BERNARD LEWIS- MODERN TÜRKİYE’NİN DOĞUŞU

January 28, 2010 KİTAP

BERNARD LEWIS

Bernard Lewis, İslam Tarihi ve özellikle Ortadoğu alanında uzmandır. Şimdiden klasikler içindeki yerini almış, hiçbir yere sığdırılamayan eserine geçmeden önce onun ne kadar ilginç birisi olduğu ile ilgili ifadelendirmeyi Edward Said’e bırakalım: “Lewis peşi hemen bırakılacak birisi değil, çok ilginç birisi. Anglo Amerikan Ortadoğu Kurumu’nun siyasî atmosferinde o, bilgili Oryantalisttir ve yazdığı her şey bu sahanın otoritesini taşımaktadır. On beş yıl boyunca verdiği eserler, kurnaz ve amaç taşır olmaya çalışmasına rağmen, son derece ideolojiktir. Yaptığı son çalışmalar, ‘liberal, objektif, ilmi’, eserler verdiğini iddia ederken, yalnızca ele aldığı konuya ‘karşı’ propaganda yapan bilim adamına yakışır türden… Ama Oryantalizm’in tarihini az çok bilenler için sürpriz olmasa gerekir. Skandalların sadece sonuncusu (ve Batı’da en az tenkide uğrayanıdır.)…1 Lewis, aslında şarkiyatçılar içinde en bilimsel olanı. Ama bu bilimselliğini birtakım terminolojik izahlarla süsleyerek Doğu toplumuna (bilimsel!) alaycı bir yığın göndermeleri olan muhteremlerden sadece biridir. Bu kısmı geçerek, klasikleşmiş başvuru kaynakları arasındaki değişmez yerini alan hacimli eserine -“The Emergence of Modern Turkey- Modern Türkiye’nin Doğuşu”- gelelim.

Kitap, konusunun eski Türkiye’nin yıkılmasından sonra yeni Türkiye olduğunu belirtiyor. Türk uygarlığının kökenleriyle ilgili kısa bir girişten sonra kendini ikiye ayırıyor: birinci bölümde, başlıca olaylar ve süreçler kronolojik bir atmosferde sunuluyor. Değişimin izini sürdüğünü ifadelendiriyor. İkinci kısım, Türklerdeki ortak kimlik ve bağlılık duyusunun biçim değiştirmesi, egemen din ve kültürel yaşam ile ekonomik ve toplumsal düzenin biçim değiştirmesi üzerinedir. Son noktada birtakım genel sonuçlar çıkarılmıştır. Eseri okumamızın en önemli nedeni, “Avrupa bizi nasıl biliyor?” demekten çok, “Biz bu üslup ve değerlendirmelere ne kadar duyarlıyız?” sorusuna muhatap olabilmektir. Eserde orijinal fikir ve değerlendirmeler olduğu gibi yakın tarih adına da sağlam temelli konular yer almıştır.

İçeriğinin sağlamlığından çok eserin ismi bize biraz yabancı. “Modern” ve “medeniyet(civilization)” kavramları bu coğrafyayı anlatmaya hem yetersiz hem de uygun olmayan kavramlardır. Batı normlarına göre bir medeniyet ölçüsü çıkarmaya kalkmak yanlış bir birimi seçmek olur. Bir kere bu norm mükemmel midir ki, onun haricindekileri kendi kıstaslarıyla izaha çalışsın. Bunların münakaşası yıllardır yapılmakla birlikte üstadımız Cemil Meriç sanırız en güzelini ifade etmiş: Bütün Kuranları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalının gözünde Osmanlıyız; Osmanlı yani İslâm. Karanlık, tehlikeli, düşman bir yığın! Avrupa kafasındaki Rasyonalite kapitalizmin hem yaratıcısı hem eseri. Kapitalizmin ve bürokrasinin. İnsanlık bir köleler topluluğu olmak tehlikesiyle karşı karşıya. 2 Avrupalılaşmak suni çağdaşlık ve yok oluş. Bu temelde tüm düşüncelerimizi gözden geçirmeliyiz.

Her topluluk kendisinin modern binasını kurmuştur. Binasının sağlam kalabilmesi özündeki mirasını geliştirerek korumasına bağlıdır. Bu bilinen gerçekten hareket ederek, eser geniş perspektifte değerlendirilerek incelenmeye muhtaçtır. Özelikle yakın tarihi araştırma konusu seçmiş arkadaşlarımızın muhteviyatını bilmesi gereken kaynaklardandır.

1 Edward SAİD, Oryantalizm: Sömürgeciliğin Keşif Kolu,(çev. Nezih Uzel), İstanbul 1998,s. 426.

2 Cemil Meriç, Umrandan Uygarlığa, İstanbul 2001,s. 9-18.

YAZAN:

Yazıyı Yorumla

You must be giriş yap bu yazıyı yorumla