Bir Eser Tanıyalım- Aliya İzzet BEGOVİÇ (R. İhsan ELİAÇIK)

Burada bir eserin tahlilinden çok, hasbelkader bir çırpıda okunabilirlik özelliğiyle ilgili söz söylemeye çalışacağız. İhsan Eliaçık, tarihe damgasını vurmuş Müslüman liderle ilgili çalışmalar yapmıştı. Bunlardan biri de günümüze en yakın olanlardan, tarihe damgasını örnek lider olarak vurmuş Ali İzzet BEGOVİÇ’ tir. Çağımızın insanı o kadar umursamaz ki ki, özellikle en yakınımızda olanları bile çabuk unutmaktayız. Bu tip eserler bibliyografya tadında mümtaz kişilikleri tanıtabiliyor.
Eserin başında kısa bir Bosna- Hersek tarihiyle karşılaşıyoruz. Bosna kelimesi, Sava nehrine dökülen Bosna suyundan gelmektedir. Hersek ise ortaçağ sonlarında burada kurulan Hercegovina Dukalığı’ndan adını almıştır. Bosna- Hersek’te etnik olarak üç ana grup mevcuttur. Bu gruplar, aynı Slav kökenden gelmesine rağmen mezhep, din ve kültür farklılığı sebebiyle Müslüman Boşnaklar, Ortodoks Sırplar ve Katolik Hırvatlar olarak birbirlerinden tamamen ayrılmışlardır. Bu arada Yahudi ve diğer unsurlar da azınlık olarak bulunmaktadır.
Bosnalılar Müslümanlığa çabuk adapte olan bir yapıya sahiptir. Bunun nedeni de Bogomillerdir. Fatih Sultan Mehmed, Bosna’yı aldığı zaman sadece Katoliklere değil Bogomil mezhebindeki Bosna Hıristiyanlarına da çok müsamaha göstermiş ve onların devlet hizmetinde yetişmelerini sağlamıştır. Hz. İsa’yı Allah’ın kulu olarak kabul etmeleri ve Hz. Muhammed’i tanımalarından dolayı Bogomiller Müslümanlara daha yakın görülüyorlardı. Osmanlıların vicdan hürriyetine hürmet göstermeleri, birkaç asır Katolik kilisesi ile bu mezhepteki kralların ve Macarların zulmüne uğrayan Bogomillerin toplu olarak İslamiyet’i kabul etmesine sebep olmuştur. İslamiyet sonrası ise varoluş ya da yok oluş mücadelesi vermişlerdir. Bu tip süreçlerde topluma rehber olacak idareciler gerekmektedir. Bu toplumun içinden bu görevi üstlenen Aliya olmuştur. Sıkıntılı bir çocukluk dönemi geçiren Aliya Avrupa tarihini bilen dolayısıyla onların bakışını sezebilen bir yapıdadır. 18-19 yaşlarında Avrupa felsefesinin bütün temel metinlerini okumuştur. O zamanlar Hegel’i takdir edememiştir ama sonraları görüşleri değişmiştir. Üzerinde özel bir etki bırakmış olan metinler Bergson’un Yaratıcı Evrim’i, Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi ve Spengler’in iki ciltlik, Batı’nın Çöküşü eserleriydi.
İslam dinî düşüncesi Doğu ile Batı arasında geliştiği için, bakış açısı geniş perspektiftendir. En yüksek şekli insanda sergilenen ruh- madde birliği prensibinin adı İslam’dır ona göre.’ Hıristiyanlık kurtuluş vaat ediyor ama sadece dâhili kurtuluş; sosyalizmin vaat ettiği kurtuluş ise haricidir.’ der. Aliyaya göre, teori bakımından ne olursa olsun, ister materyalist veya Hıristiyan, ister aşırı veya ılımlı, insan tatbikatta doktrininden birçok şeyi kapı dışında bırakıyor. Gerçek hayatta ne tutarlı materyalist ne de tutarlı Hıristiyan olabiliyor. Materyalistler İslam’ı her zaman sadece dini ve mistik olarak; Hıristiyanlar ise sosyal ve siyasî bir hareket olarak görecektir. Titizlikle baktığımızda ne mistikler ne de akılcılar esas itibarıyla Müslümanlığı kuşatıcı bir biçimde kavramışlardır. Günlük kulluk bilinciyle ilgili şöyle bir değerlendirmede bulunuyor: Din sanki hayvanların yaptıklarına bakın ve tersini yapın; onlar yemekten zevk alırlar, siz ise oruç tutun; onlar çiftleşir, siz ise bundan çekinin; onlar sürü halinde toplanırlar, siz ise inzivaya çekilin… Kısaca, onlar benle yaşarken siz ruhla yaşayın dermiş gibidir.
Ahlak konusunda, aslında iyiliğin bir meziyet olamayacağını, bunun zaten insanda var olması gereken bir özellik olduğunu belirtmiştir. Bu tezini destekleyen örnekler de vermiştir. “Engizisyoncu bir papaz samimi bir dindar olabilir, fakat yaptığı iş ahlaksızlıktır. Kısaca din ve ahlakı birbirinden ayırmak mümkün değildir. Her ikisi birbiri içindir. Begoviç’e göre Kur’an ahlakın iman ile taçlandırılmasını istemektedir. Çünkü iman, ahlakî karakteri düzgün birisinde daha iyi durur.” Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iman etmiş olmazsınız.” sözü bu anlamda ahlakî davranışı öncelemektedir. Yani Kur’an,’ imana gel ki iyi insan olasın demiyor, bilakis iyi insan ol ki iman etmiş olasın.’ diyor. “ Nasıl imana geleyim, imanımı nasıl kuvvetlendireyim?” sorusunun cevabı şöyledir: “ iyilik yap; Allah’ı tefekkür ederek bulmaktansa, iyilik yapıp bulmak daha kolaydır.” Şu halde Ahlak dinin öbür adıdır.”
Sevenleri ona, “Bilge Kral” demişlerdir. Çileli bir halkın ayağa kaldırılış destanını yazan bir lider olarak Aliyaya saygılarımızı sunuyoruz. Buraya kadar onun fikrî yönüne atıfta bulunduk. Bosna- Hersek’in ve Bosnalıların yaşadıkları geniş Aliya külliyatında mevcuttur.