İP MAN 2: BU SEFER HEDEF BATI

June 4, 2010 sinema

Ipman-moviepix-2SALİH FURKAN

Bu tür kült olmaya namzet filmlerin ikincileri eleştirilir hep. Birincisinin üzerine çıkamadı denir. Bu fikre İp Man ikincisi için de kısmen katılmakla birlikte, yine de istediğimizi aldık diye düşünüyoruz. Bolca, Kung-fu figürlerine karşın daha az felsefe içerdiğini söyleyebiliriz. Her şeye rağmen İp Usta münevver hümanist kişiliğiyle gönüllere taht kuruyor. En zor zamanlarda takındığı mümtaz tavrıyla kalbimize nüfuz ediyor. Yıkmayı ve devirmeyi değil kurtarma isteği, iftira ve yalan üzerine kurulu bir hayat değil üstün ahlâk ve münzeviyat üzerine kurulu bir hayat örneği…
İp usta, yiğit ve hür bir fenomeni temsil ediyor. Merhamet ve adalet duyguları, şeref ve haysiyet hissi, hakikat aşkı ve yüksek insan sevgisi ile bizleri utandırıyor. Sürü edebiyatına karşı isyan eden ahlaklı insanın ipuçlarını veriyor. “Bir insanın hayatı başka bir insanın hayatından üstün değildir” vecizesiyle isyan ediyor. Ne yeteneğini teşhir ediyor ne de onunla övünüyor. Diyor ki: “Beni zorlamadığınız için teşekkür ederim.” Ustada varlığı, düşünceyi ve hareketi yakından izliyoruz.
Geçen filmdeki hedefi sosyal ve kültürel anlamda Japonya olan Çinli yapımcılar bu sefer Batı üzerine çalışmışlar. Bunun için çok da kafa yormaya gerek yok aslında. Malzemeniz oldukça fazla. Asya’nın her mekânı Batı’nın azizlikleriyle dolu olduğu için bu kısımda zorlanmamışlardır. Karar vermeliyiz: “Batılılaşmak mı insanlaşmak mı?” Bu kararı tüm Doğu ummanı için geçerli bir karar olarak düşünmeliyiz. “Kendimiz mi olacağız, yoksa derin okyanusların dibinde kaybolacak mıyız?” Film üzerinden Batıya yüklenirken bunları da düşünmek zorundayız.
Köle bir medeniyetin çocukları olmayı bu saatten sonra seçemeyiz. Hilekârlığı, ayırıcılığı, kıyamı ve merhametsizliği ile Avrupa, yıllar yılı Doğunun DNA’sı ile oynamıştır. Ne olursa olsun Doğuluyuz. Mensup olduğumuz toplumun kucağında binlerce yılın birikmiş sorunlarıyla dünyaya geldik. Biz bir su damlası olarak ve belki bir gözyaşı etkisi kadar sorunlara çözüm bulabiliriz. Lakin harekete devam etmeliyiz. Düşünmeye, sorgulamaya ve sürüden ayrı olmaya. İp usta ve nice erler dokundukları ruhlarla bu ümrana can verdiler. Bu iz üzerinden hayatın gayesini daha iyi anlamak da bize düşüyor.
Doğu- Batı ironisi adına, bu bir imkânsızın ironisi. Kendi ruhunuzun inşa etmediği bir akılla var olmaya çalışmak! Bizim tecrübemizi travmatik kılan da budur aslında: ne yardan vazgeçebildik ne serden. (1) Kral çıplak demeye devam…

1-Hece, 157, Ocak 2010; Ruhunu Arayan Adam, s. 64.

YAZAN:

Yazıyı Yorumla

You must be giriş yap bu yazıyı yorumla