ÇİN ve ABD HER ALANDA SAVAŞIYOR: SİNEMADA KILIÇLAR ÇEKİLDİ
SALİH FURKAN
DERSİMİZ “IP MAN”
Okullarda ders olarak izletilmesi ve üzerinde uzun uzadıya durulması gereken filmlerden birini izledik. İç çektik. Hayıflandık. Zaman zaman hüzünlendik. Açık bir Çinli propagandasıydı. İçinde epeyce hamasî ve epik unsurlar vardı; lakin her şeye rağmen bu filmi es geçemezdik.
Tür olarak bibliyografik küme içerisinde değerlendirilmesi doğru olsa da, bir ressamın paletindeki tüm renklerden esintiler barındırıyor. Konu olarak ise 1930 Japonya işgalini anlatıyor. İşte burada film, bir Japon için hakikaten Çin işkencesine dönüşüyor. O kadar çok sataşma var ki, herhalde bize yapılsa filmi yasaklamaya kalkarız diye düşünüyorum. İçinde bir gram Çin kültürü olmadan nasıl Çin reklâmı yapılır? İspatını yaparken, çıkış noktasını iki yüz yıllık Kung-Fu savunma tekniğinden alıyor.
Kahramanımız, Bruce Lee’nin ustası olmasının dışında, bu işte “Grandmaster” şanını taşıyor. Bu ilkeli küçük adam, öncelikle kendi milletine, sonra da tüm dünyaya yiğitlik ve onur dersi veriyor. Bir lokma pirinç için nice canlara kıyıldığı bir ortamda, pirinci değil şerefi düşünebilecek, tarzı olan mükemmeliyetçi insanı bize sunuyor. Kendi deyimiyle sıradan bir Çinli’yi yansıtırken, yüksek kişilik niteliğiyle göz kamaştırıyor.
İnsan ne ile yaşar? Haysiyet karın doyurur mu? Onur ve şeref yenir mi içilir mi? Tüm benliğimizle anlıyoruz ki, hayatımızı normalleştiren şeyler menfaatlerimiz. Hiçbir zaman kurtulamadığımız çirkefliklerimiz. Fütursuzca savunduğumuz materyalizm. Bir lokma pirincin ideale dönüştüğü toplumda Ip Man olmasaydı şimdi biz bu yazıyı yazmıyor olurduk. Aile saadetinin öğle yemeğinde yenmeyen bir patatesle olduğunu görmesek, gözlerimiz yaşarmazdı. Emekçi insanların kendilerini korumak uğruna ustadan nasıl ders aldıklarını izlemesek eğitimi yalnızca bir angarya olarak algılardık.
Eser, kendini savunmanın bir sanattan öte, arkasında mistik bir felsefe ve ülkü barındırdığını izah ediyor. Savaşın içinde olması gereken iki özellik vardır, diyor: Düşeni kaldırmak ve şefkat.
Japonların zor kullandığı için, işgalci tutumuyla Kung-Fu sanatını anlamaktan uzak olduklarını haykırıyor. İşin bu kısmında filmi izlerken, Japon olmak istemezsiniz. Çünkü bir Japon ile Çinli’yi keskin çizgilerle ayırırken, onlara çok düşük bir not veriyor.
Çin sineması bu tür yapımlarla Amerikan sinemasıyla rekabete namzet olurken, bizler Çinlilerin işgalci kavramı için aynaya bakmalarını tavsiye ediyoruz. Doğu Türkistan’ın ismi de dahil olmak üzere Çinlileştirme politikasını yüz tane de Ip Man yapsalar göz ardı edemeyeceğimizi bilmelerini istiyoruz. Türk sinemasına da bu toprakların binlerce İp Man’ler çıkardığını hatırlatarak uyanışa geçmelerini bekliyoruz. Buradan edinilecek azığın, özellikle gençlerimizi harekete geçirmede bir köşe taşı olacağını ümit ediyoruz.
Not: Ayrıca kardeş sitemiz, bizim kültürümüzün habercisi HABER KÜLTÜR‘de yayınlanmıştır.










Çinli dövüş ustası ingilizlere (batılılara) ders veriyor.
Düne kadar barbardınız iki günde medeni olunmaz demek istiyor.
Son kazanan biz olacağız da diyor, hadi hayırlısı.
hep abd propaganda yapacak değil ya.
IP Man yiğitliği temsil ediyor, hangi ırktan olduğu çok önemli değil.
Yani yiğit her yerde yiğit, kalleş her yerde kalleş.
Salih Furkan ikinci yazıyı hazırlayana kadar birincisi için kaleme aldığı bu yazıyı okuyabilirsiniz.