Nato’nun zulmüyle inleyen ve bu karardan sonrada inleyecek olan mazlum halklardan af diliyoruz. Allah bizleri affetsin. Fakat bu lekeler alından secde iziyle bile silinecek cinsten değil.
Aklı selim hiç bir ferdin böyle bir projeye onay vermesi beklenemez. Bizim şartlarımız kabul edildi avuntusunu da ancak reel politiğin dayanılmaz hafifliğiyle açıklayabiliriz.
“NATO’nun kamuya açıklanan belgelerinde hiçbir isim yer almıyor ama biz kediye kedi deriz, bugünün füze tehdidi İran’dır” Sarkozy’nin zirvenin ikinci gününde yaptığı bu açıklama avuntunun gerçekliğini gözler önüne sermeye yeter.
Türkiye son yıllarda yaptığı bir kaç güzel çıkışını böylece tüketmiştir. Batı bu projeyi Türkiye’ye bir oldu bitti ile kabul ettirerek birden çok kuşu da vurmuştur. Türkiye’nin mazlum halklar üzerinde oluşturduğu olumlu etkiyi kırmış, kendince kayan ekseni yerine oturtmuş, bölgede yükselen bir güç olmasının önüne set çekmiştir.
Konuyu sadece İran bağlamında düşünmekte yeterli değildir. Belirtildiği gibi bu en az on beş yıllık bir projedir. Bölgenin şekillenmesi için yapılacak çalışmalara yön verecek uzun soluklu bağlayıcı projedir.
AKP hükümet olarak yakaladığı olumlu havayı bu karara karşı koyamamakla dağıtmıştır. Yapılacak seçimlerde ve bundan sonraki gelişmelerde bu olayın etkisi görülecektir.
Aslında bu proje Türkiye’nin son seksen yıllık devlet bakış açısıyla çelişmeyen bir durumdur. Ancak halk hala devlet aygıtı tarafından eğitilemediği! için aynı görüşleri paylaşmamaktadır. Bu eğitilemeyen! halkın anlayışına göre siyaset yaparak kendini bu kitleye ulaştıracak siyasi hareket güçlü bir taban bulabilecektir.
Her şeye muhalefet eden pek muhterem! muhalefetimiz bu konuda sus pus olmuştur. Bu olayda bize Türkiye’de gerçek bir siyasi muhalefetin olmadığını sadece horoz dövüşçülerinin saf tuttuğunu bir kez daha göstermiştir.
Bağımsız sivil toplum örgütleri konuyu protestolarla gündemde tutmalı, projenin uygulanmasını engellemelidir.
Bu ülkede sessiz kitleleri harekete geçirmenin bir yoluda adaletli, bağımsız, güçlü sivil toplum örgütlerinin halka öncülük etmesidir.
Biz “Adalet ve Emek Hareketi” olarak bu projeyi şiddetle kınıyoruz, kendimizi ifade edebildiğimiz her platformda konuyu gündeme taşımaya kararlıyız.
Nato’nun zulmüyle inleyen ve bu karardan sonrada inleyecek olan mazlum halklardan af diliyoruz. Allah bizleri affetsin. Fakat bu lekeler alından secde iziyle bile silinecek cinsten değil.