Kainata Mektup ve Hicri Yeni Yıl (1431)

December 17, 2009 kainattan

yolRamazan kıvılcımı ile başladığımız Kainata Mektup yolculuğu devam ediyor. Geçtiğimiz süreçte her dönemin kendine has özellikleri oldu.

Yolumuz, bizlerin birlikte adımladığı yol mesafesi kadar büyüyor.
Oku/İkra ile başladı yolculuğumuz ve eğitimin altını çizerek yürümeye devam ettik.
Aile, yaslandığımız ve beslendiğimiz kaynaklarda önemliydi, bizde önemsedik.

İnsanoğlunun yegane derdi; bulunduğu ortamda adaleti sağlaması olmalıydı, elimizden geldiği kadar bunun mücadelesini verdik.
Emek, mesleki eğitim, alınteri, kanaat, üretim, sanat, zanaat, güzel ahlak bizim düşüncemizde sağlıklı ve bağımsız toplum için gerekli unsurlardı. Adımladığımız yol böylece ahilik yaşam modeliyle kesişti, o yolun kurucu aklından ilham aldık.

Yeni dönemde cümlelerimizi ve kendimizi toplayarak ADalet ve EMek ekseninde yürüyüşümüzü sürdürmek niyetindeyiz.

Tüm dostlarımızı selamlar, yolumuza katkılarından dolayı teşekkür ederiz. Hangi durakta dinlenmiş olursak olalım; her gün, her hafta, her yeni yıl taze bir nefes için davettir.

Bir dostun dediği gibi; “Bir avuç iyi insana her zaman ihtiyaç var.” Uzun süredir kampanya haline getirdiğimiz iyi adamlar kayıt defterimizi zaman zaman aralayarak onlarla selamlaşalım.

Hicri yeni yılınızı tebrik eder,  Allah’ın yoluna hicrete vesile olmasını cümlemiz adına yüce Rabbimizden niyaz ederiz.  Amin.

Not: Hazırladığımız bildiriyi de yayınlayarak yeni bir heyecanı (hayycan/ diri ruh) tutuşturmaktı muradımız; fakat biraz daha dem dedik ve sükut ettik.

YAZAN:

Yorumlar (2)

 

  1. cihad says:

    0

    ünlemi bükelim,
    kalemi kıralım,

    tren yolunun rayları altında bir kalasta ol(a)mayacak mıyız?

    dem bana lazım,
    sükut bana
    bir susmayı öğrenemedim
    bir de bu dünyanın oyununu

    hiç
    olan beklenti taşımayandır.

  2. ahmed says:

    1

    Âh azizim,

    Sen âh sükut, âh dilim derken, ve bu ikisi arasında kıvranıp dururken zihni bir yolculuğun içinden mi dışından mı geçmede insanlar!

    2

    Adına zamanın çıkış noktası diye/bilececeğimiz o yolculuktan arta kalan değil midir hep içimizde ve dışımızda yaşanan!
    Bir yerden bir yere gidişin şahitliği değil midir zaman!

    3
    Âh azizim,

    Bildiriyi bildirsen de bir bildirmesen de!
    Hem mesele bilmek meselesinden, ayrı bir mesele!
    Bu kadar ünlem, ancak aynı kıvranışların dışından içine düşenlerin anlayacağı bir mesele.

    4

    Hakikatin peşine düşenler evvel sükut köprüsünden geçtiler, saatlerini deve katarlarının üstlerine koyarak konuşarak, çırpınarak aks-i seda ettiler.
    Onca yol, onca zaman içre geldikleri son köprü yine “sükut” oldu.

    5

    Ünlem boynunu bükerek soru işareti olur. Dervişane bir haldir bu: Hakikat öyle herkese açılacak, öyle herkesin ‘bilip atacağı’ öyle herkesin mıncıklayacağı alelade bir şey midir!?…

    6

    Âh sükut, vah sükut

Yazıyı Yorumla

You must be giriş yap bu yazıyı yorumla