin!
Amin.

O gece attığım Tweetler:

1-Şimdi siz ciddimisiniz darbe marbe. Geçti o günler geçti. Kaç milyonu içeri alacaksınız. Böyle bir girişimin adının geçmesi bile bu ülkeye ihanet.
2- 15 inde bu milletten maaş alıp, 16 da darbe mi yapmaya kalkıyorsunuz.
3- O tankı hangi asker kullanacak. Bu milletin çocuğu kendi milletine ihanet eder mi? 200 bin subay ki hepsi darbe yanlısı değildir.
4- Manşetlerine baktım. Sözcü bile darbeyi desteklemiyor.bence bu milletin ortak paydası sanılandan daha fazla.Hadi Türkiye şimdi birlik zamanı.
5- Milletimize geçmiş olsun. Rabbim muhafaza etti. Şehit olanlara Allah rahmet etsin. Bambaşka bir sabaha uyanabilirdik.
6- Darbeye karşı her görüşten insan tekyürek oldu. Buna da dikkat edilmeli.Kullanılan dil kuşatıcı olmalı.Kavga siyeseti dönemi kapanmıştır.Amin
7- Bu halk Maraş’ta, Antep’te, İzmir’de, Urfa’da , Çanakkale’de ve binlerce yıldır cenk meydanlarında ne yaptıysa onu yaptı.

Elinde kalın bir odun tutan teyzenin fotoğrafı vardı. Gazete sahibi olsam o fotoğrafı manşetten verirdim dedim ve kendi sitemde bunu yaptım. Cins dergi bunu kapağa taşıdı. Aklın yolu birdir. O teyzeleri duaları ve duruşları bize güç verdi.

Not: katı dergide yayınlanmıştır.