İMAN-TEVEKKÜL MESELESİ

December 21, 2009 OKU / İKRA

tevekkül

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Bir mümin karşılaştığı bütün durumlarda Allah’a dayanmalıdır. Çünkü Allah’a itimat etmek, her işte O’na dayanmak ve kısaca Allah’ı her şeyde vekil tutmak iman enerjisinin zindeliği için de önemlidir. Tevekkül derken emri ve kararı Allah’a bırakmayı kastediyoruz. Yoksa görev ve sorumluluk bilinci tüm motivasyonuyla mümine aittir. İsrailoğullarının şu duruşu tarif etmeye çalıştığımız tevekkülün zıttıdır. Maide 24- Dediler ki: “Ey Musa, biz, orda onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız.” Verilen ne olursa olsun ifadan kaçış mümine yakışmaz. Tevekkül hali aynı zamanda eylem halidir. Çünkü hesap din günü için yapılmalı, Allah ile her zaman rabıtada kalınmalıdır. Tevekkül bu rabıtayı sağlar.

Allah her şeyin üzerinde bir vekildir. Tebliğ ettikten sonra, sonuç kısmı Allah’a aittir. Tevekkül akıldan çıkmayacak ki bu anlamdaki marifetin Rabbimizden olduğu bilinsin. Cenab-ı Hakkın gönderdiği insanlığın zirve şahsiyetleri olan peygamberler bile sonuca etki edemez iken bizim durup düşünmemiz gerekir. Birilerini din adına uyarma davranışı bittiği andan itibaren tevekkül başlar. Tevekkül ve uyarma bağlamında şöyle buyrulmuştur. Araf 89- “Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah’a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah’ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Biz Allah’a tevekkül ettik. Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında ‘Sen hak ile hüküm ver,’ Sen ‘hüküm verenlerin’ en hayırlısısın.” Furkan 43- Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın? اَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ=gördün mü yapan kimseyi, اِلَهَهُ=ilahını, هَوَيهُ=gönlünün isteği, اَفَاَنْتَ= sen mi, تَكُونُ =olacaksın, عَلَيْهِ وَكِيلًا=onun üzerine vekil Neml 79- Sen, artık Allah’a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin. فَتَوَكَّلْ= o halde vekil tut, عَلَى اللَّهِ=Allah’a, اِنَّكَ عَلَى الْحَقِّ الْمُبِينِ=şüphesiz sen açık bir hak üzerindesin 80- Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin. İsra 54- Sizi en iyi Rabbiniz bilir; dilerse size merhamet eder, dilerse sizi azablandırır. Biz seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik. رَبُّكُمْ=rabbiniz, اَعْلَمُ بِكُمْ=sizi daha iyi bilir, اِنْ يَشَأْ=dilerse, يَرْحَمْكُمْ=size merhamet buyurur, اَوْ اِنْ يَشَأْ=veya dilerse, يُعَذِّبْكُمْ=azap eder, وَمَا اَرْسَلْنَاكَ=seni de göndermedik, عَلَيْهِمْ وَكِيلًا=üzerlerine vekil İsra 86- Andolsun, eğer dilersek, sana vahyettiklerimizi gerçekten gideriveririz, sonra bunun için bize karşı bir vekil bulamazsın. وَلَئِنْ شِئْنَا= dilersek, لَنَذْهَبَنَّ= tamamen gideriveririz, بِالَّذِى اَوْحَيْنَا=vahyettiğimizi, اِلَيْكَ=sana, ثُمَّ= sonra, لَا تَجِدُ=bulamazsın, لَكَ بِهِ=kendine döndürecek, عَلَيْنَا وَكِيلًا = bize karşı bir vekil Vahyin Peygamberimiz ASV tarafından uydurulduğu iddiasına karşı kısa ve öz bir cevap. Şöyle düşünelim: Rabbimiz bir anda her şeyi vahyi manada çekip aldı. Nereye müracaat edebiliriz? Al-i İmran 160’ı buradan bağımsız göremeyiz: Al-i İmran 160- Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi ‘yapayalnız ve yardımsız’ bırakacak olursa, ondan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse müminler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler. Tevekkül birçok çevre tarafından maniple edilen hadiselerdendir. Tevekkül hali aksiyon halidir. Tevekkül diriliş ve ayağa kalkmadır. Özellikle din adına, iman önceliği adına tevekkül etmek zaten bir emirdir.

YAZAN:

Yazıyı Yorumla

You must be giriş yap bu yazıyı yorumla