İSRAİL, MİTLER VE TERÖR / Roger Garaudy

April 11, 2010 KİTAP

roger_garaudy

SALİH FURKAN

Üzerinde durduğumuz eser; Siyonizm, CIA ve MOSAD gibi havalı kavramların üzerinde yıllarca durulduğu popülist bir yaklaşımın ürünü değildir. İnsanlığın içinde bulunduğu bu korku tünelinin, 1948’den beri dünyaya saplanan hançerine, nasıl çaresiz kalındığının bir göstergesidir.

Yazar, yıllarca Fransız Üniversitesi’nde öğretim görevliliği, çeşitli kademelerde politika ile uğraşmış bir düşünürdür. Özellikle Marksizm, İslamiyet ve Siyonizm üzerine eserler yazmış aklı başında Fransızlardandır. Roger Garaudy, bu kitabı bastırmak için “insan hakları ve özgürlükleri merkezi!” Paris’te bir tek cesaretli yayınevi bulamamış, sonunda kitabını kendi bastırmak zorunda kalmıştır. “Bu eseri okumakta ne mahsur var?” diyen saygın din adamı ve liyakat nişanı sahibi Rahip Pierre basında maskara edilerek taşlanmıştır.

Eser, “Siyonizm, tüm mirasını “dinen” haklılığa dayandırarak elde eder.” derken, Siyonistlerin, efsaneleri tarihe dönüştürmede usta olduklarını izah etmeye çalışmıştır. Vaat edilmiş toprak mitinin, doların arkasındaki “in God we trust” (Tanrıya itimat ederiz!) yazısı kadar yalan ve boş bir iddia olduğunu ifadeye çalışmıştır.

Girişte, “Bu kitap bir sapıklığın tarihidir.” derken herkesten ellerini vicdanlarına koymalarını beklemektedir. Altı milyon Yahudi’nin katledildiği efsanesi ortaya atılarak “tarihin en büyük soykırımı” hikâyesi öyle şiddetle savunulmuştur ki, Amerika’da 60 milyon yerlinin katledildiği, Afrikalı 100 milyon siyahînin öldürülmüş olduğu unutturulmuştur.

Siyonist ideoloji, “Pavlus’un Mesih’i Hz. İsa değildir” çıkarımını doğrulayan, “İslamın(İslamcılığın!), odalara hapsedilmesi ya da teröre dayandırılarak sıradan bir “izm” haline getirilmesi” tiyatrosundan farksız değildir.

untitledHerkes biliyor ki, “Siyonizm” 1896’dan itibaren Thedore Herzl tarafından kurulmuş bir siyasî hareketin adıdır. Gerçekten de bu olay dinî değil siyasîdir. Herzl’in hatıralarında bir agnostik(bilinmezci) olduğu yazılıdır. Dolayısıyla, İsrail’in kurulması tezi, -ister Madagaskar, ister Arjantin- mekân ayırt etmeksizin gerçekleşmesi istenen bir tezdi. Sonunda Amerika ve Avrupalı sömürge güçlerinin bu topraklardaki Truva atı İsrail için uygun olan yer bulundu. Kılıfı da safsatadan ibaret olan dinî gerekçeler oldu.
Siyonizm, insanları öyle etki altına almaktadır ki, İzak Rabin’in katili Yigal Amir bile, ne bir serseridir ne de bir deli, aksine Siyonist eğitimin katıksız bir ürünüdür. “İsrail seçkin millettir” anlayışı öylesine dogmatik bir hale sokulmuştur ki, bu cazibe destan ve mitolojik neşriyatlarda yerini çoktan almıştır. Oysa ne ortada bir seçkinlik ne de lanetlilik vardır.

Yüce yaratıcının renklere, suretlere ve ümmetlere göre karar vereceği inancı öylesine ciddiyetsiz hale sokulmuştur ki, içi boş milliyetçi hikâyeler Avrupa’da ve Orta Doğu’da çığrından çıkan savaşlara neden olmuştur. Gerçek temelinden saptırılmış Tevrat, Kabala ve diğer kaynakların azizliklerine iman eden insanlar bu kör zihniyeti hala sürdürmektedirler.

Meşhur, Nürnberg mahkemelerinde meşruluk kazandırılan, adına da “holokost”(altı milyon efsanesi) dedikleri soykırım süreci işlenirken, davalılar arasında ne Churchill, ne Stalin, ne de Truman’ı görürüz. Gördüğümüz bir tiyatronun trajik ve kaypak perdesidir. Oysa, bu mahkemede insanlığı yok eden savaş suçlularının esamesini göremezsiniz. Belki de Hitler’in ölümü bir kurtuluştu. Peki diğer savaş suçluları için ne yapıldı? Hiç. Tarihî Siyaset, yenenlerin, ezenlerin ve sömürenlerin tarihi oldu. Mahkemeler, sanıklar, yargıçlar, yasalar, savaşlar ve barışlar Avrupa’nın ve yaramaz çocuğu İsrail’in yaptıklarına göre programlanan “den den” ler haline getirildi.

Sonuç olarak, eser Siyonizm’e tersten ve ilmî bakışı yansıtırken, Katolik kilisesinin egemenlik teolojisinin, Hz. İsa’ya sadık bir teoloji olmadığını, İslâmcı ideolojinin de İslâm’a ihanet ettiğini düşündürmektedir. İbrahim AS.’nin uzun boylu hicreti vaat edilmiş bir toprak yalanı üzerinde değil; “sırat-î müstakim” üzerinde olduğu anlaşılıncaya kadar sesimizi düzeyli bir üslupla çıkarmaya devam etmeliyiz. Garaudy, sessizliğin sesi olurken, terör ateşinin sönmesi için küçük bir su damlası olmuştur.

YAZAN:

Yorumlar (1)

 

  1. cihad meriç says:

    Herkes okur; fakat herkes yazamaz.

    Okuduğunu paylaşmak ayrı bir zevk.

    Salih Furkan’a teşekkür ediyoruz, kitap listemize yeni bir not eklediği için.

    Ben hangisinden başlasam anlatmaya;

    Kurtlarla Dans mı?
    Osmanlı Şehri mi?
    Devlet-i Aliyye mi?
    Toplam Kalite Yönetimi ve Tarihteki Bir Uygulaması Ahilik mi?
    Kutlu Şehir Medine-i Münevvere mi?

    Kitaplar en sadık yol arkadaşlarımız, biz onları terk etmedikçe onlar bizi terk etmiyorlar.

Yazıyı Yorumla

You must be giriş yap bu yazıyı yorumla