
SALİH FURKAN
Yaşamak ağrısı. Yaşadıkça ağrıyan, moraran ve sabah kalkınca tekrar nükseden kronik ağrı. Kanayan, sırttan hiç inmeyen bir yük, hatıralar. Çoğu zaman başarılı kılıyor sizi zaman. Haklı çıkarıyor. Yukarıların tadını çıkartmanıza izin vermeden aşağıların aşağısına indiriyor. Acıyor…
Yaz tedirginliği. Uyandığınızda kutlu güneşin karşısındaki mutlu mutsuz tebessüm. Kalkmak istemiyorsunuz. Çok şükür ki, Tevbe 54 var. Sabır var. O da diyorsunuz, Allah’ın yardımıyladır.
Kendinize karşı yalancı olmuşsunuzdur. Bu en büyük köleliktir. Kendinizin esirisinizdir. Zincirleri bağlayan da atacak olan da sizsiniz. Nusret dilenciliği yaparak yalvarmak. İşin içinden çıkılır kılar vaziyeti. Yürürsünüz. Yürürsünüz. Dersiniz ki, Allah’tan gelecek her hayra muhtacım. Bir de bakmışsınız, Tuva’dasınız.
Bir hazretin dillendirdiği gibi, “üslubumun sertliği, hayatımın acısındandır.” Cesaret mi? pervasızlık mı? Yoksa kayıp bir istikamet mi? Cevapsız sorular. O, içindedir içinde.
Çok kavga ettim. Çok yenildim. Yendiğim zaman, yerdekini tutup kaldırmam beğenilmedi. Çok istedim. Çok isteyince olmadı. Güzel baktım. Güzel düşündüm. Şerri hayırdan bilip homurdanan trenden hiç inmedim. Hala yoldayım.
“Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis –Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim esirgeyen ve bağışlayandır.” İnsanlar iddialı olmamalı. İhtiyat gerek bu hayata. Bazen limandan günlerce çıkılmamalı. Duamız olmasa hiçbir işe yaramayız sonuçta.
Volter’den Nietschee’ye kadar, yaşamak ağrısı hep keskin hissettirmiş kendini. Hakikatin izini sürerken, hazretler, bazen düşmüşler; bazen el ayak öpmüşler bu yolda. Zaten hakikatin adı bile acı değil mi? Araf diyorlar ya işte! Cennet cehennem arası bir yerlerde, vahiy ile akıl arasında, tarih ile atî arasında gidip gelmişler. Hepsi birer Raskolnikov. Suçlu da kendileri cezalandıranı da.
Ruskin çok sert: “düşünce mabedine avam giremez” diyor. Olsun. Yardan yuvarlananların hepsi lordlar kamarasından. Düşünce gibi nimet var mı? Bir an düşüncedeyseniz, zirvelerde uçuyorsunuz. Bizi kurtaran da bu herhalde. Yaşamak için kendinize bir dünya inşa etmelisiniz. Hep yalnızlıktan dem vuran mütecessisler gibi. Biz ikincimizin Allah olduğunun farkında olmaya çalıştık hep. Mesuduz.
Yalnızlık görmedim ben. Hiç evde olmadı. Acı gördüm. Hatıralarım çok kanadı. Hatıralar hep yalnızlıkla vurmaya çalıştı beni. Ama boş bir yere hep selam vererek girdim. Yalnızlığa hiç yenilmedim.