VARLIKTA DA DARLIKTA DA İNFAK EKONOMİSİ
SALİH FURKAN
Hayat için kavga yerine yardımlaşma prensibini getiren İslâm, sosyal tencereyi yerle bir etmiştir. İslâm’ın ayrı mutfakları vardır. Emeksiz ücret, işsiz gelir bu dinin sınırları dışındadır.(1) Allah bir şehri yok etmek istediğinde, onun nimet ve refahtan şımarmış elebaşlarına emir gönderir. Yoldan çıkan şehir yok olmayı da hak etmiştir.
Allah’ın verdiği maldan harcayıp ahiret yurdunu arayanlar ve dünyadan da nasibini unutmayanlar Allah’ın ihsan ettiği gibi sen de ihsan da bulun ki, “Muhsin” olmayı hak edesin. Arz ve arş insanın hizmetindeyken kendini müstağni görmeyerek varlıkta da ve darlıkta da infak etmek… “Ey Allah’ın resûlü sana verecek bir şey bulamıyorum.” diyen duruş sahibi modeller… İşte darlıkta infak tipolojisi. İslam, çok ince bir çizgi üzerinde giden kullarına doğru yolu gösterendir.
Temel faktör her şeyde insandır. Ve her şey ondan sonra gelir. Tüm idealler, fikirler, teknikler hep onun eseridir. Kendi eserine de esir olunmaz. Hangi düzeni, fikri alt yapıyı, şuuru ve kanunu getirirsek getirelim insanın üstünde değildir. Görmediğine teslim olan insan bütün bunları bertaraf etme yetki ve argümanına sahiptir. İnfak ekonomisi varlıkta ve darlıkta çarkın dönmesini sağlayan temel yasadır.
Müslüman’ın ayrıca bir hürriyete sahip olmasına gerek yoktur. Naturalizm, radikalizm, liberalizm ve hatta demokrasi -“fert ve menfaat” dini( Durkheim’in dayanışmacılığı) (2)– tüm bunlar masmavi bir denizi turuncu gösteren burjuva oyuncaklarıdır. Belirli bir sınıfa özgürlük veren bu edebiyatları nasıl olur da İslam ile örtüştürebiliriz? “Hakikati tanımaya ulaşmak için mi yaşamak?” yoksa “ tüketim için hayat” sloganı mı? Bu karar cennet ile cehennemin ölçüsüdür.
Cenab-ı Hakkın buyurduğu “sıkıntılı geçim” lafzını dikkate almak zorundayız. Sıkıntılı geçimden kasıt salt taşınır ve taşınmazlar değildir. Kapitali elinde tutan Batı bu sıkıntılı geçimi yakinen yaşamaktadır. Afganistan, Filistin, Doğu Türkistan ve nice yerler bunların ordularına dar gelmektedir. Bir kere rahat değillerdir. İnsanın büyüklük psikolojisinden kaynaklanan sıkıntılı geçimi… Ortaya çıkan manzaradan kendileri de rahatsız olurken, bir de ülkelerinde yaşayan vatandaşlarını bir düşünün! Bir damla petrol için varillerce akan gözyaşlarını sıkıntılı geçimin içine koymak zorundayız. “Zulmetmekte olanlar, yakında nasıl bir İnkılâba uğrayacaklarını bileceklerdir.”
Güzel bir tebessüm, yolda giderken hiç tanımadığın bir muhtereme esenlik dileği, bulunduğu çevreyi “güzellikle” şaşırtma ve karşındakinin ruhuna dokunma, Allah yolunda koyulan köşe taşlarıdır. Varlıkta infak edemeyenin darlığını Allah’ın boyasıyla boyayan en geniş pencerelerdir. İyilik bir adım ötede değil içimizde.
1-Ali ŞERİATİ, Kapitalizm Uyanıyor mu?, İstanbul 1992. s. 12-13.
2-Ali ŞERİATİ, ideallerin Yenilgisi, İstanbul 1999, s. 31-32.










Sosyal Bilimcimiz Salih Furkan’a teşekkür ediyoruz.
“Kanaat Ekonomisi”ne ek olarak “İnfak Ekonomisi”ni de düşünce ufkumuza eklemlediği için kalemine sağlık diyoruz.
Bu konular üzerine uzun uzun düşünerek çağı kuşatacak yorumlar çıkarmak her ilim ehlinin görevidir.
Çağın problemlerini geçecek köprüyü inşa etmeyenler, hayatın kaos nehrinde boğulanların sorumluluklarını üzerlerinde hissetmelidir.
Kamil İnsan; çağının sorunlarına çözüm üreten sorumluluk sahibi, adil, samimi insandır.